banner461

Tarihteki Kara Leke “Hocalı Katliamı” 28. Yıldönümünde NEVÜ’de Anıldı

26 Şubat 1992 yılında Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesi Hocalı Kasabasında Ermeniler tarafından soykırıma uğrayan Azeri Türkleri, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ)’de düzenlenen bir dizi programla anıldı. Düzenlenen Programa Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Tarih Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Vagif Abışov davetli konuşmacı olarak katıldı.

banner503
Tarihteki Kara Leke “Hocalı Katliamı” 28. Yıldönümünde NEVÜ’de Anıldı
26 Şubat 2020 Çarşamba 17:19

banner143
banner134

Hocalı katliamının 28. yıldönümü dolayısıyla Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (NEVÜ) Türk Dünyası ve Kültür Topluluğu tarafından anma programı düzenlendi. NEVÜ Kültür ve Kongre Merkezinde düzenlenen programa; NEVÜ Rektörü Prof. Dr. Mazhar Bağlı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erdoğan Çiçek, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Abdullah Şengül, Nevşehir İl Göç İdaresi Müdürü Akif Doksar, Türk Eğitim Sen Nevşehir Şube Başkanı Tayfur Urgenç, NEVÜ Tarih ve Kültür Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Saraç, üniversitenin akademik ve idari personeli, öğrenciler ve davetliler katıldı.

Program, Hocalı katliamında hayatını kaybedenler ve tüm şehitler için bir dakikalık saygı duruşu ve akabinde Ulusal Azerbaycan Marşı ile İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Azerbaycan uyruklu Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Turizm Fakültesi 4. Sınıf öğrencisi Azerbaycan Nevşehir Öğrenci Temsilcisi Orhan Ağaverdiyev’in konuşmasıyla başladı. Ağaverdiyev, bundan 28 yıl önce insanlık tarihinin en karanlık sayfalarında yerinini alan ve çok büyük acıların yaşandığı ‘Hocalı Katliamı’nda yaşananları katılımcılar ile paylaştı.

Programın açılışında konuşan NEVÜ Tarih ve Kültür Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Saraç, Türklerin tarih boyunca hiç bir şekilde soykırım uygulayan bir millet olmadığını ve soykırım iddialarında bulunan sözde bazı devletlerin ise bu iddialarını kanıtlayamadıkları gibi kendi yaptıkları soykırımları görmezden geldiklerini söyledi.

Saraç, “Ermenistan Türkiye’nin komşu ülkesi. Ama bakmayın komşu ülkesi olduğuna birbirlerine karşı sınırlarını kapatmış yakın ama anlam olarak birbirlerine uzak bir ülkeyiz. Ne bizim topraklarımızda onların konsoloslukları ne de bizim onların topraklarında konsolosluğumuz var. Türkiye’nin Ermenistan’a iki sınır kapısı vardır ama bu sınır kapıları Ermenistan-Azerbaycan toprağı olan Dağlık Karabağ’ı işgal etmesi üzerine Türkiye tarafından protesto amacıyla kapatıldı. Bu durum nasıl gelişti?

Osmanlı İmparatorluğu 1. Dünya Savaşı’nda Batı’da Fransa ve İngiltere ile Doğu Cephesi’nde Rusya ile Güney Cephesi’nde de İngiltere, Fransa ve Ayaklanan bazı Arap kabileleriyle mücadele ediyordu. Tüm bunlar olurken bunu fırsat bilen Ermeniler Rusya ile birleşip Türk köylerinde yaşlı, kadın, çocuk demeden çeteler halinde örgütlenip binlerce kişiyi suçsuz yere katletmişlerdir. Amerika başkanı Vilson’ın yayınladığı beyannamenin 12. maddesinde dağılan Osmanlı İmparatorluğu’nda hangi halk çoğunluktaysa orada kendi devletini kurabilir ifadesi Ermenileri bulundukları bölgelerde Türk nüfusunu azaltarak kendi devletini kurma hayaline sokmuştur. Süreç içinde de isyanlar katliama dönüşmüştür. Osmanlı İmparatorluğu kendi güvenliğini sağlayabilmek için Ermeni nüfusunu toplayıp yine kendi bölgesinde olan ve daha güvenli olduğunu düşündüğü sınırlara yerleştirmek istemiştir. Yani tehcir etmek istemiştir. Yani zorunlu göçe zorlamıştır. Tehcirden önce Osmanlı’nın resmi belgelerine göre Ermeni nüfusu bu topraklarda 1.022.900 bindi. Ermeni Patrikhanesi’ne göre 1.018.000 bin kişi Osmanlı’da yaşıyordu. Oysa Ermenilerin devamlı olarak ileri sürdüğü söylem 1.500.000 kişin Osmanlı Devleti tarafından sözde soykırıma uğratıldığı yönündedir. Ermeniler bu tezleri ortaya atarken bir kere bile Osmanlı arşivlerine bakmamış, ne bize Nazilerin Yahudileri yok etmek için kuruduğu toplama kamplarına benzer toplu mezar gösterebilmişlerdir ne de Sırpların Bosna’da insanları katlettiğine benzer toplu mezarlar gösterebilmişlerdir. Olay bundan ibarettir.

Şimdi tablo buyken Ermenilerin yaptıkları katliama gelince; günümüzde bile Ermeni vatandaşları Hocalı’da yaptıkları insanlık dışı davranışları dedeleriniz bizimkileri öldürdü biz de sizinkileri öldürdük diyorlar.  Öldürmek nedir? İki ordu savaşır. Topla tüfekle ve her iki tarafta can kaybı ve zayiatlar olur. Ancak Hocalı’da Ermenilerin yaptığı vahşet kelimelerle anlatılmayacak kadar, duyguların dile getiremeyeceği kadar acı, adi ve insanlık dışı bir katliamdır. Ermeniler Hocalı’da silahlı kuvvetlere karşı bu eylemleri yapmadılar, silahlı kuvvetlere karşı da yapılmaz. İnsanı öldürürsün iş biter. Ancak bunlar eylemlerini savunmasız insanlara karşı yaptılar. İnsanlık suçunu işlediler. Bunlar insanlıktan nasibini almamış vahşi yaratıklardır.

Halı hazırda Türkiye’de 70 bin kadar Ermeni yaşamakta. Sadece Hatay bölgesinde Ermeni bir köy bile bulunmakta. Yani günümüzde bile Ermeniler Türkiye’de daha rahat yaşayabiliyor. Erivan’a gitseniz her gün polisler sizi durdurur ve pasaport kontrolü yapıyorlar. Onların insanları Türklere karşı nefret duyuyor.

Bunları neden anlatıyoruz sevgili gençler. Biz size Ermenilere karşı nefret duyun ve vakti zamanı gelince bizler de onlara aynısını yaparız diye anlatmıyoruz. Bunları size anlatmamızın sebebi Azerbaycan’daki Türklere yapılanları asla unutmamanız içindir. Çünkü katliam yapan, soykırım yapan vakti zamanı gelince bir daha bir daha yapacaktır. Genlerinde bu duygu var zaten. Bizim gen haritamızda, gen kodlarımızda masum insanlara karşı bu ermeni de olsa bir katliam yapamayız. Silahlı kuvvetleriyle savaşırız gereken dersi veririz zaten. İnancımız gereği ölürsek şehit yaşarsak gazi oluruz. Türklerin egemenlik sürdüğü hiçbir dönem veya devirde silahsız ve savunmasız halka yönelik hiçbir eylemi olmamıştır. Sevgili gençler ecdadınızla övünün. Tarihinizde buna dair en ufak bir leke bulamazsınız. Bundan onur ve şeref duyun” diye konuştu.

Programa davetli konuşmacı olarak katılan Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Tarih Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Vagif Abışov’un ise Hocalı'da, Ermenilerin silahsız insanları öldürdüğü gibi, hamile kadınlara ve çocuklara insanlık dışı işkencelerde bulunduğunu söyledi. Abışov bu insanlık dışı katliama o günlerde tüm dünyanın gözünü ve kulağını kapattığını belirterek, Ermenilerin Azerbaycan’ın Yukarı Karabağ bölgesi Hocalı Kasabasında gerçekleştirdiği soykırımı her daim dile getiren Türkiye’ye desteklerinden dolayı teşekkürlerini sundu.

Abışov’un konuşmalarının ardından NEVÜ Turizm Fakültesi 4. Sınıf öğrencisi Kalender Hanifayev’in şiir dinletisiyle devam eden programda,  Turizm Fakültesi ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi öğrencileri ‘Ayrılık’ adlı tiyatro oyununu sergilediler.

Öğrencilerin bundan 28 yıl önce Ermenilerin Azerbaycan Türklerine uyguladığı insanlık dışı katliamını konu aldığı gösteri katılımcılara duygu dulu anlar yaşatırken, katılımcılar kendilerini sergilemiş oldukları başarılı performanslarından dolayı ayakta alkışladı.

Program, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Tarih Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Vagif Abışov’a NEVÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Erdoğan Çiçek’in teşekkür ederek kendilerine plaket, Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. H. Abdullah Şengül’ün de teşekkür belgesi takdimiyle sona erdi.


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.