banner421
banner461

Atatürk’ün Ölümü Ve Gizli Vasiyeti


Latif Şimşek

Latif Şimşek

Okunma 15 Kasım 2017, 18:22

ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜ VE GİZLİ VASİYETİ
Bu yıl Mustafa Kemal Atatürk'ün vefatının 89. Yıldönümü.
Türkiye Atatürk'ü coşkuyla anıyor, minnetle anıyor.
Ancak aydın tayfası, kalem erbabı, her 10 Kasım'da yazdıkları beylik cümlelerin ötesine geçmiyor.
Ben Atatürk'le ilgili iki konuda hep aynı düşüncelerimi korudum. Birincisi, Atatürk'ün zehirlenerek öldürüldüğü (En azından bilinçli bir şekilde yanlış tedavi ile ölümünün hızlandırıldığı), ikincisi de Atatürk'ün açıklanmayan gizli bir vasiyeti olduğu.
Bu iki konuda da hem köşe yazısı yazdım, hem de tv programı yaptım.
Bir konu ya da bir iddia hakkında ortaya çok somut belgelerin konulmamış olması, o iddiaların doğru olmadığı anlamına gelmez. “Ateş olmayan yerden duman çıkmaz” ata sözü de tam olarak bunu ifade eder. Yani ateşi gösteremeseniz bile dumanın varlığı, ateşin de varlığına işaret eder.
Atatürk'ün zehirlenmiş olması için de bilinenin dışında (gizli) bir vasiyeti bulunması için de gereğinden çok sebep var.
Atatürk niye zehirlenmiş olmasın ki?
“Az zamanda çok iş başardık” diyen Atatürk'ün çok zamanda çok daha büyük işler yapmasını kimler istememiş olabilir sizce? 
Atatürk'ün ölümüyle, yerinde sayan bir Türkiye, siyasi çalkantılar yüzünden, toplu iğneyi bile yurt dışından ithal eden Türkiye, kimlerin arzuladığı bir Türkiye olabilir?
Atatürk, neden, “Beni Türk doktorlarına emanet edin” demiştir? 
Bu sözün altında, yabancı ya da Türk vatandaşı olduğu halde Türk olmayan doktorlara bir güvensizlik yattığını aramak çok mu yanlış olur? Bugün tıp adamları o dönemde Atatürk'e yapılan tedavinin yanlışlığını ayan beyan ortaya koyuyor. Bir insanın bedeninin kaldıracağı “kinin” in (O dönemde sıtma hastalığı için kullanılan bir tür doğal ilaç) 10 katının Atatürk'e verilmesinin O'nun karaciğerini iflas ettireceğini zamanın doktorlarının bilmiyor olması mümkün mü? Hepsinin ötesinde, hiç kimsenin bilmediği bir tür zehirle (Etkisini uzun zamana yayarak gösteren bir tür zehir) Atatürk öldürülmüş olamaz mı? 
İnönü'yü başbakanlıktan azledip yerine Celal Bayar'ı getirmesinin ardından, Atatürk, İnönü'nün dışında başka kimleri ürküttü? Atatürk hayatta olduğu sürece, Türkiye'de nefes almaları imkansız kimler vardı? Mesela, Atatürk'ün kapattığı Mason Locaları'nın, ölümünün hemen ardından, İnönü tarafından serbest bırakılmış olmasını es mi geçmeliyiz? Mason Locaları'nı Atatürk niye kapatmıştır, İnönü niye tekrar açmıştır? Bu soruyu sormayacak mıyız? Atatürk'ün doktorları arasında Masonların bulunup bulunmadığını araştırmaya kalkıştığımızda “paranoya” ile mi suçlanacağız?
Atatürk'ün gizli vasiyetine gelince; Böyle bir vasiyetin varlığını devletin üst kademesinde kimse inkar etmedi. Onaylanmadı belki ama iddialar karşısında hiç kimse, “Böyle gizli bir vasiyet yok” da demedi. Gizli vasiyetin olduğunu iddia edenler, bu vasiyetin 12 Eylül Darbesi sonrasında Evren tarafından ya yok edildiğini ya da saklandığını öne sürüyor. Gerekçe ise, Atatürk'ün vasiyetinde, “Hilafetin yeniden tesisi” gibi, günümüz laiklerinin hoşuna gitmeyecek bazı maddeler olması. Atatürk'ün bilinen resmi vasiyeti beş cümlelik bir yazıdan ibaret ve İsmet İnönü'nün çocuklarına eğitimleri için maaş bağlanmasını ve İş Bankası'ndaki hisselerinin akıbetini içeriyor. (Ki bu da çok manidar bulunuyor. Atatürk'ün İsmet İnönü'nün öldüğüne inandığını söyleyenler var. Aksi halde, çok zengin bir insan olan İnönü'nün çocuklarına eğitim için maaş bağlanması mantıklı gelmiyor). Atatürk gibi bir liderin, siyasi bir vasiyeti olması gerekmez mi? En azından temennilerini içeren, Türk Milleti'ne seslenen, sonraki siyasetçilere tavsiye niteliğinde birkaç cümle vasiyetinde yer almaz mı? Hangi Atatürkçü, hangi Türk insanı buna inanır?
Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Atatürk'ü zehirleyenlerin FETÖ'yü destekleyen güçler olduğunu söylemişti. Fetö'yü kimler destekliyor peki? Belli değil mi? Osmanlı'yı parçalayanlar, Ortadoğu'yu paramparça edenler, Türkiye'yi üçe-beşe bölmek isteyenler! Metin Külünk'ün yorumu/iddiası son derece mantıklı. Menderes'i kimler gönderdi idam sehpasına? Aynı güçler. Özal'ı son döneminde hedefe koyanlar farklı mıydı? Bölgesel bir güç olma iddiasındaki Özal, aynı zamanda Türk devletlerini bir araya getirmeye çalışıyordu. Başkanlık sistemi ile Türkiye'yi, koalisyonlara/istikrarsızlıklara mahkum olmaktan kurtarma düşüncesindeydi. Erbakan'ı 28 Şubat ile tahttan indiren iradenin TSK olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ecevit neden gitti peki? Türkiye'nin çıkarları konusunda tek adım geri atmaması olabilir mi? 
Ve şimdi Erdoğan.
Aynı güçlerin hedefinde. Ama bir farkla. Hatta birkaç farkla. Birincisi, ardındaki halk gücünü 15 Temmuz'da ispatladı. İkincisi çok iyi bir kriz yöneticisi. Üçüncüsü, diğerlerine göre, düşmanın ayak seslerini çok iyi duydu ve duyuyor. Korkmadı, korkmuyor! Menderes, Özal, Erbakan, Ecevit daha çaresizdi. Erdoğan, sırtını halka dayamanın en geçerli çare olduğunu biliyor ve öyle yapıyor. Halk da artık eski halk değil. Provokasyonun, ayak oyunlarının, tezgahın, yalan haber ve algı operasyonlarının ne anlama geldiğini biliyor. Bir cem evi taşlandı ya da bir cami kundaklandı diye, sokağa dökülüp, Türkiye'ye operasyon çekmek isteyenlerin ekmeğine yağ sürmüyor. “Hadi oradan” diyor.
Dolap şimdi de Suudi Arabistan'da dönmeye başladı.
17-25 Aralık Darbe girişimi gibi Arabistan'da da yumuşak karından daldılar. Yolsuzluk operasyonları diyorlar. Ama, aslında muhaliflerin devre dışı bırakıldığı görülüyor. Acaba yeni tezgah, Arabistan ve İran'ı savaştırıp, İsrail'i de dahil ederek, İran'ı tarihe gömmek mi? Amerika, şimdiden, Yemen'den Arabistan'a fırlatılan füzelerde İran izini ifşa etti. 
Arabistan Veliaht Prensi bir de “Ilımlı İslam” dan söz ediyor. Bize, FETÖ nedeniyle yabancı olmayan bir terim. Bin yıldan fazla katı bir gelenek anlayışı İslam dışı töre ile halkını yöneten Arabistan'ın, “Ilımlı”- lıktan bahsetmesi son derece ilginç değil mi? Hele hele bu gelişmelerin, ABD ve Arabistan arasındaki çok samimi günlere denk gelmesi de başka bir konu.
Sonuçta artık hiçbir şey saklı-gizli değil. Batı'nın, Haçlı dünyasının emelleri gün gibi ortada. Önemli olan diğer İslam Ülkeleri'nin Erdoğan kadar cesur ve kararlı olup olmayacakları. Göreceğiz.


 
Yükleniyor...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.