banner177
banner195

Nevşehir’in şivelerini öğrenmek istermisiniz?

Nevşehir yöresi ve şivesinin kelimelerini merak ediyorsanız bu sözlük tam sizler için.Bu sayede sizde nevşehir sözlüğü sayesinde nevşehir şivesini öğrenmis olacaksınız..

Nevşehir’in şivelerini öğrenmek istermisiniz?

banner143
banner134

 Nevşehir yöresi ve şivesinin kelimelerini merak ediyorsanız bu sözlük tam sizler için.Bu sayede sizde nevşehir sözlüğü sayesinde nevşehir şivesini öğrenmis olacaksınız..
ABA : Anne
ABARİ : Hayret ifade eden bir ünlem…

ABOVV-ABU : Hayret ifade eden bir ünlem

ACER : Yeni, Taze

ACIŞMAK : Acımak, Yanmak,

AĞANMAK : (Tuvallanmak)At ve Eşeğin yerde yuvarlanması,

AĞDIRMAK : Aktarmak, Çevirmek, Döndürmek

AĞ PAKLA : Kuru fasulye

AHIR SEKİSİ : Yarısı hayvan barınağı yarısı ikamet yeri olan, kışın hayvanların vücut ısılarından yararlanılarak ısınma sorunu çözülen büyükçe oda

AHRAZ :Kulağı duymayan.

AKIDAK: Küçük abdest.

ALAF GİBİ : Ateş gibi yakıcı anlamında.

ALENGİLLİ : Tutarsız, dengesiz

ALICININ DİBİ : Serzeniş için söylenir.

ALİMİYON : Aliminyum.

ALT DONU : Külot,

AMEL : İshal,

ANAHDIR : Anahtar.

ANNAC :Yamaç,Karşısı.

ARAVANTI : Boşgezen

ASİDE : Bir çeşit unlu tatlı

ASUVATA : Alış-veriş

AŞKARSIZ:Yüzsüz, yırtık

AVARA : Boş gezen,

AVRAT : Kadın, Bayan

AVRATASAN : Kılıbık,

AVURT : Yüz, Yanak

AYYAR : Tembel, iş tutmayan

AYAK YOLU : Tuvalet, Hela :))

BABAĞLINI ÇEKMEK: Vebalini Çekmek.

BARİİİ : Hayret anlamında bir ünlem

BASDA : Seyyar satıcı sergisi

BASDIRIK : Avlu kapılarının emniyet mandalı

BAŞANGI : Yaramaz çocuk,

BESBELLİ : Apaçık

BİBİ : Hala

BIT BIT : Geveze

BİDENE : Bir tane, tek

BİCİK : Buzağıya verilen ad

Bİ-GOŞAM : İki el dolusu, avuç

BİĞİL/BÎİL : Bu Yıl.

BİLİK : Civcivlikten çıkmış genç tavuk,

BİLLENMEK : Bir örtüyü başının üzerine almak, örtünmek

BILDIR : Geçen sene

BODUÇ :Testinin küçüğü, toprak su kabı

BOYDAK : Tek başına, yalnız başına

BÖĞÜR : Vücudun yan tarafı,Böbrek kısmı (böğrüm ağrıyo).

BULAMAÇ : Un ve pekmezden yapılan tatlı.

BUOĞARSAMAK : İneğin çiftleşmeye hazır olma durumu

BUNDAN KELLİ : Bundan sonra

BÜNGÜLDEMEK : Kaynamak

BÜZÜDÜK : Somurtkan

CABILDAK : Yalınayak,

CAMIZ : Manda ve öküz hayvanı için denir,

CARI : Çabuk hızlı iş yapan,

CARILDAK : Geveze,

CAVLAH : Pek fakir, çıplak,veya (Kel kafa)

CEREK : Ceviz indirme sopası,

CICIK : Süs , (Barii peg iyiymi? cıcıklı.Tevatir!)

CIDIRINA BASMAK : Damarına basmak, sinirlendirme,

CIFIT : Güvenilmez, tutarsız,

CIĞIRTMAÇ : Yufka ekmeği tereyağ ile kızartarak yapılan yemek türü,

CINCIK : Cam eşya için söylenir.

CINGIL : Küçük üzüm salkımı,

CIŞIŞLAMA : Kaynama,

CIRINDIRLIK : Etin en üst kısmındaki köpüklü kısmı,

CİCİM : Güzelim anlamında bir hitap,

CİMCİKLEMEK : Çimdiklemek,

CİNARABASI : Bisiklet,

CİNATINA BİNDİRME : Sinirlendirme, kızdırma,

CİNGİL :Tek kulplu helkeye benzer kap.

CİP, CÖP : Cep,

CULLUK : Hindi,

CUŞUP GİTMEK : Uyuklamak,

CORUTMAK : Küsüp gitmek,

CAVCAV : Çok ve gereksiz konu?an, geveze

CÜCÜK : (Kuru soğan içi) Küçük,veya Civciv,

ÇAPIT,ÇAPUT : Bez parçası,

ÇAĞIRŞAK : Eskimiş, yıpranmış,

ÇAVMAK : Güneşin bir an için bir yere vurup yansıması,veya çok hızlı gitmek.

ÇAŞ : Banyodan su boşaltma deliği,

ÇEBİŞ: Oğlaktan büyük olan keçi yavrusu,

ÇEMKİRMEK : (Köpek sesi) gibi Karşılık vermek,

ÇEDİK : Çocuk ayakkabısı ,

ÇIDIRGI : Yakmak üzere toplanmış ot çöp,

ÇIĞIRMAK : Söylemek, Bağırmak,(bi türkü çığır)

ÇİMMEK : Yıkanmak, Yüzmek,

ÇİNEAR : İri gözlü kalbur,

ÇİTLEK : Kabuklu kuruyemiş,

ÇOLPA : Elinden iş gelmeyen, Beceriksiz,

ÇONTAR :Parmağı eğri olan.

ÇÖLMEK : (Çömlek)Tandırda yemek pişirmeye yarayan toprak kap.

ÇÖMÇE : Kepçe, yemek kepçesi,

ÇÖMMEK :Çömelmek.

ÇÖRÜŞÜK : Buruşuk,

ÇÖTLEN/ÇÖRTLEN: Dam Yağmur oluğu.

ÇUL : Minder veya eski giysi yada örtü,

DAKLAŞMAK/DAHLAŞMAK : Takılmak,Şakalaşmak.

DALINA BİNMEK : Bir kimseye bir şey yaptırmak için onu sürekli sıkıştırmak,

DAYANGIN : Dayanıklı, Sağlam,

DAYLININ DİBİ : Daha ne istiyorsun yeter artık

DELİCE : Atmaca kuşu,

DEPİK ATMAK :Tekme atmak,

DEPLEK : Darbuka,Dümbelek.

DESTİ : Topraktan yapılma ağzı dar kulplu su kabı,

DEVLAMER/GEVRAMEL : Ayçiçeği, Günebakan,Ayçekirdeği.

DE-Mİ : Değil mi?

DIMITMAK : Uyutmak, Bayıltmak

DİKOLTA : Gecelik, (Bayan geceliği),

DİRMİT : Fitne fesat işler yapan için söylenir,

DİNELMEK : Ayakta durmak,

DİNİZ/DİNGİN: Sakin,Durgun.

DİNK :Bulgur yaparken buğdayı ezmeye yarayan büyük yuvarlak taş.

DİMİ: Şalvar (Daha çok Nevşehir’de kullanılıyor.)

DİLMEÇLİ : İşlemeli yerel bayan giysisi,

DİRGEN : Metal üç/dört parmağı olan ağaç saplı hububat tarımında kullanılan tarım aracı

DİREŞMEK : İnat Etmek,

DİRELMEK :Canlanmak,Ayağa kalkmak.

DİŞİRMEK : Toplamak,Dilenmek.

DİVİNMEK : Kıpırdanmak, hareketlenmek

DİYDAA : İşte orada,

DİĞNEK /DİYNEK: Sopa, Değnek;

DİMDİREK :Dosdoğru.

DIMIK : Köşe

DIMIŞGI : Düzgün, onat,

DIRIL : İnce pamuklu kumaş,

DIRLANMA : Lüzumsuz konuşma, sus konuşma!

DIDIĞININ DIDIĞI : Akrabanın uzağına denir.(Dış kapının tokmağı)

DİZIHMAK : Dizlerinin üzerine çökmek.

DİZLİK :Kadınların bişey toplarlarken bellerine bağladıkları bez önlük.

DOLAZ : Haşlanmış patates ile pekmez veya Yağ un şeker karışımı bir tatlı yiyecek.

DORUTMAK : Yeni gelinlerin somurtması gibi durmak, suskunluk,

DÖLEK : Düz engebesiz arazi için kullanılan söz.(Aynı zamanda uslu dur anlamında Dölek dur! denir.)

DÖŞ : Göğüs,

DULDA : Rüzgar almayan korunaklı yer,

DÜTLEMEK : Batırmak,

DÜÜĞ : İnce bulgur,

DÜŞEMİYE : Rasgele, Tahmini,

EFİLDEMEK : Çırpınmak,

EFDİKLENMEK : Can sıkıntısından oyalanmak, bişeyle uğraşmak,

EĞDİ : Sebze ve otların diplerini çapalamaya yarayan ağaç saplı kısa küçük çapa,

EKECİK : Güveç,

EKSİKLİ : Kadın,

ELDESTİ : Küçük su testisi,

ELEVCİK : Bağda yada arazide bulunan kulube,

ELHAMDÜRÜLLAH :Elhamdülillah.

ELEVAY : Elinden iş gelmez.

ELLAAM : Herhalde, Sanırım,

ELCEK : Eldiven, Tırpanın el ile tutulan yeri,

ELÖPEN : Kertenkele (Mar-Marile).

ENGÜRÜ : Topraktan yapılma güveç tenceresi,

ENNUR : Üzüm kütüğü üzerindeki fazla görülen filizlere, sürgünlere verilen ad,

ENKEBİT :Arabça’da Ankebut,Örümcek.(Karabasan).

ERTİŞMEK : Şakalaşmak,takılmak,el şakası yapmak,

ESAHTAN : Doğru, sahiden

ESBAB : Kıyafet

EŞİĞ : Tandır ateşini karıştırmaya yarayan demir alet, demir çubuk,

EYALİM : Arkadaşım, aşık olunan hanım.

EYOV : Kadının erkeğine seslenişi, bir çağrı ünlemi

FANILAMAK : İnlemek,

FERFENE : Bir eğlence türü,

FİLKE : Musluk,

FİLKETE : Toka, saç tokası,

FİNGİMEK : Gülmek,

FİRİK : İkinci hanım,kuma,gelin

FIRTIK : Kullanıp küçülen sabun parçası

FIŞKI : Gübre olmaya uygun kısmen sıvı hayvansal atık. Kızma ünlemi için kız çocuklarınada denilir,

FOS/FIS : İçi boş ceviz vs. için söylenir.

FOSALMAK : Sönmek,(Fısalmak)Havası inmek.

GAÇILIN : Çekilin, Uzaklaşın,

GADA : Dert, Tasa,

GADAŞIM : Kardeşim, arkadaşım,

GALE : Düğünün, son gününe rastlayan cuma günleri kadınların def çalıp oynayarak eğlenmeleri adeti. (Gale de Gayalar adlı oyunu oynarmış eskiden büyüklerimiz.)Avanos ve civar köylerinde Gelin (saç Kâkül) kesme eğlence günü.

GAMGA : Balta ile kırılan odunun artıkları, (Gamgaynan gaşınıyoh diye de bir tabir vardır.fakirliği yokluğu anlatan bir tabir.)

GANCIK :Eşek ve Köpek Dişisi.

GARDAHLI : Pürüzlü, (Genellikle halı yere serilip de düzgün olmadığında kullanılan bir tabir.)

GATIR : Odundan yapılmış çocuk oyun Topaçı.

GAVATA : Su tası,

GAVSALAM DARALDI : Daral geldi – içim daraldı.

GAYIL : Razı, (gayıl olmak – razı olmak)

GAYIRMA : Koruma, Kollama,

GEÇİM EHLİ : Kılıbık,

GEL BOONKÜĞÜN : Haftaya bugün,

GEPİRTİ : Gürültü

GEVMEK : Çiğnemek,

GIII : Kadın yada kıza seslenme ünlemi ( bi bahale gııı)Avanos yöresinde Ga şeklinde telaffuz edilir.

GICIR : Hiç kullanılmamış, yeni,

GILAMADA : Kuru üzüm çubuğu.

GIRÇMAK : Biçmek,

GISSIH : Kasık,

GITIR : Yalan, (Gıtır atma! diye söylenir.)

GIVRIŞMAK :Kırışmak.

GIYALA : Arala. (gapıyı gıyala )

GIYPITMAK : Çalmak,Aşırmak.

GİDİ : Kişiliksiz,

GİDİŞMEK : Kaşınmak,

GİŞİLİK : Özel gün giysisi,

GÖĞ PAKLA : Yeşil fasulye,

GÖNÜRSÜ KOKMAK : ‘N’ harfi genizden okunmak suretiyle : Yanmış bez parçasının kokusu için kullanılır.

GÖRESİ GELMEK : Özlemek,

GÖYÜRMEK : Salıvermek, bırakmak,

GOFALMAK : Övünmek

GOŞŞAK : Yumuşak,

GOP: Koş,

GURK : Yumurta üzerinde yatan tavuğa verilen isim,

GORA : Kapı mandalı veya mekanizması.

GUCÜK : Şubat ayı.

GUŞANE : Büyük tencere,

GUŞLUK : Sabahın erken saatleri, tan vakti,

GUYRÖLÜ :Akrep.

GÜDÜK : Boydan kısa,

GÜCÜN : Zor bela,Zorlukla.

GÜNDÜZLEME : Fırlama anlamında kızma ünlemi,

GÜNÜLEMEK : Kıskanmak,

GÜVAÂ : Damat.

GÜVENCİR: Güvercin.

HAFT : Su yalağı,

HALBERİ : Bir türlü,

HALDIR-HULDUR : Gelişigüzel giyinme- Çok bol elbise,

HAMBAL : Hamal.

HAMIRCI : Boş boğaz,boğazına düşkünlere denir,

HAMIRSIZ : Mayalandırılmamış hamurdan yapılan bir tür ekmek,

HAMEŞ :İşe yaramaz, bi şey bilmeyen,

HARAL : Saman taşınmak için yapılan çok uzun ve geniş çuval.

HARDALAŞMAK : Boğuşmak,

HAVŞ : Yorulmak.

HAZAAR/HEZAAR :Herhalde,Hali hazırda,Öyle ya anlamında bir ünlem.

HECİRGET : Tandır ağzına üzerine konulan çapraz demir.

HELİK : Küçük taş parçası

HELKE : Bakırdan yapılmış kulplu ve kapaklı özellikle yoğurt tutturmada kullanılan kap.

HERENİ : Bakır kazanın küçüğü,

HERİF :Adam,Erkek

HEZEN : Tavan örtmesi için kullanılan ağaçlar-tomruğun incesi,

HINAZA : İçten pazarlıklı,

HOMUHMA: Küsen kişiler için söylenir,

HOMGUMA, HANGIRDAMA: Yersiz gülme

HOMAHA/HOMA :(Om Kemiği) Etli kemik parçası,

HONT : Kalça . Hontu çıkmak(Kalçası çıkmak).

HORANTA : Aile efradı,

HOTLAMAK : Atlamak

HÖBÜLÜK: Ortalıkda duran şeyler için kullanılıyor.( Mesela ortada sap gibi kalan bir direk için.)

HÖMERMEK : Dikleşmek,

IBRIH : İbrikli topraktan yapılmış su kabı,

ICCAH : Sıcak,

ICIH : Az, biraz,

İDİŞMEK : Karşılıklı çekişmek,

İKİNDİNLEDİYİN : İkindi vakti.

IGŞAMAK : Sallamak,

ILINGAÇ : Salıncak

INGILDAMAK : Hareket etmek,

ISDANBIL : İstanbul.

İLİKLEMEK : Düğmelemek,

İLİŞKİR : Sucuk,

İLENGER : Yayvan bakır yemek kabı,

İLELEMEAĞŞI/İLÂĞŞI :Ele güne karşı, Elaleme karşı.

İLÂĞAN : Leğen,

İLAHNE : Lahana,

İLİF : Lif ( duş lifi)

İLLİK : Sahura kalkmak,

İNEZ : “n” genizden okunmak kaydı ile uyuşuk manasına,

İPİİ : Epey,

İRİŞMİYESİCE : Türemeyesice,Büyümeden öl anlamında.beddua.

İPDA : Öncelikle,

İSBORTU : İspirto.

İSLİMCİ : Haylaz, serseri,

İŞGİL : Sucuk,

İŞŞİK : Eşik,Merdiven basamağı.

İTÂA : Yufka yapımı için hamuru çiğnemekte kullanılan koton kilim.

İTİ PEYNİR : Küflenmeye yüz tutmuş eski peynir.

İVEZ :Sivrisinek.

KABALA : Bir işi kaba taslak fiyat biçmek ve yapmak,

KALIÇ : Orağın küçüğü, ekin biçmede kullanılır.

KANARA : İşe yaramaz, çok yiyen ihtiyar kadın (Dişi At)

KAYFALTI: Kahvaltı.

KEF : Köpük,tortu,

KÛFERE : Bal mumu,Petek.

KUNDELİK /GÜNDELİK : Günlük giysi

KEFERE : Katı burun Pisliği.

KELER: Kiler

KELİ / KİLİ : İki bağ yada tarlayı ayıran sınır.

KEMÇİK : Yüzü çok zayıf olana denir.

KERTİKLİ : Kenarları girintili çıkıntılı bakır sahan, tabak,veya zikzaklı bir cisim.

KEPENEK : Eski dükkanlarda kapamayı sağlayan tahta ya da saç kapaklar,

KEPİR : Çorak toprak,

KERÇ ETMEK : Nispet etmek,

KELPEDEN : Kerpeden.

KELEBEK : Kepenek.

KERPİÇ : Kurumuş, inek ve öküz dışkısıdır. Kerpiç’i duvara atılarak kurutulan daha sonra tandırda yakılan yakacak.

KESGİÇ : Tandırda pişirilen peksimet türü ekmek,

KEŞŞİK : Yardımlaşma. İmece manasına gelir,

KIRI : Eşek sıpasına verilen ad.

KIRIK : Yasak ilişki yaşayan kadının sevgilisi

KIRIŞIP OTURMAK : Kendini beğenmek.

KIRMIZI: Domates.

KIYALAMAK : Aralamak,

KIVIŞLAMAK : Yerinden oynamak,

KIVIŞLATMAK / KIVIŞDADMAK : Yerinden oynatmak.

KİLE : Arpa ve buğday ölçeğidir mesela bir kile arpa iki (urup)’a eşittir yani 36 kilo eder,

KİPRİ : Kirpi.

KİRBİT : Kiprit.

KİRİZMA ALMAK : Bağ yada tarlayı derin kazarak alt-üst etme işi.

KOLLÜK : (Harap) Bakımsız bağ,bahçe,

KOSSÜ : Köstebek,

KÖFDÜR : Pekmez ve un karışımı sazdan örülmüş hasır üstünde kurutularak kışın özellikle yatsılık olarak yenen tatlı.

KÜNDE : Hergün,

KÛLLE : Tandırın hava deliği,

KÜLLÜK : Çöplük,

KÜRTÜK : Kar yığını

KÜPECİK : Çömlek ile küp arası büyüklükte küplere verilen ad.

KÜSSÜK / KOSSÜK : Avlu kapılarının emniyeti için kullanılan kalın ağaç dayatma.!

KÜZÜRÜK : Eritilmiş kuyruk yağından geriye kalan,

LAPÇIN : Lastik ayakkabı içine giyilen bir tür mest

LIHLIHA : Kulpsuz topraktan yapılan sürahi, su kabı

MALAMAT ETMEK : Rezil etmek.

MASİMİYO : Önemsemiyo,

MAŞRAFA : Bakırdan yapılan evlerde ve çeşmelerde su içmek için kullanılan su kabı,(Maşrapa).

MATAH : Kıymetli, değerli,

MAYA : Merkebin dişisine verilen ad.

MAYASIR : Basur, Hemoroid,

MELEFE : Yorgan içi,

MELHAM : Krem,

MENEVŞE : Menekşe,Çiçek.

METAMELİ : Aksi kişi,

METEL : Masal,

METLEMEK : Atlamak,

MIĞRIBA : Ufak boylu uyanık fetbaz,

MILÇIMAK : (Mılçımış) Tadı ve rengi bozulmuş meyve veya yiyecek.

MIŞIRIKLI : Dolanmaçlı,Anlaşılmaz bir şekilde konuşmak.

MIH : Başlıklı küçük Çivi,

MIRIH : Sulu-cıvık çamur

MİYİRSEK : Çok sevgi gösteren,

MÖHKEM : İhatalı, sağlam

MÖTÜRÜKLÜ : Hastalıklı,

MÜSTAMEL : Az kullanılmış.

MÜZÜMSÜZ: Lüzumsuz. Ne konuştuğunu bilmez

NAADAR : Ne kadar

NAAHIT : Ne vakit

NALBEKİ : Bakır yumurta tabağı,

NALİK : (Nalın) Tahtadan terlik.Takunya,

NAVRAKSIZ : Suratsız,

NEDEK : Ne yapalım.

NİRDEYDİN : Nerdeydin.

NOORÜYON : Ne yapıyorsun? Ne (iş) görüyorsun ? Hal hatır sormak için kullanılır.

OLÇUM : Çok bilmiş,

ONMAK : Hayrını görmek,

OMURCA : Üzüm kütüğü,

OSBAR : Tandırda yemek pişirmek için kullanılan toprak kap

OSSURGAN BÖCÜĞÜ : Kara fatma

ÖFELEMEK : Ovalamak,

ÖFTEKAR : Derman,

ÖNDÜÇ : Ödünç, Emanet

ÖRÜZGAR / ÖLÜZGAR : Rüzgar,

ÖTEBERİ : Ivır zıvır eşyalar,

ÖTOĞON : (Öteki Gün) Geçen gün.

PAHIR : Bakır.

PAKLA / PAHLA : Fasulye,

PAMBIH : Pamuk.

PALAN : Semer.

PATE: Patates.

PELVER : Pekmez ile kaynatılarak yapılan ayva marmelatı (Buna pöörente de denir.)

PEŞKİR : El dokuması havlu,

PIÇAK/BIÇAH : Bıçak.

PISIK : Kedi,kedi yavrusu,

PIRTMAK : Kurtulmak,

PİNDİR: Peynir.

PİRİŞ PİLAVU : Pirinç Pilavı.

PÖÇ : Kuyruk sokumu kemiği,

PÖRSÜMÜŞ : Gevşeyip sarkmış.

PERAVU : Peynirli bir mantı çeşidi (Üçgen şeklinden dolayı şibikli mantı da deniyor.)

PÜRÇÜKLÜ : Havuç,

SAMAR : Aptal

SAHU /SAKO :Pardesü, Ceket.

SAĞAN : Küçük tabak

SAKÇA : Saksağan (Beğenilmeyen şeyler için kullanılıyor Kötü Sahça! deniliyor. Çelimsiz gibi bir anlamı var.)

SASI : Kokmak, bozulmak.

SAVAT : Çene,

SAVMAK : Göndermek,

SAVRUK : Saçıp savuran.

SAVUŞTURMAK : Yolcu etmek,

SEME : Sersem, Geç anlayan,Anlaması kıt olan,

SEKİ : (Sekmen) Sekemeç,kat,basamak.

SEYSANA : Çeyiz,

SIDALANMA : İnsanların özellikle de çocukların hastalandıklarında sürekli nazlanmaları hali.

SINATLAMAK : Nişan almak,

SINDI : Makas (Osmanlıca’da)

SINMAK : Bozulmak, abtestinin bozulması

SIRACALI : Bir kzıma ünlemi. Kanserli, hastalıklı,

SIZGIT : Kalıplanarak serin yerde saklanan et kavurması,

SİFTİNMEK : Oyalanmak,

SİFLİ SİFLİ : Çaktırmadan sinsi sinsi.

SİLİK : Ahlaksız,

STİL : Fide, fidan,

SOFA: Kayadan oyma oda

SOHU: Bulgur dövülen içi oyuk büyük taş

SOMYA: Sedir

SÜĞSÜN : Ense,

SÜMSÜK : Elde sanki anahtar tutuyomuş gibi yumruk yapma (şimdi sümsüğü yersin !) hali

SÜMDÜK : Pisboğaz,Yüzsüz, Beceriksiz

SÜTLÜ : Sütlaç,

ŞEMŞAMER :(Şems-i Ahmer) Ayçiçeği,

ŞEMEME : Mandalina büyüklüğünde renkli ve kokulu bir (yenmeyen) sebze.

ŞALDIR-ŞULDUR : Gelişigüzel

ŞALAK : Karpuzun olmamışı, küçüğü,

ŞAYAK : Pantalon,

ŞATIR : İvedi, Şikayetçi,

ŞAVUL ETMEK : İlan etmek,

ŞELEK: Ot ya da yakacak destesi,

ŞEVĞİRİ : Eğri, çarpık,

ŞEYTAN ŞAPLAÂ: Çirkin kişiye söylenir,

ŞIDIKMAK : Şımarmak,

ŞİBİK : Köşe,

ŞİF : Pekmez ve şarap için ezilen üzümlerin posası,

ŞİKLETSİZ : Suratsız,

ŞİLLEZ :Dereyatağı kumu ile alçı karıştırılarak Ayran kıvamında elde edilen ve taş duvar örmede boşluklara doldurarak kullanılan harç.

ŞİPİLEMEK : İspiyonlamak,

ŞİVELEMEK : Tatlı söz söyleyerek tavlamak,

ŞOORDA : Şurada,

TADİYDAA : İşte orda,

TAFANA : Ekmek pişirilen tandırın bulunduğu yer, kiler

TAHA/TAKA: Kaya oyma veya duvar girintisinden yapılmış raf.

TAPIŞLAMAK : Çocuğun arkasına hafif hafif vurarak uyutmaya çalışmak,

TAPIKLAMAK : Uyuklamak,

TAT : (Lal) Konuşma güçlüğü çeken kimse.

TELLİK : Takke.

TENTENE : Dantel, oya,

TEREVİ : Teravih.

TEREZİ : Terazi.

TERS: Hayvansal gübre,

TEZİKMEK : Koşturmak

TEVATİR : Fevkalade, Beğenilen şeyler için kullanılır.

Tİ-RAZ : Güvercinliklere çıkılan kaya merdiven

TİRİT : Kızartılmış ekmeği et suyuyla haşlayarak yapılan yemek

TOHUÇ : (Tokaç) Çamaşı yıkamada dövme işlemi için kullanılan tahtadan yapılmış gereç.

TOL : İki ev arasındaki sınırı belirleyen yüksek duvar.

TONGELLEMEK : Yuvarlanmak

TOSBAĞA : Kaplumbağa

TÖHMELEMEK : Çok yiyip rahatsızlanmak,

TULUK:İçine pekmez,peynir,yağ konulan ya da yayık olarak kullanılan özel taş

TUTURUK : Ateş tutuşturucu, ot türünden yakacak.

UDLANMAK : Mahcup olmak, suçlanmak, çekincen olmak…

UĞUNMAK : Hızlı ve dengeli bir şekilde dönmek. kendinden geçercesine ağlamak.

UĞURUN UĞURUN : Habersiz habersiz, Sessiz sessiz,

UĞÜNMEK : Akışkan katı maddelerin yavaş yavaş dökülmesi,

URUP :arpa ve buğday ölçeği mesela bir urup arpa 18 kiloya eşittir,

ÜZLÜK : Topraktan yapılma, küçük kulpsuz çömlek

ÜVEZ :Yabani Ahlat Armudu.

VAŞIÇANAĞI : Topraktan yapılma salça yapımında kullanılan yayvan kap.

VO-O : Öyle olur mu? anlamında bir ünlem.

VIRT-ZIRT (VIT,VID) : Lüzumsuz gereksiz konuşma.

VIRIH : Cıvık

VİRA VİRA : Habire, sürekli, durmadan

VITTIRI-VIZIH : Tutarsız

YAĞLAMA : Yağ şeker ve yumurta konularak yapılan özel pide,

YAĞANNI : Sırt

YAĞNIŞ : Hatalı, yanlış,

YAŞLIK : Küçük bebelerin salyalarının silinmesi için omuzlarına iğnelenen mendil

YANAZ : Aksi

YANIR : Karalı İsli,Kirli.

YATSILIK : Özellikle uzun kış gecelerinde yatsıdan sonra misafirlere ikram edilen kuru yiyeceklerin genel adı.

(Geber-yatlık)

YAPMA : Yakılmak amacıyla elle şekillendirilmiş hayvani gübre,

YALIMSAK: Çok gezene derler. Yalımsak gibi geziyor.

YAŞMANMAK : Bayanların bir örtüyü saçlarını, ağzını kapatacak şekilde kullanması,

YAZI : Arazi,

YEERİF : (Ya Herif) Sende anlamında kullanılır. Habi sös (sus) yiyerif anlamında.

YELEKLENMEK :Herşeye önden gitmek.

YİLELAA : Telaşlı, aceleci,

YÖNAA : Aksi,

YUHA : Yufka.

YUMUŞ : Görev, emir,

YUNMAK : Yıkanmak.

YÜKSÜNMEK : İsteksiz olmak.

YÜKLÜK : Kaya oyma veya duvar girintisinden yapılmış gardrap

ZAAR : Küçük yapılı kırma ev köpeği,

ZABAH : Sabah.

ZABIN : Zayıf

ZAĞINI ALMAK : Tam yolunu almak,

ZAYBAK : Dayanıksız,

ZAVAR :Hayvan yemi,

ZEKARET : (Sekârat) Ölmek üzere olan,

ZERDELİ : Kayısı,

ZILLIMAK – ZINARMAK : Oyunbozanlık etmek, mızıkçılık,

ZINGIR-ZINGIR : Yerleri titreterek yürüme

ZIRT-VIRT : İkide birde


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.