banner177
banner195

Saruhan da Muhteşem Sema Gösterisi

Nevşehir Özel Kapadokya Hastanesi Diyetisyeni Canan Gündüz Hastane personeli ve Hastane Müdürü Ayhan Benli ile Hastane Müdür Yardımcısı Faruk Binzet ve aileleri için Avanos Sarıhan da Sema gösterileri organizasyonu düzenledi.

Saruhan da Muhteşem Sema Gösterisi

banner143
SARIHAN KERVANSARAYI ( SARUHAN )
İlgili Galeriye Git
banner134

 Nevşehir Özel Kapadokya Hastanesinden Sarıhan da ki bu organizasyona katılan Saniye Çapacı Hayatımda ilk kez bir Sema gösterisi izledim.Gerek Mekanın tarihi mistik atmosferi gerekse Sema gösterileri gerçekten görülmeye değer.Selçuklu ve Osmanlı motifleri ile doğal dokunun korunarak günümüze kadar ayakta durmayı başarmış Avanos'da ki Sarıhan diye Selçuklulardan kalma bu kervansarayda o havayı teneffüs etmekten çok mutlu oldum.Herkesi Bu tarihi Kervansarayı ve yine bu handaki Sema gösterilerini mutlaka izlemelerini tavsiye ediyorum dedi.Ayrıca bu organizasyonu sağlayan Özel Kapadokya Hastanesi diyetisyeni arkadaşım Sayın Canan Gündüz’e de bizlere bu duyguyu yaşatmaları adına da çok teşekkür ediyorum.İnanın Sarıhan’dan çok güzel duygularla dönüyorum dedi.

Özel Kapadokya Hastane Müdürü Ayhan Benli ve Hastane Müdür Yardımcısı Faruk Binzet te Sarıhan a ilk kez gelme şansı bulduk.Bu tarihi mekan ve Sema gösterileri için işletme Sahibi Sayın Ali Gündüz beylere teşekkür ediyoruz ve bu güzel çalışamalarında başarıların devamını diliyoruz dediler.

Sarıhan İşletme Sahibi Ali Gündüz’de Mekanımız her zaman Yerli yabancı konuklarına ev sahipliği yapmanın büyük keyfi ve onurunu yaşıyor. Geçtiğimiz hafta sonu İstanbul Emiit 2013 Turizm Fuarında da Sarıhan Standımıza çok büyük ilgi görmüş olmasıda bizleri ziyadesiyle mutlu etmiştir.Yerli yabancı tüm konuklarımızı bu tarihi Kervansaraya Sarıhan’a bekleriz dedi.

 FİB HABER  Merkezi olarak bizlerde Saruhan işletme Sahibi Sayın Ali Gündüz bey ve eşi Özel Kapadokya Hastanesi Diyetisyeni Canan Gündüz hanıma ev sahiplikleri için sonsuz teşekkür ediyoruz.

İşletme Sahibi Ali Gündüz bakın Sarıhan Kongre Ve Kültür Merkezini FİB haber okuyucularına nasıl anlatıyor…

Saruhan Kongre Ve Kültür Merkezinde yapılan başlıca etkinlikler:

Kongre,gala,Kokteyl,Kutlama,Konser,Gösteri,Ürün tanıtım toplantısı,Sema gösterisi

 

 

 İPEK YOLUNDA BİR NOKTA

Medeniyetler beşiği Anadolu’nun ortasında ıssız bir vadide asırlardır ayakta duran bir kervansaray: SARIHAN KERVANSARAYI ( SARUHAN ) ,   “Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları” Statüsündeki, Sultan II. İzzettin Keykavus tarafından 1249 tarihinde yapılmış, 756 senelik bir Selçuklu eseridir. Toplam 2000 m2 alan üzerine oturan bu monümental Kervansaray, klasik Sultan hanları plan-formunda olup, yazlık ve kışlık kısımlardan oluşur. Giriş eyvanı üzerinde Mescidi, geniş bir avlusu, girişin solunda çeşmeli bir revak, avlu çevresinde, beşik tonozlarla örtülü 6 odası, 5 sıra ayak üzerine oturan revakları, kapalı kışlık bölümü ve panoramik terası bulunur. SARUHAN KERVANSARAY Avanos’a 6 km, Ürgüp’e 7 km. uzaklıkta ve Kayseri ana yolu (  İPEK YOLU ) üzerinde bulunmaktadır.

Şirketimiz Kervansaray’ı, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden 49 seneliğine kiralamış ve 

“ÖZEL MEKÂN - ÖZEL HİZMET”  anlayışı ve sorumluluğu içinde, yine KÜLTÜR ve TOPLANTI MERKEZİ olarak Turizm ve Kültür bakanlığı denetiminde ÖZEL TESİS statüsünde işletmektedir.

Kervansaraylar

Devlet veya hayırsever kişiler tarafından kurulan bu muhkem binalarda kervan ihtiyaçları ücretsiz karşılanırdı. Bunlar, bir şehir içinde olurlarsa, han adını alırdı.

İslamiyetin yayılış dönemlerinde askeri maksatla ve sınır emniyetini korumak için kurulan ribatlar, sonraki devirlerde ticari maksatla kullanıldı ve bu binalara, kervansaray adı verildi. Türklerin Müslüman olmasından sonra, genişleyen İslam toprakları üzerinde ortaya çıkan kervansaraylar, Selçuklular zamanında en gelişmiş şeklini aldı. Anadolu'da bulunan çeşitli ticaret yolları üzerinde yüze yakın kervansaray yapıldı.

Uzaktan bakılınca bir kale gibi görünen, içlerine girildiği zaman kervan kafilelerinin her türlü ihtiyaçlarını karşılayacak bir teşkilata sahib olan bu binalar, Selçuklu sultanları ve yüksek devlet görevlileri tarafından büyük ticaret yolları üzerinde her menzil için, yani 30-40 kilometrelik mesafede bir yaptırılmışlardı. Müslüman doğu ve Hıristiyan batı ülkeleri arasında bir köprü vazifesini gören Anadolu toprakları üzerine, İkinci Kılıç Arslan, Birinci Gıyaseddin Keyhüsrev, Birinci İzzeddin Keykavus ve Birinci Alaeddin Keykubad gibi iktisadi ve ticari hayatın önemini bilen Selçuklu sultanları; Antalya ve Sinop gibi giriş ve çıkış limanlarıyla önemli ticaret merkezlerini birbirine bağlayan ticaret yolları üzerinde büyük kervansaraylar kurdular. Bu merkezlere yerleştirdikleri tüccarlara her türlü yardımda bulundular.

Anadolu'ya gelen yabancı tüccarlara da büyük kolaylıklar gösterdiler. Yollarda herhangi bir şekilde zarar gören, soyguna uğrayan ve malları denizde batan tüccarların zararlarını devlet hazinesinden tazmin ederek, bir nevi devlet sigortası kurduları. Antalya ve Alanya'dan (Alaiyye) başlayıp Isparta, Konya, Aksaray, Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum gibi büyük merkezlerden geçerek İran ve Türkistan'a ulaşan doğu-batı istikametindeki yol üzerinde; Konya-Akşehir istikametinden İstanbul'a ve Batı Anadolu vadilerine ulaşan yol üzerinde; Konya, Ankara, Çankırı, Kastamonu, Durağan, Sinop istikametindeki ve Sivas, Tokat, Amasya, Merzifon, Samsun hattıyla Sinop'a ulaşan güney-kuzey ve Elbistan, Malatya, Diyarbakır üzerinden Irak'a giden yollar üzerinde pek çok kervansaray yaptırdılar.

Selçuklular zamanında Anadolu'da kurulan yol güzergahları, Osmanlılar zamanında değişti. Bunun sonucu olarak bazı yerler ticari merkez olma durumunu kaybettiler.

Zaten Ümit Burnu yolunun bulunması ile Hindistan'a ulaşan ticaret yolunun ağırlık merkezi de Atlas Okyanusuna kaymıştı. Anadolu'da ticaretin önemini kaybetmesi üzerine, Selçuklular zamanındaki kervan yolları da ıssızlaştı. Mesela Osmanlı Devletine başşehir olan İstanbul'u, Suriye ve Irak'a bağlayan yol, Konya-Adana istikametini takib ettiği için, Antalya'dan Sivas'a veya Elbistan'dan Kayseri ve Sivas'a giden yollar, bu şehirleri birbirine bağlayan tali yol durumuna düştü. Bu yollar üzerinde bulunan kervansaraylar da ister istemez eski önemini kaybetti. Fakat yeni yol güzergahlarının ortaya çıkması üzerine Osmanlılar da, kervansaray yapımına devam ettiler. İstanbul'u, Suriye üzerinden Mekke ve Medine'ye bağlayan yol üzerinde hac farizasını ifa etmek için giden hacıların her türlü ihtiyaçlarını karşılamak üzere kervansaraylar kurdular.

Zengin ticari malları taşıyan kervanlar için hudut civarında düşman çapulcularından, içeride göçebe ve eşkıya baskınlarından koruyacak emniyetli konak yerleri sağlamak ve yolcuların kondukları ve geceledikleri yerlerde her türlü ihtiyaçlarını temin etmek maksadıyla kurulan kervansaraylarda; yatakhane ve aşhaneler, erzak ambarları, ticari eşya depoları, yolcuların hayvanları için ahırlar, samanlıklar, yolcuların namaz kılmaları için mescidler, kütüphaneler, misafirlerin yıkanması için hamamlar, abdest almaları için şadırvanlar, tedavileri için hastahane ve eczahaneler, ayakkabılarının tamiri ve fakir yolculara yenisinin yapılması için ayakkabıcılar, hayvanları nallamak için nalbantlar, bu teşkilat ve tesisleri idare edecek, gelir ve gider hesaplarını yapacak divan (büro) ve memurları vardı.

Umumiyetle Selçuklu sultanları ve devlet adamları tarafından yaptırılan bu muazzam kervansarayların hepsi vakıftı. Maddi büyüklükleri ve teşkilatları nisbetinde zengin gelir kaynaklarına da sahiptiler.

Bu suretle kervansaraylara inen ve konaklayan tüccar ve her türlü yolcu, zengin fakir; Müslüman gayri müslim kim olursa olsun, orada her türlü ihtiyacını ücretsiz olarak görebilirdi.

Kervansaraylarda hasta yolcular, sıhhat buluncaya kadar tedavi edilir, hayvanlarının tedavisi de baytar (veteriner) tarafından yapılır ve tedavi masrafları vakıf tarafından karşılanırdı. Fakir hastalar, öldüğü takdirde kefen masrafları da vakıf gelirlerinden ödenirdi.

Büyük ve muhkem binalar olan kervansaraylarda akşam olunca kapılar sıkıca kapatılır, vazifeliler tarafından kandiller yakılırdı. Kapı kapandıktan sonra hiç kimse dışarıya çıkarılmaz, fakat dışarıdan gelenler içeriye alınırdı. Şafak atınca davullar çalınır, herkes uyandıktan sonra hancılar; Ey ümmet-i Muhammed! Malınız, canınız, elbiseleriniz ve atınız tamam mı? diye sorarlar, herkes; Tamamdır. Allahü teala hayır sahibine rahmet eylesin. diyerek kervansarayı vakf edene dua ederlerdi. Herkes gerekli yol hazırlıklarını yaptıktan sonra kapılar açılır, misafirlere; Gafil gitmeyin, herkesi arkadaş etmeyin, yürüyün, Allah asan (kolay) getire. diye dua ve nasihatte bulunduktan sonra kervanlar uğurlanırdı.

Sulh zamanında ticari maksatlar için kullanılan kervansaraylar, harb zamanında o belde ahalisinin düşman hücumundan korunmak için sığındığı veya sefer esnasında ordunun konakladığı müstahkem yer olarak da kullanılırdı. Bilhassa hudut boylarına yakın kervansaraylar, hudut kalesi vazifesini görürdü. Aksaray yakınındaki Sultan Hanı, 20.000 askerle kuşatan bir Moğol komutanına iki ay dayanacak ve alınamayacak ölçüde muhkem idi.

İslam dininin misafirperverliğe ve hayırseverliğe verdiği ehemmiyet sonucu, ortaya çıkan kervansarayların bir benzeri, ortaçağ Avrupasında olmadığı gibi, düşüncesi bile mevcut değildi. İslam tarihinin önceki devirlerinde olduğu gibi, Osmanlılarda da bu güzel ve faydalı eserler uzun bir zaman halkın hizmetinde kullanıldılar.

SARIHAN KERVANSARAYI ( SARUHAN )

Yeni Kayseri Yolu 6.Km Avanos /NEVŞEHİR Tel:+903845113795

http://www.sarihan1249.com/

 


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.