banner461
banner195

Susurluk Kazası, Çatlı , Elkatmış ve Nevşehir Üçgeni

3 Kasım 1996: Susurluk kazasında derin devlet açığa çıktı...Bunun yanı sıra Türkiye'de hafızalardan hiç silinmeyecek bu olayla birlikte anılacak iki Nevşehirli isim de tarih sayfalarında yerini almışlardı: Abdullah Çatlı ve Mehmet Elkatmış... Gelin Hafızalarımızı bir kez daha yenileyelim....

16 Kasım 2014 Pazar 17:50

banner143
banner134
3 Kasım 1996: Susurluk kazasında derin devlet açığa çıkmıştı...Bunun yanı sıra Türkiye'de hafızalardan hiç silinmeyecek bu olayla birlikte anılacak iki Nevşehirli isim de tarih sayfalarında yerini almışlardı: "Abdullah Çatlı ve Mehmet Elkatmış..."

Hiç Şüphesiz Her iki önemli şahsiyetlerde Türkiye adına çok büyük sırları içlerinde barındırmışladır...

Gelin şimdi o günlere bir defa daha dönelim. Ve yeniden hatırlayalım...

 3 Kasım 1996'da saat 19.25 sularında Balıkesir-Bursa karayolunda Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde meydana gelen trafik kazası sonucu,Derin devlet ilişkilerinin ortaya çıkması ile patlak veren büyük bir olayı yaşamıştı ülkemiz. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli olaylarından biriydi...

Kazanın ardından kamuoyu, "devlet, siyaset, mafya" üçgeninde yasadışı ilişkilerin ortaya çıkartılmasını talep etti. "Aydınlık İçin Bir Dakika Karanlık" ismi verilen sivil toplum eylemleriyle ve medyanın desteği ile üstü örtülen ilişkilerin ve faaliyetlerin açıklanmasını talep etti. Yükselen bu seslerin ardından işte Susurluk komisyonu kuruluyor ve ne büyük tesadüftür ki Susurluk kazasının ses getiren ve kazada Rahmetli olan Nevşehir'in yiğidi ve öz evlatlarından Abdullah Çatlı nın başrollerindeki Komisyonun başına yine bir Nevşehirli sevilen saygın  isim olarak Av.Mehmet Elkatmış Susurluk komisyonu Başkanlığı görevine getiriliyordu.
Peki Bugünü Önemli Kılan Kaza Nedir ?

Bugün ilginç ve bir o kadar da önemli birgün...

Tarihte bugün ne olmuştu da bugünü önemli kılıvermişti?

Sizlere Siyaset, Polis ve Mafya üçgeni desem?

Evet doğru bildiniz. İçinde bulunduğumuz Kasım ayı Susurluk Kazası'nın yıldönümü. Bundan 18 yıl önce, Kurtlar Vadisine ilham olan, bizleri yani sıradan vatandaşların dimağlarını hallaç pamuğu gibi atan kaza gerçekleşmişti. Nasıl olmuştu hemen hatırlayalım:

''Susurluk Skandalı veya Susurluk Kazası :

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde, 3 Kasım 1996'da, Mercedes marka otomobilin bir kamyona arkadan çarptı. Çarpma sonucunda otomobilde bulunan 4 kişiden 3'ü ölürken, 1'i ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Ölen kişilerin İstanbul eski Emniyet Müdür Yardımcısı Hüseyin Kocadağ, üzerinden ''Mehmet Özbay'' adına düzenlenmiş kimlik çıkan Nevşehirli yiğidimiz Abdullah Çatlı ve  Gonca Us; yaralanan kişinin de DYP Şanlıurfa milletvekili korucubaşı Sedat Edip Bucak olduğu anlaşılınca, devletin "derin" ilişkileri teker teker ortalığa dökülmeye başladı.

Medyanın kazadan sonra olayı ''Siyasetçi-polis-mafya'' üçgeni içinde tutması nedeniyle yayınlanan haberleri ihbar kabul eden İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı, 11 Kasım 1996'da, ''Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak'' suçundan soruşturma başlattı.

Soruşturma derinleştikçe devletin de bu ilişkiler ağı içinde olduğu görüldü. Kazadan hemen sonra olay yerindeki çantanın ortadan kaldırılmasını sağlayan Veli Küçük, Gazi katliamını gerçekleştiren özel timci polis memurları Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy ve Oğuz Yorulmaz, mafya liderleri Ömer Lütfü Topal, Sami Hoştan ve Ali Fevzi Bir, Mehmet Ağar gibi isimler soruşturmaya dahil oldu. 

Bir süre sonra Başbakanlık Teftiş Kurulu ve TBMM Susurluk Araştırma Kurulu tarafından Başkanlığını yine bir Nevşehirli o dönemin Milletvekili Av.Mehmet Elktamış başkanlığında konuyla ilgili raporlar hazırlandı, ancak özellikle ilk hazırlanan raporda iddialara göre yanlış bilgilerle Susurluk olayının üzeri örtülmeye çalışıldı. Bu noktada Susurluk'ta Derin devlet kendini açığa veriyordu.

1 Şubat 1997'de sol önderliğinde kitlesel protesto eylemleri başlatıldı. "Sürekli Aydınlık İçin 1 Dakika Karanlık" adı verilen eylemlerde, Susurluk kazasıyla ortaya çıkan derin  ilişkilerin her yönüyle aydınlatılması için her gece saat 21:00'de halk evindeki ışıkları açıp kapamaya başladı. 15 Şubat'ta eyleme Türkiye genelinde tahminen 30 milyon kişi katıldı.

Ancak merkez sağın tümünün, MHP ve BBP'nin, ordu, polis ve MİT'in içinde yer alan ilişkilerin tümüne bulaştığı ortamda yükselen toplumsal muhalefet başka bir noktaya kanalize edildi. '1 Dakika Karanlık' eylemlerine katılan askeri lojmanların ardından, dönemin hükümeti Refahyol hedef gösterildi. RP, hakkında yıllardır devletin arşivlerinde bekletilen dosyalar birer birer basına sızdırıldı.

Böylece bir taşla iki kuş vuruldu. Hem toplumsal hareketin öfkesi düzen içine çekildi, hem de Türkiye'nin en büyük partisi haline gelen RP iktidardan indirildi. 28 Şubat'ta ordu tarafından yayınlanan muhtıra Türkiye'deki siyasal rejimin önündeki öncelikli tehdit olarak 'irticai hareketi' gösteriyordu. Darbecilerin Sincan'dan geçen tankları egemen sınıfın istikrar arayışını simgeliyordu. Refahyol'un darbe ile devrilmesini RP'nin kapatılması, 8 yıllık kesintisiz eğitimle İmam Hatiplerin orta kısımlarının kapatılması, Erbakan ve önde gelen RP'lilere siyasetin yasaklanması ve türban yasağı izledi.

28 Şubat süreci, bugün Ergenekon adıyla açığa çıkan güçlerin, Kemalist rejimi korumak için Kemalist olmayan güçlere karşı saldırısıydı. Bu saldırının sonuçları sadece RP ile sınırlı kalmadı. İşçi hareketi geriletildi. Emek örgütleriyle işveren örgütleri, TSK'nın "laiklik hassasiyeti"ni paylaşan ortak bildirilere imza attılar. Bir dizi ekonomik-toplumsal kazanım geri alındı. Halkın alım gücü üçte bir oranında düşerken, OYAK süreçten Türkiye'nin en büyük 3. holdingi olarak çıktı. Devlet güçlendi. Savaş şiddetlendi. Laik-şeriatçı saflaşması topluma dayatıldı.

Ancak saldırının amacı hedefine ulaşamadı. Her ne kadar RP kapatıldıysa da, yerine FP kuruldu. Başörtüsü yasağına karşı direniş tüm ülkeye yayıldı. Kitlelerin değişim isteği, post-modern darbeye karşı tutum alabilen bir solun olmadığı bir ortamda, kendilerine beklenen değişimi vaat eden AK Parti'yi iktidara taşıdı.

Bu vesile ile Vefatının 18.Yılında Nevşehir'in yiğit evladı Abdullah Çatlı'yı bir kez daha dualarımızla anıyoruz...
3 Kasım 1996'da saat 19.25 sularında Balıkesir-Bursa karayolunda Susurluk ilçesi Çatalceviz mevkiinde meydana gelen trafik kazası sonucu, yasadışı polis-mafya-aşiret ilişkilerinin ortaya çıkması ile patlak veren skandal. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli skandallarındandır...'' diyor kaynaklar..

Bu skandalı-kazayı önemli kılan neydi? Pek tabi başta Derin Devlet kavramı.. Bizleri çok ürkütmüştü bu kavram. Bilenler biliyordu bunu ama bizler yeni tanışıyorduk ve bilmediğimiz her yeni şeyden korktuğumuz gibi bundan da korkmuştuk.

Derin Devlet kavramı iddialara göre soğuk savaş dönemine dayanır. O dönemde kurulan istihbarat teşkilatlarını ABD menşeli CIA'in desteklediği savı ileri sürülmektedir. Türkiye'de ise bu kurumun İttihat ve Terakki yıllarından Teşiklat-ı Mahsusa'ya kadar geçmişe gittiği söylemler arasındadır.


Bizim zihinlerimiz ne yazıkki bu kadar karışık bilgiye dayanmaz. Biz sadece bize olan faydaya ya da zarara bakarız. (giderek faydacı toplum mu oluyoruz?)

O kazadan sonra hatırlarsanız ''Sürekli Aydınlık İçin 1dk. Karanlık Eylemleri'' yapılmıştı. 

Şimdi Ergenokan Davası var. Gene Cumhuriyet Tarihimizin en önemli günlerini yaşıyoruz. Aslında yaşıyoruz denemez. Bir korku filminin ürkek figuranları gibiyiz. Ya da bir satranç oyununun sıradan piyonları. Vallahi yazık...

Film festivalinde ödül aldıktan sonra Nuri Bilge CEYLAN şunları söylemişti ve bizi duygulandırmıştı:

''Bu ödülü tutkuyla sevdiğim yalnız ve güzel ülkeme armağan ediyorum.''

Susurluk sonrası değerlendirmeler:


Susurluk kazası meydana geldiğinde iktidarda RP ve DYP’den oluşan Refahyol koalisyonunu vardı. Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı da Tansu Çiller’di. 

İşte içinde bulunduğumuz ay Susurluk Olayı ve sonucunda ortaya çıkan bir takım bilgilerle Abdullah Çatlı yı gün yüzüne çıkartmıştı....  Merhum Muhsin Yazıcıoğlu ve Tansu Çiller Çatlı yı tanıdıklarını ve ülkemize hizmetlerini ikrar etmişlerdi.

Dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan gelişmeler hakkında "fasa fiso", Adalet Bakanı Şevket Kazan ise ışık kapatma eylemiyle ilgili olarak "Mumsöndü oynuyorlar." açıklamasında bulunmuştu.

Erbakan “Susurluk fasa fisodur” dedi. 
Çiller, meclis kürsüsünden Merhum Abdullah Çatlı’yı “Bu memleket için kurşun sıkan bir şerefli” ilan etti. 
ANAP,  Hemen halkın yanındaymış gibi görünüp, “temiz toplum” korosuna katıldı, ANAP Genel Merkez binasının ışıkarı da ışık söndürme eylemleri sırsında söndürülünce, kendini bu konudan sıyırır gibi oldu. 
CHP “vay anasını neler olmuş” havasındaydı. Sanki yıllarca o bakanlık, başbakan yardımcılığı koltuklarında oturmamışlardı?.. Sonuçta Susurluk’a karşı çıkmaya cesaret edemediler. 
MHP,  O yüzden bu dönemde “sessizlik politikası” izledi. Zaten söyleyecek bir şeyi yoktu...


"MİLLETVEKİLİ OLURDU"

BBP Genel Başkan Yardımcısı İrfan Çep, "Çatlı aklansaydı, bugün milletvekili olurdu" dedi. Çep, BBP Nevşehir İl Başkanlığı'ndaki basın toplantısında, Susurluk kazasından sonra, bazı çevrelerin kasıtlı olarak Çatlı'yı kamuoyuna yanlış tanıttığını savunarak "Eğer yargılansaydı, büyük ölçüde de aklanacaktı. Birçok partinin peşinden koştuğu ve aday yapmak için çalıştığı bir insan olurdu" diye konuştu.

Peki Abdullah Çatlı gerçekten bir Kahraman mıydı yoksa Bir Katil miydi? Doğrular tekdi ve değişmezdi.Elbetteki herkez işine geldiği gibi nameler dizecekti. Fakat ASALA örgütünün yok edilişinin ardındaki Vatansever Kahraman Çatlı yı neden kimse konuşmazdı... İşte bu konuda Vefatı sonrasında Çatlı için gerçekleri Başta değerli kızları olmak üzere çok sayıda yazar kalemlerine aldıkları konuda Çatlı yı Nevşehirli Gizli Kahramanı deşifre zamanı geldi diyerek Kitaplarına taşıdılar...

Biz Nevşehirliler olarak Çatlı yı iyi tanımak tanıtmak ve böylesine bir değerimize sahip çıkarak yaşatmak zorundayız.Ruhu şad olsun mekanı cennet olsun.



Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
ÜlkücüGençlik - 4 yıl önce
siz bunu paylaştiktan sonra eğerki sitenizde sadece ilgi toplamak adinaysa yazıklar olsun çatlilar ölmez. 2 gün sonra ak parti reklamları çıkaracağiniz sitenizi bizim tek gerçeğimizle hayran kitlesini artırmaya çalişmayin!
Avatar
Alkan KARARMAZ - 4 yıl önce
Şehidine ve kahramanina sahip çıkan bir basin kuruluşusunuz.Tesekkurlee
Avatar
coşkun usanmaz - 4 yıl önce
Tarih herşeyi temize çıkaracaktır.
"Turan yolcusu"
Avatar
yahya güçyetmez - 4 yıl önce
ruhun şad olsun seninle gurur duyuyorum
Avatar
CCC - 4 yıl önce
allah rahmet eylesin reis
Avatar
alperence - 4 yıl önce @ÜlkücüGençlik
katılıyorum size bilirsiniz o hikayeyi onlar gün gelir akrep olmaktan bir an çekilmezler
Avatar
bilen bilir(uzun) - 4 yıl önce
rahmetli abdullah çatlı yı büyük bir saygı ile rahmet ile dua ile anıyorum.gönül isterdiki mhp partisinin de anması idi,hiç değilse il teşkilatının korkmamasıydı sahiplenmesiydi arkasında durmasıydı olamadı yapamadılar.nevşehirin türkiye ye dahası dünyaya böyle bir yiğidi tanıtmasından gurur duyuyorum.allah rahmet eylesin.yakındır daha da iyi tanıınması ve insanların kaçması...
Avatar
abuziddin - 4 yıl önce
heyt beee.gurur duyuyoruz.hemşerimizle.