banner421
banner447

En Ölümsüz Ölüm


Ömer Ay

Ömer Ay

Okunma 14 Kasım 2017, 09:31

Atatürk’ün 79. ölüm yıl dönümü münasebetiyle Anıtkabir’i 10 Kasım günü 970 bin kişinin ziyaret ettiği açıklandı. Anıtkabir içinde ve çevresinde, gece geç saatlere kadar görülmemiş bir yoğunluk yaşanmıştır. 10 Kasım gecesi saat 22 00 sıralarında on binlerce kişinin izdihamını bizzat görerek müşahede ettim. Ertesi güne de taşan ziyaretçi sayısının 2017 yılında 5 670 000 kişiye ulaştığı, günde ortalama 18 000 bin kişinin ziyaret ettiği göz önüne alınınca bu yıl sayının 6 000 000 kişiyi aşacağı anlaşılmaktadır. Bu bir rekordur; dünyada benzeri ve üzerinden 79 yıl geçtiği halde böylesine ölümsüz bir ölüm yoktur. Türk Milleti Atasına minnet ve şükranını unutmamış, unutmayacağını göstermiştir.
Atatürk’e ölümünün üzerinden 79 yıl geçtiği halde artarak devam eden bu ilgi ve sevginin sebebi nedir acaba? Özellikle AKP iktidarı döneminde Atatürk’ü adeta bir muhalefet partisiymiş gibi hedefe oturtup; 10 Kasım törenlerine hastalık bahanesiyle katılmama, 29 Ekim Cumhuriyet, 23 Nisan Mili Egemenlik ve 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramlarını hafife alma, “İki ayyaş” nitelemesi, Atatürk’ün fikirleri ve yaşantısına hatta muhterem annelerine kadar uzanan çirkin saldırılar ile Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerinden sapmaların ülkemizi getirdiği “beka sorunu” artık milletimiz tarafından görülmeye başlanmıştır.
Yeni Türkiye Masalı ve Yeni Osmanlı fantezileri çökmüştür.
Osmanlı Devleti elbette büyük bir Türk Devletidir; Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı’nın devamıdır. Osmanlı devletini Atatürk değil, Haçlılar yıkmış ve Atatürk Osmanlı’nın enkazından yepyeni bir devlet çıkarmıştır. Atatürk’ün eseri, sadece Türkiye değil, Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Asya’da pek çok Müslüman ülkenin de istiklal ve bağımsızlığının ilham kaynağıdır.
Kur’an-ı Kerim’in Elmalılı Hamdi Yazır’a mealini yazdıran, Kütübü Sidde’yi Türkçeleştiren, Diyanet İşleri Başkanlığı ile İlahiyat Fakülteleri ve İmam Hatip Okullarını açan da Atatürk’tür. Milletimizi okur-yazar yapan da dinini öğreten de Atatürk’tür. Bugün İslam Ülkelerinde olduğu gibi mezhep çatışmaları bizim ülkemizde yaşanmıyorsa bunun sebebi laikliktir. Ülkemizin bu günkü siyasi, sosyal, kültürel ve ekonomik gelişmelerinin tamamının temeli Atatürk tarafından atılmıştır.
Misak-ı Milli konusunda da bilgi kirliliği yaşanmaktadır. Misk-ı Milli, sınır demek değil “Milli Ant” demektir. Osmanlı Coğrafyasında, Türkçe konuşanların çoğunlukta olduğu bölge ve illerin Türkiye sınırları içine alınmasını sağlama yeminidir. O dönemin imkan ve şartları ölçüsünde bu günkü sınırlarımız kurtarılmıştır. Hatay Atatürk’ün ölüm döşeğinden kalkarak kurtardığı son vatan parçasıdır. Osmanlı döneminde verilerek uzun yıllar İngiliz hakimiyetinde kalan Kıbrıs, Rum nüfus çoğunluğuna rağmen DP döneminde imzalanan Londra anlaşmasıyla kazanılan garantörlük hakkına dayanılarak 1974 de Barış Harekatı ile kurtarılmıştır. AKP döneminde ise Türkiye’yi büyütme iddialarına rağmen ilk toprak kayıpları yaşanmış Süleyman Şah Türbesinin yer aldığı Caber Kalesi taşınmış; Eğede bize ait olan adalar, Yunan işgaline terkedilmiştir. Osmanlı Bakiyesi denilerek Irak ve Suriye aleyhine büyüme ve genişleme iddialarına, Barzani’yi ilhak ve Şam’da Emevi camisinde namaz kılma hayallerine karşın güney sınırlarımızı koruma adına Çin seddini andıran duvar örülmektedir. Çin seddini yaptıran milleti, sınırlarını koruyabilmek için set yapmak mecburiyetine sürükleyenler utansın. Batı Trakya ve Selanik ile Musul, Kerkük, Halep gibi Türklerin meskun olduğu iller de kurtarılmak ve milli sınırlara katılmak için yeni Atatürkler beklemektedir. Ne Mutlu Türk’üm Diyene! Ömer Ay
banner446
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.