banner177
banner195

Soğukkuyu (Karalastik) Çocukları

Kara lastik ayakkabı öyle denenip alınmaz. Kasabaya giden büyüğe numarası söylenir ve o alır size. Siz, o kara lastik bir kara poşetin içinde eve girdiğinde görün çoşkuyu. Nasıl da giyilir hemen çıplak ayaklara, nasıl da gururla vurulur ayaklar yere. Nasıl da diktir baş! Dağlara değer sanki.

Soğukkuyu (Karalastik) Çocukları

banner143
Soguk Kuyu Kara Lastik
İlgili Galeriye Git
banner134

 Kara lastik ayakkabı öyle denenip alınmaz. Kasabaya giden büyüğe numarası söylenir ve o alır size. Siz, o kara lastik bir kara poşetin içinde eve girdiğinde görün çoşkuyu. Nasıl da giyilir hemen çıplak ayaklara, nasıl da gururla vurulur ayaklar yere. Nasıl da diktir baş! Dağlara değer sanki.

Sonra çorapla giyildiğinde ayağa daha rahat oturur. Çamurun içine girdiğinizde üzülürsünüz ister istemez; ama bu ayakkabılar da çamur için üretilmiştir işte. Ne yapacaksınız?

Köy okuluna gitmeden önce kara lastikler giyilir, sonra deri ayakkabı varsa onlar okulda ayağa geçirilir.

Kara lastik insanın ayağını yara eder azıcık oturmayınca. Yara bere dolaşırsınız. Kimi zaman kesip biçerek yara yapan yerinden kurtulursunuz. İçine su girince bir çeşmenin başına oturup içine ot yaprak koyup ayağınıza öylece giyebilirsiniz. Ne güzeldir onunla doyasıya koşmak kırlarda.

Yahu ne güzeldir bilir misiniz upuzun çamurlu yollarda bulutların gölgelerini kovalamak kara lastikle.

Yahut dereden ellerinizle tutuğunuz balık yavrusunu su doldurduğunuz kara lastik içine koyup ta eve kadar getirmek.

Kara lastikle büyüyen çocuk hep duygulu basar toprağa, kara lastiğin altı incedir ve toprağı duyarsınız tabanınızda ve şunu iyi bilmelisiniz ki toprağı incitmek en büyük ayıptır köylerde.

Kara lastik ayağınızda bir hayat yürürsünüz işte böyle!

Soğukkuyu (Karalastik) Çocukları

Büyüklerimizden dinleriz, yalınayak, başı kabaktır o tarihlerde halkımız. Hele kış oldu mu, hayvanları ahırdan alıp sulamaya götürürken, ayaklarını buzlar kesermiş.Nevşehir'de 1950 den sonra, “soğuk kuyu lastik”, “kara lastik” icad olmuş da, ayakları yerden kesilmiş...


SOĞUKKUYU (karalastik)

Eskiden çarıktan sonra kullanılan en moda ayakkabı çeşididir.

Ayakkabıda Değişime ayak uydurdu.Geçmiş Zaman Olur ki..

FİB Haber olarak bir nostalji yaşayalım istedik ve sizleri şimdi Nevşehir de  Soğukkuyu döneminde bir gezintiye çıkartıyoruz.

 Büyüklerimizden dinleriz, yalınayak, başı kabaktır o tarihlerde halkımız. Hele kış oldu mu, hayvanları ahırdan alıp sulamaya götürürken, ayaklarını buzlar kesermiş.  1950 den sonra, “soğuk kuyu lastik”, “kara lastik” icad olmuş da, ayakları yerden kesilmiş.

Nevşehirli olupta görmeyen giymeyen kalmamaış o dönemlerde...

Sen Hiç Soğukkuyu (Karalastik) Giydin mi...

Olaya ben çocukluk yıllarımdan bakmak isterim. Bizler yokluk içinde yaşamını sürdüren insanların çocukları olarak doğduk büyüdük. Babamız elinde olan para ile bize bir ayakkabı alırdı. Ona da ayakkabı dahi demek mümkün bilen bilir bilmeyen nedir der. Soğuk kuyu denen lastik petrol atıklarından yapılan bir ayakkabı...

      İşte bu ayakkabı bizlerin mutlu olması için yeter ve artar idi. Bu ayakkabı eskimesin diye günlerce sek sek dolaştığımız olurdu. Yırtıldığında gözlerimizden düşen damlaların hesabı olmaz idi. Aldıkları pantolonlar artık yama tutmaz hale gelirdi. Ama mutlu idi. Daha fazla konuyu aslında uzatmak istemiyorum...

Şükretmek Gerek...

     Birde şimdi ki gençlere bakalım. Yedikleri önünde yemedikleri arkalarında. Ama artık tatminkarlık duyguları ortadan kalkmış sadece hep kendilerini düşünmekteler.Evlerinde odaları, çalışma masaları, masalarında bilgisayarları, ellerinde cep telefonları saymakla bitmez. Gençlerin bunalımda olmalarının bence tek sebeplerinin arasında tatminkarlık duygularının olmamasıdır. Hani bir söz vardır nimet azgını olmak diye. İşte bizim gençlerimizin tamamı bence nimet azgını olmuş durumdalar. Sonrada bahaneleri hazır. Bunalım  dayız... her zaman bahaneleri bu oldu olmaya da devam edecek...

     Anaya babaya saygı zaten ortada. Kaplumbağa  hikayesini hepiniz bilirsiniz. Kabuğundan çıkar sonra da kabuğunu beğenmez. İşte şimdi ki gençli aynen bu kabuğundan çıkan kaplumbağa benzemekteler. Sadece beğenmeme yönleri var. Ama hiç bir zaman kafaları şuna basmıyor. Bu kabuk olmasa ben bu yaşa kadar gelemezdim...

 

     İşin özünde dizginlerini jokey elinden düşen at eninde sonunda çatlar ve ölür.

Bizim oyuncak diye bildiğimiz tahta topaç, telden arabaydı. Şimdi bizim oğlanın kırık oyuncakları ile ufak çapta bir dükkan açılır. Ne dersiniz, hatanın bir kısmı da bizde mi acaba? Biz görmedik, onlar görsün duygusuyla, 0-7 yaş arasında yanlışlar yapıp, çocuğu yanlış kurguluyoruz. Tatminsiz yapıyoruz. İlk gençlik çağı gelince jetonumuz düşüyor, bu kez başımızı ellerimizin arasına alıyoruz.

 

Bu gün "Bu kabuk olmasaydı, ben olmazdım" demeyen gençler, bir yaştan sonra değişiyor. Yeniden babaya anneye değer vermeye başlıyor. Merak etmeyin. Binlerce yıldır böyle gidiyor bu işler. Adına kuşak çatışması diyorlar. Dünyanın düzeni böyle. Dileyelim de, akılları başlarına geldiğinde çok geç olmasın.

Yayıncı FİB Haber



Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
çedik - 3 yıl önce
çedikleri de unutmamak lazım.bizim çocukluğumuzun olmassa olmazlarından
Avatar
erkut GÖKÇEK - 3 yıl önce
amma kokardi ha yiril,yiril