HAFTADA 2 GÜN TATİL: NE GETİRDİ, NE GÖTÜRDÜ ?


Emrullah Güney

Emrullah Güney

Okunma 12 Şubat 2019, 18:59

30 Haziran 1974.

O günü ''özel'' kılan nedir?

Haldun Taner'i dinleyelim : ''İki günlük hafta tatili kararnamesi çıktı. Böylece biz de uygar batı ülkelerinin çizgisnde insanın yeni bir hakkını, eğlenmek, mutlu olmak hakkını kabullenmiş, uygarlık yolunda bir adım daha atmış olduk. Hayırlı olsun.''(1)

O tarihten önce okullar nasıl bir izlenceye bağlıydılar?

Cumartesi günü saat 13'e değin ders yapılırdı. İstiklal Marşı için toplanılır; müdür bir konuşma yapar, haftanın özetini çıkarır ve iyi tatiller dilerdi. Sonra herkes dağılırdı. Evli evine, köylü köyüne...

30 Haziran olduğuna göre, ders yılı sona ermişti. Hafta sonu dinlence günlerinin ikiye çıkarılmasının ne demek olduğunu yaşayarak, bir sonraki ders yılında görecektik.

Gördük de...

Neler ?

Cumartesi günün 4 saat deri diger günlere eklenmişti. Okuldan daha geç çıkıyorduk. Dersler yoğundu.Gün içinde öğretmen de, öğrenci de bunalıyordu. Evimize vardığımızda hava kararmış oluyordu.

Fakat cumartesi sabahı erken kalkmak yoktu artık. Koştur koştur okula gitmek tarihe karışmıştı. Tam tembel harcı. Eskiden yalnız pazar günleri için çıkarılan keyif artık cumartesiler için de olmuştu.

Temmuz ayında turizm de canlanmıştı.

Aileler otomobil sahibi olmağa başlamıştı. Kapı önünde, garajda durup duracak değil ya , binip gezmek gerekiyordu. Akaryakıta zam gelmişti. Benzinin litresi 146 kuruştan 378 kuruşa çıkmıştı. Borç harç alınan arabanın artık katedeceği kilometreler de hesaplanıyordu.

Ankara'da yaşayan bir memur ailesinin kurguya özne yapalım. Hafta sonu nereye gitmeli? Ayaş-Beypazarı-Nallıhan olabilir.

Ilgaz Dağları, Safranbolu olabilir.

Konya olabilir.

Aksaray- Ihlara Koyağı- Göreme-Avanos-Ürgüp olabilir.

Hazırlık Cuma sabahı yoğunlaşır. Şef,müdür artık göz yumsun hareket saat 13'te olsun. Aile biner otomobiline, 3.3 saat sonra Ürgüp'te bir otelde ya da pansiyondadır.

Ailenin bireyleri mutludur. Otomobil sahibi olmanın keyfini ilk kez yaşamışlardır. Pazartesi günü dairedeki memurlara, komşu hanımlara anlatılacak konular, övünülecek yolculuk vardır.

'' Kazanılan boş zamanların dinlendirici, eğlendirici, bireyi daha dinç ve verimli kılıcı olması için somut yollar bulmak gerekir '' (2).

Otomobil olmasa da, yollar canlanmıştır. Kentlerarası yolcu taşıyan otobüs seferleri artık daha düzenli, dakiktir ve sayıları artmıştır. Seyahat firmalarının kazançları çoğalmıştır. Artık turizm mevsimi boyunca boş koltuk bulmak zor olmuştur.

Motorlu araç sayısındak artış, yerli turist isterleri doğrultusunda yollar genişletilmekte, bozuk yerler onarılmaktadır (İstem-sunu) . İyileştirme çalışmaları otomobil sahiplerini mutlu etmektedir.

..........................

Sarıhıdır köyünden Ömer Ağa, günlerdir Ürgüp'e gitmeyi planlasa da, sürekli ertelemektedir. En uygun gidiş cumartesi günü olabilir.

Neden ? Pazarı canlıdır, ürün satışı kolay olur. Ömer Ağa havuçları biriktirdiği toprak kuyudan çıkarır, çuvallara koyar, traktöre yükler ve Ürgüp yolunu tutar. Patates,soğan da vardır vagonette. Sarıhıdır'ın pekmezi, köftürü de güzel olur. Hanımı onları da hazır etmiştir.

İstekleri kağıda yazma alışkanlığı yoksa da oğul Ali'nin deftere, kaleme gereksinmesi vardır. Kızı Ayşe'nin düğünlerde giyeceği basma,pazen ... Hanımına bir çift Cizlavit lastik pabuç...

En önemlisi büyük oğul Azmi , Ürgüp'te ortaokul'da öğrenci. Sarıhıdırlı Türkçe Öğretmeni Osman Aydoğan var ki büyük şans. Onun evi aynı zamanda pansiyon. Azmi'ye besin maddeleri götürmek gerek. Osman Bey ile, diger öğretmenlerle konuşmak gerek: Dersleri nasıl? Haylazlık yapıyor mu? Çalışıyor mu, yoksa diskolara, kahvehanelere mi takılıyor, yabancı turist kızların peşine mi düşüyor?

Nüfus Memurluğu'na da uğramak gerek. Holanda'daki kardeş bazı belgeler istemekte...

Askerlik Şubesi'ne gidip Yıllık Yoklama'yı yaptırmak gerek.

Adliye'de bir komşunun tarla davasında tanıklığı da var.

Tahsin Ağa İlçe Halk Kütüphanesi'ne uğrayacak , Sarıhıdır Kitaplığı için ayrıldığı bildirilen paketi alıp getirecek. Çünkü görevli köylüsü gidemiyor o gün ilçe merkezine.

Bütün bu okuldu, Nüfus idi, Şube idi, Adliye idi saat 13 öncesi tamamlanmalı. O saatten sonra ancak havuç, patates, soğan, pekmez satılabilir pazar yerinde...

Cumartesi günü dairelerin açık olması ne büyük ''nimet''...

Ömer Ağa olağan görüyor bu yaşadıklarını...

Ancak ekim ayında okul açılınca anlayacak o günün tatil olmasının ne demek olduğunu...

'' Bizde, hobby fikri gelişmediği için, postacımız hafta tatilinde mektup dağıttığı sokaklarda piknik yaparsa, sandalcımız hafta sonu bir spor kulübünde kürek çekerse , şaşmayalım. Bizde kolleksiyonculuk,

resim yapma, bir müzik aleti çalma, herhangi bir sporla aktif olarak ilgilenme, yurdu bilinçli bir şekilde karış karış gezip öğrenme, gönüllü kuruluşlara katılma, eksik kalan kültürünü tamamlama, bir yabancı dil öğrenme gibi aktif eğlenceler yerleşip gelişmediği için, bizler ister istemez bu hafta tatilini yine pasif eğlencelerle doldurma yolunu tutacağız. Maç seyredeceğiz, kumar oynayacağız, kahveye bir gün daha fazla gideceğiz, çene yarıştıracağız.''Anasını sattığım, vur patlasın, çal oynasın. Bu hayat böyle geçer. Battı balık yan gider'' deyip kadehimizi yeni hafta tatilinin şerefine kaldıracağız.'' (3).

.....................................................

Haldun Taner. 1987. Hak Dostum Diye Başlayalım Söze. 89-101 ss. Bilgi Yay. Ankara

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.