banner177
banner195

Değerlendirme Değil Eleştiri Bombardımanı

Eğitim-İş Sendikası Nevşehir İl Başkanı Mustafa Malkoç’un eğitim değerlendirmelerinde adeta eleştiri bombardımanı yer alıyor.

Değerlendirme Değil Eleştiri Bombardımanı

banner143
banner134
NEVŞEHİR(MHA) Eğitim-İş Sendikası Nevşehir İl Başkanı Mustafa Malkoç’un eğitim değerlendirmelerinde adeta eleştiri bombardımanı yer alıyor.

Malkoç geçtiğimiz eğitim öğretim dönemini değerlendirirken; “Eğitim biliminin en temel ilkelerine aykırı düzenlemelerde ısrarını sürdüren Milli Eğitim Bakanlığı, 2014-2015 eğitim-öğretim yılında da eğitimi niteliksizliğe ve düzensizliğe sürükleyerek çocuklarımızın geleceği ile oynamıştır. AKP iktidarının cumhuriyetimizin 90 yıllık eğitim birikimini yok sayarak uygulamaya koyduğu 4+4+4 düzenlemesi, daha üçüncü yılında yalnız eğitim açısından değil, içerdiği amaçlar ve yaratılmak istenen insan modeli yönünden de tam bir yıkım yasasına dönüşmüştür. Eğitimde yıllardır acil çözüm bekleyen sorunları bir tarafa bırakan Milli Eğitim Bakanlığı, “dindar ve kindar nesil” yetiştirme hedefine uygun olarak dini eğitimi yaygınlaştırmaya çalışmıştır. Her okulda mescit açma zorunluluğunun getirilmesi, anaokulu dahil ortaokullarda ve liselerde başörtüsünün serbest bırakılması, AİHM’nin zorunlu din dersleri ile ilgili kararına rağmen 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan tavsiye kararıyla seçmeli din derslerinin ilkokul 1, 2 ve 3. sınıflar ve anaokullarında dayatılması, okulların imam hatibe dönüştürülmesinden istenen sonuç alınamaması üzerine normal okullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme uygulamaları, belirli gün ve haftalara dini günlerin eklenmesi ve 19. Milli Eğitim Şurası’nda alınan kararlar, eğitimin “tek din, tek mezhep” anlayışına göre nasıl biçimlendirildiğini ortaya koymuştur. Karma eğitim fiilen ortadan kaldırılmaya çalışılmış birçok okulda, kız ve erkek öğrenciler ayrılmış, erkek öğrenciler sabahçı, kız öğrenciler ise öğlenci olarak eğitim görmüştür. Yine Osmanlıcanın okullarda zorunlu olarak okutulması tartışmaya açılmış, alfabede yapılan devrime karşı bir konum alınmıştır. Başta öğretmen yetiştirme problemleri olmak üzere, personel istihdam sorunları, derslik açıkları, fiziki ortam yetersizlikleri, kalabalık sınıflar, öğretmensiz okullar, bilimsellikten, sanattan, spordan uzak programlar ve plansız uygulamalar sonucunda sorunlar katlanarak artmış, eğitim sistemimiz çökertilmiş, eğitim emekçileri, öğrenciler ve veliler mağdur edilmiştir. AKP iktidarı 2014-2015 Eğitim Öğretim Yılında da eğitim sistemimizi bir yandan gericileştirme öte yandan da tam bir işletme mantığıyla ticarileştirme ve yerelleştirme çalışmalarını hızla sürdürmüştür.

Okulöncesi Eğitim Gözden Çıkarıldı

Zorunlu ilköğretime başlama yaşının bir yıl erkene alınması, okulöncesi eğitimin zorunlu eğitimin dışına çıkarılması çocuğun gelişim ve eğitimine ilişkin olumsuz sonuçlarını kısa sürede ortaya çıkarmıştır.

2011-2012 eğitim öğretim yılında, 5 yaş grubunda okulöncesi eğitimde okullaşma oranı % 65,69 iken, 2012-2013 eğitim öğretim yılında bu oran % 39,72’ye düşmüş, 2013-2014 eğitim öğretim yılında ise ilkokula başlama yaşının 66 aydan 69 aya çekilmesi nedeniyle bir önceki yıla göre çok az bir artışla % 42,54’e çıkmıştır. Bu yıl ise 5 yaş grubu çocukların % 53.78’i okul öncesi eğitim almaktadır.  

MEB’in 2010-2014 Stratejik Planı’nda hedef, “Okul öncesi eğitimde okullaşma oranını plan dönemi sonuna kadar % 70’in üstüne çıkarmak” şeklinde belirlenmesine rağmen, okulöncesi eğitimde okullaşma oranı, 4+4+4 düzenlemesiyle birlikte gerilemiştir. 

Okul öncesi eğitimde, okul öncesi çağdaki öğrencilerin zorla ilkokula kaydedilmesi nedeniyle okul ve öğrenci ve öğretmen sayılarında da azalma meydana gelmiştir. 4+4+4 uygulamasından önce 2011-2012 eğitim öğretim yılında 28.625 olan okul öncesi eğitim veren okul sayısı, 2014-2015 eğitim öğretim yılında 26.972’ye düşmüş, öğrenci sayısı ise 1.169.556’dan 1.156.661’e gerilemiştir.

Okullaşma Oranı Düştü

Eğitimin temel sorunlarından biri olan okullaşma oranlarındaki yetersizlik çözülememiştir. İstatistiklere göre, ilkokul ve ortaokulda okullaşma oranlarında belirgin bir düşüş yaşanmıştır. 2013-2014 eğitim öğretim yılında okullaşma oranı ilkokullarda % 99.57, ortaokullarda % 94.52 iken, bu yıl bu oranlar ilkokullarda % 96.30’a, ortaokullarda % 94.35’e düşmüştür. Geçtiğimiz yıl % 99.61 olarak gerçekleşen kız çocuklarının okullaşma oranı ise bu yıl % 96.57’ye gerilemiştir.

Derslik Başına Düşen Öğrenci Sayısı Yüksektir

MEB’in istatistikleri, derslik başına düşen öğrenci sayısının geçen yıllara göre az da olsa düşmekle birlikte, özellikle göç alan illerde hala ortalamanın üstünde kalabalık sınıflar bulunduğunu ortaya koymuştur. Resmi okullara baktığımızda, ilkokullarda derslik başına düşen öğrenci sayısı ortalama 23, ortaokullarda 34, liselerde ise 30’dur.

Çocuk İşçiliğin Önü Açıldı

MEB istatistikleri, son yıllarda sermayenin kalifiye ve ucuz işgücü ihtiyacına bağlı olarak meslek liselerinin sayısında da artış olduğunu ortaya koymuştur. Türkiye genelindeki toplam 9 bin 61 lisenin yarısından fazlası yani 5 bin 106’sı mesleki ve teknik lisedir. Özel meslek lisesi sayısı ise 429’a çıkarken, geçen yıl bu okullarda okuyan öğrenci sayısı 56 bin 53’ten bu yıl verilen teşviklerle 75 bin 890’a yükselmiştir.

Bu okullarda okuyan öğrenciler daha öğrencilik yıllarından itibaren düşük ücretle işçi olarak çalıştırılmaktadır. “Meslek Lisesi Memleket Meselesi” sloganıyla sermayenin resmi kurumlarla düzenlediği kampanyalar, özel meslek lisesi açacak iş adamlarına teşvik verilmesi uygulaması nitelikli çocuk işçiler yaratmak içindir.

Eğitim sistemi sermayenin çıkarları doğrultusunda şekillendirildi

MEB istatistiklerine göre ülke genelinde, 59 bin 509 okul bulunuyor. 4+4+4 düzenlemesi öncesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında 4 bin 664 özel okulda 535 bin 788 öğrenci eğitim görürken, geçtiğimiz yıl 6 bin 710 özel okulda, 698 bin 912 öğrenci eğitim görmüştür. Bu yıl ise 7 bin 474 özel okulda 823 bin 515 öğrenci eğitim görmektedir.  

Özel okulların sayısı, geçen yıla göre % 11.38 oranında, 2011-2012 eğitim öğretim yılına göre de % 60.2 oranında artmıştır. Ortaya çıkan tablo, AKP hükümetinin eğitim sistemini sermaye sınıfının çıkarları doğrultusunda nasıl şekillendirdiğini ve eğitim sistemindeki ayrışmayı gözler önüne sermektedir. MEB’in istatistikleri, özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyen AKP’nin eğitimi kamusal bir hizmet olmaktan çıkarma amacını ortaya koymuştur. Yine AKP döneminde sayıları yaklaşık 4 bine ulaşan ve 1 milyon 220 bin öğrenciyi sınavlara hazırlayan dershaneler, geçtiğimiz Mart ayında dershanelerin kapatılmasıyla ilgili düzenlemenin yasalaşmasıyla birlikte, 1 Eylül 2015 tarihinden sonra ya kapatılacak ya da temel lise adı altında eğitim verecek. MEB’in son rakamlarına göre 3 bin 300 dershaneden %60’ı okula dönüşmek için başvurdu. 2 bin 36 dershanenin dönüşüm başvurusu kabul edildi. Sadece tabela değişikliğiyle dönüşümü “Temel lise” adı altında gerçekleştirecek bu liselerde, yine dershanecilik faaliyeti yapılacak, dershaneler özel okullara değil, tüm özel okullar dershanelere dönüştürülecektir.

İmam Hatiplerin Sayısında Patlama Yaşandı

4+4+4 kesintili eğitim modelinde, yeniden ortaokul olarak düzenlenen ikinci 4 yıllık eğitime mesleki yönlendirmeyi erken yaşa çekme gerekçe olarak sunulmuştu. Ancak üç yıllık uygulamadan da anlaşıldığı gibi hükümetin amacı mesleki yönlendirme değil bütün okulları imam hatip okullarına dönüştürmektir.

İmam hatip ortaokullarının yeniden açılması ve birçok genel lisenin imam hatip lisesine dönüştürülmesiyle, bu okulların sayısında inanılmaz bir artış yaşanmıştır.

MEB’in istatistiklerine göre Türkiye genelinde imam hatip ortaokulu sayısı bir yılda 1361’den 1597’ye, imam hatip lisesi sayısı ise 854’ten 1017’ye çıktı. İmam hatip lisesi öğrenci sayısı 546 bin, imam hatip ortaokulu öğrenci sayısı ise 385 bin oldu. Geçen yıla göre ortaokul ve lise ile birlikte imam hatipli sayısı yaklaşık 658 binden yaklaşık 932 bine yükseldi.

Yine imam hatip ortaokullarında görev yapan öğretmen sayısı 11 bin 408’den 17 bin 325’e, derslik sayısı ise 7 bin 134’ten 10 bin 385’e çıkmıştır.

İmam hatip ortaokullarında 22 öğrenciye bir öğretmen düşüyor. Derslik ve öğretmen ihtiyacının hat safhaya ulaştığı ülkemizde imam hatiplerin öğretmen kadrosu bakımından avantajlı olması dikkat çekicidir.

Ortaöğretimde öğrenciler açık liseye yöneliyor

AKP hükümeti tarafından 4+4+4 düzenlemesi “zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması” girişimi olarak sunuldu. Oysa MEB’in 2014-2015 istatistikleri ortaöğretim çağındaki çocukların örgün eğitimden koparak açık liseye yönlendiğini ortaya koymuştur. İstatistiklere göre, mesleki açıköğretim lisesi de dahil olmak üzere açıköğretim lisesinde okuyan toplam öğrenci sayısı 1.470.434’tür. Bu sayı geçen yıl 1 milyon 306 bin 994 iken 4+4+4 düzenlemesi öncesi 2011-2012 eğitim öğretim yılında ise 940 bin 268’di. Liseye devam eden öğrencilerin yüzde 32’si açık liseye kayıtlıdır.

Taşımalı eğitim uygulamasındaki artış sürmektedir

6287 sayılı Yasa hazırlanırken gerekçe olarak kesintisiz 8 yıllık eğitim nedeniyle kırsal kesimde pek çok köy okulunun işlevsiz kaldığı, fizikî şartların yetersiz olduğu, yatılı bölge okullarına ya da taşımalı eğitim merkezi olan okullara öğrencilerin taşınması için tahsis edilen servislerin uzun mesafeleri kat ettiği ve öğrencilerin bu yolculukta çektiği eziyetler ileri sürülmüştü.

Ayrıca kırsal bölgelerdeki ailelerin küçük kızlarını bu şartlardaki taşımalı eğitime

vermeleri konusunda ciddi şikâyetleri olduğunu ve bu uygulamanın okullaşma, özellikle

de kız çocuklarının eğitimi adına sorunlara kaynaklık ettiği ifade edilmişti. Oysa 2014-2015 eğitim öğretim yılında taşımalı eğitim artarak devam etmiştir.  

2012-2013 eğitim öğretim yılında taşınan öğrenci sayısı 801 bin 708 iken, 2013-2014 eğitim öğretim yılında toplam 23 bin 880 okul, 10 bin 551 merkez okula taşınırken taşınan ilkokul ve ortaokul öğrenci sayısı 825 bin 90’a çıkmıştır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında ise 27 bin 921 okul, 10 bin 748 merkez okula taşınmaktadır. Taşınan öğrenci sayısı ise 850 405’tir.

İkili Eğitim Sorunu Hala Çözülememiştir

Yıllardır sınıf mevcutlarının azaltılması ve tekli öğretime geçilmesi hedeflenmekte ancak 4+4+4 düzenlemesi ve artan sınıf mevcutları nedeniyle okulların önemli bir bölümü ikili eğitime zorlanmaktadır. 2014-2015 eğitim öğretim yılında tam gün öğretime başlayan okulların önemli bir bölümü ikili öğretime geçmek durumunda kalmıştır. Türkiye genelinde ilköğretimde 9919 okulda, liselerde 1085 okulda olmak üzere toplam 11.004 okulda ikili eğitim yapılmaktadır.

Bütçede Yatırıma Yer Yok

Özel öğretimi özendirmek için özel okulları doğrudan kamu kaynaklarıyla destekleyen siyasi iktidar, “kaynak yok” bahanesiyle devlet okullarına, kamusal eğitime yeterli bütçe ayırmamıştır.

AKP Hükümeti, bu yıl da sadece zorunlu harcamaları karşılayan bir bütçe hazırlayarak eğitim harcamalarının yükünü yine velilerin ve hayırsever vatandaşların sırtına yüklemiştir.

2014 yılında 55 milyar 704 milyon 817 bin 610 TL olan MEB bütçesi, artan okul, derslik, öğretmen ihtiyacı ve altyapı sorunlarına rağmen 2015 yılı için 62 milyar TL olarak belirlenmiştir.

Bütçeden eğitime ayrılan pay artırılmış gibi görünse de MEB bütçesinin büyük bölümü personel giderlerine (% 78) ayrılmıştır. Bütçeden, yatırımlara ayrılan pay sürekli düşmüş, 1997-1998 eğitim öğretim yılında MEB bütçesinden yatırımlara % 30, 2002’de yatırımlara % 17 pay ayrılırken 2015’te bu oran % 8,86’lara gerilemiştir. MEB bütçesinin GSMH’ya oranı % 3.25’iken dünya ortalaması % 5’tir. Ülkemizde öğrenci başına harcama 3500 dolar, OECD ülkelerinde ise 10 bin dolardır.

Bu haliyle Türkiye, 2015 yılında da milli eğitime ayırdığı bütçe açısından OECD ülkelerinin gerisinde kalmış, eğitime en az pay ayıran ülkeler arasında yer almaktan kendini kurtaramamıştır. Öngörülen milli eğitim bütçesiyle parasız, nitelikli ve herkese eğitim anlayışının yaşama geçirilmesi mümkün değildir.

Fatih Projesi Çöktü

AKP iktidarının “çağ açıp, çağ kapatacak” diye tanımladığı ve 2011 yılında başlattığı büyük bir rant projesi olan Fatih Projesi çökmüştür.

Projeyi eğitim alanında yarattığı tahribatın üzerine örtmek için kullanan AKP hükümeti, 2014’te bitirilmesi öngörülen projenin ancak % 10’unu hayata geçirilebildi. 18 milyon 228 bin 936 öğrenci ve öğretmene tablet bilgisayar dağıtımı yapılması gerekirken sadece 731 bin 503 yani % 4,01 öğrenci ve öğretmene dağıtım yapılabildiği ortaya çıktı. 620 bin dersliğin etkileşimli tahta ile donatılması gerekirken sadece 84 bin 921 derslikte donatım yapıldı. % 13,69 oranında dersliğe etkileşimli tahta ulaştırılabildi.

Eğitim Çalışanları Borç Batağında

Öğretmenlerin toplumsal statüleri, ekonomik, sosyal ve özlük hakları, AKP iktidarı döneminde ciddi şekilde gerilemiştir. Eğitim sisteminde yaşanan köklü değişiklikler, 4+4+4 gerici eğitim yasasıyla Öğretim Birliği’ne vurulan darbe, okul dönüşümleri, siyasi kadrolaşma, yandaş yönetici atama gayreti, eğitimin dini referanslara göre şekillendirilmek istenmesi öğretmenlerin yaşadığı sorunları daha da derinleştirmiştir.

Öğretmen yetiştirme süreci siyasallaştırılarak çökertilmiş, öğretmenliğin saygınlığı da bundan büyük zarar görmüştür. Son yıllarda siyasi iktidar tarafından öğretmenlik mesleğinin itibarını zedeleyen söylem ve tutumların süreklilik kazanması, Alo 147 gibi isimsiz ihbar hatlarının kurulması,  öğretmene yönelik şiddet eylemlerini artırmıştır. Bu tür olaylar sonucunda hayatını kaybeden ya da ciddi sağlık problemleri yaşayan öğretmenler bulunmaktadır.

Eğitim-İş’in “Öğretmenlerin gelirlerine ilişkin öğretmen görüşleri” adlı araştırma sonuçları öğretmenlerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunları ortaya koymuştur. Araştırmaya katılan öğretmenlerin % 73’ü gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle mesleğine motive olamadığını, % 61’i gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, % 69’u ise daha çok para kazanacağı bir iş imkanı olursa öğretmenliği bırakacağını belirtmiştir. Öğretmenlerin yüzde 81’i kredi kartına, yüzde 79’u bankaya, yüzde 41’i esnafa, % 39’u ise şahıslara borcu olduğunu belirtirken, % 40’ı ise annesinden ve babasından maddi destek aldığını belirtmiştir.

Yandaş Yöneticilerden Sonra Yandaş Öğretmen Dönemi

Öte yandan, tamamen yandaşlarını kayırma amacını taşıyan, değerlendirme ölçütleri belli olmayan bir mülakat yöntemiyle yöneticiler kıyıma uğratılmıştır. İktidarın taşeronluğunu yapan Hükümet-Sen kendi kadrolarına yer açabilmek için bu kıyımda etkin rol almıştır. Çağdaş, ilerici, devrimci, Atatürkçü yöneticiler tasfiye edilerek AKP’nin kapıkulu zihniyetine uygun yöneticiler atanmıştır.

AKP’nin yandaş kadro merakı, yalnızca yöneticilerle sınırlı kalmamış, torba yasayla yandaş öğretmen dönemi de başlatılmıştır. Aday öğretmenlerimiz ilk yıl performans değerlendirmesine tabi tutulacak ve sonra da şaibeli bir "mülakattan" sonra kadro güvencesi kazanabileceklerdir. Aday öğretmenler, okul müdürü maarif müfettişi ve okul müdürünün belirleyeceği bir öğretmen tarafından performans değerlendirmesine alınacak, performans değerlendirmesini geçemeyen öğretmenler yazılı sözlü sınava katılamayacak ve devlet memurluğu ile ilişiği kesilecektir. Mülakatta aranacak temel ölçüt ise yandaşlık olacaktır. Böylece AKP torba yasalarla devlet memurlarının iş güvencelerini ortadan kaldırmaya, kapitalizmin en acımasız emek sömürüsü olan taşeronluk sisteminin içerisine eğitim emekçilerini de almaya çalışmaktadır.

Rotasyon ile Öğretmenler Emekliliğe Zorlanmaktadır

Milli Eğitim Bakanlığı, öğretmenleri çalışma sürelerine bağlı olarak zorunlu rotasyona tabi tutacaktır. Yaşamlarını zor koşullara rağmen sürdürmekte olan öğretmenlerimizi yerlerinden ve okullarından koparacak bu uygulamanın eğitim sistemine hiçbir katkısının olmayacağı açıktır. Öğretmenlerimizin isteği dışında rotasyona tabi tutulması sürgün anlamına gelmektedir ve Bakanlığın bu tür bir dayatma içine girmesi kabul edilemez. Bu uygulama ile yüzbinlerce öğretmenimiz ailelerinden ayrılacak, aile bütünlükleri bozulacak buna bağlı olarak da iş verimleri düşecektir. Böyle bir rotasyon öğretmenlerimizi emekliliğe ve istifaya zorlamak demektir.

Eğitim Yönetiminde Kadının Adı Yok

Türkiye’de örgün eğitimdeki yaklaşık 900 bin öğretmenin % 55'inin kadın olmasına karşın yönetim kademelerinde kadınlar azınlıktadır. Eğitim yönetiminde kadın yok sayılmış, IŞİD mantığı uygulanmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, 62 bin 333 okul yöneticisinden sadece 6 bin 701’i kadınken,  81 il milli eğitim müdürü içinde sadece bir kadın bulunmaktadır. MEB’in Merkez Teşkilatı’na baktığımızda ise durum yine değişmemektedir. 16 Genel Müdürden sadece 1’i kadın, 91 Daire Başkanından sadece 7’si kadındır.

Eğitim sisteminin karşı karşıya kaldığı sorunlar, 4+4+4 eğitim sisteminin uygulamaya konulmasının ardından bugün içinden çıkılamaz hale getirilmiştir. 

Bilim insanlarının ve eğitim örgütlerinin uyarıları dikkate alınmadan, yeterli hazırlık ve altyapı çalışmaları yapılmadan uygulamaya geçirilen 4+4+4 düzenlemesi eğitim sistemimizde yıkımın adı olmuştur.  Dogma ve hurafelerin belirleyeceği bir toplumsal yapının oluşumuna zemin hazırlayan 4+4+4 düzenlemesi, ülkemize ve ulusumuza daha fazla zarar vermeden kaldırılmalıdır. Zorunlu ve kesintisiz 13 yıllık (1+12) bilimsel, laik ve demokratik bir eğitim yapılması için hızla çalışmalar başlatılmalıdır. Ülkemizin geleceğini oluşturacak yeni kuşaklar, akıl, bilim ve sanat ortamında verilen eğitim sistemiyle yetiştirilmelidir” ifadelerinde bulundu. 

Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.