banner177
banner195

Zeki Soyak Hoca'yı rahmetle yadediyoruz

Hayatını Hakk’ın ve halkın hizmetine adayan Şuurlu Öğretmenler Derneği, Enderun Eğitim Vakfı ve İlk Adım Dergisi’nin kurucularından Zeki Soyak Hoca’yı 9 yıl önce bugün 29 Mayıs 2005 tarihinde kaybettik." Rahmetli Zeki SOYAK hocamızı rahmet ve hasretle anıyoruz."

Zeki Soyak Hoca'yı rahmetle yadediyoruz

banner143
banner134
Hayatının son günlerini kanser hastalığı ile mücadele ederek geçiren Soyak Hoca, ömrü boyunca Hakkın yolunu işaret gösterdi. Beleda, Şuurlu Öğretmenler Derneği Enderun Eğitim Vakfı ve İlk Adım Dergisi’nin kurucularından, hayatını İslam’a adayan Soyak Hoca’yı şöyle tanımlıyor: “Mütevaziydi, kendinden emindi, kararlı ve idealistti, bilgeydi, cemiyet insanıydı, sorumluluk sahibiydi, sabır timsaliydi ve derin bir gönül zenginliğine sahipti”



ZEKİ SOYAK HOCA’NIN HAYATI

1938’de Kayseri’nin Süksün Kasabası’nda dünyaya geldi. İlkokulu kendi beldesinde bitirince, dedesinin teşvikiyle-ilkokul hocasının engellemesine rağmen-Kayseri İmam Hatip Lisesi’ne kaydoldu. Mezuniyetine müteakiben Yeşilhisar ilçesinin Kesteliş köyünde vekil öğretmenlik yaptı. 1960 yılında Polatlı’da vatani vazifesine başladı. Bitlis’te yedek subay olarak bitirdi. Askerlik dönüşü İstanbul Yüksek İslam Enstitüsüne girdi. İki yıldan sonra Fatih Şehremini’deki Şeyh Müslihiddin Camii’nde imamlık yaptı. Enstitüyü bitirdiğinde yine dedesinin isteği üzerine Kayseri İmama Hatip Lisesi’ne Öğretmen olarak atandı. 1967-1971 yıllarında Öğretmenlik ve idareciliğin yanı sıra Kayseri Yüksek İslam Enstitüsü’nde tarih derslerine girdi. Bursa İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü’nü beklerken ilginç bir şekilde Urfa İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü geldi. 4 yıl sürdürdüğü Müdürlüğünün ardından 1974 yılında Nevşehir İmam Hatip Lisesi’ne Müdür olarak tayini çıktı. Birçok yönüyle başarılı çalışmalarına burada imza attı.



ZOR DÖNEMLER GEÇİRDİ

4 yıllık hizmetin akabinde, istenmeyen olayların yaşandığı o dönemde bilinçli olarak anarşinin en çok olduğu Gaziantep Lisesi’ne tayini çıkartıldı. Yaptığı istişareler neticesinde Gaziantep’e gitmekten vazgeçerek çok sevdiği aktif öğretmenlik mesleğinden istifa etti. Sevenlerine ve geride kalanlara birbirinden güzel eserler ve ölçüler bırakan Zeki Hoca, aynı zamanda takipçilerine ciddi mesuliyeti de tevdî ederek 29 Mayıs 2005 tarihinde Kayseri’de hayata veda etti.



HAYATINI İSLAM’A ADADI

Muahezeyi kendine müsamahayı başkasına gösteren, iman, amel ve ahlak muvazenesinin bozulmaması için sağlam ölçülerin olması gerektiği konusunda büyük gayret göstermiştir. Nizam ve intizama çok önem veren Zeki Hoca’nın hayatı ölçü üzerine kuruluydu. Özellikle şu 5 temel ölçüyü bütün insanların hayatına hâkim kılmasını isterdi: İslam’a bir bütün olarak bakmak, Vasıtaları gaye edinmemek, Taasub’tan kaçınmak (meslek, meşreb, mesheb), İtidal üzerine olmak, İşleri istişare ile yapmak.



MUHAMMED FATİH ERDOĞAN
 
Özgeçmişi;

1938 Yılında Kayseri’ye 20 km. Uzaklıktaki Süksün kasabasında dünyaya geldi. İlkokulu kasabasında okudu. O yaz rahmetli dedem bir iş için Kayseri’ye gider ve orada yeni bir okul açıldığını, adının İmam Hatip Lisesi olduğunu orada din eğitimi verildiğini öğrenir. Köye döndüğünde rahmetli babama okuldan bahseder ve kendini oraya yollamak istediğini söyler. Bu arada ilkokul öğretmeni babama hangi okula devam edeceğini sorar. Babam da dedemin fikrini öğretmene söyleyince, adamcağız küplere biner ve “sen o okula gidip ne yapacaksın? Ölü yıkayıcısı mı olacaksın, cerci mi olacaksın?” diye çıkışır. Henüz beşinci sınıfı bitiren babam işin farkında olmayarak dedeme gider ve imam hatip lisesine gitmek istemediğini söyler. Bunun üzerine rahmetli dedem kesin tavrını koyar ve İmam hatip lisesinden başka bir okula göndermeyeceğini söyler. Okumayı çok arzu eden babam istemeyerek de olsa İmam hatip lisesine kayıt olmaya razı olur o günün şartları gereği tek odalı bir evde tek başına bin bir meşakkate göğüs gererek tahsil hayatını tamamlamaya muvaffak olur. Ulaşımın zor olduğu, karın yolları kapadığı kış günlerinde durumunu da kimseye açamadığı için harçlık sıkıntısı çektiğini, çocuk ve torunlarına anlatarak onları eğitim ve öğretime teşvik eder. İçinde bulundukları nimetin kıymetini telkin ederdi. 

1956-1957 öğretim yılında İmam Hatip lisesi 1. devresini 1958-1959 öğretim yılında da İmam Hatip lisesi 2. devre diplomasını alıp Kayseri İmam Hatip lisesi 2. dönem mezunu olarak orta öğretimini tamamlar. Mezuniyetinden sonra Yeşilhisarın Kesteliç (Gülbayır) köyünde vekil ilkokul öğretmenliği ve Kayseri merkezde imamlık yapar. 



1960 yılında Polatlı topçu yedek subay okulunda başladığı askerliğini 1961’de Bitlis’te tamamlar. Kayseri’ye dönüşünde Çifteönü mahallesindeki Ali Hoca mescidinde imamlığa başlar aynı zamanda da İstanbul Yüksek İslam Enstitüsünde tahsiline devam eder. Bir müddet bu şekilde devam ettikten sonra yüksek tahsilinin son iki yılında Fatih şehremini mahallesindeki Şeyh Muslihiddin camisindeki görevine nakleder. Tahsilini tamamlayana kadar bu görevine devam etti. 



O dönemde ben de ilkokula başladığım için sabah okula gitmek için birlikte evden çıkardık. Benim okulum yakındı fakat babam Yüksek İslam Enstitüsüne ulaşmak için, bir otobüsle Eminönüne oradan vapurla Üsküdar’a oradan tekrar otobüsle okulu ulaşırdı. Bu kadar yoğun tempo içerisinde başta Sadrettin Yüksel hoca olmak üzere son devrin Osmanlı medreselerinde tahsil yapmış birçok değerli hocadan İslamî ilimler üzerine dersler aldı 1967 yılında yüksek tahsilini tamamlayınca, cemaatin ısrarla İstanbul’da kalma taleplerine rağmen, rahmetli dedemin arzusu doğrultusunda kendi isteğiyle Kayseri İmam Hatip lisesine öğretmen olarak tayin edildi. 1971 yılına kadar Kayseri’de İmam Hatip Lisesinde öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Bir arada Kayseri Yüksek İslam Enstitüsünde İslam Tarihi dersi okuttu. 1971 yılı başında Urfa İmam Hatip lisesine müdür olarak tayin edildi. Tayin edilişinin de enteresan bir hikâyesi var. 



O dönemde din öğretimi genel müdürü olan Mustafa Çinkılıç Bey Kayseri İmam Hatip Lisesinden hocası olur. Babamı telefonla arayarak Zeki seni Bursa İmam Hatip Lisesi müdürlüğüne göndermek istiyorum der. Babam memleketten pek ayrılmayı düşünmediğini söylerse de hocası haydi hayırlı olsun der. Bir müddet sonra atama kararnamesi Urfa İmam Hatip Lisesi müdürü olarak gelir. Telefon görüşmesinde bir yanlış anlaşılma olduğu ortaya çıkar. Böylece Urfa’daki görevine başlamış olur. Urfa kendisi için yeni bir çevre olmasına rağmen, öğrenci, veli, esnaf ve memuruyla çok kısa bir süre içerisinde kaynaştı ve bir ömür boyu sürecek dostlukların temelleri atıldı. Bunlardan ilk aklıma gelen isimler o dönemde Urfa müftüsü olan değerli âlim, üstad Halil Günenç Hoca efendi, daha sonra belediye başkanı olan İbrahim Halil Çelik, Kitapçı Bakır ismiyle maruf değerli Ağabeyimiz ve nice isimlerini sayamadığım candan dostlar yakın çalışma arkadaşları. 



Dört yıl sonra ayrılık vakti gelir. Kamyona ev eşyası yüklenip hareket edildiğinde o can dostların gözü yaşlı halleri gözümün önünde. Urfa’dan ayrılış 1974 Eylülünde kendi isteğiyle Nevşehir İmam Hatip Lisesi müdürlüğüne atamasının yapılması ile gerçekleşti. 1978 yılına kadar bu görevde kaldı. İlginç bir tevafuktur ki İstanbul’daki yüksek tahsili ile başlayıp Kayseri, Urfa ve Nevşehir’le devam eden bu görev süreleri hep dörder yıl olmuştur. 

1978 yılında Nevşehir imam Hatip Lisesi Müdürlüğünden, o dönemde anarşik olaylar ve ideolojik saplantıların icraatlara hâkim olmasından dolayı uğradığı haksız muamele, baskı ve sürgünler sebebi ile kendi arzusu hilafına istifa etti. Başta mesai arkadaşları Mustafa Türker, İlhami Nalçacıoğlu, Bekir Balaban, esnaftan Mehmet Çetin, Mehmet Satılmış, Nuri Özdemir, Mustafa Çakır, Halit Güven, Mehmet Kemikkıran, Kemal, Mustafa ve Hüseyin Akkoç kardeşler ve nice ismini sayamadığımız Ağabeyler sahip çıktılar, ticari tekliflerde bulundular. Allah (c.c.) hepsinden razı olsun. Fakat o nafakasını birkaç iş yerinin defterini tutarak temin etme yolunu tercih etmiştir. 

Bu resmi görevleri yanında gönüllü teşekküllerde olan çalışmalarına da hiç ara vermeden devam etmiştir. İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü Talebe Cemiyeti ile başlayan teşkilat çalışmaları Kayseri İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği, Yeşilay Derneği, Nevşehir İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği devam etmiş ve nihayet Nevşehir’de onüç öğretmen arkadaşı ile beraber 1975 yılında Mefkûreci Öğretmenler Derneğinin kurulmasıyla kemale ermiştir. 12 Eylül darbesi sonunda 1980 yılında bütün derneklerin kapatılmasıyla Mefkûreci Öğretmenler Derneği kapatıldı. Bu süre içerisinde tüm Türkiye’de il ve ilçelerde kısa denilecek bir sürede yetmişe yakın şubesi açıldı derneğin açılışında kapanışına kadar genel başkanlığını yaptı. 



Sonraki yıllarda yine Nevşehir’de 1992 senesinde, önce onbeş günlük sonra da aylık olarak İlkadım dergisinin, 1993 yılında bir bölge radyosu olarak Art fm’in, 1995 yılında da Enderun Eğitim Vakfının kuruluşlarına, hizmete sokulmalarına öncülük etti. Bu hizmetler halen kesintisiz olarak devam etmektedir. 



Asıl ilgi alanı eğitim ve öğretim olan her kademede talebe ve gençlerle meşgul olan Zeki Soyak Hoca Efendinin kitap çalışmaları da bulunmaktadır. Ayrıca İlkadım dergisinde başyazı, orta sayfasında ölçüler dengeler ser levhası altında yazılar yazmakta Cuma günleri de Art fm de sohbetler yapmakta idi. 



Zeki Soyak Hoca Efendinin Yayınlanmış eserleri; 

1- Kırk Hadis- Orta boy-176 sayfa

2- Ummandan Katreler- Orta boy-240 sayfa

3- Mefkure-Orta boy-256 sayfa

4- Ölçüler-Dengeler- Orta boy-176 sayfa

5- İslam Ahkâmı- Büyük boy- 720 sayfa

6- Kıssalar-Hisseler-Büyük boy 2 cilt- 1032 sayfa

7- Fazilet Toplumu-Büyük boy- 500 sayfa

Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
Mert - 3 yıl önce
Allah rahmet eylesin . Çok değerli bir kişiydi . Yattığı yer nur olsun .
Avatar
baki öncel - 3 yıl önce
fedakarlıklarının hesabını tutmadı,kitabında ümitsizliğe yer yoktu,osmanlı aşığı dava delisi,gençlerin manevi sığınağıydı.babaydı adam gibi adamdı.. fetret zamanlarında hep ümit ışığıydı.. savunan, direnen, çelik gibi yüreğe sahip,babainsandı.. özledik, özlüyoruz..ruhun şad olsun hocam..
Avatar
Adnan Ağır - 3 yıl önce
Islam'da taviz vermez,dava adamıydı.Allah'ın rızasını her şeyin üzerinde tutmaya dikkat ederdi.Rabbim Allah için sevdiğimiz,böyle müminlerle bizleri de haşretsin.
Avatar
murat özkürkcü - 3 yıl önce
böyle anılmak ne güzel. rabim hepimize böyle bir yaşam ve böyle bir son nasip etsin. mekanı cennet olsun.