banner177
banner195

Yeni Akit: Bunlar mı gazeteci?

'Bunlar mı gazeteci' manşetiyle bugün okurunun karşısına çıkan Yeni Akit, bu defa da medya patronları ve gazetecilere yüklendi.

Yeni Akit: Bunlar mı gazeteci?

banner143
banner134

 'Bunlar mı gazeteci' manşetiyle bugün okurunun karşısına çıkan Yeni Akit, bu defa da medya patronları ve gazetecilere yüklendi.

 

Merve Kavakçı’nın, kendisine yapılan zulüm ve haksızlıklara ilişkin TBMM Darbe ve Muhtıraları araştırma Komisyonu bünyesindeki 28 Şubat Alt Komisyonu’na verdiği bilgiler, aynı komisyonca dinlenen dönemin medya aktörlerinin yaptığı pişkin “darbeye dahlim olmadı. Masumum. Cadı avı başlatılmasın. Ben de 28 Şubat’ın mağdurum” savunmayı çürüttü. Kavakçı’nın komisyon üyelerini de hayli etkilediği gözlenen açıklamaları, postmodern darbe sürecinin “postal parlatıcısı” medya mensuplarının, en az emir aldıkları cuntacılar kadar acımasız ve insafsız davrandığını ortaya koydu.

 

1999 seçimleri için Fazilet Partisi’nden milletvekili adayı olduğunu hatırlatan Kavakçı, seçim kampanyası süresince “kullanışlı” medyanın son derece kaba ve nezaket dışı bir şekilde, sistematik olarak kişiliği üzerinde bir karakter cinayetine başladığını, kendisini destekleyen dindar seçmenin gözünde küçük düşürülmeye, itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını dile getirdi. Vekil seçilmesinin ardında Meclis’te yaşanan yemin krizinden sonra darbeci generallerin talimatı doğrultusunda hareket eden holding medyasının, üstlendiği “haddini bildirme” kampanyasını daha da ileriye taşıdığını dile getiren Kavakçı, muhabir kılıklı tetikçilerin 24 saat evinin önünde nöbet tuttuğunu, geceleri sık aralıklarla ve uzun süreli zile basarak aile fertlerini taciz ettiğini belirtti. Kendisini karalamak için her yolu deneyen muhabirlerin bazı komşularının evinde saklandığını anlatan Kavakçı, “Ben yukarı çıkarken komşunun evinden çıkan bir muhabir, daireme girene kadar sözlü olarak rahatsız etti. Bir diğeri daha saygısız bir tavırla ayağını araya koyarak kapıyı kapatmama engel oldu. İçerinin görüntüsünü almaya çalışıyorlardı.”

 

Kendisine reva görülen muamelenin benzerinin diğer aile bireylerine de yapıldığını ifade eden Kavakçı, muhabirlerin küçük kızlarının okuluna giderek onları rahatsız ettiği, başörtüsü takıp takmadıklarını öğrenmeye çalıştıklarını, bir keresinde kızlarının panodaki fotoğraflarını çaldıklarını ve bu yüzden teneffüse dahi çıkmaya korkan kızlarını okul müdürünün ricasıyla bir süre okula göndermediğini söyledi.

 

DÜNDAR’IN GÖZÜNÜ KAN BÜRÜMÜŞ

 

Komisyon üyelerine candaş medyanın kendisine çektirdiklerini anlatan Merve Kavakçı, tanınmış simaların da maskesini indirdi. Kavakçı’nın, “28 Şubat’ın en büyük mağduru Fethullah Gülen’dir” diyerek muhafazakar kesime yaranmaya çalışan, “28 Şubat’ta kendisinin bizzat mağdur olduğunu” öne süren Uğur Dündar’la ilgili aktardıkları kan dondurdu. Yemin olayından sonra kendisine militanca saldıran Dündar ve ekibinin, dayısı Orhan Güngen’in ofisini silahlarla bastığını belirten Kavakçı, Arena programında aleyhine iftira içerikli yayınlar yapıldığını dile getirdi. Kavakçı, o günlerde Dündar ile emrinde çalışan şahısların dayısıyla yaptıkları telefon kayıtlarının incelenmesini istedi.

 

ALTAYLI ARŞİVDEKİ BU YAZILARA NE DİYECEK?

 

Fazilet’ten Kayseri Milletvekili seçilen Abdullah Gül’ün kendisini uyarmasıyla ilk vekil maaşını aldığını, çünkü maaş almanın devletin vekilliğinin meşru olduğunu kabul ettiği anlamına geldiğini vurgulayan Kavakçı, Hürriyet yazarı Fatih Altaylı’nın bu durumu gündeme getirerek aleyhine yazı yazması üzerine bir daha kendisine maaş verilmediğini bildirdi. Kavakçı ayrıca Altaylı’nın “Bizim kız İran” başlıklı yazısında, Türk vatandaşlığından çıkarılmasının yetmeyeceğini belirtip, “Şimdi Amerikan vatandaşlığından da atılırsa iyi olacak” dediğini aktardı.

 

ÇONGAR DALLAS’TA NÖBETTE

 

Medyanın, yaşananlardan sonra gittiği Amerika’da da kendisini rahat bırakmadığının altını çizen Merve Kavakçı, basından birilerinin özel hayatına dair belgeler bulmak üzere ABD’ye gönderildiğini açıkladı. Kavakçı, o dönem Milliyet’te çalışan Yasemin Çongar’ın Dallas’a giderek, babası Prof. Yusuf Ziya Kavakçı’nın görev yaptığı İslam merkezinin kapısında bekleyip, çıkan cemaatten aleyhinde beyanlar toplamaya çalıştığını söyledi.

 

HER DEVRİN KADINI SUNA!

 

Yurtdışında akademisyen kimliğiyle konuşmacı olarak davet edildiği her yerde takip edilip taciz edildiğini ifade eden Kavakçı, o dönemde ABD’de öğrenci olarak bulunan Habertürk sunucusu Suna Vidinli’nin kendisine yaptığı hakareti unutamadığını ifade etti. Kavakçı, Harvard Üniversite’sindeki konuşmasından sonra soru sorma bahanesiyle söz isteyen Vidinli’nin, hakaret yüklü sözlerle kendisini taciz ettiğini, moderatörün müdahalesi üzerine ise kendisine “Sen soru sormaya bile değmezsin” dediğini anlattı. Kavakçı ayrıca Vatan yazarı Mustafa Mutlu’nun tahrikiyle aleyhine bir kampanyanın başlatıldığını da komisyon üyeleriyle paylaştı.

 

28 ŞUBAT’IN KULLANIŞLI GAZETECİLERİ

 

Kavakçı’nın kendisine yönelik linç kampanyasıyla ilgili isimlerini verdiği medya aktörleri şöyle: Dönemin medya patronları Aydın Doğan, Mehmet Emin Karamehmet, Cem Uzan, Dinç Bilgin, Turgay Ciner, Zafer Mutlu. Hürriyet, Milliyet, Vatan, Akşam, Posta, Öncü, Takvim, Cumhuriyet ve Sabah gazetesinin genel yayın yönetmenleri. Yazarlar Uğur Dündar, Yasemin Çongar, Fatih Altaylı, Rıza Zelyut, Defne Samyeli, Ali Kırca, Savaş Süzal, Oktay Ekşi, Emin Çölaşan, Yağmur Atsız, Can Ataklı, Ertuğrul Özkök, Yalçın Bayer, Tufan Türenç, Bekir Coşkun, Yılmaz Özdil, Güneri Cıvaoğlu, Suna Vidinli, Turgut Özakman.

 

 

 

Yeni Akit gazetesi

 


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.