banner177
banner195

Çocuk İstismarı Bir Halk Sorunu

Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği Şube Başkanı Hulusi Eryılmaz, "İstismar yalnız aileleri değil, toplumu, sosyal kuruluşları, yasal sistemleri, eğitim sistemini ve iş alanlarını da etkileyen bir halk sorunudur" dedi.

Çocuk İstismarı Bir Halk Sorunu

banner143
banner134

 NEVŞEHİR(MHA) Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği Şube Başkanı Hulusi Eryılmaz, "İstismar yalnız aileleri değil, toplumu, sosyal kuruluşları, yasal sistemleri, eğitim sistemini ve iş alanlarını da etkileyen bir halk sorunudur" dedi. 

Eryılmaz, çocuğun cinsel istismarına karşı çözüm yollarına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, son yıllarda cinsel istismarlarda artış olduğunu söyledi.

Çocuk istismarının, karmaşık nedenleri ve trajik sonuçları olan, tıbbi, hukuki, gelişimsel ve psiko-sosyal kapsamlı ciddi bir sorun olduğunu kaydeden Dünya Çocuk ve Gençlik Derneği Nevşehir Şube Başkanı Hulusi Eryılmaz açıklamasında "İstismar yalnız aileleri değil, toplumu, sosyal kuruluşları, yasal sistemleri, eğitim sistemini ve iş alanlarını da etkileyen bir halk sorunudur. Çocuğa cinsel taciz anne, baba, üvey anne, baba, kardeş, akraba, öğretmen, komşu veya herhangi bir yabancı kişi tarafından yapılabilir. İstismarcı, çocuğa yabancı biri olabileceği gibi genellikle çocuğun bildiği çevrede yaşayan kişi ya da toplumda saygın ve sevilen birisi de olabilir. Dış görünüşünün ardında çekingen, kendine güveni ve saygısı olmayan birisi yatar. Erişkinlerle ilişki kurmakta zorlanır, başkalarının üstünde güç gösterilerine ihtiyaç duyduğu için kurbanlarını çocuklardan seçer ve çocuğu incittiğini, zarar verdiğini kabul etmez. Çocuklar hikaye uydurmak için gereken cinsel deneyime sahip değildirler, inanılmalı ve ciddiye alınmalıdır. İstismara uğramış bir çocuğa yaklaşımda en önemli unsur çocuğun daha fazla zarar görmesini engellemektir. İstismar ile karşılaşmış olan çocuğun tekrar tekrar sorgulanıp muayene edilmesi istismarı yinelemiş olur. Bu nedenle istismara maruz kalan çocuklara rahatsız olmayacağı bir ortamda olanağı varsa ilgili uzmanlarca tek bir öykü alınması ve tek bir muayene gerçekleştirmesi en uygundur. 
Çocuğa güvenmek, onu suçlamamak, damgalamamak, olumlu tutum sergilememek, yüz ve ses tonuyla yargılayıcı olmaktan kaçınmak önemlidir. Tanı oluştuğunda en kısa sürede adli rapor yazılmalıdır. Adli raporun yazılması hukuksal sürecin başlaması anlamına gelir ki bu da yargılamanın yolunu açar. İstismarın gerçekleşmesi durumunda zararın hafifletilmesi durumunda yinelenmesini önleyici, tedavi edici ve rehabilite edici çalışmaların yapılması gerekir. İstismara uğrayanlarla birlikte istismar edenlerinde tedavi ve rehabilite edilmeleri gerekir. Çocukları şiddetten korumada doktor başta olmak üzere diğer sağlık çalışanları ve pek çok meslekten insanların çabası gereklidir. Travma yaşamış çocuklar ve ailelerine rehberlik ve rehabilitasyon hizmetleri verebilmek için içerisinde istismar görmüş çocuğun tedavi ve rehabilite edecek çalışmaların yürütebileceği, yataklı ve ayakta rehabilitasyon hizmeti verecek, çocuk, aile ve topluma yönelik çalışmaların uygulamaya konacağı tam donanımlı ve gerektiğinde uzun süreli rehabilitasyon çalışmalarının yapılabileceği ve çocuk ihmal ve İstismarı Acil Müdahale ve Rehabilitasyon Merkezi olarak tanımlayabileceğimiz her ilde çocuk koruma merkezleri kurulmalı ve bu konuda zorunluluk getirilmelidir. Çocukların kendini koruma becerilerini artıracak yapılandırılmış eğitimler; anaokulu ve okullarda eğitimin içine zorunlu olarak yerleştirilmelidir. Ensest'e yönelik cezalar ağırlaştırılmalıdır. 18 yaşın altındaki herkes çocuk kabul edilerek TCK 104'te geçen 'şikayet üzere' ifadesi kaldırılarak çocukla cinsel ilişkide bulunanın cezalandırılmasında şikayet şartı aranmamalıdır. Çocuğu koruma amaçlı yasaların tanımlanmasında ve yaptırımında mevcut yasal düzenlemeler, caydırıcılık ve koruma ilkesi ön plana çıkarılarak yeniden oluşturulmalıdır. TCK103/3 de ceza miktarını ağırlaştırmada fail vasıfları sayılmış olmakla evlatlık, kardeş, Koruyucu Aile kanun maddesine eklenmelidir. Cinsel istismara uğrayan her çocuğun ruh sağlığı bozulduğu kabul edilerek yargı süresince adli tıp raporu alma zorunluluğu kaldırılmalıdır." dedi.


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.