KERKÜK  TÜRKMEN  DİLİNDE DİALEKT  ve  ŞİVE  FARKLARI


Emrullah Güney

Emrullah Güney

Okunma 08 Ekim 2019, 09:30

KERKÜK  TÜRKMEN  DİLİNDE

DİALEKT  ve  ŞİVE  FARKLARI

Kısaltmalar

A K : Altun Köprü şivesi,

Er : Erbil  şivesi,

A : Arapça,

K : Kerkük şivesi,

Kif : Kifri  şivesi,

Mend. Han : Mendeli, Hanagin şivesi,

Til : Til’efer şivesi,

Tuz. Hur.: Tuz Hurmatu şivesi,

T : Türkçe,

F : Farsça

A

Abi : Büyük kardeş,

Abdal, ebdel : Divane, serseri ( Bu söz Azerbaycan dilinin batı öbeği dialekt ve şiveleri için karakteristiktir).

Abla ( K ) // bacı ( Tuz.Hur )-büyük bacı,

Abus olmak : asılanmak.

Av //au-ov : ( Diger dialekt ve şivelerimiz için de seciyevidir).

Avadan : Abad, bayındır,

Agı : (Kif) //Kız (K)-Kız.

Agarda : O yanda.

Ağ darrı : Mısır tahılı,

Ağır başlı : Temkinli, muhterem, savadlı, saygın, sayılan.

Ağırdamag : İhtiram, hürmet, saygı göstermek,

Ağıtlar : Ağılar.

Adağ : Töhfe, pay, armağan, hediye ( Gelin için getirilen hediyeye derler).

Ademeke . adam, insan.

Adamçıl : adamın canına heris olan.

Ayagacdı : Göçürülmüş kızın ilk kez baba evine gelmesi ( bu söz Azerbaycan dialekt ve şiveleri için de seciyevidir.

Ayağa kapanmak : ayağa döşenmek.

Ayağyalığ : yalın ayak.

Ayar etmeğ : arat etmek.

Ay suratlı : ay yüzlü.

Aydırmag : anlatmak.

Aynamaz: anlamaz.

Aynışlı : anlayan, başa düşen.

Al : 1. hal;

       2.yalan;

       3.piçlik.

Alav :// alau-alov.

Alazlamag : yaz mevsiminde güneş ışınlarının her şeyi soldurması, yandırması.

Al aparmag : hal aparmag.

Alaca : elde dokunan şal (Güney Azerbaycan’da da işlenir).

Albağ : baş dönmesi,

Aldırma : mehel koyma, fikir verme.

Allaf : buğday, arpa tecimeni, alırsatarı, tahıl tüccarı.( Baku, Lenkeran, Şamhor vd dialektlerinde de işlenir).

Allahgarı : kar.

Allı //allu: alın.

Altun: altın, kızıl.

Amana : ( a ) Otobüs.

Amac : nişane, hedef, son maksat( Bu söze Güney Azerbaycan’da da rastlanılır).

Anahtar : Açar ( Gürcistan’ın Dmanisi ve Marneuli ilçelerindeki Azerbaycan türkleri de bu sözü kullanırlar)

Anna : ( Mend.Han ) .ana.

Arabana : araba.

Arabozan : bozguncu, ara açan, nifak sokan.

Ara yerde : ortada.

Araçı : ara bulan, ara düzelten 8 Şeki dialektinde de işlenir).

Arışlanmağ: aralanmak, uzaklaşmak.

Armağan: hediye ( yalnız kadınlara verilen hediyeye armağan denir. ( Azerbaycan’ ın birçok

                              dialektlerinde ve klasik edebi Azerbaycan dilinde de işlenir).

Arpavul : arsız, hayasız, erdem yoksulu.

Arpa dartmağ : arpa öğütmek.

Ası galmag . perçinlenip kalmak;  saplanıp, sabitleşip durmak.

Aslan ağzı . bir tür kızıl gül, altın gül.

At goşma . at çapma, cıdıra çıkma.

At guyruğu yağış : leysan, şıdırgı yağış, sağanak.

Ate : bibi, hala.

Ate gızı –oğlu . Hala kızı -  oğlu.

Afat : bela, doğal felaket ( Kuzey ve Güney Azerbaycan dialektlerinde  da rastlanılır).

Ahırışer : böhtancı, heyasız, utanmaz-arlanmaz, erdemsiz.

Ahırşer : talihsiz, bahtı kem, şansı kötü, talihi yaver gitmeyen.

Ahur ( isim 9 ahır ( bu söze Köroğlu kol destanlarında da rastlanılır  ).

Ahça : Pul, para ( bu söze Azerbaycan’ın batı öbeği dialektlerinde de rastlanılır).

Ahmag :  ahmak  ( Baku dialektinde de vardır ).

Aciz olmag : İncimek, küsmek, hatırına dokunmak, gönlünü kırmak.

Achemre : Hamur mayası ( Azerbaycan dialektlerinde de yaygındır ).

Aş : Yemek, çörek.

B

Baba : ata ( Azerbaycan’da diger dialekt ve şivelerde de ata  karşılığı baba işlenir.

Babız etmek : parmaklamak.

Babıc : ayakkabı.

Bağdad gatı : bir böceğin ısırması sonucu oluşan yüzde yara yeri, çıban izi.

Bağdanue : caferi ( Gence dialektinde de vardır ).

Bağırdağ : beşik bağı ( Azerbaycan Türkçesinin Derbend,Guba,Nuha vd şivelerinde de görülür).

Bağ tavuğu: karatavuk, orman horozu.

Bagam : halı kaplı yer.

Bağğal. : erzak ve azık satan dükkancı, bakkal.

Bagla : kabak, bal kabağı.

Bazı : ayaklı,

Bazlanmag : uçmak, tullanmak, sıçramak.

Bayılmak : yüreği gitmek.

Bayanmak : banlamak.

Bambeyaz. Dümağ, apak.

Bamiye : bibere benzer pişirilip  yeyilen göyerti, bamya.( Güney Azerbaycan’da da rastlanır ).

Barut : barıt ( Güney Azerbaycan’da da barut denir).

Bat : besdir, kifayettir, elini aç ( kumar oynarken kullanılan anlatım).

Bataniyye : (a) –yorgan, adyal.

Başarmag : becermek, muvaffak olmak.

Başına yatmag : başını ekmek.

Başı savuğ : nigaran olmayan, aramını yitirmeyen.

Beddua : gargış ( Baku, Lenkeran vd dialektlerde de kullanılır).

Beyram : bayram.

Bekar: subay, evlenmemiş.

Belsarma : belserpme sayrılığı.

Bertil : rüşvet.

Bedel : (a)- karşılık ( Baku dialektinde de vardır).

Bezzaz : Arşın malcı, parça tecimeni ( Baku dialektinde de kullanılır).

Bezirgan : tecimen, tacir, tüccar.

Beyaz. Ağ, ak.

Beyaz garga : sağsağan, saksağan.

Beyaz darrı : gargı dalı, mısır tahılı.

Beyaz tut : ağ dut.

Beyniz . (A.K.) //siz (K)-Siz( Güney Azerbaycan’da da “ beyniz “ işlenir).

Beke : belke, belki.

Bekçi : Orman beyi, korucu, garovul.

Beklemeğ : gözlemek, beklemek.

Bekir : erkek at, ahta at.

Belaş ( a) – müfte.

Beran ( a )- //koc, goç.

Berzeyi : yeher ustası, yeher düzelden.

Besleme guzu : borlanmış kuzu.

Betava : müfte.

Bibi : nene, nine.

Bibi su : // gumru guşu-

Biğ : bığ.

Bikez //birkes-bir az, bir an, bir defa.

Bikmek // bezmek- bezmeg

Bilav //bilau-bülov.

Bilezik : bilerzik ( Güney Azerbaycan ve Karabağ’da da kullanılır).

Bilekli göynek : Kollu gömlek, kolu uzun gömlek.

Bileksiz göynek : kolu gödek göynek,  tenniska.

Bilender : bilen, herşeyi anlayan ( Azerbaycan’ın birçok dialektinde ve şivelerinde de kullanılır).

Bin  ( K )//min (T)- min, bin.

Birre :bire.

Biçin guşu : bildircin, bıldırcın.

Bişmek : yetişmek, deymek ( meyve ).

Bıhav // bıhau – buhov.

Bozuh – pozuh, bozuk.

Bozulmah : pozulmag, bozulmak.

Boyama : kadın leçeyi.

Boyunturluğ : boyunduruk.

Böyük goca: ulu baba. Büyük baba.

Böyük leppe : koca dalga.

Böyük nenne : koca nine.

Buğarsağ  // boğarsag – bağırsag . Azerbaycan’ın bazı dialektlerinde de vardır.

Budamah : döğmek, vurmak ( Azerbaycan dialekt ve şivelerinde de işlenir).

Buz dolabı : soğuducu.

Bulamac : hörre.

Bulmag // tapmag , bulmak.

Burğan : burug burug, gıvırcıg ( saç vd ).

Burğul : yarma ( Gürcistan’ın Azerbaycan Türklerinin yaşadığı Amasya rayonunda “bulgur” bu anlamda işlenir.

Buruğ : karın ağrısı ( Azerbaycan dialekt ve şivelerinde de vardır ).

Buhtalanmag : keyleşmek.

Buhçi : bıçkı, mişar..

C

Caymag : usanmak, küsmek, vazgeçmek.

Cami// came : mescid.

Camus  ( a ). Camış 8 derbend dialektinde “ gamış  “ işlenir ).

Canbaz ( f ) : kendirbaz, oyunbaz, telhek.

Cancar : kenkan.

Cencer  // cancari : vel ( Azerbaycan7da salyan, Ordubad, noraşen gibi dialektlerde de rastlanır).

Cerre : cürdek, bardak.

Cehennem odası : hamamda buharhane.

Cibilleti : ciki-biki, esli-nesli.

Ciger : ciyer ( azerbaycan edebi dil tarihinde “ ciger “ işlenmiştir.

Cingene . 1. Küyçü, hapkopçu. 2. Esli-nesli olmayan.

Cisr ( a ) // körpü- köprü.

Cift : 1. Cüt 8 adet 9, 2. Bir cüt.

Cihaz . cehiz

Cızma . galoş, rezin ayaggabı. Çizme.

Cırbıl yemeğ . çok duru, sulu yemek, yavan.

Cırıt . cıdır.

Cırıt meydanı . cıdır alanı, cirit oynanan yer.

Cırcıra : cırcırama.

Cuğab : cavab, yanıt, cevap.

Culha . tohucu.

Cumbut . tumurcug, buta, tomurcuk.

Cülhe : yağış suyu biriken, yığılan yer ( azerbaycan Türkçesinin batı öbeği dialekt ve şivelerinde bu söz “ cülye “, “ cülge 2 şeklinde kendini gösterir.

Ç

Çagıl : çıngıl,  çakıl.

Zağır tikan : gara tikan, kara diken.

Çagçaga : çahçah ( Derbend dialektinde de işlenir ).

Çağ : asır, yüzyıl.

Çayır : çemenlik, çimenlik

Çalmag : oğrulamag, hırsızlamak.

Çalhım çalmag : el çalmak.

Çamur : palçıg, lığ ( Azerbaycan dialektlerinde de vardır ).

Çapgın . sürekli alkışlar.

Çapuğ : tez, telesik, elüstü, aceleci.

Çarı . baş desmalı.

Çarpaz . çaş.çarpazlağ : çeplik, çaşlıg.

Çarhala . çalhala.

Çarhma yeriş : gaz yerişi, yanlarını basa basa yerimek.

Çarçu örtük : Pazar yeri, mezarlık örtüsü, üst örtü.

Çatallaşmag : haçalaşmak.

Çatlanga  // çatlanguc – gığılcım, şimşek.

Çevirke  // çeyirke : çeyirtke. Çekirge.

Çeşt vahtı : gündüz saat 11-12 raddeleri ( Azerbaycan’ın Kazah,

                    Ermenistan’ın Kirovakan Azeri Türklerinin de kullandığı sözdür ).

Çelebi ayağ : zirek, çevik adam.

Çelebiç : koyun tellalı, koyun tecimeni, tüccar.

Çem : meşe, orman.

Çemçele : arıg.

Çemçele gız : oyug, mügevva.

Çeneebaz : çok konuşan, danışan, geveze, naggal, yanaz, avurdu yelli.

Çeneke : çene.

Çenesinin çivisi : çenesinin çüyü.

Çepere : çit kadın paltarı.

Çepış : çepiş.

Çerhifelek : fırlanacag.

Çerhiçenber : fırfıra.

Çete : yol kesen, guldur.

İç .. ya.. ya , ister.. ister.. 8 bölüşdürücü bağlayıcılar )

Çibinliğ  miçetken

Çiv : çüy 8 Derbent dialektinde çüv işlenir ).

Çik . kal ( meyve vb ).çildırmah : esmek, titremek ( zoğuktan ).

Çilleli arvad : zaha kadın.

Çim .: tamam, tamamile( Bu söze Baku ve Şamahı dialektlerinde de aynı anlamda rastlanır ).

Çinin gab : çini kap.

Çinçini  : çilçil.

Çiriğ : çehre, hana.

Çiriş : yapışgan ( Azerbaycan7ın Şeki, Ağdam vd dialektlerinde de rast gelinir). Çirişçi : yapışkan yapan adam ( Şuşa şivesinde de işlenir 9. Çıplağ . çılpag, çıplak.

Çırçıplag : çılçılpag, çırılçıplak, cıbıldak.

Çoban : çiban(  Baku dialektinde de çoban şeklinde işlenir ).

Çola : dalan, mehelle.

Çöl olmag . azad olmag, boşlamag, çıkıp gitmek.

Çualdız : biz, çuvaldız.

Çugur : çuhur, çukur.

Çüklet : genfit, şokolat, konfet.

Çurohlamag : saçı yığışdırmag, saçı toplamak.

Çüküntür : çuğundur. pancar.

D

Dabban // doban-daban 8 Baku dialektinde de doban işletilir).

Dabbannan düşmeğ : yorulup elden düşmek.

Davul : dumbul, nağara.

Davulçu // dumbulçu – dumbul çalan.

Dağarcug : dağarcık.

Dayza : hala, teyze.

Dayza oğlu – gızı : hala oğlu, gızı.

Dalgaya getmek : heyala getmek.

Dal : budag.

Dalda : arha, dalda, gölge ( Derbend dialektinde de işlenir ).

Dalmag : heyala dalmag.

Damad – bey ( Azerbaycan Guba dialektinde ve Güney Azerbaycan’da bu söze rastlanır ).

Dam diregi : uzunluğu 40 , 50 cm kadar olabilen hıyar türü.

Oanına getmek : acığına getmek.

Darılmag : 1. Darıhmag. 2. Asabileşmek ( Azerbaycan’ın batı dialekt ve  şivelerinde de seciyyevidir ).

Darın dünyasında – yer yüzünde.

Darrı – 1. Darı. 2. Gargıdalı, mısır.

Darrı püsküsü : gargıdalı teli, mısır püskülü.

Dartmag : tahılı üyütmek ( bu söze Azerbaycan dilinin Lenkeran şivesinde vd yerlerde rastlanır.)

Daugurmag : gısdırmag.

Dauzan gurtağı : douzan gurdu.

Deve. Deve.

Develemeğ : iri adımlarla yürümek ( Azerbaycan’ın batı öbeği dialekt  ve şivelerinde de rastlanır ).

Deve- dava, dalaş ( Derbend dialektinde de rastlanır ).

Dem – demye ( Nahcıvan’da bu söz “ demi “ biçiminde işlenir.

Derler : deyirler.

Degge ( A ). 1. Dakika, 2. Yüzde dövülmüş hal, işleme, nakış.

Değezdar : benzi kaçmış, rengi ölüye benzer.

Değel : dagga garın adam, yekegarın.

Dege : teke.

Degil : deyil.

Degirman : deyirman.

Dellek : dellek.

Delli : deli.

Dellük : delik.

Demdemi: herdemheyal ( genellikle birçok dialekt ve şivelerinde Azerbaycan’ın bu söz “ demdemeki “ biçiminde işlenir.

Demiri at : küren at. Demir kırı at.

Dendüc . hedik.

Dergi : jurnal, magazin.

Derrace : 1. Geranti. 2. Kombayi.

Derri: deri.

Deccal : decal.

Dize : küpe ( ancak piti küpesi ).

Dilenci : dilençi, devşirici, toplayıcı.

Dink : harmanda tahılı döverken vel gibi yararlanılan, başına demir dişler vurulmuş ağaç ya da büyük taş ( Derbent, Cebrayıl, Vartaşen vd dialektlerde ve şivelerde de işlenir 9.

Dingirlenmeğ : diyirlenmek. Yuvarlanmak.

Daş : çöl, bayır ( Azerbaycan’da bu anlamda “ dışarı “ sözü işlenir.

Diş // düş// yuhu : yuhu, uyku ( Azerbaycan’da Gazah, Derbend, Zagatala gibi dialekt ve şivelerinde de işlenir).

Dız : oğru.

Dırnahlı külçe : şekerbura.

Dolama : çocukların binmesi için bir alanda düzeltilmiş , fırlanan kurgu.

Dövlet guşu : baht kuşu, devlet kuşu.

Dökmece // dükmece : yağda karıştırılarak doğranmış sıcak ekmek, isti çörek.( Bu söze döymece, döymeci, döymeç biçimlerinde diger dialektlerde de rastlanır ).

Dör : iç otag, otağın yukarı başı ( Azerbaycan’ın diger dialektlerinde de aynı anlamdadır ).

Dörü // doruat : boz at, keher at ( Azerbaycan dialektlerinde işlenmiştir. Azerbaycan Türk Halk Şiveleri Lügati 1930-31 Baku- iki bölüm ).

Duman : tüstü.

Durağ : dayanacag ( otobüs vd taşıtlar için ).

Durrac : turac.

Düke : düye.

Dükme : düyme.

E

Ebeçi : mama, mama hekimi.

Evelemek // develemek : anlamsız konuşmak, özünü apara bilmemek.

Egil : akil, ağıllı, derrakeli

Egli hafif : ağıldan yüngül, ağlı kem.

Eğyar : yad, özge, regib.

Ejdaha : adamudan,  ilan.

Eziye : don.

Eyek : damağ, dişin eti.

Ekmek ( K ) // çörek ( Til./ - çörek

              ( Azerbaycan dialekt ve şivelerinde bu söze eppek, elbeğ, epbeğ biçimlerinde de  rastlanır).

Ege : yiye.

Eglence : eylence.

Elbese ( A ). Paltar, giysi, giyenek

Eli günü : cüme ahşamı.

Elti : elti.

Emarvadı : emi karısı, amca hanımı.

Emgızı : emi gızı, amca  kızı.

Emoğlu : emi oğlu, amca oğlu.

Emin : emi.

Emcenek : herçenk.

Enga  ( A ) : Kaf Dağında yaşayan  efsanevi Simurg kuşu.

Enkebut : hörümçek.

Enne ( A ) : nene.

Entike : antika,

Ense : dal, arha ( Azerb dialekt ve şivelerinde de işlenir .

Erbe 8  tuz.Hur ) // arh ( K,A,K ) – arh

Erkek : erkek.

Esbab : ( K ) – paltar.

Eses : çoban, garavulcu.

Eski : köhne, gedim.

Esmer : garabuğdayı ( kız, kadın ).

Essük . eskik, eksik, noksan.

Etbe  // etebe – dehliz, zal.

Etekliğ . alt göyneyi, etek.

Ettar : yeyinti malları tecimeni, tacir.

Ettar dükanı : aktar dükkanı, yeyinti malları dükkanı.

Efet .  1. Garımış gız, 2. Namuslu, lekesiz.

Ehed günü  ( A 9- Pazar günü.

Eheg : ahenk.

Ecele (A). Tez, telesik.

Eşek // eşşek – eşşek.

Eşrafi gül . en yahşı hesab olunan gızılgül növü.

Eyi //eyi//iyi – gözel, yahşı ( Azerb dialekt ve şivelerinde yey//yeg//ey biçimlerinde rastlanır ).

Eyş //eş – hayat yoldaşı, sevimli kadın.

Et –et ( Derbend dialektinde de işlenir).

Ecci : acı.

F

Fag // tor- tele ( Gazah ve Ordubad dialektlerinde bu sözle bağlı “ faggı “ hiylekar işlenir.

Fagı : mescidde hidmet göstererek mollalık öğrenen genç, fakih.

Fanus ( A 9. Fener 8 sabirabad, Zerdab şivelerinde, ayrıca da güney Azerbaycan’da da işlenir.

Farva ( kürk ).

Fezle – artıh , çok.

Feyazan (A ) , taşkın, sel.

Ferik 8 a  fere ( Nahcivan dialektinde de bu söz kendini gösterir ).

Fehfur . saksı.

Fehil . aygır

Fizze // fizeh – şiven, gışgırıg, hıçkırık.

Firin (A). – küre, çörek pişirilen peç ( Gazah şivesinde de rastlanır).

Fitta : yaylıg, şal ( Derbend şivesinde de vardır ).

Fürsend : fırsat.

G

Gabadayı : delidolu, ganmaz, anlamaz, goluzorlu.

Gabagbaşı çeküc : büyük zindan çekici.

Gabug :  gabıg, kabuk.

Gav // gau-gov.

Gavga – ses, küy, dava-dalaş, govga, müharibe ( Şuşa şivesinde, Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

Gavım-gardaş : gohum-gardaş.

Gavzamağ // gauzamağ- galdırmag ( Nahcivan, Şahbuz, Tebriz gibi dialekt ve şivelerde de rastlanır ).

Gağanağ . gayğanag.

Gada : bela, derdi, geza ( Azerbaycan’ın diger dialekt ve şivelerinde de kendini gösterir 9.

Gazanmag : udmag, gelebe gazanmag.

Gazbazı  ( A. K .). – gara fatı, douzangurdu.

Gazuh : mıh, direk 8 derbend, Gah, Vartaşen dialekt ve şivelerinde de işlenir ).

Gayet süslü : hedsiz gözel.

Gayışbaldır : uzun, arıg, efsanevi gorhunc canlı ( Azerbaycan dialekt ve şivelerinde de işlenir).

Galabalığ : basabas, basırıg, garışıg, izdiham.

Galavuz : beledçi.Rehber. (Kitab-ı Dede Korkut’ta da işlenir9.

Gallanguç : garanguş ( Derbent Türkçesinde “ garancag “ olarak söylenir).

Gamış : camış.

Ganara : gessabhanada et asılan çengel ( Azerbaycan edebi dil tarihinde, Azerbaycan Dilinin İzehli Lügati’nde de vardır).

Gangavur : zıngırov.

Gantarma : gantarğa.

Gaplan : peleng.

Gar : 1. Buz, 2. Gar.

Garana : çok büyük kazan, hayır-hasenat ya da ihsan kazanı.

Garasu : göz hesteliyinin adı ( Azerb batı öbeği dialekt ve şivelerinde de vardır ).

Garınca : garışga.

Gat : 1. Kostüm, 2. Mertebe, rütbe, kat, seviye.

Gaura : yeye ( Ermenistan’ın Azeri Türkü yaşayan  Kirovakan rayonunda “ gora //gorua “ biçimindedir).

Gaurga – govurga  ( Azerb. Fuzuli’yöresinde işlenir ).

Gaşavuc : gaşov.

Gaşuğ : gaşıg.

Ge : gel.

Gebe gadın : hamile kadın.

Gebermeğ : ölmek ( Azerb dialektlerinde de işlenir).

Geçel : keçel.

Geçi : keçi.

Gedisen : gedirsen.

Gegirmeğ : geyirmek.

Gem : yüyen, cilov.

Gene : yene ( Azerb dialekt ve şivelerinde de işlenir ).

Gevil : gönül.

Gevildemeğ : lehlemek, tövşümek.

Geyim : gayım.

Gevşemeğ : gevişmeğ, gövşemek.

Gevvad ( A ). Oğraş, eclaf.

Geydi yoh : eybi yohdur . Ayıbı olmayan, utanılacak bir durumu bulunmayan.

Geyin baba : gayınata.

Geyin nene : gayınana.

Gezingi : nahış, bezek.

Geytan : gaytan.

Gelemteraş : 1. Ülgüc, 2. Kiçik gelemgeddeyen pıçag.

Gelender : dünyadan el çekib serseri heyat keçiren adam, filozof vb ( Güney Azerb şivelerinde de vardır ).

Gemere : avtomaşın.

Gemiç : gamçı.

Gemsele : umaç ( hörek ).

Genefil  // genifil – gerenfil.

Genne ( Tuz. Hur . ) // gerne ( A. K. ) – nene

Genşer – teref, gabag, garşı ( Azerb . birçok dialekt ve şivelerde de işlenir ).

Gerbil : helbir.

Gere tut . gara dtut, karadut.

Gerac // gereçi-garaçı.

Gerine ( a ) – zaman, dövr, esr.

Gesil . hesil.

Gefenağ . hörek, yemek  ( Ordubad  dialektinde bu sözle ilgili “ gefhana “ işlenir.

Gıl : gıl.

Gılbaş : ellerde ortaya çıkan büyük siğilli “ gotur” a benzer hastalık.

Gidişme . geyişme hesteliyi.

Gir : gır.

Girat – zil gara ve ağ renkli at ( Azerb. Dialektlerinde de işlenir ).

Giritmek : geydirmek.

Girmek : geymek.

Girre ( A.K ). Gaplandiş, dişleri iri olan insan.

Gisi soğan : göy soğan.

Give : güve.

Gizillemek : arkasınca danışmag, geybetini etmek.

Gizirçi : heberçi, satgın.

Gıza vayı : gıza göre.

Gızanbuğ // gızıl gurt – gızılca.

Gızanbuc : 12 yaşına dek çocukların boğazında görülen gorhusuz hestelik.

Gızlar yoldaşı . kertenkele.

Gızmag : acıglanmag, hirslenmek, gızışmag ( Azerb batı öbeği dialekt ve şivelerinde de aynı anlamda işlenir).

Gıy : gıp ( hançer kını vb ).

Gıyıg : gığı.

Gındıdız : gündüz oğrusu.

Gıvrag : gözmuncuğu.

Gıvğılıg : gırgovul.

Gırjan : (K ). Herçeng.

Gırmışlamah : cırmaglamag.

Gırran : taun.

Gırran gırsın : taun aparsın.

Gırtmah – gırtmah : cadar-cadar, para-para.

Gırcıl : çaş, gözü çep.

Gısrag : at, aygır ( Kitab-ı Dede Korkut’ta da işlenir ).

Golbağa : gurbağa.

Golpça : kişi köyneğinin gollarına keçirilen tahma düyme.

Gombur : gozbel.

Gonağ // müsafir-gonag.

Gondara ( a  başmag, dikdaban , ayaggabı ( Azerb Türkçesinin diger dialekt ve şivelerinde de işlenir).

Gonuşmag : danışmag

Gorhağan . gorhag, gorhan.

Gorhan : goreşen.

Goca . baba.

Goşa – goşagelmeğ : gaça-gaça gelmek.

Göy : ( Til ) // küreken // damad – küreken ( Azerb dialekt ve şivelerinde de işlenir ).

Gözdaşı : gözmuncuğu.

Göznefes : çocuğa nazar değmesin diye üstüne asılan bir şey, boncuk, muska vb.

Gözükmek : görünmek.

Gözün güllesi : göz bebeği.

Guvağ – goğ ( Azerbaycan Türkçesinin Puşkin vd dialektlerinde de rastlanır ).

Guvurcag : gelincik, kukla.

Gulağı sarı : geyretsiz, namussuz.

Gullanmag : işletmek.

Gurgur .(A.K ). İldırım, göy gürültüsü.

Gurna – 1. Lotereya uduşunda istifade edilen gutu, 2. Püşk ( Gazah şivesinde “ gurna “ bu anlamda işlenir.

Gurnaz – 1. Vasvası, 2. Bic, çohbilmiş.

Gurrıt : gurut.

Gurrı : guru.

Gurı ekmek yemeğ : yavanlıgsız çörek yemek.

Gurrı öskürek : guru öskürek, göy öskürek.

Gurtulmag – azad olmag, hilas olmag, canını gurtarmag ( Azerb dialektlerinde de işlenir.Edebi dilde “ gurtuluş” halen özünü göstermektedir ).

Gurfa ( a ). – otag.

Gusag : veba.

Gutlu : şad, hürrem, şerefli.

Gutu gurumag : donub galmag ( gorhu, dan vd.)

Guşvuran (K ). – guşatan, sapand.

Guşğun : tuman bağı.

Guştükü : balınc.

Gübelek : göbelek.

Güdde : lovğa, kopçu.

Güçen . küçük, it balası ( Ağdam rayonu şivesinde de “ güçen “ bu anlamda işlenir ).

Gülşen : güllük, çiçeklik, gülşen ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

Gümerçin : göyerçin.

Gümme : kömbe ( Derbend dialektinde de işlenir).

Güniye – günye ( Şamahı, Tovuz vd dialektlerde de vardır ).

Günorta şaglamı : günün cehennem gibi , yeri göyü yandıran isti, bürkü vakti.

Günsarısı : gurub vaktı, günbatan zamanı.

Güvengöz : alağ otu.

Güz : payız ( Azerb dialekt ve şivelerinde bu sözle ilgili olarak “ güz “- “ guzu “ salınan yer, küzdek “ payız yurdu “,” güzdeh “ gırhılmış guzu, payız otu, ilkbaharda göyeren ot, “ güzem “ – guzu yünü, payızda gırhılan goyun vd özünü gösterir ).

H

Havaçar : şana

Havıldamağ : hürmek.

Havınc : tad ve hoş ıtır, koku vermek için  tatlı aş pişirilende, hamura katılan baharat.

Havuş : heyet, hayat,  avlu, ev önündeki açıklık.

Havçar köpegi : avçarka.

Havçar : dülger aleti.

Hazarı : baş desmalı.

Hayılmag : kendinden geçmek, acığı tutmag.

Halag : halga.

Har : harın.

Harasan : seksekeli.

Hatavar insan : ses-küyü ve galmagalı seven insan.

Hacgabuğ : köpek.

Hah : halg, camaat, adamlar.

Has : salata ( terevez ).

Heyvan : eyvan.

Heyvan : hayvan.

Hebe ( K ) – nene.

Hekbe – heybe ( azerb Cebrayıl ve Vartaşen şivelerinde “ hevge “ biçiminde rastlanır ).

Hele : ( Tuz. Hur )- hala ( Derbend dialektinde de işlenir )

Helfe : kömekçi, yançı.

Helve : halva.

Helhele : toy düğün ve sünnet vaktı  kadınların sevinç sesleri çıkararak oynaması.

Hemşehri : gohum, yerli,  eloğlu.

Hendeğ : hendek.

Heninimer : üreyi getmek.

Henek : zarafat.

Henne : sac çöreyi.

Henuz ( Anadolu Türkçesi ) – indilikde (K ) – indi, hele.

Henfiş : aşura günü başını yaran adam.

Henzir : (A ). Gaban.

Herise ( K )- hedik.

Herişe : Aşura günü verilen hörek, aş, yemek.

Herişte : erişte.

Herras ( a ). Gözetçi, garovulçu.

Herraş . genc.

Hessa // hisse – pay, hisse.

Heşiş . tiryek.

Hezine : anbar, erzag yığılan içeri ev.

Hezme :// hizme – dodağa tahılan gızıl gadın bezeyi ( altın hızma, hırızma ).

Hımhım : burnunda danışan insan.

Hınna : hına, kına.

Hınfız : (K ) // hınfır ( A.K )- yastı burun.

Hırmıclamağ . cırmaglamag.

Hırhız // herhız – oğru ( Kitab-ı dede korkut’ta da rastlanır ).

Hısım : gohum.

Hısımlığ : gohumlug.

Hısımlar : gohumlar.

Hoy : hasiyyet.

Hoyrat – bayatı. Bu söz hem de horyat, goyrat ve goryat olarak da söylenir.

Hora : Burun içinde oluşan yara.

Horu . avara, sersem.

Horu-horu gezmek : boş-boşuna gezmek, avaralanmag.

Hiz . bic, namerd.

Hille : hiyle ( bu sözün fiil biçiminde 2 hil gelmeğ, kelek gelmek anlamında Şeki dialektinde rastlanır 9.

Hillesiz : saf, halis, çılpag.

Hilleçi . hiylekar, fırıldagçı, bic.

Hil-hişil . cevahirat.

Hicil : gızıl zencir, halhal.

Hinniği  burnunnan ahan : çoh zeif, burnunu tutsan canı çıhan adam.

Hişm : ( F )- acıg, gezeb, hiddet ( Bu söz Köroğlu destanında da işlenir ).

Hit : ip, kendir, benna işleden ip.

Hitleh : hirtlek.

Hiyar turşu : hiyar turşusu.

Hiyarcuğ . gıçda, budun sonunda hiyar şekilli şiş veren hestelik.

Hizmekar : hidmetçi.

Hizmet : hidmet.

Hogga : hogga 8 kerkük hoggası 2 566 grama karşılık çeki bahasıdır, Nahcivan şivesinde hogga 1 kg’dır 9.

Horuzbece : beçe.

Hubu : gözel, e’la, yahşı.

Hulg : heves, kef, gönül.

Hulgum yohdu : hevesim ( kef, gönül ) yokdur.

Hulgsuz : gönülsüz.

Humu – 1. Humar, 2. Ganiçen, geddar.evler yıhan ( gözler ).

Huruc : hurcun.

Hök ( A.k 9- kök.

Huvarlamag . çağırmag.

Huvadarlıg etmek : havadarlıg etmek.

Hur . (A.K) – key.

Hurbi basmag : şiven goparmag, geğan etmek, nale etmek.

Hur torpag : ham toprak, dince goyulmuş torpag.

Hür : güclü, güvvetli, yahşı.

Hüsküt : sakit, sessiz, sükut.

Hüskütlüğ : sakitlik, sessizlik, sükut.

İ

İbinmeğ : islanmag ( yağışdan, sudan ).

İbriğ : aftafa.

İki gat ev : iki mertebe ev.

İg : iy.

İgne : iyne ( Derbend dialektinde de işlenir ).

İleri : ireli.

İmeci : imecilik.

İmşağ : yumşag.

İnayet : gaygı, kömek ( Güney Azerbaycan’da da işlenir 9.

İni ( A. K ) – elti.

İncana : deyen, cemaşir  leyeni, tas. Çamaşır kazanı.

İplik // ip – 1. Cap, 2. İp.

İrağ : uzag ( Azerb dialektlerinde de vardır ).

İrat : daş yonan, daş çıharan, hörükçü.

İrmağ : akar çay.

İrri : iri, böyük.

İsga : verem

İsitme : titretme hesteliyi, sıtma.

İskemli  ( a ): ketil.

İskele . bennaların hörük hörerken ayaklarının altına goydugları tahta dayanacag.

İskence : iskene.

İskif : üskük.

İsmarlamag : emanet göndermek, tapşırmag

                     ( Azerb batı öbeği dialekt ve şivelerinde de işlenir ).

İtab  // itap – mezemmet, danlag

                     ( Güney Azerbaycan’ da da işlenir ).

İtitmek . itilemek.

İtti : iti.

İfga : nazik, yüngül.

İhçirik  // hıçgırıg- işgırıg. Hıçkırık.

K

Kavvaş : növbetçi.

Kavul – 1. Viran, 2. Çoh isti, cehennem gibi sıcak, od yağmağ

              ( Vartaşen’de  isti geyimi – “ kaval “ bu anlamda işlenir.

Kağız guşu : - çerpeleng.

Kar – 1. Kar, 2. İş-güc ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

Karyola ( a ) – çarpayı.

Kevil ( a ). Göçeri arap.

Keçaman : koramal.

Keşkek ( Tuz ) – hedik.

Kezzab ( a ). Yalançı.

Kelkif : kifleşmiş.

Kelos ( A. K. ) – ağzında diş olmayan insan.

Kem : az eskik, kem ( Güney Azerbaycan’da da işlenir 9.

Kendi . yoğun kendir.

Kepek 8 k 9 . gar.

Kepenek – yapıncı ( Kitab-ı dede korkut’ta da rastlanır 9.

Kepmal etmeğ : malalamag.

Kerve ( K ). Şahad.

Kerdi – lek, lekin içi ( Azerby Ordubad şivesinde  de işlenir ).

Keret // kerate . ( a ) dabançeken, rojok.

Kerizçi : kenkan.

Keriz : kehriz.

Kerküklük : kekliki.

Kesav // kesau – 1. Kürek, 2. Maşa, tendiri eşelemek üçün alet.

Kesek // kessek – palçıg kerpiç, ayı balası kerpic, çiy kerpiç.

Keskün tütün : berk, tünd, keskin tütün.

Kettan . keten.

Kefil : zamin ( Güney Azerbaycan’da da işlenir 9.

Kefin : kefen ( Azerb Derbend dialektinde: kefin ).

Keçe // keççe – keçe.

Keşam //  keşkepek – gurut.

Keşkül – hind cevizinden dervişler için düzeltilen, yapılan kap.

Kiklemeğ : ötmek ( kuş vb ).

Kilav // kilau – murdar, murdarlıg.

Kilve : (A.K.) külfe.

Kilik – kilid, gıfıl ( Cebrayıl şivesinde de işlenir ).

Kilfet : külfet.

Kinar : kenar.

Kiriş : çehreni işleden ip ( Azerb Tovuz, Cebrayıl vd şivelerinde de işlenir ).

Kirşan – pudra, kirşan ( Azerbaycan’ın birçok dialektinde de kullanılan sözlerdir ).

Kitablıh  // kütübhana- kitabhana.

Kişi : er.

Kilse // kilise- kilse ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

Kor pıçağ : korş, küt bıçag.

Korça // korşa – korş, küt, kesmeyen ( Gazah şivesinde kütleşmek anlamında “ korşalamah” işlenir.

Közer : tahılın başayağı ( Azerb Ordubad şivesinde : Kozar ).

Köy – kend ( önceleri Azerbaycan’da da kend yerine köy işlenirdi ).

Kömlek : göynek.

Kömmek : basdırmag.

Kötü : pis, yaman, harab ( adam vd ).

Kösk : köks.

Kössek : kösöv

Köşe : künc.

Kuveyti at : alapaça at.

Kurin ( a. ) : dem çayniki.

Kurnaz : ağıllı.

Küzeçi // közeçi – ( su kabı ), küp , cürdek, bardag vb düzelden senetkar.

Külah : papag.

Küle : besteboy, gısaboy.

Külçe :tandırda pişirilen yağlı çörek, pahlava ( Azerb şeki ve Şamahı dialektlerinde de özünü gösterir ).

Kupluğ : küp goymag üçün düzeldilen yer.

Kürk tauğ – kürt toyug ( Azerb Cebrayıl şivesinde : kild ).

Küresi ( a ). Kursu ( Derbend dialektinde de aynı biçimde söylenir ).

Küskü : link, büyük lom.

Kütek : kötek.

Küfr : kafirlik

Küçük : kiçik

Lağva : lağ.

Lak . lah.

Laf :1. Söz, söhbet, 2. Boşboğazlık, boş laggırtı ( Azerb Gazah şivesinde de bu söz vardır).

Leglag : leylek

Leb : dodag.

Leğveçi : kopçu, lovğa.

Leppe : lepe.

Let : lüt, kasıb.

Letke : kayısı kurusu ile pişirilen plov.

Leüçe //löüçe – naggal, çok danışan.

Lehane ( a.) – kelem ( Gürcistan’da Azerbaycanlıların yaşadığı Ahalsi rayonunda bu söz “ lahana “ olarak söylenir.

Libin ( Tuz, hur )- ayı balası, kerpic, kerpiç.

Life : hamam kisesi.

Loğma  // logma – lohma.

Lokuldan – ref, terece, divar boyu gabları yığmag üçün düzeldilmiş yer.

Loş : boş, lah ( Azerb Şamahı, Ağdam vd şivelerinde de rastlanır).

Loşlamag : lahlamag, boşalmag.

Lüs : şümal, düz, hamavar.

Lütf : mehribanlıg ( Güney Azerbaycan’da da işlenir).

M

Mavılmağ : özünden getmek, huşunu itirmek, üreyi sıhılmag ( Kitab-ı Dede Korkut’ta da rastlanır ).

Mada : hamralı çörek.

Malamat : galmagal, haldan düşmek ( ikinci anlamda Şamahı ve Cebrayıl şivelerinde de işlenir).

Malınc : mala.

Mama : genç ve gözel.

Mangala : mangal.

Mangır : gepik-guruş, hırda pul ( Baku, Şamahı, Şuşa şivelerinde “ mangur” biçiminde işlenir .

Masa : gara reng.

Mastara : dovga.

Matal : nağıl, dastan.

Maçin : Çin’in arkasında olan ülkeler.

Mev // meu – tenek ( Azerbaycan dilinin diger dialektlerinde  ve Güney Azerbaycan’da rastlanır ).

Meyter : nağara.

Meva : mesken, yurd, menzil.

Megeyet : muğayat.

Meğrib : günbatan.

Mezzek : meshere, lağ.

Mezzet : açıg satış, herrac.

Meslek : heven ( malum nokta ).

Mendil : baş leçeyi ( Azerb Guba dialektinde de vardır ).

Merez ( a. ) derd, bela, hestelik.(Güney Azerbaycan ve Derbend’de de işlenir ).

Merzib : novdan, nov.

Mercimek : yarma ( Derbend dialektinde de vardır ).

Mehmur ( a.) Humar, süzgün bahan göz ( Güney Azerbaycan’da da işlenir).

Mecrefe : ketmen, böyük toha.

Migas  // mingas – gayçı.

Miğrib : ahşam ezanı.

Miraz : murad.

Miri : su ağası, su paylayan.

Mircalıg – yemlik ( bu söz Güney Azerbaycan’da da gözlenir).

Miçek : milçek.

Mon // mun : garagabag adam.

Mon çöhre : garagabag, turşsifet, üzü gülmez.

Mor : kül ile kömürün garışığından alınan reng ( Azerb Cebrayıl şivesinde de özünü gösterir).

Mum : şam, mum.

Musalla : gebristan, mezarlıg.

Mutlu : hoş, hoşbeht.

Mutluluglar dilemek : hoşbehtlikler ( seadet ) dilemek.

Müsafir // gonağ – gonag ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

Mutran – keşiş.

N

Nebelen . nabeled.

Növ //nau – nov.

Nazdar : erköyün

Namazlıg : kiçik halça.

Namerdi gül : sarı gül.

Nanca : nece, ne geder ( Azerb Şeki dialektinde de işlenir ).

Nargile (f.) : sulu gelyan, hor hor gelyan.

Nasağ : yasag.

Nahsı : hansı.

Naçar : çaresiz.

Neri : teke.

Nebza : nebz.

Nelet : le’net.

Nene – ana ( Diger dialekt ve şivelerde de var: Kelbecer, Laçın, Lenkeran, Puşkin, Balaken vd yerlerde de çok işlenir).

Nerdivan : 1. Nerdivan, 2. Pillekan.

Nesi : neyi.

Neskenen : feseli.

Nesne : alet, hacat, şey ( Kitab-ı Dede Korkut’ta da vardır bu söz ).

Ne’f : fayda, gazanc.

Nehr ( a. ) akar su.

Neçi ( nişi, nişin // nüşün – ne üçün ( Derbend vd dialektlerde de işlenir ).

Neccar  ( a. ) – dülger.

Ninne – ( T. ) // leyla (K.)- layla.

Noh : növ.

Nüzül // nezul – vurgun ( hestelik ).

O

Oğlumun oğlu ( gızı ) : nevem ( gız nevem ).

Oğlumun oğlunun oğlu gızı (K) – neticem.

Oğlumun oğlunun oğlunun oğlu, gızı ( K )- kötücesi.

Oğlumun geyin babası ( geyin nevesi – gudam.

Oda : otag.

Olaşmag // ulaşmag : yetişmek, çatmak.

Ossun : olsun.

Ohay etmeğ : ohay etmek, rahatça nefes alıp neş’elenmek.

Ohlav // ohlau : ohlov

Ohçur : tuman bağı.

Ö

Övladın övladı (Er ). Neve (A.K.) – neve.

Ögey nene  ( baba, oğul, gız ) – ögey ana ( ata, oğul, gız, gardaş, bacı )

Ölet ( taun )

Össem : ölsem.

Övkelemeğ : ovmağ ( Azerb batı öbeği dialekt ve şivelerinde de  geniş işlenir ).

Öc almag : intikam almak.

P

Paya- pille.

Paydost etmeğ – sükutla yad etmek ( ölmüş kişinin hatırını sessizce yat etmek).

Pallut – palıd.

Pambuğ – pambığ.

Pambuhçı  // pamuçı – pambık atan, hallaç.

Papaz – keşiş.

Papaz oyunu – kart oyunu.

Para – pul.

Pars – pas.

Partal ( Til ) – paltar.

Patata – kartof.

Paçagerme yerimek : gaz yerişi, ayağı gerili yerimek.

Paşa yemişi – guş yemişi.

Peyğember günü – bazar günü.

Peykan – okun iti ucu.

Peçe – örpek, duvağ.

Peştamal// piştemal –  1. baş desmalı. 2. Hamam desmalı

Pek – saf, temiz ( Azerbaycan edebi dil tarihinde de özünü gösterir ).

Peklemeğ – temizlemek.

Pembe – açıg gırmızı.

Pepe – çörek ( çocukların dilinde özünü gösterir; Azerb dialekt ve şivelerinde de vardır ).

Periz – perhiz.

Perkem // pirkem – partlama ( hastalık ).

Perkem tutasan ! – partlamaya düşesen !.

Perpine – pırpıra ( alağ otu ).

Pehle vurmag – öyünmek, lovğalanmag.

Piyan – biyan.

Pilav ( pilau ) – plov.

Pilesger – kotan.

Pim – piy.

Pin – hin  ( Nahcıvan, Ordubad, Puşkin dialektlerinde de “ pün “ biçiminde işlenir ).

Pineduz – pineçi.

Pirinc – düyü ( Derbend dialektinde  “ perinc “ işlenir ).

Pisik – pişik.

Piht – gorhag ( Ordubad şivesinde “ pıhı “ biçiminde rastlanır ).

Piştav – tapanca.

Portlamağ – 1. Gözün altı şişmek, 2. Partlamag.

Pot – bürüşük.

Pot olmag – bürüşmek.

Pul – 1. Düyme, 2. Marka.

Pul- pul olmag – çilik – çilik olmag.

Püst  ( f. ) – deri, gabıg ( Koroğlu destanında da rastlanır ).

Puşı // puşu – duvag, gara örtük.

Pük – çürük , içi boş ( goz, fındıg vb ).

Puliş – üzüm tumu.

Pülus – çöp.

Pülüş – pülüş – gırım – gırım.

Pülüş olmag – gıc olmag ( gıç, el )

Püskül – 1. Saçag, tel ( gargıdalı vd ), 2. Sütül.

Püt – büt.

Pütin – ayaggabı..

R

Red-iz, ayag izi  ( Azerb Şamahı, Gafan vd şivelerinde de rastlanır ).

Respe : mıh vurmag ve ayaggabının üstünde deşik açmag üçün işledilen alet.

Reft – ref ( Derbend dialektinde de işlenir ).

Rizg ( f ) – ruzi, azuga ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

S

Sabah meheli – seher vahtı.

Savuğ – soyug.

Sagi – içki meclislerinde şerab paylayan ( Güney Azerbaycan’da da ve klasik Azerb edebiyatında da özünü gösterir).

sağduc – sağdış ( Batı öbeği dialekt ve şivelerinde “ sağdıç “ olarak işlenir.

Sazlamag – sızlamag, feğan etmek.

Sazlamalar (K) – acılar, sızlamalar.

Sayıg ( a) – sürücü.

Saynamag – ohumag ( guş vb ).

Salaca // tabut – tabut.

Salı günü – çerşenbe ahşamı.

Sallanguç – yellencek.

Salta – gadın geyimi.

Sam yeli ( a ). İsti ölkelerde çölden esen, insanları ve hayvanları telef eden semum küleyi ).

Samırsağ – sarımsag ( Derbend dialektinde de işlenir ).

Sappan – sapand ( Batı öbeği dialekt ve şivelerinde “ sapan “, Güney Azerbaycan’da “ sepend “ işlenir.

Sarı darrı – darı.

Sauha – sovha.

Sah – sağ, asıl, esil.

Saçbağı – gız ve gelinlerin saçlarına bağladıgları bağ ( Ermenistan’da Türklerin yaşadığı Gafan’da da işlenir ).

Saçını yonmag – saçını yolmag.

Saçı buçı – saçın kesilsin ( gargış ).

Sac ekmegi  ( Er )- yuha, hamrali.

Sevmeğ – başından etmek, başından çıharmag.

Sedir // sedr ( a )- mö’teber yer, meclisin başı ( Bu söze Gasım Bey Zakir’in eserlerinde de rastlanır:Goşmalar 1983.62. Gençlik. Bakı )

Seyiz – nöker.

Seyyale – su akan yer, yargan, çökeklik.

Seyyare ( a ) – avtomaşın.

Sekkü – seki.

Sellace ( a ) – soyuducu.

Seloz ( A.K.) aragatan.

Semiz // semmiz – yağlı, kök ( Kitab-ı Dede Korkut’ta da rastlanır ).

Sencaf – zapinka, göyneyin koluna bağlanan bezek düymeleri.

Serabe – ilğım, miraj.

Serend – şadara.

Setl  ( a.) vedre.

Sef ( a. ) sıra, deste, saf ( M P Vagif’in S Vurgun’un şiirlerinde de işlenib ).

Sehen – seheng, senek.

Sibil – gelyan.

Sibilçi – gelyan ve müştük ustası.

Siğara  ( a .) – sigaret.

Siyah – gara.

Siyah tut – gara tut.

Silek – servah.

Simbil – sünbül.

Simsim // künçüd – künçüd.

Sin – Çin.

Sinema – kino.

Singil – siyil.

Sipsiyah – gapgara.

Sirt // sırt – üstünde, arhasında ( Derbend, Guba, Gazah, Şeki dialektlerinde de özünü gösterir ).

Sirhana – anbar, erzag şeyleri yığılan içeri otag ( Azerb Gazah şivesinde bu sözle ilgili olarak yaza, payızın ahırına ehtiyat sahlanan otlaglara “ sirhana “ , “ sırhana “ deyilir ).

Sisgal – tumaşı parıldatmag üçün işledilen alet.

Sitare – evin damı boyu tikilmiş bir metre geder hündürlüyü olan divar ( Şerg ölkelerinde evin damı tametle döşenir ve aile yayda evin üstünde yatır. Gonşular görmesin deye evin damı boyu divar çekilir. Buna “ istare “ deyilir ).

Sifle – hayin, namerd.

Sihhara – dele.

Sığır – buğa, kele, öküz ( Kitab-ı Dede Korkut’ta da rastlanır ). Ermenistan’ın Gafan rayonu arazisinde yaşayan Azerbaycan Türklerinin şivesinde  ormanda yaşayan, bir tür yabanıl hayvana “ sığır “ deyirler ).

Sır //  sır olmag – üyüşmek ( el, ayag, gıç ).

Sırtmah – gulançar.

Sırtmah olmağ – gatmag ( gulançar, yemlik, pencer ).

Sıhma – golsuz geyim, jilet.

Sıçan oynağı – su çiçeyi hesteliyi.

Sıçağ – isti, gızmar.

Sogag – küçe, dalan.

Soğurcan – soğulçan.

Sözlük – lüget.

Subay – zabit.

Su köpegi – köpek balıgı, laha balıg.

Sulu kabab  (K ) – tirit ( Tuz. Hur ). Bozartma

Sümbe – lom, kiçik link.

Ş

Şabbaş –şabaş.

Şavul-1. Şagul, 2. Tütek, zurna(gargıdan düzeldilen).

Şag – şallag

Şaga ( a.) – zarafat.

Şamal yeli : şimal yeli.

Şamdarı : sıçandişi gargıdalı ( Şam kentinden olan növ gargıdalı –

Şam yemegi – şam yemeyi, ahşam yemeyi.

Şanaşin ev //iki gat ev – iki mertebeli ev.

Şappal – dalga.

Şarval – şalvar.

Şat (a.)- akar çay.

Şahad – şahid, tanık.

Şahbi merdan – hazreti Ali’nin lakabıdır.

Şaşmag : çaşmag.

Şaş gumaş – şah gumaş parça.

Şeb – zey.

Şegelet  //şegalat- divarın dibinde üstüne sandıg, barhana vs yığmag üçün düzeldilen yer.

Şelte – şele.

Şerbe – güze, bardağ ( Azerb batı öbeği dialekt ve şivelerinde “ şerveti “ sözü vardır.

Şingilmek – birinin yolunu kesmek, yolunda dik durmak, dayanmak ( Azerb : şongumag ).

Şirin tütün – boş tütün.

Şiti – şirik – kirli, pasaklı.

Şitrinc  ( a. ) – şahmat.

Şişman – kök adam. ( şişmek, kökelmek, şişman )

Şohum – şum ( bu söze Azerb Lenkeran şivesinde de rastlanır ).

Şurub – zığ – gözde olan ).

T

Tabag – boşgab

Tabak – peyin

Tabır – deste, sürü.

Tavla – tövle.

Tavlatma – elde  tohunulmuş gumaş.

Tavuğ – toyug

Tagla vurmag ( T ) – mayallag vurmag ( göyercin vb 9.

Tay – 1. Dayça, daylag, tay, 2. Yan, teref.

Teya – deye, süd anası.

Tamata – pamidor.

Tapa – leke.

Taptapa -  kerme, germe.

Taphur – guş destesi.

Tarı devesi – bir  növ cücü.

Taulamah – eyirmek 8 pambıh, yün vb ).

Tauli – nerdtahta.

Tahım etmeğ – tahmag, geydirmek.

Teşt – 1. Nelbeki, 2. Teşt.

Tegsim etmeğ – bölmek.

Tezze – teze.

Tezzek – tezek.

Tekerlek -  teker.

Tekeşer – deyişirik, tersine.

Tekeşer gelmeğ – deyişirik düşmek.

Tekeşer olmag – ayaggabının her iki tayının sehven ya sağ ya da sol ayag üçün olması.

Teklemeğ – 1. İtelemek, 2. Suyun gabağını kesmek.

Teke – hiyar, pamidor, garpız vb tağı.

Telag  ( a 9- boşamag.

Telnek – lelek.

Tembel – temel, özül.

Tendür – tendir.

Tene – sırğa ( Azerb Şeki, Tovuz, Gazah dialekt ve şivelerinde de rastlanır).

Tepme – tepik.

Teppe – tepe.

Tere-türe – acıtere, vezeri.

Taslağ – biabırçı , pis, yaramaz.

Tehmisçi – gehve döyen.

Tehemmül etmeğ – dözmek.

Tecir – tacir.

Tilif // tılıf – çay puçalı ( Nahcivan ve Ordubad dialekt ve şivelerinde de vardır ).

Tirkaman ( Mend. Han ) – guşatan, sapand.

Tifil – uşag ( Azerb dialektlerinde de işlenir ).

Tifirmeğ – tüpürmek.

Toggalaşmag – biri birinin elini sıharag görüşmek.

Tozağ // tuzağ – tor, tele.

Tozçular bazarı – at, eşşek, gatır vb satılan bazar.

Tombuz – yumrug – Bu söze “ dumbuz “ olarak Tovuz, Şamahı, İmişli, Puşkin’de ; “ dumruh “ olarak Gazah’ta rastlanır ).

Tombuzlamah : yumruglamag.

Toppal – topal.

Torağ – şor.

Toran guşu – kül renkli guş.

Tosbağa – tısbağa.

Toh vurmag – doyunca, üreyi soyuyunca döymek.

Tuman – don.

Tummağ – baş vurmag, çummağ, dalmag ( suya ).

Tumdurmağ – batırmag, goynuna almag.

Türpeke – turşeng ( Gazah, Tovuz, Gence şivelerinde Türpek biçiminde rastlanır.

Tuş – düz, rast gelmek ( Azerbaycan dialekt ve şivelerinde de işlenir ).

Türünc  ( f ) – narınc, porahal növü ( Güney Azerbaycan’da da rastlanır ).

Türpisiz – edebsiz, ehlahsız.

Tütün – tüstü, duman.

U

Ummac – umac.

Ustra – ülgüc, britva.

Ü

Üzbar – üzlü, utanmaz.

Üzbar olmag – gıc olag.

Üzsüz – üzlü, utanmaz.

Ün – ün, ses.

Üskek – yüksek.

Üc – uc

V

Vala ( f.) – yüksek, uca.

Varmag – getmek ( Azerb batı öbeği dialekt ve şiveleri için de seciyyevidir).

Viy – heyret ve sevinc anlatan nida.

Vezir – nazir.

Vesl // veslet ( a.) – govuşma, vüsal.

Vurgun – hestelik ( Azerb Şamahı’da da aynı anlamda rastlanır ).

Y

Yaban- yad, özge, ecnebi.

Yavrı (T) – övlad, bala (K) – övlad, bala.

Yavuz – deliganlı.

Yağışır – yaraşır.

Yağdan – lampanın neft tökülen hissesi ( Nahcivan öbeği dialekt ve şivelerinde de aynı anlamda kullanılır ).

Yağ yarası – kor çiban.

Yağ – yımırta ( K )- gayğanağ.

Yağlıg – yaylıg ( Derbend  dialektinde de vardır ).

Yadlamag – yada salmag, yad etmek, hatırlamag ( Derbend dialektinde de vardır ),

Yaz – yay fesli ( Azerbaycan Türkçesinin diger dialekt ve şivelerinde de vardır ).

Yazı – çöl, bayır.

Yazı sonası – çöl sonası.

Yazma – desmal.

Yayan – 1. Piyada, 2. Ayaglı ( Derbend dialektinde bu anlamda yayağ işlenir. Bu söze Kitab-ı Dede Korkut’ta da rastlanır ).

Yaman yara – pis yara, yaman yara.

Yan ... yan – ya..  ya... ( bölüşdürücü bağlayıcı ).

Yandıra – çöl otu, alağ.

Çapmag – düzeltmek, etmek.

Yar – dost.

Yaral – haral.

Yarvarmağ – yalvarmag.

Yarın – sabah.

Yartahım – yeher.

Yası – toran düşen.

Yastuğ – yastıg( Azerbaycan’ın çok dialekt ve şivesinde işlenir ).

Yatıg göz – çep göz.

Yez – mis ( Azerb Zagatala’da da rastlanır ).

Yez// gelp – gelp.

Yellepepe – kepenek.

Yelpize – yelpizek.

Yemind // and – and.

Yemyeşil – yamyaşıl.

Yengişden – yeniden.

Yengi – yeni, ter ( Baku dialektinde de özünü gösterir ).

Yeşil -  yaşıl.

Yemeni – başmag, bir növ ayaggabı.

Yehe – 1. Yaha, 2. Yu, yahala.

Yehemeğ – yumag.

Yığlamag – ağlamag ( Nuha şivesinde de vardır ).

Yımırta doğmağ – yumurtlamag

Yırğat // irgat – daş yonan, hörükcü.

Yoğurd – gatıg ( Derbend dialektinde rastlanır. Yoğurd , Kitab-ı Dede Korkut(ta da vardır.

Yol parası – oğlan evinin gız evine verdiyi pul ( Derbend dialektinde de işlenir ).

Yolçu- yolçu, dilençi.

Yunk – yün.

Yuhuv  çürümesin – yuhun pozulmasın.

Yürüvün – yeriyin.

Yürümek- yerimek.

Z

Zağ – garga – ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

Zağal – cığal ( Azerb Salyan’da “ dağal “ sözü işlenir ).

Zalhım – salhım ( Azerb Derbend : zalhum.

Zampara  - şorgöz.

Zeyistan – zahı gadın.

Zövzek – zehle töken, naggal ( Azerb Cebrayıl, Gedebey vd şivelerinde de işlenir ).

Zencer – vel.

Zerzemi – zirzemi.

Ziylemek – 1. Sızıldamag, inlemek , zarımag.2. cingildemek.

Zahire – tahıl ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ).

Zille – şille.

Zifir – yağlı, yağlaşoy, yahantı.

Zılh – pazı, çuğundur ( Azerb Cebrayıl keçid şivesinde de işlenir ).

Zırnığ – bedenin tükünü dökmek  üçün işledilen derman.

Zıhtalamağ – 1. Yırğalamag, çalhalamag, çalhalanmag. 2. Sancmag.

Zoğ tutmag – sümüyüne düşmek, çoh hoşuna gelmek.

Zokuldamag – titremek, esmek ( soyugdan ).

Zraet  ( a.) – ekin-biçin, kır işleri.

Zraet mühendisi – agronom.

Zuvan – alağ otu, ot-elef.

Zuvana – buharı.

Zümür – enga ( a. ) – zümrüd guşu ( efsaneye göre  biri Elbrus ( Zümrüd guşu ), digeri ise Kaf dağında ( Enga guşu ) yaşayan bu iki guş, Kerkük dolaylarında bir yerde buluşturulur ).

Zülf – saç, tel ( Güney Azerbaycan’da da işlenir ). 

  

DEYİMLER

A

Ağaç barıynan gözeldi – çok uşaklı olan analar hakda deyirler.

Ağzı kulağı yanına ulaşmak – aşırı derecede sevinmek.

Ağzına atmak – bir sözü, sırrı saklamayan birine söylemek.

Ağzını bulamaç yandırıp – durmadan danışan, konuşan adam hakkında deyirler.

Ağzının dadını almak – ne düşündüğünü sözlerinden anlamağa çalışmak.

Ağzına layık – lezzetli bir yemekten danışırken deyirler.

Ağzının payını vermek – birini ağır sözlerle susturmak.

Ağzına şeker – karşısındakinin sözünü keserken bu ifadeyi işletirler.

Ağzını öpüm – gözel ve doğru söz danışan adama rağmen deyilen ifade.

Ağzını topla – ağzını yığ, danışığını bil.

Ağzı yavan – tatsız, tuzsuz danışan adam hakkında deyirler.

Ağzında mercimek tayı ibinmez – çok danışan ve sır saklamayan adam hakkında deyirler.

Ağızlarda sakız olmak – dillere düşmek.

Ağız bulamak – sözünü her an deyişmek.

Ağız degişdirmek – önce söylediğinin tersine danışmak.

Ağız kalabalığı -  sözleşme, söz davası.

Ağıl gayasıdı – öz işlerini kuramayan, başkalarına yol gösteren.

Ağır başlı – yaşı az, biliği çok olan.

Ağırına getmek – acığına getmek.

Ağır basmak – birinin istemediği bir işi görmeye mecbur etmek.

Ağlını çalmak – aldatmak, ağlını oğurlamak.

Ağlımı soğan, türp, ekmekle yememişem – deli değilem ki, bele işi nece görüm.

Ağrılı olmak – kadının doğum sancısı tutanda ve birinin ara sıra bir yeri ağrıyanda denilir.

Adağa getmek – toydan bir hafta sonra gohumların armağanla gelini görmeğe gelmesine denilir.

Adam oluncaya geder elli tendir ekmegi ehtiyacı olmak – adamlar arasına çıkmak, sayılmak çok vakit ister.

Ayağına girmek ( geymek 9 – adam saymamak.

Ayağına gara su enmek – çok yürümekten yorulmak.

Ayağını çekmek – aldatmak.

Ayağının altına sabun sürtmek – birini sözle aldatmak.

Ayağını çürük tahtaya basmak – korkulu işlere girmemek.

Ayağının tozuyla geldi – seferden döndükten sonra sefer barede danışamayan adama rağmen derler.

Ayağı tuman,  don görmeyen – yoksul kimse hakkında söylenir.

Ayağı tuman sevmemek – açık-saçık paltar giyen kimse.

Ayak – ayağa çalmak – badalak gelmek.

Ayak salmak – yorulup kalmak.

Ayak uydurmak – davranışını olduğu yere uygun kurmak.

Ayağı yanmış köpeğe benzemek – bir yerde karar tutmayıp, ora-bura geden kimse.

Ayı balasını ohşayır – uşağı ya da ev hayvanlarını oynatırken eziyen veren.

Ayı heneyi – zarafat ederken el-kol atıp başkasını inciten.

Ay işığına havıldamak – boş boşuna danışmak, birine gücü çatmadığı halde arkasınca hedeleyen kimse.

Al gedeh, ver gedeh etmek – tanımadığı, bilmediği kişilerle ilişki yaratmak, kurmak.

Allah vekil, peygember kefil – tanıksız söyleşi, şahitsiz sohbet, alver.

Alnı yere deymeyib – namaz kılmayan, namazla niyazla arası hoş olmayan.

Alt etdi – yenildi, elinin dalını yere koydu.

Altını – üstünü yemek – emanet olan bir mala insafsızcasına el uzatmak.

Altunnan ağırdı – ağır ve terbiyeli kız.

Alçahtan galhıb – esli nesli olmayan biri varlananda deyirler.

Arabasını çekmek – bir yerden çıkıp getmek, göçmek.

Aradan aparmak – öldürmek.

Aralarında gaf dağı olmak – aralarında yer ile göy kadar fark olmak.

Aralık atı, kor fatı – ara bozan, söz getirip götüren adam.

Arı yuvasına torpag sepmek – acıklı kimseyi hırslandırmak, kızdırmak, sinirlendirmek.

Arhasında atlı olmag – gereksiz yere telaş geçirmek.

Arpa boyunda – çok kısa bir şey hakkında deyirler.

Aslan kürküne dönmek – uzun süren, bitmeyen işe rağmen söylenir.

Ateş atır, saçır – çok ötkem adam hakkında deyirler.

Atına gatır de, kifayetdi – tez özünden çıkan, hirslenen adam hakkında deyirler.

Açılmak- gönlündekini açıp dökmek.

Aş galdı delliye – sahipsiz malın anlamaza kalmasına rağmen deyirler.

B

Babucunu eline vermek – kovmak.

Bağrına daş basmak – derdini, üzüntüsünü başkalarından gizlemek.

Bayrama çapag getmek – bayrama gurban getmek.

Baldırı çılpag – işsiz güçsüz gezen, sefil.

Baltaynan dava edir – çöreyi daşdan çıkarır.

Barmağında üzük etmek – istediyi gibi hareket etmeye vadar etmek.

Barat kesilmek – 1 sert davranmak, 2. Çok istiotlu-biberli yemek.

Bahar goduğuna ( sıpasına benzeyir 9 – nadinc, hareketinin yerini bilmeyen cavanlar hakkında deyirler.

Bahalıya mal olmak – hayır görmek karşılığında ziyan görmek, zarar etmek.

Başarığı bağlanmak – 1. Çaşmak, doğru yolu görmemek, 2. Bir işi becermemek.

Baş-başa çalmak – iki kişinin teklikte sohbetine işarettir.

Baş-göz etmek – evlendirmek.

Başı altından çıkmak – pis bir iş tutmuş adamın sonradan halk arasında görünmesi.

Başı boş dolaşmak – işsiz gezmek.

Başı bozuğ – devlet işinde çalışmayan.

Başı hoş olmamak – bir şeyden hoşlanmamak.

Başı kabak – daz baş, dazlak.

Başına hınna goymak – kiminse kederine sevinmek.

Başına soğan doğramak – aldatmak.

Başına turşu tökmek  - çıkılmaz hala salmak.

Başında hurma dalı çıkarsa da – mümkün olmayan bir işe işarettir.

Başını gızdırmak – içki  içmek.

Başının etini yemek – çok danışıp başdan elemek.

Başı sıcağ – tez özünden çıhan adam.

Baş oğlan – haysiyeti beğenilmeyen büyük oğul.

Beyni pars tutmak – başı işlememek, beyni çalışmamak.

Beyni gaba – yekebaş, anlamaz.

Beli boş uşak – yatağını ıslatan çocuk.

Belli başlı – açık, göz önünde.

Bilmezlikten gelmek – özünü bilmemezliğe koymak.

Bir alma ikiye bölünüb – birbirine çok benzeyen iki kardeş.

Bir gulağın yel edib, bir gulağın yağış – söz işitmeyen kimse.

Bir arvaddı şiti şirik, balağı yırtıp – pinti, ağzında söz durmayan hatun kişi.

Bir çeynem saggız olmak – yoka çıkmak.

Bire bir gelmek – tam uygun gelmek.

Bir etdi, pir etdi- işi bir kez yaptı, amma tam altüst etti, zarafatla işlenen ifade.

Bir eli yağda, bir eli bağda – bolluk içinde yaşayan.

Bir gözü ayda, bir gözü çayda – çaş insan.

Bir gözle mene bah, iki gözle sene bahım – bir kat isteğe iki kat yanıt.

Bir iyne, bir sapa dönmek – zayıflamak, arıklamak.

Bir göynek daha yırtmak – daha yaşlı ve deneyimli olmak.

Birre kimin – celd adam.

Bir tahtası essük – ağıldan kem.

Boğaz boğaza girmek – ağız ağıza vermek, söyüş söymek.

Boğazına düşkün olmak – garıngulu  olmak.

Boyağ ezmek – oyun, mezheke çıkarmak.

Boylu – boslu – boylu buhunlu.

Boynu burug , bükük – yoksul kimse.

Boynunu azad etmek – bağışlanmak.

Boynunu gırmak – zarara salmak.

Boyun borcu – vazife borcu.

Börgünü havaya atmak – sevinmek, papağını göğe atmak.

Bu günden tezi yoh – görülecek iş şimdi görülse yahşıdır.

Burası menim, orası senin – bu dağ benim, o dere senin gezen insan.

Bu pambuğu gulağından çıhaer – kulaklarını aç ve işit, söylediğin ve düşündüğün olmayacak.

Burnundan düşen çibin min parça olur – ötkem ve mağrur insan.

Burnundan fitil fitil çıhmak – kazandığı burnundan gelmek.

Burnundan gara tütün çıhmak – büyük bir üzüntü içinde olmak.

Burnundan cavab vermek – lakayt, ilgisiz yanıt vermek.

Böyük atmak – abartmalı ve yalan konuşmak, danışmak, söz söylemek.

C

Cameden kilim-hesir çalmak – akla gelmeyen yerde suç, günah işlemek.

Can damarından vurulmak – en hassas yerinden zarar çekmek.

Canı burnuna gelmek – canı boğazına yığılmak.

Cefasını biz çekdik, sefasını olar – evlendikten sonra kız evine daha çok kaygı gösteren oğul için ana sitemi.

Cehennem zebanisine benzeyir – çirkin adam.

Cüt aşıg atmak – oynamak . becerilmesi imkan dahilinde olan bir işi hayalinde canlandırmak.

Cüt hey basmak – boş boşuna ora bura gitmek, var-gel etmek.

Ç

Çaggal toyu – yüngül  eğlence.

Çaya gelse suyunu gurudar – talihsiz ve işi düz gelmeyen insan.

Çal meni, çaldım seni – elbeyaha dalaş.

Çamur deve – boylu buhunlu, amma korkak ve güçsüz kimse.

Çamuru bele yuğrulub – tabiatı böyledir.

Çiçek olan yerde bal da olar – yahşı işin behreli olduğuna işaredir.

Çobansız koyun – sahipsiz kimse ya da büyüksüz nesil.

Çul çirpegini eline vermek – paltar-palazını verib kovmak.

D

Dabban galdırmag – iti yerimek.

Dağ ayısı – cahil, korkusuz, anlamaz kimse.

Dağarcığı boşalmak – danışmağa sözü ya da harcamaya parası tükenen adam hakkında.

Dal- budag  etmek – parçalamak.

Dalga vurmak – hayale dalmak, düş kurmak.

Damağına şeker ezmek – aldatmak, kandırmak.

Damarı altına girmek – hoşlanacağı sözlerle birini  ele almak.

Damarına tohunmag – birini sinirlendirmek, asabileşdirmek.

Daş kesilmek – sesi çıkmamak.

Daşlamag – 1. Mercimek, düğü gibi gıdaların taşlarını arıtlamak. 2. Söz atmak.

Deve dellalı kimin gezmek – boş-boşuna gezmek.

Deveden gulag almag – büyük gelirden küçük pay almak.

Devenin guyruğu yere deyinceye geder – daş göyerinceye geder.

Defderi gapalamag – bir söhbeti bir daha yada salmamak.

Deli bazar, zor bazar – delinin karşısına çıkmak olmaz.

Dem vurmag – özünü övmek, kendini medhetmek.

Deni çöllerden, suyu göllerdendi- içinde edava vs olmayan dadsız yemeklere lağ etmek üçün deyirler.

Derisine dabbağa göndermek – büyük zarar vermek.

Def dümbelegin çalmag – başkası hakkında söz-söhbet yaymak.

Dibine, köküne kibrit suyu çalamag – alt-üst etmek, dağıtmak.

Divara sıhma oynamag – birini sıkıştırıp incitmek.

Dizden düşmek – yorulup elden düşmek.

Dizinin bağı gopmag – korkudan ayakları esmek ve ayak üste duramamak.

Dizlerine gapanmag – ayaglarına düşüb yalvarmak.

Dil dolandırmag – sözünü deyişmek, evvelki ifadesini deyişdirmek.

Dilde golay – çok ağır iş.

Dilençi aşı – karmakarışık bir şey.

Dili gicişmek – gaşınmag . istemeden bir sözü dile getirmek ya da bir sırrı açmak.

Dilim ip oldu, garnım küp oldu – çok danışıp yoruldum anlamında.

Dilini çalmag – birini danışdırarak belli bilgi almak.

Diliynen dünyanı şam etmek – sözle her şeyin güzel, iyi olduğunu göstermek.

Deng demeden dingildeyir – hayasız ve utanmaz adam hakkında denir.

Diş kirası istemek – yiyip içtikden sonra üstelik harçlık isteme yüzsüzlüğü gösterenlere denir.

Dişden – dırnagdan artırmag – kıstırıp pul toplamak, cimrilikle para biriktirmek.

Dogguz yetimle bir mağarada galib sanki – yaşayışı iyi olan, yokluk barede şikayet etmeye hakkı olmayan adama derler.

Dörd nal gaçmag – arkasına bakmadan uzaklaşmak, kaçıp gitmek.

Dörd nal sürmek – atı koşturmak.

Dünyaya girmek – evlenmek.

Dünya adına çağırılmag – özünü dünyanın sahibi gibi gösteren adam hakkında derler.

E

Ekmedik bostan, yemedik garpuz – indi ki, beledir, bu işten vazgeçtik.

Ekmegi nar gabuğuna dönmek – yaşayışı kötüleşmek.

El-ayağı bağlanmag – bir işi görürken bütün imkanların kişinin elinden alınması.

El-ayag atmag, çalmag – can vermek, ölüm ayağında olmak.

El-ayag öpmek – ona buna yalvarmak.

Elden ele, hagdan dile – uşağı püfü-püfü ile büyütmek.

Elallahı iş görmek – insafsız iş görmek.

Eleyib kepegine gatmag – boş ve anlamsız iş tutmak.

Eli daş altında olmag – eli bir yana yatmamak, kasıb olmak.

Eli deymediyi yer avadandır – eli deyen yere zarar getiren adam hakkında söylenir.

Eli fidil – eli dinc durmayan.

Eli işde, gözü oynaşda – dikkatsiz iş gören.

Eli kısı – yoksul.

Elinden geleni gusur goymamag – becerdiği iyiliği etmek.

Elini bulamag – işe el katmak.

Eli yırtıg – bedherc.

Elleri nasir eti bağlamag – gabar bağlamak.

El avuşdurmag – 1. Birinin emrini yerine yetirmeğe hazır durmak, 2. Ne edeceğini bilmemek.

El tayı geder – el boyda, küçük bir şey.

El uzatmag – tamah etmek.

Esilsiz – astarsız – yalan söz ya da iş.

Eski dağarcıgları ahtarmag – eski hesapları gözden geçirmek.

Eski hamamları savurmag – zamanı geçmiş yarenlikleri ortaya atmak.

Etek öpmek – yaltaklanmak, yalakalık.

Etegine gapanmag – çok yalvarmak.

Eteğini beline çalmag – bir iş görmeye hazırlaşmak.

Etegi tutuşmag – çok telaş geçirmek.

Ecel beşiyi – yıkılması, çevrilmesi kolay olan ve korkulu olan şey  barede derler.

Ev basmak – güvenlik güçlerinin birden bir eve gelip arama yapması.

Evinden kor pisik bele heyur görmez – hayırsız, yaramaz adama işaret eder.

El eliynen iş görmek –başkalarının eli ile iş görmek.

Erkek serçeden utanır – aşırı derecede utangaç insan hakkında denir.

Eşşek beyni yeyib – anlamaz, düşüncesiz insan hakkında denir.

Eşşek damarı tutub – akılsızca hareket edip gürrelenen adam hakkında söylenir.

F

Faga ilişmek – tora düşmek.

Fag vurmag – tor gurmak.

Fanusla ( fener ) ahtarmag – çıragla ahtarmag.

Filan oğlu fistikan – kim olub olmadığı bilinmeyen kimse için söylenir.

Fit vermak – birini kızıştırarak başkasının üstüne salmak.

Forta atmag – savurmag – yalan söylemek.

G

Gabadayı – her yetene bir daş atan, kobud.

Gazı goz anlar, gozu toz anlar – anlamaz adam hakkında derler.

Ganına ekmek doğramag – çok süren düşmancılık etmek.

Ganına girmek – öldürülmek.

Gan susuzu – gan herisi olan adam hakkında.

Gapı varken pencereden girmek – düz yol varken eğri yola sapmak.

Gapı vurmag – işini bırakıp, görünmemek.

Gara başmag – korkunç yuhular görmek.

Gara tepe çamuru – yoksulluğun el çekmemesine işarettir.

Garıncalanmag – 1. Gıc olmak. 2. Toplaşmak.

Gar- girov – kışın oğlan çağı.

Garnına daş bağlamag – yoksulluğa dözümlü, sabırlı olmak.

Gar ne  geder yağsa da yaza galmaz – haram yolla elde edilen mal bereketsiz olur,dayanmaz.

Gaşına gaşına, çıhdı sedir başına – özüne layık olmayan yüksek bir mevki tutmak.

Gece guşu – gece vakti dışarda çok gezen,dolaşan, eğlenceye düşkün.

Geleminnen gaş fışgırır – ciddi ve korkulu yazılar yazan kimse.

Gelenin evi, gedenin yoludu – gelen hoş gelib, gidenin de yolu açık olsun anlamında söylenir.

Gelibine sohmag – bir işi yoluna goymag.

Get ağzının boyunu – ölçüsünü – al – git  de konuşma öğren.

Gismeti galhdı – elçisi çok gelen gelinlik çağında kız.

Gisseden hisse almag – danışılan söhbetten netice çıkarmak, ibret almak.

Gısbegiz etmeg – bacılarını bir bir ere vermek.

Gızıl et – yağsız ve kemiksiz et.

Gırt etmek – başkasının hesabına yaşamak.

Gırdığı potlar yüzü keçdi – gördüğü kötü işler hesaba gelmez.

Gırım – gıtlıgda yaşamag – az masraf yaparak dolanmak.

Gırh yalan – çok yalan danışan kimse.

Gıssasından kesmek – kese danışmak, kestirmeden konuşmak.

Gış – giyametde – karda, kıyamette.

Gol – budun çirmemek – bir işi görmeğe var gücü ile hazırlanmak.

Gol – ganaddan düşmek – hevesten düşmek, yorulmak.

Goltuğu altına girmek – kılığına girerek istediği işi gördürmek.

Goltuğunda yumurta bişer – delikanlı genç.

Gökle toy gurulsaydı, arvadlar nerdivan ahtarardılar – kızın,gelinin,kadının müziği, ünsiyeti çok sevmesi.

Görmezlikden gelmek – birini görmemiş gibi göstermek.

Göy-gara girmek – yaslı olmak,matem tutmak.

Göz atmak – göz etmek.

Göz çıharan – acı şey hakkında denir.

Göz doldurmag – beğendirmek.

Göz gaçırmag – birşeye göz dikip, elde etmeğe can atmak.

Göz-gözünü gırmag – birini ürkütüp korkutmak.

Göz gızartmag – hırsla, öfkeyle bakmak.

Göz gızdırmag – gözünü aldatmak, bir az yatmak.

Göz yumma oynamag – 1. Çocuk oyunu gizlenpaç, 2. İki kişinin birbirinin gözüne görünmemeğe çalıştığı zaman kullanılan deyim.

Gözemek – giysinin yırtık yerini yamamak, dikmek.

Gözü gülleden dönmez – ölümün gözüne dik bakan cesur adam hakkında denir.

Gözü aralıgda olmag – tuttuğu mevki ile razılaşmamak.

Gözü fal daşına dönmek – çok intizarla birini gözlemek, beklemek.

Gözü gayım – inatcıl insan.

Gözü gırçıl – çaş, gözü çep.

Gözü tütünnemek – gözüne tor gelmek.

Gözüne mil çekmek – kızgın şişle gözünü kör etmek.

Gözünün pek çayırını aç – gözünü iyice aç, özünü yahşı apar.

Gözüynen görmüş – namusuna dokunulduğunu tam olarak, kesinlikle bilen kişi.

Güdret garı – soğutucu olmayan derin zirzemilerde saklanıp yazın işletilen, kullanılan kar ve buz.

Gulağını dik dutmag – çok dikkatle kulak asmak, dinlemek.

Gulag müsafiri olmag – yakınlıkta danışanları dinlemek.

Gulpunu tapmag – bir işin izine düşmek, yolunu tapmak.

Gundaglamag – 1. Ara vuran sözler söylemek, 2. Bir işe engel türetmek, önlemek.

Gurşuna düzmek – gülleboran etmek.

Gurd gırdı, çaggal yedi – güçlü bir neferin ele geçirdiği şeyin güçsüze kısmet olması.

Gurdla giyamete galmag – can sıkıcı biriyle ömrünü çürütmek.

Guru dirsegden samırsag döymek – bir işi bilmediği halde özünü ortaya sokmak.

Guru galabalıg – lazımsız yığıncak, gereksiz adam öbeği.

Gurultuya getmek – haya-küye düşmek.

Guşa benzetmek – bir şeyi düzeltmek isterken biçimsiz bir hale salmak.

Guş önüne den sepmek – anlatmağa, kandırmağa çalışmak.

Gülüb üzüve – kötü kokulu şeyden konuşurken kullanılan ifade.

Gün açılmag – güneş doğarken çevrenin aydın olması.

Gün ağarmag – tan yerinin ağarması.

Gün kimi açıg olmag – göz önünde gün gibi aydın olmak.

Gün sarısında – akşam üstü, gün batarken.

Günülük etmek – düşmanca davranmak, rekabet etmek.

H

Habbeden kubbe etmek – garışganı böyüdüb fil etmek, pul ya da mal yığmak.

Hal vahtı yerinde olmag – varlı-hallı olmak, var-dövletli olmak.

Haleb kendirine dönmek – çok uzun çeken bir yarenlik, iş, yol vb hakkında derler.

Halt etmek – yersiz sözler danışmak, yersiz hareket etmek.

Hamalata mezzeki olmag – ciddi bir işi zarafata salanda denir. İfade, Kerkük’te öz zarafatları ile meşhur olan Mehmed Hamalata’nın adı ile bağlı yaranmıştır.

Haramzadanın sesi ne hoşdu : güzel sesi olan, reftarı gözel olmayan adam hakkında derler.

Hac Hamavnın ( Mehmet ) kök eşşegi, yüklendi yorgan döşegi – tez-tes sinirlenen, küsüp-barışan adam hakkında derler.

Hane bezar – evinden bezar olan adam.

Hatir sormag – güzeranla maraklanmak.

Hatın soyunub, halayıg girib – harfen anlamı: hanım soyunub keniz geyinib olan ifade yürek sıkan, yüreğe niskil getiren bir işin başka şekilde devam ettiğine delalet eder.

Hatir saymag – tanıdığı müşteri için malını başkalarına oranla ucuz satmak.

Havada bulut var – dünya karış5ıktır.

Havarı asimana çıhmag – sesi göğe yükselmek.

Havarına gelmek – kömeyine gelmek.

Havcar köpeyine benzeyir – çalıp-çapan adam hakkında denir.

Havuz başına taş goymag – özüne yer hazırlamak, yer tutmak.

Hay-havar çağırmag – imdad istemek.

He sele heyderem, gelenderem – iş işten geçenden sonra fayda vermez.

Hem yeyir, hem de göze barmag dürtür – nankör, iyiliğe karşı yamanlık eden kimse hakkında denir.

Hendekte eşşek ölüb – niye, ne için iş böyle olsun anlamıyla işlenir.

Henek-henek, vurdular deyenik – yüze güle güle ev yıkanlara denir.

Her aşın havuncı – her işe karışan.

Her gazuğa bir torba asır – her yerde ve her şeyden bir kazanç elde etmeğe çalışan adam hakkında söylenir.

Her işin hevencidi – her işe karışan, her yere baş sokan adam hakkında denir.

Her olub-olmaz – her aslı-nesli bilinmeyen.

Her çalınan davulun önündedi – her havaya oynayan adam hakkında denir.

Hır vurub, hırman savurmag – çok görüp dağıtmak, sepelemek.

Hırhız yatağı – uğru ve uğruluk çok olan yer.

Hindi ganı – büyük tutarda para.

Hogga dörtyüz dirhemdi – gün  gibi aydın bir sorunu göstermek için işletilir.

Horuzu banlamag – evlenmek istemek.

Hulgsuz, hulgu dar olmag – keyifsiz olmak, ahvali ruhiyyesi kötü olmak.

Huvadarlıg etmek – taraf durmak.

Hüseynim, sen aldırma, su geler, göl dolar – çetinliğin, zorluğun ömrü az olur anlamında işlenir ve Kerbela sahrasında imam Hüseyin’ e su verilmemesine işaret edilir.

I-İ

İki bayram aşınnan olmag – eli her şeyden çıkmak, her taraftan umudu kesilmek.

İki paralıg etmek – değersizleştirmek, fiyatını düşürmek.

İki rehmetden biri olsun – ağır hasta hakkında derler ya şifa bulsun ya ölüp kurtulsun.

İcabına bakmak 1. Cezasını vermek, 2. Gerekli olanı etmek.

İgneden ipliye geder – iyneden sapa kadar.

İgne gedib çuvalduz dönmek – kötü hareketlerini azaltmak yerine daha da üstüne koymak.

İgneli beşige goyulub – sinirli insan hakkında derler.

İlan ahtarmag – tehlükeli işlerle meşgul olmak.

İlanı garnında olmag – özelliklerini gizli saklamak,içinde tutmak.

İlan kimin ahar, egreb kimin sohar – her zaman başkalarına zarar veren kimse için söylenir.

İlan kimin don degişdirmek – çeşitli dona,giysiye bürünen, ikiyüzlü, yaltak ve piç insanlar hakkında denir.

İlan matalına dönmek – yarenliğin çok uzaması ve tekrarlanması.

İmamlardan imam şerbetini tapdı – cimri bir adamdan yardım gözleyen, uman, bekleyen kimse.

İnad atına minmek – sözünün üstünde  ısrarla durmak.

İnce darağa salmag – 1. Bir sözü uzatıp arada başka söze geçmek, 2. Bir türküyü cansıkıcı biçimde okuyup uzatmak.

İpe un sepmek – mümkün olmayan bir işi görmeye çalışmak.

İpi boynunda – azgın, herkese sataşan, ölümü her vakit gözlenen, beklenen.

İpi gırmag – ilgiyi, ilişkiyi kesmek.

İpini çek – yalan söyleyen için derler. Yarıdan keç anlamında işlenir.

İpsiz guyuya enmek – önlem almaksızın iş görmek.

İrag canuvdan – canından uzak olsun.

İş inada düşmek – minmek – mübahise eden tarafların öz düşünceleri üzerinde ısrar etmesi.

K

Kar gudurdu sermayeni yedi – kazanç mayanı basdı.

Keçel başa lasga-saggız vurmag – bir ayıbı örtmeğe, gizlemeğe çalışmak.

Keçel laskası olmag – lağ, mezheke hedefi olmak.

Kes-biç etmek – gaddarlıkla vurup öldürmek.

Kilik degişdirmek – başka giyafede görünmek, özünü çeşitli davranışda göstermek.

Kilik yanaşdırmag – özünü göze sokmağa çalışmak.

Kifteye filte demek – çok kocalıp dişleri dökülmek.

Kilab gapmag – fürsefi fövte vermemek, vezifeni ele geçirmek.

Kisse tikmek – eline para geçeceğini ummak.

Köbekden düşmek –getmek-  :  çok korkmak, yürek – köbeyi düşmek.

Köpegi gül ağacına bağlamag – birini layig olmadığı bir vezifeye goymag.

Kor-kutuk – gözleri zayıf gören adamlara denir.

Kor yolu – herkes için belli olan yol.

Kiçigi gan, böyüyü furgan – biri-birinden nadinc olan büyük ve küçük uşak.

Kiçik düşmek – saygıdan, ihtiramdan düşmek.

Külhanaçıdan hamamçı olmag – çalışıp – vuruşup küçük bir görev elde eden kimseye denir.

L

Lam-çim yoh – düzelmesi hükmen olan işler hakkında denir.

Lolo-lolo, mene de lolo ? – kendimden öğrenip bana da hoh gelirsin?

M

Mehkeme divarı kimidir – muhkem ve sağlam adam hakkında söylenir.

Mehkeme yolunu tutmag – mankemeye gidip gelmek zorunda olmak.

Muğam ohumag – sözü uzatarak can sıkmak.

Mala-cana gıymag – simic kimsenin biraz para harcaması.

Malı mal, bazarı bazar olmag – işleri iyi gitmek, işleri iyi yürümek.

Mene göre hava hoş -  benim için fark etmez.

Men hançı, ser karvançı – ben kervansaray sahibiyim, sen ise kervan sahibi, demeli, işi birbiriyle bağlantılı adamlar hakkında söylenir.

Mennen beş-beter letdi – benden de cimridir.

Menimki mene verildi – bana olan oldu, zarara uğradım.

Mennen aldığını mene satır – öğrettiğimi çevirip bana öğretmek ister.

Meydan başında – göz önünde, ortada.

Meymun çöhre – çok çirkin yüzlü insan.

Mezzeke gurmag – ciddi bir işi zarafata salmak.

Minare gölgesi, davşan yumurtası – umutsuz bir hasta için elde edilmesi mümkün olmayan bir ilaç ya da çare gibi işlenir.

Minareye ekmek yapır – uzun adama derler.

Mezacı portağalı – naz edip bahane aramak.

Mon çöhre adam – ekşi sıfat, yüzü gülmez adam.

Mürvetlere galmag – onun bunun yardımına muhtaç olmak.

N

Nahıra goş – çok anlamaz insan hakkında söylenir.

Nahsı inegin buzavıdır ? – yeri yurdu, aslı nesli belli olmayan kişi hakkında derler.

Nazı geçmek – birine istediğini yaptırabilmek.

Ne alı, ne veri olmamag – ilgisi, ilişkisi olmamak.

Ne çallam, ne boğullam – ne uğrulayayım , ne de asılayım, helal zahmetle dinç yaşayan insan hakkında söylenir.

Ne bal etdi, ne de mum – eli aşından da, veli aşından da oldu.

Ne toyun zurnasını, ne de göyün gurnasını begenmez – vasvası insan hakkında söylenir.

Ne bu  pehrizlik, ne bu lahane turşusu olaydı – biri  birine zıt olan iki şey ya da iki insan hakkında söylenir.

Nenenin evde çekdiyini baba bilmez – ananın evlatlarını büyütürken çektiği azab-eziyete işarettir.

Nefese getmek – göz değmeden ziyana düşmek.

Nefes etmek – gıpta etmek – pahıllıg.

Nefesini kor etmek – iştahını korlamak, tamahı çekmek.

Nefiske olmag – garıngulu olmag.

Nefisgelik etmek – garıngullug etmek.

Ne merhemet eder, ne de goyar feleyin merhemeti ensin – elinden yahşılık gelmez, üstelik başkalarından gelecek yardıma da engel olur- anlamında işlenir.

Nenenin haraş oğlu – kötü davranışta olan büyük, ergen oğul.

Nenesi ayag üstünde doğub – bir yerde durmayan, bütün günü harekette olan çocuk hakkında söylenir.

Nenev cüt doğaydı seni – kendini kötü aparan çocuğa lağ ile derler.

Ne suya, ne sabuna tohunmag – işten kenar kalmak.

Ne varın bir oğlu var- ne var demekle iş bitmez . ondan başka işler de çıkabilir.

Nuh deyer, peyğember demez – inatkar ve mübahiseni  seven insan hakkında derler.

O

Ocağı yanmag – uzun yıllardan sonra evladı olmak.

Oldu oldu, olmadı hamır suyu – tutar gatıg, tutmaz ayran.

Onun gözü geyim, boynu gırıhdı – sırtıg, arsız adam hakkında derler.

Onu ehmed ağaya anlat – anlamaza söz anlatılmaz anlamında işlenir.

Ortalıg ağarmag – sehere yakın olmak.

Ortalıg gararmag – akşamın düşmesi.

Oyunlar başı – çok piç, kelekbaz adam.

Ö

Ögüne den serpmek – biraz yemek içmek verip aldatmak, ağzına kemik atmak, ağzına bal çalmak.

Ölü inegin sütünü sağır – yaramaz, çürük şeylerden çıkar sağlamağa çalışmak.

Ölü ölümüzdü korbakor getsin – mal bizimdi, biz ondan vazgeçtik.

Özüne ölüm, sahibine zerer – davranışıyla ona yardım edenlere de zarar vermek.

Özünnen toh yemiş görmeyib – özünden güçlüsüne rast gelmeyib.

Özünü tutabilmemek – kendini ele ala bilmemek.

Özü yayan ekmegi atlı – kendisi piyade, çöreği atlı.

Özünü tülkü yuhusuna vurmag – yalandan kendini bilmemezliğe koymak, yatmış gibi göstermek.

P

Papur yapır sanki – güya ki, elinden bir iş gelir.

Para pozmag – pulun başını pozmag.

Para gırmag – çoklu pul kazanmak.

Para vurmag – eğri yollarla pul elde etmek.

Para yatırmag – emanet kasasında vs pul saklamak.

Para – küt yerimek – 1. Özünü zorla sürükleyerek yerimek.

                                   2.sağa sola lengerlenerek yerimek.

Peygember guzusuna benzeyir- fakir adam hakkında derler.

Pendir – bıçag olmag – asan kesilen bir şey hakkında söylenir.

Peşin salmamag – birinin arkası ile giderek el çekmemek.

Peşine düşmek – izine düşmek, izlemek.

Peke – pek olmag – beraber olmak, hesapta vs.

Pek-pis etmek – iyiyi kötüden ayırmak.

Perrem parça olmag – peren-peren olmak, dağılmak.

Perreni döndermek – sahifeyi çevirmek, sohbeti değiştirmek.

Pervasız davranmag – korkusuz hareket etmek.

Pehle vurmag – öğünmek, lovgalanmak, özünden basmak.

Pıçag gedib, ustura dönmek – pis hareketlerden el çekmek  yerine daha da arttıran insanlar hakkında söylenir.

Pis baş – natemiz, kirli-pasaklı adam.

Pis boğazlıg etmek – garın otaran adam hakkında denir.

Pisik ruhu olmag – her tür tehlikeden zarar çekmeden savuşmak.

Pis – kassavat – nalayık hareketler eden.

Piht desen divara çıhar – korkak adam hakkında söylenir.

Postuna saman doldurmag – derisine saman tepmek, birini işkenceye salmak.

Potunu gırmag – sehvini yüzüne vurmak, utandırmak.

Püt – büt – kimin durmag – hareketsiz, sessiz dayanmak.

Püsküllü bela – başkalarını çok narahat eden, zarar veren bir şey ya da insan hakkında söylenir.

R

Rehim kellesini getirib – beceriksiz ve korkak kimsenin ele salarak derler. Zamanında soyguncu ve kaçak rehim’in ölüsünü ya da dirisini, ya da başını getirip devlete gehvil verene büyük tutarda para verileceği ilan edilmiş. Çok koçak ve korkulan bir kişi olan rehim’i tutmak ya da öldürmek cetin imiş. İfade buradan yaranmıştır.

Rehmet kefen çalana – gelen gidene rahmet okutur anlamında söylenir.

Rikini salmag – meylini salmag .

S

Savug saggal etmek ( olmag )- gözlemeden sözünü yalana çıkarıp, utandırmak.

Savug üz göstermek – soğuk karşılamak.

Saggal – saggala bağışlamag – becermedikleri bir işi biri birine havale etmek.

Saglanbac oynamag – biri-birini aldatmağa çalışmak, gizlenpaç oynamak.

Sağanaz tutur – bahane arayıp ağlayan çocuk hakkında söylerler.

Sağ-sol bilmemek – istediği gibi davranmak.

Sağ-selim olmag – sağ-selamet olmak.

Sallan boyuvu görüm – çık git, el çek.

Samannan yüngüldü – çok zayıf kız çocuğu hakkında derler.

Sapa minen, sürmeni gözden çalan – hiylebaz adama derler.

Sarı cizmeli mehmet ağa – kimliği bilinmeyen kimse hakkında derler.

Sahibsiz köy tapmag – “ dere helvet tülkü bey “ anlamında işlenir.

Saçma-sapan söz – yersiz ya da uydurma söz.

Saç-yolma oynamag – kadınların davası.

Sac ekmegidi – sözünün üstünde durmayan adam hakkında derler.

Sebbah olsun, heyir  olsun – hele bir seher açılsın, görek işler nece olur.

Sedir başına gonçalmag – bir yerin en yukarı ve yahşı tarafında oturmak.

Salam ağası olmag – işsizlik yüzünden her gelip gidenin selamına

                                  yanıt vermekle vakit geçiren adam hakkında derler.

Salam sebbah etmek – arada balaca tanışlık yaratmak.

Seneti rezil etmek – işini kötü yapmak, sanatı gözden salmak.

Seni gören bey olur – uzun süre görünmeyen dost ya da yakın yoldaş için kullanılır.

Senin canın candı, menimki badımcandı ? özüne reva bilmediyi bir işi başkalarına reva bilen adama derler.

Sesi yeddi gonşuya olaşır – çok yüksek sesle konuşan adam hakkında derler.

Sirrine gayım – sirr saklayan adam.

Sıyrıncagda soyulmag – özünün unamadığı bir yerde yakalanarak soyulmak.

Sıhılma tutmag – yüreği sıkışmak.

Sıcağ vurmag – istiye düşmek, gün vurmak.

Solda sifir. Hiçbir değeri olmayan.

Söz tutmag – sözü yerine yetirmek, söz işitmek.

Sözü suya – yere – sözü yerini bulmayan adam hakkında derler.

Su adamı essük – çeşitli adamların bir yere toplandığı zaman söylenir.

Sudan çıhmış sıçana dönmek – çok ıslanmak, eybecerleşmek.

Suya girmek – parçanı ilk defa yuyanda kısalmasına rağmen derler.

Su yerir, sudan serin – hiç ne vecine olmayan gönü kalın adam hakkında derler.

Suyu bele tökülüb – hamuru böyle yoğrulub, anadan gelme böyledir.

Suyu gaçmag – meyve kuruyup, suyu kalmayanda derler.

Suyuna Sal – su aşağı akıt, su yukarı ara.

Sullabını çekmek – birinin nazını çekmek, nazı ile oynamak.

Sulu reng – parlak renk.

Summa yalan – ağ yalan.

Su sığırıdı – çok kök adam hakkında söylenir.

Suçüstü tutulmag – uğruluk üste yakalanmak.

Sütü pis, , pozug – kötü aileden, pis nesilden olan adam hakkında derler.

Sütü tökülmüş garıdı – bahane aktarıp tez acıklanan adam hakkında derler.

Sümügü yüngül – güzel, üreye yatan adam.

Sümüksüz udmag – asanlıkla, kolayca utmak.

Süfresi gazığa asılmag – büyük zarara düşmek. Var yoğu elinden çıkmak.

Ş

Şalman atır – yalanı yalan dalınca konuşan kimse hakkında derler.

Şamal-şimal küleyi esmir – sevilmeyen birinin görünmemesine işaret ile derler.

Şam şitili – lağ ile birinin haysiyyetinin güya yahşı olduğunu ya da güzel olduğunu göstermek için derler. Bizlerde böyle olmaz. Bu, Şam şitilidir ( Şam, Demeşg kentidir).

Şat ( çay ) hisimi – çok uzak akraba, sudan geçende biri-birine deyib. Ayrı gohumlukları yokdur.

Şah damarını kesmek – büyük felakete uğratmak.

Şeytana ne7let eyle – bu iyi iş değil. Bunu etme, anlamında söz.

Şeytannan evvel neneden olub – piçlikle şeytanı geçib.

Şeytan hambalı – faydasız, boş işlerle vaktini geçiren.

Şeşi beş görmek – zayıf görmek, kötü görmek, aldanmak.

T

Tavuğ ayağı aça bilmez – yazıg kimse hakkında denir.

Tazıya dönmek – çok  arıklamak, yöndemsiz olmak.

Tazı olalı bele bir av etmeyib – eli iş tutalı akıllı bir iş görmemiştir.

Taya gohudan yağış – yazın ilk aylarında yağan otu, tahılı çürüten yağmur.

Tez yeriyen yolda galar – telesiyen tandıra düşer.

Tetti, tetti yerimek – küçük adımlarla berk yürümek.

Tedbirlik etmek – sözü bir yere koymak.

Tekeşer gelmek – değişik düşmek.

Tekeşer girmek – pabucu tersine giymek.

Tepeşdi ilişdi – anlamazın birinin, gelib başkasını rahatsız etmesi ve çıkıp gitmek fikri olmaması.

Terezisi eyilmek – işi iyi, düzgün gitmemek, talihi yüzüne gülmemek.

Teşerlemek – başından elemek.

Tifi pisik – insanlardan uzak gözen kimseye derler.

Toy toğulsudu – tembel ve kök çocuk hakkında söylenir.

Toydu, dügündü, hamısı bu gündü – yarınını düşünmeyen adam hakkında söylenir.

Top atmag – 1. Mağlup olduğunu bildirmek.

                     2. sınıfta kalmak.

                     3.iflasa uğramak.

Toppuzu degirman dolandırır – güçlü gence derler.

Torpağı tutsa altun olur – hayırlı ve bahtlı adam hakkında söylenir.

Toppuzun haggı ile görmek – gücle istediğini etmek.

Torpag bahasına – çok ucuz, su kıymetine.

Tumanı bir top ereb bezindendir – kök adam hakkında derler.

Tur vurub, turfan savurmag – pulu  hezel kimi sağa-sola dağıtmak, harclamak.

Tüklenmek – varlanmak.

Tükleri şiş-şiş durmag – tüyleri biz-biz durmak, diken diken olmak.

Türbeden çıhıb sanki – rengi solmuş, zayıf.

U

Uzun oturmag – oturduğu yerdece ayaklarını uzatmak, mütekkeye dirseklenmek.

Uydu Helil – herkesle tez bir zamanda münasebet yaradabilen adam hakkında denir.

Utanmag lohması – yemeğin ahırında boş kapda kalan az yemek hakkında zarafatla derler.

Utanan gül – üzlü kız hakkında söylenir.

Uçmağa gelince deve, yüke gelince guş – her türlü bahane ile işten boyun kaçıran adam hakkında denir.

Ucuzlugda böyüyüb – görmemişlik eden, bedherc adam hakkında söylenir.

Ü

Üz almag -  enlik-kirşan vurmak.

Üz alan – enlik-kirşen vuran usta kadın.

Üzbar olmag – yüzleşmek, günahı yüze çıkarmak.

Üzürü gebehetinnen böyük olmag – özürü günahınnan beter olmag.

Üz salmag – yalvarmak, yüzünü yere sürtmek.

Üzü çürümüş – yüzü kırış-kırış olmuş, bürüşmüş adam hakkında denir.

Üzüne gan gelmek – sağlığı iyileşmek.

Üz verilen canavar deyil – yüz verilende astar isteyen adama derler.

Üzünü yere salmag – başını sallayıb susmak.

Üzü suyu hörmetine – onun hürmetine, hatırına.

Üregi – başı şişmek – fikirden hastalığa düşmek.

Üregi bayılmag – kendinden geçmek, huşunu yitirmek.

Üregi burgulmag – korkudan sarsılmak.

Üregi pim bağlamag – yüreği dağa dönmek.

Üstüne döndermek – öz adına çevirmek.

Üstüne oturmag – başkasının malını özününkine katıp özününkü etmek.

Üst vermek – bir malı değişirken üstünde para vermek.

V

Vayvaya yumurtasıdır – her şeyden inciyen, küsen, nazlı kimse hakkında işlenir.

Verdiyi sözü tepelemek – verdiği sözü cığallamak, birini debbelemek.

Ver gelsin etmek. Getir-götüre salmak.

Y

Yavan ağız – ölüvay adam.

Yağışdan yeyilmiri – hayrı dokunmayan, hasis ve simic adam hakkında söylenir.

Yalan dünya – sonu ölüm, geçici, yalancı dünya.

Yalguz avlamag, yalguzlamag – birini tek görüp heter getirmek ya da teklemek.

Yanağından gan fışgırır – çok sağlam, daima açık havada olmuş adam hakkında denir.

Yan gözle bahmag – kötü niyetle bakmak.

Yanından keçilmez – 1. Çok acıklı, eti acı kimse. 2. Pahıl adam.

Yan vermek – 1. Yoldan ayrılıb harasa çatmag. 2. Yan keçmek.

Yarım ağız- söz ağzında itib-batan, öle öle danışan, ölüvay.

Yarıya enmek – yarı kalmak, arıklamak.

Yahasıynan dava edir – tez özünden çıkan adam hakkında derler.

Yaşlı-başlı – akıllı koca, aklı başında ihtiyar  kişi.

Yeddi arhası göz önüne gelmek – sıkıntıya düşüp geçmişini anımsamak.

Yeddiden bir – çok nazlı kız hakkında, hem de  lağla deyilen yeddi bacının bir denesidir anlamını verir.

Yeddi ruhlu – tehlikelerden sağ-salamat çıkan adam hakkında derler.

Yeddi yuhu almag – derin uykuya gitmek.

Yeddi ip üstünde oynayıb – hiylebaz adam hakkında derler.

Yele gelmek – bahar mevsiminde hayvanlarda cinsi isteklerin uyanması.

Yele vermek – 1. Havayı para harcamak, 2. Birşeyi savurmak ya da temizlemek için de yele verilir.

Yel sipirsin, yağış aparsın – yoha çıksın, izi galmasın.

Yengi şerbe suyudur – herşeyin tazesi anlamında işlenir. Yeni cürdeyin, taze cürdeyin suyu serin olur, yahşı olur. Buna göre söylenir.

Yengi bir ömür verilmek – ölüb dirilmek, kefen yırtmak.

Yerini hoş görmek – konuk gelip, sonra çıkıp gitmeğe niyeti olmamak.

Yeriniz boşuydu – filan yerde, filan mecliste keşke bizimle olsaydınız anlamında kullanılır.

Yerli – yerine galmag – satılmamak, beğenilmemek.

Yer taglamag – hazırdan köke tapdım, anlamında işlenen ifadedir. Özüne tez isti bir küşe tapmak demektir.

Yer toh olmaz – ac göz, çok yiyen adam hakkında derler.

Yetimçenin gözü açıgdır – akıllı ve yoksul çocuk hakkında denir.

Yetimçe baş – aç göz, tamahkar, hasis adam.

Yohsul şikartası – 1. Çok seyrek ekilmiş bitki vs hakkında denir.

                                2. Seyrek, saç, bığ ( lağ ile derler ).

Yol aparmag, göndermek – toy arefesinde oğlan evinin kız evine gönderdiği toy harcı.

Yol çaşırtmag – mezemmetle denilen ifadedir “ senden olmayan iş, ne yahşı bizlere gelmisen. Yohsa       

                            yolunu sehv salıbsan “ anlamını verir.

Yolda gelen – doğulacağı gözlenilen bebek.

Yol peklemeğ – bir iş için zemin hazırlamak.

Yolsuzlug etmek – pozulmag, pozğun hareket etmek.

Yoluna vurma iş – dikkatsizlikle, ilgisizlikle görülen iş.

Yuhusu avcunda olmag – tez uykuya giden adam hakkında söylenir.

Yuhusu gözünde gırılmag – uykudan yarımçıg kalkmak.

Yuhuya dalmag – uykuya gitmek, çevredekilerden habersiz olmak.

Yulduzu ahdı – filankes öldü anlamında işlenir.

Yumurta boyatmag – hayırsız, anlamsız işler görmek.

Yumurtasını dişime vurmuşam – sınamışam, yoklamışam.

Yumurta üstünde yerimek – çok ağır hareket eden, tembel adam hakkında derler.

Yüz ipde oynamag – piçlik etmek, kelekbazlık etmek.

ATALAR SÖZLERİ  ve MESELLER

Agil bir defe aldanar.

Ağ garganın eti yeyilmez.

Ağ ağça gara günçündü.

Ağa bağınnan gül bağışlayar.

Ağaç yaşken egilmezse, egilmez.

Ağaç gabalığından gırılar.

Ağacı gurd yeyer, insanı derd.

Ağacı çoh olan köyün mezarı az olar.

Ağacın gurtı özünnen olmasaydı, min il yaşarı.

Ağacdan maşa olmaz, cingeneden paşa.

Ağız yeyer, üz utanar.

Ağzını süd yandıran, ayranı ifirip içer.

Ağır ayag başa deger, yüngül ayag daşa deger.

Adam aclıgdan hayasını verer.

Adam adamdı olmasa da pulı, eşşek eşşekdi olsa da çulı.

Adam sözden, uşag gözden tanınar.

Adam olana tek bir söz kifayetdi.

Adam her düşende bir egl gazanır.

Adam var, bir ekmekle min it aldadır, adam var, min ekmekle bir it aldadamaz.

Adam çiy süd emibdi.

Adamı şat başına aparıb, susız dönderir.

Adam iş başında belli olar.

Addım-addım yol oldı, damla damla göl oldı.

Adam öz gözüne korlıg istemez.

Adam işlemiyince dişlemez.

Adı biçindedi, orağı gırıgdı.

Adın nedi, Gerebet, işin nedi, gelib-get.

Az olsun, üz olsun.

Azacıg aşım, ağrısız başım.

Az tamah, az ziyan getirer, çoh tamah çoh.

Azı bilmeyen, çohu da bilmez.

Ayın on beşi  işıglı, on beşi garanlıg.

Ay işığında herhızlığa çıhar.

Ay garanlığı ahşamından me’lumdu.

Ay görmüşün ulduza ne minneti.

Ay aydın, hesab me’lum.

Ayağı altında yumurta var.

Ayağuvu yorğanuva göre uzat.

Ayağyalın gezene  tikan batar.

Ayıbsız dost isteyen dostsuz galar.

Ayran töküler yeri galmaz, yoğurd töküler yeri galar.

Alan aldanmaz, satan aldanar.

Aldın bitdi, satdın itdi.

Aleme def-dümbelek, bize gelbir-elek.

Alem düşene güler.

Aleme adet, bize bedat 8 bed adet ).

Alış veriş misgalhandı, dostlug gan-terinen.

Alışmış gudurmuşdan beterdi.

Alışdın yağlı dolmaya, eceb bir gün olmaya.

Allah bu eli, o ele möhtac etmesin.

Allah dağına göre gar yağdırar.

Allah kimseni dillere salmasın.

Allah ne hekime, ne hakime işini salmasın.

Allah deveye ganat verseydi, dam-divarı yıhardı.

Allah heç kimin evine ne kor molla, ne de sazlayan göndermesin.

Allah kerimdi, guyusu derindi.

Altun gaba gan gusdum.

Altun torpağa düşse de, giymeti azalmaz.

Altunu altuncçı tanıyar.

Alçah yerde yatma sel alar, yüksek yerde yatma yel alar.

Amanat ata minen tez ener.

Araba gırıldıhdan sonra yol gösteren çoh olar.

Arvad var, ev bezeyi, arvad var, ev tezeyi.

Arvad var ev yapar, arvad var ev yıhar.

Arvad var ev dayağı, arvad var, incana boyağı.

Aradın harabı, cehennem ezabı.

Ar eden kar etmez, kar eden ar etmez.

Arı çiçekden bal eder.

Arnavuda dediler: cennete gedersen? Dedi:aylıg neğertedi ?

Arpa eken, buğda biçmez.

Arsızın canı gayım olar.

Arsızın barmağına daş degse “ ah “ demez.

Arsız neden arlanır, çulda gezir sallanır.

Arsızın üzüne tifirdiler, hemd olsun, yağış yağır, dedi.

Aslan ağzınnan av alınmaz.

Astarı üzünden bahadı.

At almadan  ahur yapır.

Attan düşmek, eşşekden düşmekden eyidi.

Ateş gışın meyvesidi.

Ateş olsa özünü yandırar.

At ölür meydan galır, igir ölür şan galır.

At atlını tapar.

Attan endi, eşşege mindi.

Attan düşmeyen ( yıhılmayan ) atlı olmaz.

Ahtaran tapar mövlasını da, belasını da.

Ahmag odı bu dünyayçin gem yeye, mövlam bilir, kim gazana kim yeye.

Ahmağı gönder, arhasıyca get.

Aca arpa ekmegi etden dadlıdı.

Acın imanı olmaz.

Ac ayı oynamaz.

Ac garına, acı saggız.

Acın garnı toh olar, gözü toh olmaz.

Acıg geler üz salar, acıg geder üz galar.

Ac garına bulamac ne eder ?

Ac ayıya dönübdü.

Ac hacgabug da yeyer.

Ac aman bilmez, uşag zaman.

Acın, tohdan heberi olmaz.

Ac gal, yolçuluğa alışma.

B

Baba oğluna bağ bağışlar, oğul babasına bir zalhın üzüm vermez.

Babasına yaptığını oğlunnan görer.

Bablı babıdan, keçel garga keçel kerkezden.

Bablı babıyla, çömçe gabıyla.

Bağ baggalsız, çem çaggalsız olmaz.

Bağ sahibsiz olmaz.

Bağ daye yoh, belçe ister.

Bağı ver bağbana, yarısın yeyerse de.

Bağı bağban, sürünü çoban yeyer.

Bağında gül variken ğül üzüve, bağından gül tükendi, gül üzüve.

Bağban bağban olursa, neyleyir bağ divarı ?

Bağban ineği olaydım bağda.

Bağdad kimin şeher, gardaş kimin yar olmaz.

Badamça badam olmaz, yetimçe adam olmaz.

Bazar ağası bazardadı.

Bayguş kimi haraba ahtarır.

Bal arısı da çalarken acılar.

Bal-bal demekle ağız şirin olmaz.

Bal yemedim, belama çatdım.

Bal tutan, barmag yalar.

Balı olanın çibini Şam’dan geler.

Balıg başdan gohar.

Balıg kimin beli ibinmez.

Balıg sudayken sövde olmaz.

Balığı bulanıg suda ovlayır.

Baltanın yıhmadığı evi göz yıhar.

Bar vermiyen ağacı keserler.

Barlı ağaca daş atarlar.

Barıtla ateşin oyunı olmaz.

Bahar buludı kimin vahtsız yağar.

Baş sağlığı dünya varlığıdı.

Baş-başa vermiyince daş yerinden çıhmaz.

Başa gelen dilden gelir.

Başgası üçün guyu gazan özü düşer.

Başı bir, dili min.

Başına gelen başmagçıdı.

Başım daş altındadı.

Bedesil minnet bilmez, barmağını mum etsen ona.

Bez alırsan Mosuldan al, gız alırsan , esilden al.

Beli var baltası yoh, çulu var, haltası yoh.

Bezen gözel rengli meyve de acı olur.

Beyaz ipek her renge boyanar.

Beyazın adı var, esmerin dadı.

Bekleyen, goradan halva yeyer.

Betavua arağı molla da içer. Bedava içkiyi imam da içer.

Beşer sığır degi, bir donda galsın.

Bivefaya emek verenin emegi heç olar, ahırda.

Biz razı oldug gaza, gaz özün goydu naza.

Bizim gelin bizden gaçar, üzün örter dizin açar.

Bilene bir, bilmeyene min ohu.

Bir igid yohsul olsa, ona el-ayag güler.

Bir daşla iki guş vurur.

Bir peştemalı var gırmızı, hem özü bağlar, hem gızı.

Bir derdlinin dermanını, o derde düşennen al ( sor ).

Bir toyuğun ayağını aça bilmez.

Bir dinsizin haggından, bir imansız geler.

Bir daş gopandan sonra daha yerin tutmaz.

Bir sünbül hatiriyçin yüz zuvan su içer.

Bir gülden bahar olmaz.

Bir ağaçda gül de biter, tikan da.

Bir dağ yıhılmazsa, bir dere dolmaz.

Bir goltuğa iki garpız sıhılmaz.

Bir elin nesi var, iki elin sesi var.

Bir yemirem –yemiremnen gorh, bir de gedirem, gediremnen.

Bir köyün ağası Salman olsun, o köyde ne harman olsun.

Bir gül gırılınca, yüz cerre gırılar.

Bir küllükde iki horuz bannamaz.

Bir çulum var ataram, hara geldi yataram.

Bire dekmez, mini begenmez.

Biri yeyer, biri bahar – giyamet onda gopar.

Bir pahla kimin atlanıb – düşür.

Bic suya düşse boğulmaz.

Bişinceye geder bekledin, savuyuncaya geder de bekle.

Bişmiş aşa savug su tökür.

Bişmiş boğazdan çıhan söz, kimseyi incitmez.

Bığdan kesir, saggala goyur.

Borc menim, gaygu senin.

Borc alır, zekat verir.

Borc isider, amma öldürmez.

Borc yüzü keçdise, her gün plov ye.

Borc su degirman dolandırmaz.

Borcla alınan eşşek su yolunda öler.

Borca içen iki kere serhoş olur.

Boş torbaydan at tutulmaz.

Boşboğazlıg garın doyurmaz.

Böyük baş dövletti, böyük ağac negbetti.

Böyüklük egldedi, ömrde deyil.

Budunun etini ye, gessabın minnetinnen eyidi.

Bu hemir çoh su götürecek.

Bu günün yumurtasını yarının tavuğuna degişmem.

Bu ölü, bu şivene deymez.

Bu yel bele esse, bu migas bele kesse, ne bığ galar, ne saggal.

Bu ilki guş bildirkine civ-civ öyredir.

Bülbül besledim, garga çıhdı.

Bülbül öz günüyçin ağlar.

C

Camala bahma, kamala bah.

Can ne çekirse, dil üzünnen çekir.

Can paranı getirer, para canı getirmez.

Canı yansa eşşek atdan fezle gaçar.

Candan sonra cahan harab olsun.

Cana gelen geza mala gelsin.

Ceyran gaç, tazı geldi.

Cefa çeken, sefa sürer.

Cefanı çekmiyen, sefanın gedrini bilmez.

Cülhe bez tapmaz.

Cüce yumurtadan çıhıb gabığına civ-civ edir.

Ç

Çaggal var baş gopardar, gurdun adı yamandı.

Çalma halgın gapısını, çalmasınnar gapuvu.

Çalışan ekmegini daşdan çıhardar.

Çamurdan duz çıhmaz.

Çem çaggalsız olmaz.

Çibin küçükdü, amma me’de bulandırır.

Çibin şireli yere gonar.

Çırag dibine şö’le vermez.

Çıhan ay çıhışınnan biliner.

Çıhmıyan canda umud var.

Çobansız goyunu gurd yeyer.

Çoh gezen çoh biler, çoh yaşıyan çok bilmez.

Çoh söz yalansız, çoh mal haramsız olmaz.

Çoh seleşen, çoh çapar.

Çoh aş, ya garın ağrıdar, ya baş.

Çoh meyveli ağacın başı aşağı olur.

Çölde çaggal az idi, bu da geldi çuluynan.

D

Davaçı gazı olsa, işini allaha ismarla.

Dağ-dağa govuşmaz, adam adama govuşar.

Dağ başınnan duman essük ( eskik ) olmaz.

Dağdakı gelib, bağdakın govar.

Damla-damla göl oldı.

Danışmagçün böyük bir adam bulmasan, böyük bir daş bul.

Darda galan pisik gaplan kesili.

Darı guşı kimin yeri me’lum degi.

Daha fal da yoh, yumurta da yoh.

Daş dögene, yol gedene bellidi.

Daş yerinde ağırdı.

Daşı at, sahibi galdırar.

Daşın böyügü dostdan ( yahından ) geli.

Degirman işin görer, çag-çaga baş ağrıdar.

Demir gapının ağac gapıya işi düşer.

Demir dögüle dögüle polad olı.

Demir tavında gerek.

Demirçi zindanıyam ki, sükut edim ?

Demirci tükanı önünnen keçen çatlanka, gığılcım yeyer.

Denize gerg ol, namerde boyun egme.

Denize düşen, ilana sarılar.

Derd-derde deger ziyilder.

Der derdi söker ( çeker ).

Derdinden tütünü asimana çıhır.

Derdi bir usturadı, utsam yaralar, atsam yaralar.

Derdini sahlayan – gizleyen – derman bulmaz.

Degme nazıya, gaçar gazıya.

Deliye yel ver, eline bel ver.

Delilik bir degi, rengarengdi.

Deliynen çıkma yola, başa geler durlı bela.

Delinin başı belasız olar.

Degme serhoşa, egibet özü düşer.

Degirmançı diri olaydı, unu bele iri olaydı !?

Dişsiz insan daşsız degirman kimidi.

Deve öz ayağı altını görmez.

Deve öz ganburunu görmez.

Deve irakına, gatır dırnağına bahar.

Deveçiden galhıb – oturan gapısını gen eyler.

Deveden sordular. Boynun neçin egridi? – dedi, haram düzdü ?

Deveden böyük fil var.

Deveden düşüb, hop-hopundan düşmeyib.

Deveni çömçeynen suvarır.

Deveni bir ciyarçin boğur.

Deveye dediler, bahar geldi. Dedi: yüküm arhamdadı.

Deveye dediler . boynun uzundu. Dedi : uzağı gözleyirem.

Deyibler : İşle, dişle.

Dediler, abdal, gış geldi .Dedi : durmuşam titremege.

Dediler, ezrayıl uşag paylayır. Dedi: özününkü özüyçin bizimkine degmesin.

Derya dalgasız, gapı halgasız olmaz.

Deryadan köpük bağışlayır.

Divar yıhılanda tozı çıhar.

Divarı nem yıhar, insanı gem.

Divarın da gulağı var.

Dil egil hezinesinin açarıdı.

Dil ustası, iş hestesi.

Dilde sümük yohdı, nece istesen döner.

Dil kesik – baş salamat, dil uzun – baş malamat.

Dişin ağrıyırsa çek gurtul.

Gonşun harabsa göç gurtul.

Dilençi bir tek olsa, şekernen besleni.

Doğru söz acı olı.

Doğru ol, aslan yoluynan yeri.

Doğru deyenin börkü dellük olur.

Doğruyan biler, yeyen bilmez.

Doğrulug dost gapısıdı.

Dolmada bir şey yohsa, nişin sarılır?

Donuz derisi dabağ olmaz.

Donuzdan gorhan darı ekmez.

Donuzdan bir tük goparsan, gene kardı.

Dost istersen, zengin ol.

Dost başa, düşmen ayağa bahar.

Dost şeker de olsa, hamısın birden yeme.

Dost meni bir gozla ansın, o da pük olsun.

Dost, dost, hesab dürüst.

Dost ağladar, düşmen güldürer.

Dostuna hain bahanın gözü kor olsun.

Dostun eskisi, arvadın yengisi.

Döletlinin düşgünü, yazlıg geyer gış günü.

Duadan gelmiyen bedduadan getmez.

Duman dağdan ne goparacagdı ?

Durgun su gohuyar.

Düz ekmek haggını bilmiyen kor olar.

Dünya yaz iken gışın tedbirine bak.

Dünyanın guyruğu uzundu.

Dünya tükener, düşmen tükenmez.

Dünyada varlıg heyatdı.

Düşene yoldaş yohtı.

Düşmen kiçik de olsa, böyük iş görer.

Düşmen garınca olsa bele, ona hor bahma.

E

Evi ev eden arvaddır.

Evin küçügi ol, kiçigi olmaz.

Evde öz başın bağlıya bilmez, toyda gelin başı bağlar.

Ev derdi, dev derdi.

Ev alma, gonşu al.

Evdeki hesab bazarda çıhmaz.

Ev buzovu cütte olmaz.

Ev herhızına çare olmaz.

Ev sahibi herhızı tutunca, herhız ev sahibini suçlu çıhartdı.

Eybini bilen halgı eyiblemez.

Eyşi – arvadı – yoh, ekmegi yoh, çalın, hebeş toyudu.

Eşşek yağış yerine arpa yağmasını ister.

Eşşek o eşşekdi- palanı deyişse de.

Eşşege yasin ohuyur.

Eşşegin canı yansa, begirden çoh gaçar.

Eşşekden düşmüşe döndü.

Eşşegüvü gazuğa möhkem bağla, sonra allaha ismarla.

Eşşege gücü çatmayıb palanı taptayır.

Eşşege altun palan vursan da, yene eşşek galır.

Evvel Ferec Bezirganıydı, indi igne-saggız satır.

Eglsiz başın zehmetini ayag çeker.

Egl insanın yarıdı.

Egil harda, dövlet orda.

Egilli düşmen eglsiz dostan eyidi.

Egli topuğundadı.

Eglini seven arag içmez.

Edeb eglin yazıdan görünüşdü.

Edebi edebsizden ögrendim.

Eyi söz unudulı, kötü söz unudulmaz.

Eyi övlad baba malın  neyler, kötü övlad baba malın neyner ?

Eyi yoldaş harab gardaşdan eyidi.

Eyiynen galhıb-oturan eyi şey öyreni, harabnan harab.

Eyiliye garşı eyilik bekleni.

Eyilik ederken garşılığını düşünme.

Eyilik et, at deryaya, balıg bilmezse, halıg biler.

Eyiliye eyilik her adamın karıdı, kötülüye eyilik merd adamın karıdı.

Eyilik etdin başa var.

Eyriye zaval, doğruya ne var ?

Eyri oturub düz gonuşag.

Eken biçer, gopan düşer.

Eken – öküz, biçen – öküz harmana gelende : ho..ho !

Ekme bitmiyen yere, can ver itmiyen yere.

Ekmedik bostan, yemedik garpuz.

Ekmek elden, su gölden.

Ekmegi ekmekciden, altunu altuncudan  sor.

Ekmek verenin elini dişlemezler.

Ekmegi arpa olsun, hoyu buğda olsun.

Ekmek yapıldı, heyder tapıldı.

Eger horuz bannamasa da sabah olar.

Egri ağac düz olmaz, rende vursan yüz yerden.

Eger derviş, eger henfiş – ağça ile biter her iş.

Eger seksen, eger dohsan, agibet bir gün yohsan.

El elden üstündü, erşe geder.

El eli tanır.

El eli yuyar, el de döner üzü yuyar.

Eldeki bir guş ağacdakı on guşdan daha eyidi.

Elden çıhdı, gismetden çıhmasın.

Elden çıhan geri dönmez.

Eli açıg, kisesi boş.

Elime düşse, felegini kelek ederem.

Elin boşsa şahid ol, paran çohsa kafil ol.

Elinin börkünü Velinin  başına goyur.

Elli elli üstüne, bu da elli üstüne.

Elinin hamırı ile erkek işine garışma.

Elisi geder, Velisi gelir.

Elisi deli, Velisi deli, gırran gırmışın hamısı deli.

El uşağı adama evlad olmaz.

Emegimiz sağdıc emegine döndü.

Emek çeken semeresin görer.

Emanet ata minen tez düşer.

En böyük varlıg sağlıgdır.

Erag başa beladı.

Erag balaş olsa, molla da içer.

Eragda şefa, hizde vefa olmaz.

Erbab olan aldanmaz.

Eski yara üstüne yengi fitil goyur.

Eski dost yeherli ata benzer.

Esil ile evlen, hesirde yat.

Eski hırmanı sovurma.

Eskisi olmayanın yengisi ne olacag ?

Eski tas, eski hamam.

Et yeyeni gessab tanır.

Et dırnagdan ayrılmaz.

Ettar, yükündekini satar.

F

Fegirin narası kimi dostu da az olar.

Fegirin altununa yez, zenginin yezine altun deyerler.

Fena adamlar birleşse, eyiler de el-ele vermelidi.

Fena bilmekdense, bilmemek eyidi.

Fitnelik fenalıg göyneyidi.

G

Gaz gazdan, baz bazdan.

Keçel tavug popal horuzdan.

Gazan üç daş üstünde gurulur.

Gazan digirlendi, gapağına çatdı.

Gazana ne goysan, çömçeye o geler.

Gazanda et galmadı, çükündür baş galdırdı.

Gazanc gurudu, mayanı basdı.

Gallavuzı garga olan leş iyler.

Gallavuzsız köye gedilmez.

Gallangucın zerelini biber  ekennen sor.

Galdır samanı geler zamanı.

Galıbdı öz başına, örtübdü bez başına.

Galhtı öz evin yıhdı, düşdü halgın evini.

Gapuvu gayım kilidle, gonşuvu herhız etme.

Gapu çalanın gapusı çalınar.

Garadan o yana reng olmaz.

Garamanın goyunu, sonra çıhar oyunu.

Garanlug yere tüfeng sıhır.

Garga gazı teglid etdi, garıltısın unutdu.

Garga gargaya deyer – üzün garadır.

Garga besledim, gözüm çıhartdı.

Garın gardaşdan ezizdi.

Garıncanın da düşmeni var.

Garıncadan ibret al, yazken gışı düşün.

Garnı guruldar, üstü parıldar.

Garpız yeyen gurtuldu, gabuğ yeyen tutuldu.

Gatıra, baban kimdi, dediler. Dayım atdı, dedi.

Gaş yaparken, göz çıhartdı.

Geyret paylananda o hazır degildi.

Geleminnen gan damır.

Genaet en böyük seadetdir.

Gerezden merez hasil olur.

Gerib dostu olmayandı.

Getrannan olmaz şeker, olsa da cinsine çeker.

Gız öz başına galsa ya davulcuya varar, ya zurnacıya.

Gızım sene deyirem, gelinim sen eşit.

Gızını vurmayan, dizini vurar.

Gıy ağçaya, gir bağçaya.

Gılı yağdan ayırır.

Gılınc öz gıyını kesmez.

Gılınc gurşanandı, at minenin, körpü keçenindi.

Gırılan gol egri biter.

Gırh degirmanda bir ovuc unu yohdu.

Gısganan göze çöp batar.

Gısrağı genc gözüynen, gızı ihtiyar gözüynen al.

Goz elli, hesab belli.

Goz sayıldı, dağarcıg ağzı bağlı.

Goyun guzusun basmaz.

Goyun keçi ayağınnan asılmaz.

Goyunu gurta tapşırır.

Goyun öz bacağınnan asılı.

Gonşu ahiret yoldaşıdı.

Gonşu aşı, gönül hoşı, olmasa daha yahşı.

Gonşu gonşuya bahar, gorun ateşe yahar.

Gonşu aşıynan toh olunmaz.

Gonşunu gonşudan sor.

Gonşunun dili şişib, gavgası bize düşüb.

Gonşuyla umudlu olanın ekmegi doğraglı galar.

Gorh tanrıdan gorhmayandan.

Goç bezirganıydı, saggız satan oldu.

Gudurmuş köpegin ömrü gırh gündü.

Guyunu gazan düşer.

Gurd bizden irağ olsun, yediyi guyrug olsun.

Gurd gocasa köpeklere mezzek olur.

Gurd tükünü degişdirer, hoyunı degisdirmez.

Gurd ac olsa, gurd yeyer.

Gurd balası gurd olar.

Gurd garnınnan çıhdı, çaggal garnına düşdü.

Gurda dediler, çoban ol. Dedi : ayağım  yalındı.

Gurdun devetine geden köpegini beraber almalıdı.

Guru-guru gurbanın olum, yaş başua dolanım.

Guru dirseknen samırsag dögülmez.

Gurtnan yeyer, goyunnan şiven eder.

Gurtdan gorhan köpek besler.

Guş var eti yeyilir, guş var et yedirilir.

Gavur ekmegi yeyen, gavur gılıncı atar.

Getdi oh kimin, döndü yoh kimin.

Gece müşterisi ya herhız olur, ya da hersiz.

Gec olsun, güc olsun.

Geçi can vayında, gessab pim vayında.

Geçinin emeli azsa, geder çobanın ekmegin yeyer.

Geçinin goturu, geder bulag başınnan su içer.

Geden bağdan geder, bağbannan ne geder.

Gec gelen müsafirin gileyliyi özündedi.

Görmemiş gördü gümüş, oldu gudurmuş.

Geden gün geri dönmez, günü – güne calasan da.

Görmemişe gerbil-elek de hacatdı.

Geti yeyim, ört yatım, bekle ölmüyüm.

Gelennen yoldaş, gelennen gardaş.

Gemide oturub, gemicinin gözünü çıharır.

Gelinle girer, kürekenle çıhar.

Gelin erkek, toy battal.

Gelin altun taht getirib, çıhıb üstünde oturub.

Gelin yüz il yaşadı, yengi belin gurşadı.

Genclik bir guşdu, uçdu tuta bilmezsen.

Kor-kor içinde olsun, ev-ev içinde olmasın.

Göz görer,  könül ister.

Göz yaşı da borclandı.

Görünen köy gallavuz istemez.

Gözellik ondu, dogguzu dondu.

Gözden irag olan, gönülden irag olar.

Gözele ne yaraşmaz.

Gözel ona deyerler, gözel gonuşsun.

Gözellikden gırh günde doyular, gözel hoydan gırh il de doyulmaz.

Gözü böyüklükdedi, aclıg belini gırıb.

Gül tikansız olmaz.

Göz var ziyaret edilir, tifirmeye göz de var.

Guruldar, amma yağmaz.

Gülün gedrin bülbül biler.

Güler üz düşmeni aldadar.

Gül ağacınnan odun olmaz.

Gün önü gelbirle tutulmaz.

Gülme gonşuva, geler başıva.

Güldürenin arhasınca yoh, yağladanın arhasınca get.

Gün var yüz aya deyer, ay var bir güne deymez.

Güvenme bu varlığa, elin düşer darlığa.

Güvenme sıh dostuva, saman doldur postuva.

H

Hagg söz acı olur.

Hagg söz danışanın börgü yırtıg olar.

Hagga garşı boynum gıldan incedi.

Hagg yerini alır.

Hain gorhag olar.

Hainden bir şey sorma.

Hakimsiz, hekimsiz köyden göç.

Halgın sesi haggın sesidir.

Halva biş, ağzıma düş.

Halva demekle ağız şirin olmaz.

Hamam suyunnan bacılıg tutur.

Hamama geden terler.

Hamama geder gurna begenmez, toya geder zurna begenmez.

Harab yoldaşı yerinde goy geç.

Harab yoldaşnan yola çıhmag heterdi.

Hatun gıran gabın sesi çıhmaz.

Hahın sözüne uyan, arvadını tez boşar.

Haya üzde bir getre sudı.

Haydan gelen huya geder, su parası suya geder.

Hediyye ile gız alınmaz.

Heleb ordasa, arşını burdadı.

Hem adağdan, hem budağdan oldug.

Hem nala vurur hem de mıha.

Hem  satar, hem su gatar, hem de beraber atar.

Hem yeyir, hem de döyür.

Hem ziyaret, hem ticaret.

Her ay receb olmaz, olsa da eceb olmaz.

Her aşigin bir dövranı var.

Her garaya bükülen mutran olmaz.

Her bulutda yağış olmaz.

Her guyunun suyu datlı olmaz.

Her şey öz esline çeker.

Her varlığın bir darlığı var.

Her parıldayan altun dögül.

Her şeyi ustasınnan al.

Her gecenin bir gündüzü var.

Her kes öz evinin hizmetçisidi.

Her kes ekdiyini biçer.

Her kesin bir derdi var, deyirmançının da su derdi.

Her kes öz ölüsüyçün ağlar.

Hereket olmazsa bereket olmaz.

Her saggalın bir darağı var.

Hesen hüseyhçin deyil, helimçin şivan edir.

Her cins cinsine çeker.

Her gözelin bir eybi olar.

Hereketde bereket var.

Her guyunun suyu içilmez.

Her zalımın beş gün dövranı var.

Heyirseverlik zenginlikden daha fezle dost yığar.

Heyir iste gonşuva, heyir gelsin başuva.

Herhız övlad babasının ocağında pencer eker.

Herhızı gördün? – Görmedim.

Herhızdan galanı falçıya verdi.

Hendannan heta çıhmaz.

Hencer yarası sağalar, dil yarası sağalmaz.

Hesabı pak olanın üzü ağ olar.

Hesabsız giren zererli çıhar.

Hetasız insan olmaz.

Hestası olan evin bütün hahı heste olar.

Heste olmuyan sağlığın gedrin bilmez.

Heste ol menimçin, ölüm seninçin.

Hey dedi. Malım-mülküm var, bir demedi ölüm var.

Heyvan ayağınnan, insan dilinnen asılar.

Heyvan gohlaşa gohlaşa, beniadem yahlaşa yahlaşa tanışır.

Hoy can altındadı, can çıhmasa, hoy çıhmaz.

Horuz banlamazsa da sabah olur.

Horuz öz küllügünde horuzdu.

Hökümet yatsa adam-adamı yeyer.

Heşişe çekeni ilan çalsa incitmez.

  1. İ

İbinenin yağışdan ne pakı.

İki garpız bir elde tutulmaz.

İki gılınc  bir gına girmez.

İki el gırılsın, bir başı yola aparmazsa.

İki canbaz – kendirbaz – bir ipde oynamaz.

İki könül bir olsa, samanlıg seyran olur.

İgidlik ondu, dogguzu gaçmagdı.

İgidin eyisi dayısına çeker.

İgidin kötisi gılıncını dayısında sınar.

İlde-ayda bir namaz, o da hagga yaramaz.

İlan çalan ip sürüntüsünden de gorhar.

İlan egiler, büküler, dellügün tapar.

İlanı basmasan, çalmaz.

İlan yarpızdan hezz etmez, o da gelib burnu önünde gögerer.

İlanı seyid ehmed eliynen tutur.

İnsanın eziyyeti de, dövleti de elindedi.

İnsanın gözü, yerin gulağı var.

İnsanın eti yeyilmez, derisi gırılmaz, şirin dilden başga nesi var ?

İnsanın gözünü torpag toh etmezse, heç bir şey toh etmez.

İt hürür, karvan yürür.

İteleme serhoşu, özü düşer.

İti öldürene sürüklederler.

İhtiyarlıg bir göynekdi, geydin, soyuna bilmezsen.

İhtiyara varan guyrug yeyer, cahile varan yumrug.

İçimiz bizi, yazımız halgı yandırır.

İş hestesi, söz ustası.

İşlemiyen dişlemez.

İşleyen demir pas tutmaz.

K

Kabab köz etdiyimdi, hamısı öz etdiyimdi.

Kar davuldan ne annar.

Keçene mazi – keçmiş – deyeller.

Kevüelli kimin günde bir göydesen.

Keçel halva yeyer, parasına minnet.

Kerki kimin öz önüve çekirsen.

 Kerki öz sapın kesmez.

Keskin sirke öz gabına zerer verer.

Kelle sağ olsun, bir külah tapılar.

Kerkükü yalan, Erbil’i siçan, Bağdat’ı seylan apardı.

Kese bilmediyim eli öperem.

Kefen soyan getdi, gazuğ gazan geldi.

Kenarına bah bezini al, nenesine bah gızını al.

Kimse öz ayranına turşdı demez.

Kimse öz gözüne korlug istemez.

Kimsenin haggı kimsede galmaz.

Kilim ifga yerinden yırtılar.

Kilimin ucunu suya verib.

Kiminin atı ölür, kiminin iti sevinir.

Kimi söyer helimeni, kimi çeker cerimeni.

Kiçikden heta, böyükden eta.

Korun tutuşu, karın vuruşu.

Kor olsun o göz, dostuna hain bahar.

Kor-kora deyer gırt gözüve, bulamac ele sürt gözüve.

Kor işığı neynir ?

Kor gözden yaş çıhmaz, molla evinden aş.

könül bir şişedi – gırılsa yapılmaz.

Kor ne ister iki göz, biri egri, biri düz.

könülden gönüle yol var.

Könül gocalmaz.

Köpek ekmekden gaçmaz.

Köpek öz sahibi gapısında hürer.

Köpek ister asimandan hey sümük yığsın.

Köpek semmiz olsa da, eti yeyilmez.

Köpeye ekmek vereller, sahibinnen dolayı.

Köpeye yaltanma, goy aslan yesin seni.

Köpeyi semmiz etme ki, seni yesin.

Köpeyi ac goy arhana düşsün.

Köpekden olan köpek olar.

Körpüden keçinceye geder ayıya dayı sele.

Kötü söz adamı dinden çıharar .

Kömürün irisin, yağın durusun karuva sahla.

Köyü köpeksiz gördü, eli ağacsız girdi.

Köpeyin ehmegi pahlavadan pay ister.

Köpeyin duası keçseydi, havadan sümük yağardı.

L

Lalın dilin nenesi biler.

Leyla bilirsen, neçin yatmırsan ?

Lugma garın doyurmaz, mehebbet artırar.

Lugma çeynemeder udulmaz.

M

Mal da şirin, can da şirin.

Mal, sahibine benzemese haramdı.

Mal sahibi, mülk sahibi, hanı bunun ilk sahibi ?

Malını it yeyer, canını bit.

Malun mal olmasın, bazarun bazar olsun.

Malı gedenin imanı da geder.

Mal üç kere adama baş vurar, küsdüse dönmez.

Mal ya gerez, ya merez hasil eder.

Malı ya babası ölmüşden, ya kefi gelmişden al.

Maluvu gözle, gonşuvu herhız etme.

Maşa varken elini yandırma.

Meyterin sesi uzagdan hoş geler.

Meyter görer oynar, mehrab görer ağlar.

Men billem hansı ineyin buzovusan.

Mene deymiyen ilan yüz il yaşasın.

Min düşün , bir gonuş.

Miskinin ahı, tahtdan endirer şahı.

Molla Nesreddin hekayeti oldı.

Müsafir, ekmek yeyirsen ?

Müsafir  umduğunu yoh, bulduğunu yeyer.

Müsafir rizgini ayağıynan getirer.

Müsafir müsafirden, ev sahibi her ikisinden aciz.

N

Nahışa bahma, naggaşa bah.

Nahırçılıg edir, ekmek yığmag arına gelir.

Namusunu seven alemin namusuna garışmaz.

Ne aragda şefa var, ne de namerdde vefa.

Nerdivansız dama çıhılmaz.

Ne ekersen, onu biçersen.

Ne beşde alacağım var, ne onda vereceyim.

Ne zalım ol- asıl, ne miskin ol-basıl.

Ne bahardı, ne de güz, hardan geldi bu nergiz?

Ne duzlu ol-atıl, ne duzsuz ol – satıl.

Ne şeytanı gör, ne de gulvallahı ohu.

Ne bele et – öyül, ne bele et – söyül.

Nerdivana ilk payadan çıhılar.

Ne söyüd ağacınnan bar, ne de arsızdan ar.

Nesib olsa geler Yemennen, nesib yohsa çıhar bedennen.

Ne şiş yansın, ne kabab.

Ne gorhulu roya gör, ne gedeni govan ol.

Ne vaht yağış, o vaht gış.

Ne olacağa, ne öleceye çare var.

Nefs yetmiş şeytannan şerildi.

Nefsinde tecrübe etmediyin işi aleme tövsiye etme.

Nifag dostluğa düşmendi.

O

O heleb, o arşını, bilinsin merdi kim, namerdi kim.

O borcludan allah razı galsın, ne verer, ne inkar eder.

Oğluna sünnet edir, gonşuya minnet edir.

Oğlan dayıya, gız halaya ohşar.

Oğul babaya, gız neneye yardı.

Olanda şapur – şapur, olmayanda hagga şükür.

Oldu gır – saggız, yahama yapışdı.

On bir ay işle, bir ay ye.

Ot öz kökü üste biter.

Ohumag iyneynen kor gazmag geder zordı.

Oh degene bellidi.

Ö

Öz ayubuva bah, sora başgasını ayıbla.

Öz düşmenini şekernen boğur.

Özleri çalıb, özleri oynayırlar.

Öz gözünde çuvalduzu görmür, başgalarının gözünde iyne arayır.

Özü nedi, cibilleti ne olsun.

Özüvü başgasına nerdivan etme.

Ögrenmiş gudurmuşdan beterdi.

Özü suçlu, özü güçlü.

Öz çulunu sudan çıharır.

Öl ki, eziz olasan, şiş ki , semmiz olasan.

Ölüm var, vurar  keçer, ölüm var, deler keçer.

Ölüm ölümdü, hırıldamağı nedi.

Ölme eşşeyim ölme, yaz geler, yonca biter.

Ölü eşşeyin nalını çıharır.

Ölüm hagg, miras halal.

Ölümü gören isitmeye razı olar.

P

Paranı veren düdügü çalar.

Papaz da her vaht pilov yemez.

Para el kiridi.

Paralıya  “ efendim 2 deyerler.

Para mollanı cameden çıharar.

Pahla çoh yeyenin egline helel geler.

Paşanı da arhasınca söyeller.

Pisigi sıhışdırsan hırmıclar.

Pisigin burnu ete yetmez, deyer gohuyub.

Pisigin gaçdığı samanlığa gederdi.

S

Saggalını deyirmanda ağardıbdı.

Saggalım yoh ki, mene inansınlar.

Saggalının her teli altında min şeytan yatır.

Sağ baş yastıg istemez.

Sağ elin verdiyini sol el görmesin.

Sağ elin sol ele heyri yohdu.

Saman sizin deyilse, samanlıg sizindi.

Saman altından su yeridir.

Sac ekmeyi kimi üz-astarı yohdu.

Sel önünden kötük tutulmaz.

Seçe-seçe düşdüm heçe.

Sebir acıysa da ahırı dadlıdı.

Sebrnen çiyer bişer, sebrsiz melik çaşar.

Sen ağa, men ağa – sığırları kim sağa?

Sen yediyin hurmanın tumu çibimdedi.

Sen  düz ol, egri zavalın bular.

Senet elde altun bilezikdi.

Seneti ustasınnan öyrenmeyen öyrenmez.

Serçe nedi, şorbası ne olsun ?

Serçe dağdan küsüb, dağın heberi yohdu.

Serçeden gorhan darı ekmez.

Sirrine yetik olmadığın dost, dost deyil.

Sirkenin, hamamın ve dostun eskisi eyidi.

Siçannan olan da dağarcıg dibi deler.

Sığır gessabhanaya ulaşdıgdan sora bıçag hazırdı.

Sınanmayan atın ardına keçilmez.

Soyulannan sora başıva altun  tac al.

Son peşimanlıg el vermez.

Sora sora hecce gediler.

Soran yolunu çatırmaz.

Söz var halg içinde, söz var hulg içinde.

Sözü at, sahibi galdırar.

Söz var şahid ister, söz var şahidi özündedi.

Sözü ya uşagdan, ya deliden al.

Söyme gul babamı, söymeyim bek babavu.

Su bulanmıyınca durulmaz.

Su başına aparıb, susuz dönderir.

Su cerresi su yolunda gırılar.

Suydan sabun her şeyi peklerse de üz garalıgını peklemez.

Su yatar, düşmen yatmaz.

Sudan keçer topuğu ibinmez.

Surata göre sille vurular.

Suç ölende olar, öldürende olmaz.

Sürüden ayrılan goyunu gurd yeyer

Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfüre- üfüre içer.

Ş

Şadlığın dostu çohdu.

Şahinle deve ovlanmaz.

Şeytan gazdığı guyuya düşer.

Şeytan çoh bildiyinden bir gözü kor olub.

Şerden uzag ol, o da sennen uzag olsun.

Şeref şüşedi, gırıldısa düzelmez.

Şir ağanın Marağa’da bağı var, üzümü yoh, yarpağı çoh.

Şirin dil ilanı yuvadan çıharar.

Şıg-şıg eden nalçadı, iş bitiren ahçadı.

T

Tavug öler, gözü güllükde galar.

Tag demeden talag düşer, beynamaz arvadın boşar.

Talesiz adamı deve üstünde ilan çalar.

Talesiz uşağın nenesini al aparar.talesizin behti her şeyde garadısa da, garpızda ağdır.

Tamahkarın canı sağ olsun, müflis acından ölmez.

Tamah etdiler mala, gızı verdiler lala.

Tana da şirin, gulag da şirin.

Tevekkülün gemisi batmaz.

Terlenmezse para gazanılmaz.

Terbiye diregi nene terbiyesidi.

Toz karvanın yoldaşıdı.

Topalla gezen, ahsag öyrener.

Tohtansa alem tohdı.

Tohun acdan ne heberi var ?

Toydan sonra nağara, hoş geldin bayram ağa.

Toya girmek bir ayıb, toydan çıhmag iki ayıb.

Tülküye dediler – şahidin kimdi ? – guyruğunu gösterdi.

Tülkü özü yuvaya gire bilmez, guyruğuna da bir süpürge bağlar.

Tülkünün fermanı ohununca  derisi dabbaghanaya  geder.

Tüklü goyunu gurd yemez.

U

Uzagdayken boyu hoş, yahın geldi cibi boş.

Uzun Eli, bez geti, arşın apar, tez geti.

Ummadığın daş baş gırar.

Ummadığın yuvadan tülkü çıhar.

Utananın oğlu olmaz, olsa da heyrin görmez.

Ucuz ot gazan dibi geder.

Ucuz illetsiz olmaz, bahalı hikmetsiz.

Uşagsız arvad, meyvesiz ağaca benzer.

Uşagı işe gönder, ardıya get.

Ü

Üz üzden utanır.

Üz verme arsız olar, az verme hırhız olar.

Üzümünü ye, bağını sorma.

Üstü galaylı, altı vavaylı.

Üzüm üzüme baha baha garalar.

V

Var evi kerem evi, yoh evi verem evi.

Varsa hünerin, hara getsen var yerin.

Varlıgdan yohluğa var, genclikden ihtiyarlığa can sahla.

Var gününün yarmasının dar gününe nef ‘i var.

Vahtsız bannayan horuzun başını keseller.

Vermesin Me’bud, neylesin Mahmud.

Ver yeyim, ört yatım, bekle canım çıhmasın.

Ver niyaz, al muraz.

Veren eli her kes sever.

Verirse, el getirir, sel getirir, yel getirir.

Alırsa , el aparır, sel aparır, yel aparır.

Vur dedik, öldür demedik.

Vursan öldür, yedirtsen doydur.

Z

Zaman en böyük hocadı.

Zaman sene uymazsa, sen zamana uy.

Zenginin malı her ayıbını örter.

Zengin galhar işine, yohsul bahar dişine.

Zenginlik gönüldedi, malda deyil.

Zenginin parası var, yohsulun çenesi.

Zengin olub ölmekdense, fegir yaşamag daha iyidi.

Zererinden yarısından dönmek gene kardı.

Zeherden şefa beklenilmez.

Zilleynen surat gızardır.

Zor, oyunu pozar.

Ağasızlar,

Kimsesiz ağasızlar.

Dövran tersine döndü.

Şah, geda, ağa sızlar.

Ağlaram ağlar kimin,

Derdim var dağlar kimin.

Yüz yerden yaralıyam,

Gezerem sağlar kimin.

İsterem bir de gülüm

Evvelki çağlar kimin.

Ağla dayım,

Gel emim, ağla dayım.

Burahın derdim deyim

Cahanı ağladayım.

Ağız dadı,

Pozulub ağız dadı.

Zamanın pozugluğu

Her yerde ağızdadı.

Ağı sen,

Garanı sen, ağı sen.

İnceltdin gılca goydun

Menim kimin dağı sen.

Ağzın açma,

Yaramın ağzın açma.

Özün bilmez kimsenin

Her yerde ağzın açma.

Ağ sadalar,

Ağ sedef, ağ sadalar.

Miskinin göz yaşısı

Mermere ahsa, deler.

Adamlar,

İş bitirir adamlar.

Dünyanı namerd aldı,

Hanı esil adamlar ?

Az-az esesen könül,

Heyal kesesen könül.

Yad ha yaddığın eder

Kimnen küsesen könül ?

Ayağına,

Ulaşmam ayağına.

Gorhum var yaşken yanam

Gurunun ayağına.

Ayağını,

Doğru at ayağını.

Yorgannan fezle çıhsa

Keseler ayağını.

Ay  demerem,

Can versem, ay demerem.

Hüsnün durarken gözel

Aya men, ay demerem.

Ay duman aşmag ister,

Al yanag yaşmag ister.

Menim divane könlüm

Yara govuşmag ister.

Ay gözel,

Göyde ulduz, ay gözel.

Gel can-cana gatağın

Heyat budu, ay gözel.

Aylar mene,

İl oldu aylar mene.

Men lebin susuzuyam

Neylesin çaylar mene.

Aynamaz baş ağrıdar,

Can sıhar, baş ağrıdar.

Degirman işin görer

Çag-çaga baş ağrıdar.

Ayrılmaz,

Can cigerden ayrılmaz.

İnanma yad sözüne

Et dırnağdan ayrılmaz.

Ay çıhar, uzag düşer.

Mum yanar, çırag düşer.

Yar gözünden düşenler

Könülden irag düşer.

Ay çıhdı, goyun batsın,

Öz yarım ohun atsın.

Ne Leyla heste düşsün

Ne Mecnun canın satsın.

Ala gözde gara var,

Cigerimde yara var.

Ne men öldüm gurtardım

Ne derdime çara var.

Aldatdın tutdun meni,

Oyunda uddun meni.

Uydun eller sözüne

Ne tez unutdun meni.

Al yanag al istemez,

Şirin dil bal istemez.

Uca hümmet erbabı

Dünyada var istemez.

Allam seni,

Al girme, allam seni.

Yeddi eşret bir olsa

Sevmişem allam seni.

Alma yanı,

Al olur alma yanı.

Nece gebre goyarlar

Muradın almayanı.

Al mennen,

Yaşıl sennen, al mennen,

Sinem ettar tükenı

Ne istesen al mennen.

Al çağında,

Her şeyi al çağında.

Fegana düşer bülbül

Gönçenin al çağında.

Altunda men,

Zencirem altunda men.

Gem geldi gem üstüne

Galdım gem altında men.

Aman dad,

Aman bidad, aman dad.

Sen hakim ol, hökm eyle

Ne sen zülm et, ne men dad.

Apardılar gülümü,

Eylediler zülümü.

Ne goydular şad olum

Ne kesdiler dilimi.

Apardı tatar meni,

Gul kimin satar meni.

Yarım vefalı olsa

Ahtarıb tapar meni.

Apardı Hasa meni,

Sel gelir, basa meni.

Getmeyin gerçek oldu

Batırdı  yasa meni.

Ara yeri,

Düşmenin ara yeri.

Regib gözü kor olsun

Pozubdu ara yeri.

Ara çemen,

Göy çemen, ara çemen,

Zülfün üze deyende

Olaydım araçı men.

Arzular geder,

Gember, Arzular geder.

Besleme yad ördegin

Veten arzular geder.

Armudum bağ içinde,

Govruldum yağ içinde.

Alem toyda seyranda

Men galdım dağ içinde.

Ateşden,

Hudam, gurtar ateşden.

Fegirlik bir köynekdi.

Yohsul üste ateşden.

Ateş düşdü kelleme,

Özü yanar, yelleme.

Yaram eşg yarasıdı

Naşı tebib, elleme.

Ahşam arada galdı,

Hencer yarada galdı.

Menim bedasıl yarım

Bilmem harada galdı.

Ah etmekden,

Ahım yoh, ah etmekden.

Derdin meni öldürdü

Utan günah etmekden.

Açın, yaramın bağını,

Bir körün cinem dağın.

Men yara gurban getdim.

İstersiz sözün sağın.

Açıh goy pencereni,

Gözüm görsün geleni.

Nece gebre goyarlar

Yar derdinden öleni.

Aşina felek,

Didem yaşına felek,

Agibet guş gondurar

Gebrim daşına felek.

Bağa divar,

Çekibler bağa divar.

Bağ var, bir güle hesret

Onun da bağ adı var.

Bağbançı hiyar keser.

Malını gıyar keser.

Bir dem seni görmesem

Gönlüm min heyal keser.

Bağdad ara,

Şam, heleb, bağdad ara.

Bülbülü gülden ötrü

Çekibler bağda dara.

Bağdadı,

Men sevirem bağdadı,

Çoh bağ var, içi veran,

Dillerde bağdı adı.

Bağda ne var,

Guşenmez bağda ne var

Esli bağban olmayan

Ne bilir, bağda ne var

Bağ divarı,

Bağbanı bağ  divarı.

Bağban bağban olursa

Neyleyir bağ divarı

Bağ işler,

Bağda bağban, bağ işler.

Boynum cellad elinde

Ne keser, ne bağışlar.

Bağı  sen,

Bağbanı sen, bağı sen.

Uçurtdun bülbülleri

Veran goydun bağı sen.

Bağbançı bağı keçdi.

Ovçular dağı keçdi.

Bağrımdakı yaranın

Bağlanma çağı keçdi.

Bağdad yolu Gencedi,

Gülü pence-pencedi.

Men yarımı sevirem

Beli milden incedi.

Bağdadda nar şirindi,

Girmeye şal şirindi.

Yeddi gardaş, bir bacı

Hamsınnan yar şirindi.

Bağdadda hurmalıhlar,

Şatda oynar balıhlar,

Ne böyle sevde olsun

Ne böyle ayrılıhlar.

Bağ sehibi,

Bağbanı bağ sehibi,

Kim ekdi, kim becerdi

Kim oldu bağ sehibi.

Bağça, bar ayağına,

Heyva nar ayağına.

Arına gelir könlüm

Gede yar ayağına.

Bağça bar verende gel,

Heyvar-nar verende gel,

Bir geldin heste gördün

Bir de can verende gel.

Bağçalarda saz olur,

Gül açılır yaz olur.

Men yarıma gül demem

Gülün ömrü az olur.

Cala sen,

Derde derman cala sen.

Geden gün geri dönmez.

Günü güne calasan.

Canım geder,

Gün güler, canım geder.

Men gelbden yaralıyam

Gözümnen ganım geder.

Coşgunum coşdu gene,

Gem heddin aşdı gene,

Eşitdi bülbül ölüb

Gönçe saç aşdı gene.

Çaldı yar,

Eglim başdan çaldı yar.

Üreyimin telinde

Gem sazını çaldı yar.

Çırağımsan, çırağım

Hem fitilim, hem yağım.

Gözümde yer ederem

Bir gün olsan gonağım.

Dağ bezedi,

Gar yağdı, dağ bezedi.

Men bezegi neynirem

Sinemi dağ bezedi.

Dağda var,

Fikir var, dağda gem var

Gördüm dağ boynun eyib

Bildim o dağda gem var.

Dağda duman yeri var,

İgrar, iman yeri var.

Etegin elden salmam

Sende güman yeri var.

Dağı dağdan,

Sel açar dağı dağdan

Gelbim ele virandı.

Ayırmaz dağı dağdan.

Dağ yerine,

Teppedi , dağ yerine.

Feleyin adı batsın

Dağ vurar, dağ yerine.

Dağlar dağımdı menim,

Gem ortağımdı menim.

Dindirsen gan ağlaram

Yaman çağımdı menim.

Dağlar duman oldu, gel.

Halım yaman oldu, gel.

Aylara ve’de  verdin

İller tamam oldu, gel.

Ederem havar-havar,

Havara gelsen ne var.

Geldi gurban bayramı,

Gurbanın olsam ne var.

Eşge çare,

Düşmüşem eşge, çare.

Dünyanı çerh eyledim

Bulmadım eşge çare.

Ekin eken biler,

Belini büken biler.

Ayrılıg yaman şeydi

Göz yaşı töken biler.

Ekinim ekilirdi,

Sülbülüm tökülürdü,

Zülfünden bir tel gönder

Kefenim tikilirdi.

Ekme bitmiyen yere,

Can ver, itmiyen yere.

Ayaglar nece varsın

Gönül getmiyen yere.

Elde fincan gezdirir,

Golda mercan gezdirir.

Gözel yardan ayrılan

Guru bir can gezdirir.

Elinde var bardağı,

Doldurubdu gül yağı.

Kimsenin başa geder

Yanmayıbdı çırağı.

Elinde var, tir-kaman,

Gelbime saldın güman.

Bu gaş, bu göz sende var

Ne din goyar, ne iman.

Eski sini,

Yengi gab, eski sini,

Babanın yolunu tut

Sev dostun eskisini.

Eslim garabağlıdı,

Sinem çarpaz dağlıdı.

Kesilib gelib – geden

Deme yollar bağlıdı.

Zaman galar,

Gün geder, zaman galar.

Yıhılar uca dağlar

Tozu bir zaman galar.

Genc Elidi.

Bir golu gönçelidi.

Harda bir gerib görsen

Ele bil gencelidi.

Gazan ağlar,

Od yanar, gazan ağlar.

Burda bir gerib ölüb

Gebrini gazan ağlar.

Havadan olar,

Bulud havadan olar.

Gelsen gonağım olsan

Evim avadan olar.

İzi var,

Karvan keçib, izi var.

Regib yara bahıbdı

Üzünde göz izi var.

Kababı köz öldürer

Sürmeni göz öldürer.

İgid var gılınc kesmez.

Bir te’ne söz öldürer.

Meylim sene

Düşübdü meylim sene,

Men dönsem, gönül dönmez.

Sen dönsen, neylim sene ?

Ovçu maralı olum,

Oh vur, yaralı olum,

Bileydim haralısan

Men de oralı olum.

Özü düşer

Tut bişer özü düşer.

Gel deyme serhoşa sen

Yıhılar, özü düşer.

Pencereden daş geler,

Humar  gözden yaş geler.

Seveni sevene ver

Allaha da hoş geler.

Razı can,

Razı tebib, razı can.

Bu derdi yar veribdi,

Nece olmaz, razı can ?!

Senem sensiz,

Gezerem Senem, sensuz,

Harda bir gerib görsen

Bele bil menem, sensiz.

Şerabın ezelensin,

Yel vursun tezelensin.

Ne gözüm yari görsün

Ne derdim tezelensin.

Tahtı yarım

Gümümnen tahtı yarım.

Üzünde göz izi var

Kim sene bahtı, yarım.?

Üze güler,

Her zaman üze güler.

O kimseye aldanma,

Yalannan üze güler.

Vaya vaydan,

Kim görüb saya vaydan.

Ekdim gem, biçdim hicran

Vurdum yüz taya vaydan.

Yağış yağar, göl olar.

Karvan keçer, yol olar.

Gözüm yari görende

Dilim tutmaz, lal olar.

Yad eder,

Gönlüm seni yad eder.

İnanma yad sözüne

Her ne etse ya eder.

Yad elinde,

Galmışıg ya elinde.

Bir ölke viran olsun,

Galmasın yad elinde.

Yaz geler tez sovuşar,

Yarım gülle govuşar.

Yar yanağın gösterse

Bülbül gülden sovuşar.

Yayanam,

Atım yohdu, yayanam.

Düşmüşem gem oduna,

Ya gurtulam, ya yanam.

Yana-yana kül oldum,

Bir esmere gul oldum.

Guş dili bilmez idim

Bağında bülbül oldum.

Yandı Kerkük,

Ateşe yandı Kerkük.

Onunçin men ağlıram

Dostlardan yandı Kerkük.

Yara bağlar,

Meskendi yara, bağlar.

Tebib getsin, yar gelsin

Yar yahşı yara bağlar.

Yara galdı,

Derd bitdi, yara galdı.

Ağlamag payım oldu

Kef, sefa yara galdı.

Yaradan,

Yuhum gelmez yaradan.

Ya meni yara yetir

Ya al canım, yaradan !

Yara sızlar,

Od yanar, yara sızlar.

Men gülmem, yaralıyam

Goy gülsün yarasızlar.

Yara sızlar,

Oh deyer, yara sızlar.

Bir yaralı ezabın

Ne bilir yarasızlar.

Yar dağıdı,

Sinemde yar dağıdı.

Başımda gem leşkeri

Dağıtsa, yar dağıdı.

Yaramı sen,

Oyubsan yaramı sen.

Var günü yanım aldın

Dar günü yaramısan.

Yara mende,

Derd mende, yara mende

Ağıl – fikir goymadı

Gaş-gözü gara mende

Başım alıb gederem,

Galmadı çara mende.

Ya sinnen,

Mim elifden , ya sinnen.

Dünya menim – deyenin

İndi geldim yasınnan.

Yaralarım oyuldu,

Gabıg tutdu soyuldu.

Men seni helvet sevdim

Bilmem nece duyuldu.

Yarı ter,

Yarı gönçe, yarı ter.

Kirpik çalma gözlerim

Göz önünden yar iter.

Yaşıldı başın sona,

Gelemdi gaşın sona.

Göle yalgız gelibsen

Hanı yoldaşın sona ?

Yüz yol var,

Yüz tepe, yüz yol var.

Hudam bildiyin eyler

Sen feleye yüz yalvar.

Yeri sen,

Demem bele yeri, sen.

Her yeriş yeriş deyil

Yeri titret, yeri sen.

Yoldaşım gerib,

Eyşim, yoldaşım gerib.

Bilmirem haralıyam

Torpağım, daşım gerib.

Yoha Çar,

Kimse bulmaz yoha Çar.

Kimin eybin var örtüb

Kimin eybin yoh açar.

Yüz aya deyer,

Hüsnün yüz aya deyer.

Ay var, bir güne deymez.

Gün var, yüz aya deyer.

Yüz davar.

Çoban birdi, yüz davar.

Ayag var öpülmeye

Tifirmeye yüz de var.

Yüzde bir,

Gönülde bir, yüzde bir.

Vefalı dost bulunmaz

Bulunsa da – yüzde bir.

Yüz il yaz,

Yüz il bahar, yüz il yaz.

Hüsnün kimi gül açmaz

Dövran getse yüz il yaz.

Yüz yara,

Sinemde var yüz yara,

Leylanın bir zülfünü

Mecnun vermez yüz yara.

Yüz yerden,

Yaralıyam yüz yerden.

Sensiz yaram sağalmaz.

Tebib gelse yüz yerden.

Zaman galar,

Gün geder, zaman galar.

Yıhılar uca dağlar

Tozu bir zaman galar.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.