banner421
banner461
banner195

Nevşehir'de, "Nebevi Ufuk'ta İlmin Anlam ve Önemi" Konferansı

Hadis Yılı projesi kapsamında Muhammed Emin Yıldırım Hocamız, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesinde, "Nebevî Ufukta Gençliğin Değeri ve Önemi" konulu konferans verdi.


banner143
banner134
Siyer Vakfı Başkanı Muhammed Emin Yıldırım Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Damat İbrahim Paşa Salonunda “Nebevi Ufukta Gençliğin Değeri ve Önemi” temalı konferans verdi.

Sözlerin en güzeli olan Kur’an-ı Kerim tilaveti ile besmelesi çekilen programda konuşan Muhammed Emin Yıldırım Hocamız Nevşehir’de 18 Sivil Toplum Kuruluşunun düzenlemiş olduğu programda “Nebevi Ufukta Gençliğin Değeri ve Önemi”konusunu işledi.

 "Nebevî Ufukta İlmin Anlam, Önem ve Değeri" konulu konferansa AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, AK Parti Nevşehir İl Başkanı Av. Mustafa Rauf Yanar, Merkez İlçe Başkanı Edip Avşar, STK Temsilcileri, öğretmen, öğrenci ve çok sayıda vatandaş katıldı.


TBMM Divan Katip Üyesi AK Parti Nevşehir Milletvekili Mustafa Açıkgöz, Konferans öncesinde yaptığı konuşmasında; “Nebevî Ufuk’ta İlmin Anlam ve Önemi”ni ilimin ve bilimin yuvası Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi'nde bir kez daha vurgulama fırsatımız oldu. Marka şehir Nevşehir için ilimin önemini biliyor; bilimsel anlamda da hep birlikte çalışıyoruz." dedi.

Siyer Vakfı Başkanı Muhammed Emin Yıldırım “İslamda İlmin Önemi” Konferansında Nevşehirlilere Konuştu.


Yüce dinimiz İslam, ilme, ilim öğrenme ve öğretmeye büyük önem vermiştir. Zira ilim, sadece sahibine değil, insanlara ve tüm canlılara sayısız faydaları bulunan eşsiz bir hazinedir. Bundan dolayıdır ki, ilim sahipleri Kur’an-ı Kerim’de, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) buyrularak övülmüştür.
 
İnsanın kendisine lazım olacak doğru, iyi ve güzel olan şeyleri, kendisine zarar verecek şeyleri bilmesi, bir iş ve meslek sahibi olması ve böylece dünyada huzurlu ve mutlu olabilmesi ilim öğrenmesiyle mümkündür. Yine insanın Allah’ı tanıyabilmesi, O’na hakkıyla kul olabilmesi ve ahiret hayatını kazanabilmesi de ilim öğrenmesine bağlıdır. Kur’an-ı Kerim’de, insanlar içinde Allah’a karşı derin saygı duyan ve O’ndan gereği gibi korkanların âlimler yani bilgi sahibi kimseler olduğu bildirilmiştir. (Fâtır, 35/28)
 
İlim öğrenmek ve öğretmekle meşgul olan kimseler Allah katında üstün bir yere sahiptirler. Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: “Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin.”(Mücâdele, 58/11) Hz. Peygamber (s.a.s.) de öğrendiği ilimle amel eden ve onu başkalarına öğretenlerin gıpta edilmeye layık kimseler olduğunu bildirmiştir.(Buharî, İlim, 15)
 
İnsanın bildiklerini başkalarına öğretmesi dinimizde en büyük iyilik ve infak olarak kabul edilmiştir. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Bilmeyenlere ilim öğretmek sadakadır. Sadakanın en faziletlisi de bir Müslüman’ın ilim öğrenmesi ve başkalarına öğretmesidir.” (İbni Mâce, Mukaddime, 16)  Bu öğrenci yetiştirmek şeklinde olabileceği gibi kitap yazmak, vaaz ve konferans vb. yollarla da mümkündür. Bu gibi ilmî faaliyetler kişinin öldükten sonra bile amel defterinin kapanmamasına ve sevap kazanmasına vesile olan bir sadaka-i cariyedir. (Müslim, Vasiyyet, 14)
 
İlim ancak okumakla, eğitim ve öğretimle elde edilir. Bunun için de bir öğretmene ihtiyaç vardır. İnsanoğluna bilmediği her şeyi öğreten Yüce Allah’tır. (Alak, 96/5) Bunun içindir ki, öğretmenlik kutsal bir görevdir. Hz. Peygamber (s.a.s.) de bir öğretmendi. Efendimiz (s.a.s.) bunu bizzat kendisi şöyle ifade buyurmuştur: “Ben, ancak bir muallim olarak gönderildim.”(İbn Mâce, Mukaddime, 17) Allah Resûlü’nün en belirgin özelliklerinden biri tebliğ yani eğitimciliğidir. Hz. Peygamber (s.a.s.) Allah’tan aldığı mesajları aynen insanlara ulaştırmış, dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmaları için onlara rehberlik etmiştir.
 
Hz. Peygamber (s.a.s.), Allah’tan aldığı tebliğ görevini, tamamen bir eğitim-öğretim faaliyeti olarak yerine getirmiştir. Kur’an’da, “Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten, ayrıca bilmediklerinizi de öğreten bir peygamber gönderdik.” (Bakara, 2/151) buyrularak, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in eğitici ve öğreticilik yönüne vurgu yapılmıştır.
 
Yüce Allah’ın ahlâkını övdüğü (Kalem, 68/4) ve “en güzel örnek” (Ahzâb, 33/21) olarak insanlığa takdim ettiği Hz. Peygamber (s.a.s.)’in öğreticilik özelliğinden başta anne-babalar olmak üzere her kademedeki eğitim gönüllülerinin örnek almaları ve O’nu rehber edinmeleri gerekmektedir. Zira O (s.a.s.), içinde bulunduğu son derece zor şartlara rağmen cahiliye devrinin medeniyetten uzak insanlarını eğitmiş, onları bilgiyle, güzel ahlak ve medeniyetle buluşturmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) uyguladığı eğitim-öğretim usulleriyle çok kısa bir sürede insanların gönüllerini fethetmiş, getirdiği din dalga dalga dünyaya yayılmıştır.
 
Her milletin hedefi hem maddî, hem de manevî bakımdan iyi nesiller yetiştirmektir. Geleceğe güvenle bakmanın tek çıkar yolu budur. Yarınlarımızı emanet edeceğimiz sevgili yavrularımızın eğitimini üstlenen öğretmenlerimiz bu manada kutsal bir görevi yerine getirmektedirler.
 
İslam dininin eğitim-öğretime verdiği önemden dolayı, tarih boyunca Müslümanlar ilim adamlarına ve öğretmelere büyük değer vermişler, onlara son derece saygı ve hürmet göstermişlerdir. Bilgi sahibi olmalarında emeği olan bu saygıdeğer insanlara minnet ve şükran duygularını her fırsatta dile getirmişlerdir. Hz. Ali (r.a.), “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözüyle bunu en güzel şekilde ifade etmiştir.


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.