DİN İSTİSMARCILARI VE ÖZELLİKLERİ


Hüsrev Öndegelen

Hüsrev Öndegelen

Okunma 01 Haziran 2020, 17:42

DİN İSTİSMARCILARI VE ÖZELLİKLERİ

Hz. Peygamber (s.a.s.), İslam dinini tebliğ ettiği süreçte üç tür insan tipiyle karşılaşmıştır.Bunlardan birincisi, onun getirdiği vahye gönülden inanan ve samimi bir şekilde onun çizdiğiyolda yürümeye çalışan müminler.

İkincisi, vahyi inkar ederek ona açıktan cephe alan vedüşmanca tavır sergileyen kafirler.

Üçüncüsü de vahyi gerçekte kabul etmediği halde zahirdekabul eden ve İslam toplumunu içeriden yıkma amacı güden münafıklar.

Asr-ı saâdetten günümüze kadar var olan ve olmaya devam edecek olan bu üç tipdenmünafık tipinin teşhis edilmesi, İslam toplumlarının selameti açısından elzemdir. Bunun içinKur’an-ı Kerim’in münafıklarla ilgili ayetlerine ve siyer ve hadis kaynaklarında Hz.Peygamber’in (sav) onlarla mücadelesine bakmak yeterlidir. Söz konusu ayetlere ve asr-ısaadette yaşanan olaylara topluca bakıldığında münafıkların temel amacının,

  1. vahyiküçümsemek,
  2. Hz. Peygamber’in otoritesini sarsmak,
  3. Müslümanları birbirine düşürmek,
  4. Düşmanla işbirliği yaparak Müslümanların mağlup olmasına çalışmak,
  5. Hz. Peygamber’in şahsıve ailesiyle ilgili iftiralar atmak ve daha türlü desiselere başvurmak suretiyle İslam toplumunuiçerden çökertmek olduğu net bir şekilde görülecektir.

Müslümanların zayıf düşmesi genellikle dahili düşmanların tesiriyle olmuştur

İslam tarihi bize göstermiştir ki; Müslümanların zaafa düşmesi ve sahip oldukları devletlerinyıkılması, harici düşmanlar sebebiyle olmamış, Müslümanları birbirine düşürerek fitne ortamı yaratan dâhili düşmanların hile ve desiseleriyle olmuştur.

Bu nedenle İslam ümmetinin bekasıve selameti için bize düşen; tarihi olaylardan ders çıkararak haricî düşmanlarla nasıl mücadeleediliyorsa bizden görünüp haricî düşmanların güdümünde hareket ederek İslam’ı içerdenyıkmaya çalışan din tahripçileriyle mücadele etmektir.

Fakat münafıkların ikiyüzlü karakteri,ilkesiz duruşları, sinsi ve göstermelik tavırları onlarla mücadeleyi zorlaştırmaktadır. Dolaysıylabu mücadeleyi sağlıklı bir şekilde yürütebilmek için nifak hareketlerinin temel karakteristiközelliklerini çok net bir şekilde tespit ve tahlil etmemiz gerekmektedir. Aksi takdirde bu sinsidüşmanla mücadelede başarılı olunması mümkün değildir.

Din İstismarcılarının Karakteristik Özellikleri

A. Amaçları Allah’ın Rızasını Kazanmak Değildir

Malumdur ki, bir Müslüman için en yüce gaye, Allah’ın rızasına nail olmaktır. Allah Teâlâ,Kur’an-ı Kerim’de bu gerçeğe şöyle işaret etmiştir:“Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara içinde ebedî olarak kalmak üzere altından ırmaklarakan cennetler ve adn cennetlerinde güzel meskenler vaad etmiştir. Allah’ın rızâsı ise hepsindenbüyüktür, işte büyük bahtiyarlık da odur.” (Tevbe, 10/72)

Ancak dini istismar davasını güden kişiler için böyle bir maksat yoktur. Onların bütün gaye ve

maksatları, ya şahsî menfaatleri temin ya da İslam’ı yanlış anlatmak ve İslam’a aykırı işleryapmak suretiyle Müslümanlar arasına nifak ve ayrılık sokmaktır.

B. Dünyevî Kazanımları Önemserler ve Allah Yolunda Risk Almazlar

Uhrevî kaygıları olmayan din istismarcıları, siyasî iktidarı ele geçirme, toplumu yönlendirme,insan kaynağı oluşturma ve ekonomik güç devşirme gibi dünyevi kazanımları önemserler vegayretleri tamamen bunlaradır. Bu kazanımları elde etmek için meşru-gayrimeşru her türlü yolve yönteme başvurmaktan geri durmazlar. Tarihte olduğu gibi günümüzde de İslam’ı insanlaratanıtma gayesiyle yola çıkan din istismarcılarının aslında gerçek amacının siyaset ve ticaretolduğu acı tecrübelerle müşahede edilmiştir.

Din istismarcıları, Allah’ın kesin emir ve yasakları konusunda taviz vermekten geri durmazlarve bedel ödemeyi göze almazlar. İslam dininin yücelmesi için dünyalıklarından vekonforlarından vazgeçmezler ve türlü bahaneler uydurarak zorluk zamanlarında Müslümanlarlaberaber hareket etmezler. Aslında bu tutum bizlere yabancı değildir. Zira Medine’deki münafıklar da aynı hareket tarzını benimsemişlerdir.

Allah Teâlâ onların bu menfaatperesttutumunu şöyle haber vermektedir:“İçinizden bazıları vardır ki (cihad konusunda) pek ağırdan alırlar. Eğer size bir musibet erişirse‘Allah bana lütfetti de onlarla beraber bulunmadım” der. Eğer Allah’tan size lütuf erişirse sankisizinle onun arasında bir sevgi yokmuş gibi ‘Keşke onlarla beraber olsaydım da ben de büyükbir başarı kazansaydım’ der.” (Nisa, /72-73)

Camiye Alternatif Çekim Merkezleri Oluştururlar

Camiler, Müslümanların ibadet için bir araya geldiği, sevinç ve acılarını paylaştığı, ümmetinbirlik ve beraberliğinin tezahür ettiği mekânlardır. İslam tarihi boyunca çok önemlifonksiyonlar icra eden camiler, Müslümanların kardeşçe aynı kıbleye yönelerek ibadet etmesinisağlayan vahdet merkezleri olmuştur. Farklı mezheplere, meşreplere mensup Müslümanlarcamide omuz omuza vererek aynı Allah’a yönelmiştir. Bundan dolayı dini istismar edenörgütlerin ilk yaptığı şey, eline geçirmek istediği kişiyi çeşitli bahaneler üreterek camidenuzaklaştırmak olmuştur. Camiden koparılarak İslam’ın ana yolundan uzaklaşan bir Müslüman,camiye alternatif mekanlarda dini tahrip etmeye çalışan din istismarcılarının kucağına düşebilirve “İslam’a hizmet ediyorum” zannıyla İslam düşmanlarının bir piyonu haline gelebilir.

D. Ayet ve Hadisleri Kendi Batıl Anlayışları Doğrultusunda İstismar Ederler

Din istismarcıları için ayet ve hadisler, İslamî ilimlerin usulü çerçevesinde anlaşılması veyorumlanması gereken dinî metinler değil, kendi heva ve heveslerine göre tevil hatta tahrifedilmesi gereken manivelalardır. Tarih boyunca dini tahrip etmek isteyen kişi veya yapılar,farklı amaçlarla ayet ve hadisleri istismar etmişlerdir. Örneğin, din istismarcıları, kendisininveya başında bulunduğu yapının Allah tarafından desteklendiği iddiasını ispat için ayetleriistismar etmişler; bazı ayetlerin ya doğrudan ya da dolaylı olarak kendilerine veya başındabulundukları yapıya işaret ettiğini veya onları müjdelediğini iddia edebilmişlerdir. HalbukiKur’an-ı Kerim’den herhangi bir ayetin, doğrudan bir gruptan veya bizzat bir şahıstanbahsettiğini ancak Allah Resulü’nün beyanıyla bilmek mümkündür. Bunun imkanı ise AllahResulü’nün vefatıyla birlikte ortadan kalkmıştır. Şu halde ayetlerdeki ifadelerin, kesin birüslupla sadece bir şahsı veya bir grubu tanımladığını, övdüğünü iddia etmek Kur’an-ı Kerim’inevrensel mesajını tahrif etmektir.

Dinî metinlerin diğer bir istismar şekli de dini istismar eden çevrelerin kendi icraatlarınımeşrulaştırmak ve fikirlerini hâkim kılmak amacıyla âyetleri keyfî olarak yorumlamaları, bazısahih hadisleri görmezden gelirken bazı zayıf ve mevzu hadislere tutunmalarıdır.

Burada ayetve hadisler, din istismarı yapan şahıs ve gruplar için sadece birer araçtır. Dünyevi birtakımmaslahatlar için ayet ve hadisleri istismar edenler için Allah Resulü şöyle buyurmuştur:“Dini dünyaya alet eden insan ne kötüdür! Arzu ve isteklerinin kendisini saptırdığı insan nekötüdür!”(Tirmizî, “Sıfatü'l-kıyâme”, 17)

E. Hakikatin Kendi Tekellerinde Olduğunu İddia Ederler

Dini istismar eden yapıların önemli bir özelliği de kendi dini anlayışlarını mutlak hakikat kabulederek diğer anlayışları hatalı ve batıl kabul etmeleridir. Bu anlayış, aslında müntesiplerine“Bize tabi olanlar, hakikate tabi olur ve ebedi kurtuluşa erer. Bize tabi olmayanlar ise batılyoldadır ve ebedi kurtuluşu garanti değildir.” düşüncesini empoze etmek içindir. Bu düşünceyeinanan kişiler de –maalesef- bu yapıların mahkûmu olmaktadır. Hâlbuki dinimiz böyle birhakikat tekelciliğini asla kabul etmemektedir. İman esaslarına gönülden inanmış ve gücü yettiğince Allah’ın emirlerine uyan ve yasaklarından kaçınan her Müslüman, ebedi kurtuluşaerecektir. (Hüseyin ARI, Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı)

Yüce Dinimizi,dini değerlerimizi, her dönemde istismar eden kişiler, guruplar ve örgütler olmuştur ve olacaktır.Bizler bütün bu istismar hareketlerine karşı toplumumuzu ve genç nesillerimizi, dinin aslı kaynaklarından süzülmüş peygamberi yöntemi esas alan sahih dini bilgiye sahip toplumlar ve nesiller olarak yetiştirmeliyiz.

Ümmetin birlik ve bütünlüğünden taviz vermeden fitne ve şer odaklarına prim verecek tutum ve davranışlardan uzak durmalı, Hakkı hak bilip ona ittiba etmeli batılı batıl bilip ondan içtinap etmeliyiz.

HÜSREV ÖNDEGELEN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.