Nevşehir Kahveci Dağı


Ahmet BELADA

Ahmet BELADA

Okunma 24 Ağustos 2019, 19:50

NEVŞEHİR

(KAHVECİ DAĞI)

Genelde yeşillik özelde ormanlar dünya insanının oksijen deposudur. Yedisinden yetmişine hemen hepimiz yeşilin/ormanın çoğalması ve korunması için büyük çaba ve gayret göstermeliyiz. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de ormanla ilgili ciddi çabalar var. Nitekim ormanla ilgili Osmanlıdan tevarüs eden gelişme şöyledir: 1839 yılında ‘Ticaret Nezareti’ne (Bakanlığına) bağlı “Orman Müdürlüğü” kurulmuş. 1857 yılında Fransa’dan gelen teknik uzmanların yardımıyla kurulanOrman Fakültesi eğitim-öğretime başlamış. Cumhuriyetin ilk yıllarından yani 1937 yılından itibaren taşrada teşkilatlanmaya başlayan Orman Müdürlüğü, 1951 yılıyla beraber de Türkiye Genelinde Başmüdürlükler yoluyla faaliyetlerini sürdürmüştür.İlk Orman Bakanlığı ise 1969 yılında kurulmuş. Böylece Genel Müdürlük te bakanlığın bünyesine alınmış. Orman Bakanlığı 2003 yılında “Çevre ve Orman”, 2011-2018 yılları arasında “Orman ve Su İşleri”, 2018’den sonra da “Tarım ve Orman Bakanlığı” olarak hizmetlerini sürdürmektedir.

Tarım ve Orman Bakanlığı ülkemizde ormanın çoğaltılması ve korunmasıyla ilgili yoğun çaba göstermektedir. Diğer taraftan maalesef tüm çabalara rağmen çoğu dikkatsizliğimizden olmak üzere orman yangınından bir türlü kurtulamıyoruz.

Nevşehir özeline gelecek olursak;

Nevşehir, Aksaray girişinden Avanos istikametine doğru yaklaşık 20 km uzunluğunda bir şehirdir. Aynı istikamete doğru şehrin girişinde terminal, çıkışında ise Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi var. Bu duruma göre yazıma konu olan Kahveci Dağı ise şehrin tam ortasında, kalenin yanında bulunmaktadır. Dağ bulunduğu konum itibariyle şehri Doğusundan Batısına; Kuzeyinden Güney’ine her tarafı görecek/ seyredecek vaziyette.

Bölgemiz kırsal ve karasal iklime sahip olduğundan fazla bir ormanımız yok. Çoğaltılması için de önceki yetkililerin fazla bir gayret etmediği anlaşılıyor. Aksini ispat sadedinde büyük bir heyecan ve tartışma sonunda 1994 Yerel Seçimlerde ilk defa RP (Refah partisi)’den Belediye Başkanı seçilen Yem Sanayi Genel Müdürlüğünden emekli Yalçın Demir, bahsi geçen dağın eteğine çam dikti. Bu durumla RP’lilerin dışında hemen herkes dalga geçti. Şimdilerde ise oraya bakıldığında yem yeşil görüntüsüyle, insanın içini açıyor. Sadece orası mı, şimdilerde Güzelyurt mahalle sakinlerinin olduğu kadar tüm Nevşehirlilerin gurur kaynağı Kocaçay’daki çamlık alan da Yalçın Demir’in eseridir. Özellikleiçine yapılan yürüyüş yolu ve park alanıylaşehir halkına rahat nefes aldırıyor. (maalesef bir önceki Belediye başkanı bu çamları kesmek istediğinde şehirlinin, özellikle de bir vatandaşımızın ‘benim kellemi kes fakat bu ağaçları kesme’ diyerek gösterdiği tepki üzerine Başkan geri adım atmak zorunda kalmıştır) bu durum ne kadar çirkinse… Böyle düşünen yöneticilerin durumu da bir o kadar çirkindir. Çünkü devlette devamlılık esastır. Yapılan veya yarım bırakılan bir eserin/hizmetin “o yaptı ben oraya gitmem veya bırak harabe kalsın” demek asla doğru değildir.

Her neyse eşim ve büyük kızımla birlikte çok merak ettiğim Kahveci Dağına çıktık. Belirli büyüklüğe sahip çam ağaçları, Hüda-i nabit bitki örtüsü ve ardıçlar çocukluğumda hiç dikkatimi çekmezken şimdi gözüme başka bir güzel gözüküyor. Seyrine doyamıyorum.

Kahveci Dağından şehrin hemen her tarafının bu kadar güzel seyredildiği başka bir mekân yoktur. Böylesine güzel bir imkânın ziyaretçilerden yoksun olmasına çok üzülüyorum.

PİKNİK ALANI

Kahveci dağındaki piknik ve mesire alanı dönemin Belediye Başkanının tazyik ve talebiyle 2011 yılında Orman İşletmeleri Bölge Müdürlüğünce yapımına başlanmış. 2012 yılında da tamamlanmıştır.Yer birçok şehre nasip olmayacak güzellikte. Buranın benzerini bir hizmet amacıyla gittiğim Bayburt’a gördüm. Onlarda şehrin ortasındaki dağın üzerini mesire alanı yapmışlar. Oturup çay içmek veya bir şeyler yemek için birilerinin kalkmasını beklemek durumunda kalıyorsun. Veya önceden rezerve yaptırmak durumundasın.

Biz ise bin bir emek ve miktarını dahi bilemediğimiz miktarda para harcayıp yapmamıza rağmen maalesef tamamlandığı 2012 tarihten bu yana bir türlü hizmete açamadık. Açamadık derken hiç teşebbüs edilmedi demek istemiyorum. Zira bu konuda çaba gösterilmesine rağmen işletilemedi.Sırayla:

  1. Önce “Diyanet-Sen” talip olmuş nedense ya alamadılar, ya da alıp işletemediler…
  2. Daha sonra APAK şirketler grubu Hanım Konağının yanındaki lokantayla birlikte işletmek istedi onlarda yürütemedi/başaramadı…
  3. Hal böyle olunca 2014 yılından 2018 yılına kadar Belediye uhdesine aldı. Fakat bir türlü halkın hizmetine açmadılar/açamadılar…

Geçen yıl itibariyle burası Orman İl Müdürlüğüne geri devredilmiş. Anlaşılan o ki, büyük emek verilerek yapılan güzelim tesislerbugün için otun çöpün arasında mahzun vaziyette işletmecisini beklemekte.

Nezaket gösterip gezmemize müsaade eden görevliye; “orman müdürlüğü olarak siz neden işletmiyorsunuz?” dedim. Yetkilerinin olmadığını veya işletecek elemanlarının bulunmadığını söyledi. İşletme zorluğundan bahsederken de burada ateş yakmanın yasak olduğunu ifade etti.

Her şeye rağmen Orman İl Müdürlüğünce kapısı kapalı tutulup, bir görevli tarafından bekletilmesi çok güzel. Aksi takdirde nelerin olabileceğini düşünmek bile istemiyorum.

Parkın içinde yapılan güzelim yollar, otantik çeşmeler,çoluk-çocuk ve eş-dostla oturup muhabbet edip, yiyip içilecekbirbirinden güzel barakaların; abdest alınacak lavaboların, ibadet edebilecek mescidin, çocuk parklarının yapılmış olması çok güzel. Kısaca tüm ayrıntı düşünülmüş ve yapılmış. Gel görkü bomboş.

Belediye hizmetleri başta olmak üzere öteden beri söylediğim bir husus var. Yapılan hizmetler palyatif tedbir veya popülist düşünceyle değil, sürdürülebilir anlayışla yapılmalıdır. Burası da sanırım bir önceki Belediye Başkanının kendince çok iyi olduğunu düşünüp ehlince istişare etmeden yaptırdığı ve atıl kalan yerlerden biridir.

Tepeye çıkıpKale tarafına, eski hapishane/kilise ve Derinkuyu yoluna doğru bakarken “Külliye” diye maruf olan yeredikkatlice baktım. Gereğinden fazla büyük olduğunu henüz yapılırken söylediğim şehrin dilindeki Cami maalesef tamamlanmayı bekliyor.

Üzerindeki dedi-kodu ve sis perdesi kaldırılarak bir an önce tamamlanması gerekmekte. “Armudun sapı üzümün çöpü” demeden oranın halledilmesi şarttır. Şehrimiz açısından çok hoş bir görüntü değil. Umarım yeni seçilen yönetim kısa sürede gereğini yerine getirir. (Duyumlarıma göre yeni seçilen yönetim bir araya gelerek bazı prensip kararları almışlar. Umarım bir an önce faaliyete geçerler…)

Eve giderken Hanım Konağından külliye istikametine yeni yapılan yoldan gittim. Gayet güzel olmuş. Derinkuyu ve sanayi tarafından gelip-giden araçların,bu yolu kullanmaları şehir trafiğine girip sıkıntı çekmelerini önler.

Külliyenin üst tarafındaki boş duran tesis dikkatimi çekti.Burası niye hizmete açılmadı diye bir dostumla görüşürkendostumun verdiği ilginç bir detay dikkatimi çekti. Dinledikçe hayret ettim…

Hayret ettiğim olay nedir?

Bir önceki Belediye Başkanı, kendini her koşulda destekleyen ismini vermek istemediğim bir şahsa Hasan Emmi türbesinin yanında jest olsun diye balıkçı dükkânı açmış. Gene ismini vermek istemediğim bir vatandaş dava ederek balıkçı dükkânının kaldırılmasını/yıkılmasını sağlamış. Daha sonra o şahıs için başka bir ihsanda bulundu mu bilmiyoruz…

  1. duran sadece orası mı? Hayır. Hemen yolun karşısında yeni yapılan devasa Belediye binası da boş duruyor. Eğer Belediye Hizmet binası olarak oraya geçilemeyecekse gereği yapılmalıdır. Boş durmaması gerekir. Kaldı ki oraya geçilmemesi için bir sebep görmüyorum. Bu tür konularda işi şahsileştirmeyi de doğru bulmuyorum.

Dünyanın en büyük yer altı şehri diye bas bas bağırılan ama yeterince üzerinde durulup ta turizme kazandırılamayan kale etrafındaki heyula görüntünün de bir an evvel halledilmesi gerekmektedir. Yeni Başkan’ın bu konuda güzel çalışmasının olduğunu duydum. İnşallah tez zamanda gerçekleşir.

Nevşehir’imizin medar-ı iftiharı, Damat İbrahim Paşa’nın yadigârı Kurşunlu Cami ve külliyesinin de akıbetini herkes gibi ben de çok merak ediyorum. Orası tüm Nevşehirlinin namusudur. Herkesin gözü gibi koruması gerekir. Maalesef restorasyonu gecikeceğe benziyor. Zira ihaleyi alan firma sebebini bilmediğimiz husustan dolayı işi bırakmış. Takip edilip bir an önce yeni ihalesi yapılıp başlanması gerekmektedir.

Tüm buraların milletin parasıyla yapıldığı gerçeğini göz önünde bulundurarak, şehrin karar vericilerinin;başta Vali Bey, bütün siyasiler, Ticaret Odası, Ticaret Borsası diğertüm yetkililerözellikle ve özellikle de Nevşehir halkının inisiyatif alıp buraların hizmete açılması veya tamamlanması için gayret etmelidir.

Unutulmasın buralar benim olduğu kadar tüm şehir halkının dikkatini çekmektedir.

Ahmet BELADA

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.