banner461
banner195

Hangi hastalar oruç tutmamalı

Uzmanlar sağlık sorunu olanların oruç tutmaması gerektiğini söyleyerek, risk guruplarını açıkladı.

Hangi hastalar oruç tutmamalı
30 Mayıs 2017 Salı 19:12

banner143
banner134
Uzmanlar sağlık sorunu olanların oruç tutmaması gerektiğini söyleyerek, risk guruplarını açıkladı.

1. Hangi hastaların oruç tutması sakıncalı olabilir?

İnsülin kullanan şeker hastaları, insülin kullanmayan ve haplarla tedavi olan  ancak kan şekeri yüksek seyreden hastalar, ayrıca tedavi altında kan şekeri düşen (hipoglisemi) şeker hastaları

Kalp krizi geçiren hastalar, tedaviye rağmen göğüs ağrısı olan kalp damar  hastaları.Bu hastaların  kalp doktoruna danışmadan ve doktorun izni olmadan oruç tutması sakınca yaratabilir.

İlaç tedavisine rağmen kan basıncı düzenli seyretmeyen yüksek tansiyonlu hastalar.Tansiyonu ani iniş,çıkış gösteren hastalar riskli gruba girmektedir.

Akciğer, kalp, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalar.

Epilepsi, Parkinson ,Alzheimer hastaları

Hamile kadınlar  ve ergenlik çağına gelmemiş çocuklar

Kemoterapi veya radyoterapi gören kanser hastaları

Açlık esnasında migren atakları yoğunlaşan hastalar

Psikiyatrik tedavi gören ağır hastalar

Önceden felç atağı geçiren ya da beyin kanaması geçiren hastalar

Bu hastaların doktoruna danışmadan oruç tutması sağlık açısından riskli olabilir.

2.Hangi sindirim sistemi hastaları oruç  açısından riskli sayılabilir?

Ülser tanısı yeni konmuş ve tedaviye yeni başlanmış olan hastaların en az 15 gün oruç tutmaması uygun olur.Tedavi sonrası mide ağrısı kaybolan ülser hastaları tedavi altında oruç tutabilirler.Ancak sahurda ve iftarda diyete dikkat etmeleri gerekir.

Önceden ülser tanısı konmuş ve tedavi ile ülseri  iyileşmiş  hastaların oruç tutmasında sakınca yoktur.Zira ülser kalıcı bir hastalık değildir.Tedavi ile tam düzelme olmaktadır.

Mide kanaması geçiren ve tedaviye alınan hastaların  hastaneden taburcu olduktan sonra yine en az 15 gün oruç tutmaması uygun olur kanısındayım.Ancak geçmiş dönemde mide kanaması geçirmiş, endoskopisi yapılmış ve uygun süre ve uygun tedavi ile sağlığına kavuşmuş hastalar herhangi bir mide yakınması yok ise oruç tutabilirler.

Önceden midesi  delinen ameliyat olan ve sağlığına kavuşan, sonraki endoskopisinde bir şey saptanmayan hastalar oruç tutabilirler.

Kronik gastritli hastalar tedavi altında olmak şartıyla oruç tutabilirler.Ancak oruç esnasında yoğun mide yakınmaları ortaya çıkıyor ise doktoruna danışmaları ve oruca  ara  vermeleri doğru olur kanısındayım.

Mide kanseri  nedeniyle mide ameliyatı geçiren hastaların bilindiği üzere az az ve sık, günde 6 kez yemek yemelerini önerdiğimiz için bu hastaların oruç tutmamamaları uygun olur diye düşünüyorum.

Oruç esnasında reflü tedavisine rağmen midesinde yanma,ağrı,bulantı,kusma, ağza acı su gelmesi gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa reflü hastalarının oruç tutması sakıncalıdır.

Karaciğer sirozu tanısı konan hastalar

Karaciğer fonksiyon testleri bozuk olan karaciğer yağlanması tedavisi gören hastaların mutlaka doktoruna danışarak oruç tutması önerilir.

İltihabi barsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı) tedavisi gören ve hastalığı kontrol altına alınmamış hastalar

Pankreas iltihabı geçirmiş hastalar  tedavi bitimine kadar oruç tutmamalıdır.

3. Reflü hastaları oruç  tutabilir mi?

Genel olarak reflü hastaları bazı temel prensiplere uyarak oruç tutabilirler.Reflü hastalığının şiddetine bağlı olarak  bazı hastaların  oruç tutması  sakıncalı olabilir. Oruç esnasında reflü tedavisine rağmen midesinde yanma,ağrı,bulantı,kusma, ağza acı su gelmesi gibi yakınmalar ortaya çıkıyorsa bu hastaların oruç tutması sakıncalıdır.Oruç öncesinde belirgin yakınması olmayan, fakat oruç esnasında alınan önlemlere rağmen giderek artan şikayeti olan hastaların mutlaka doktora başvurması uygundur.

4.Neler ramazanda reflü şikayetlerini artırır?

Önceden var olan ancak herhangi bir şikayeti olmayan kişilerde oruç esnasında reflü ile ilgili yakınmalar ortaya çıkabilir.Oruç esnasında uzun süre aç kalındıktan sonra iftarda  fazla miktarda ve hızlı şekilde yemek yenmesi karın içi basıncını artırır ve reflüye neden olur.Sahurda ve iftarda yağlı ve ağır yemeklerin tüketilmesi, iftarda yemekten hemen sonra dinlenme amacıyla yatılması, sahurda yemek yedikten sonra tekrar hemen yatmak reflü şikayetlerini artırmaktadır.

5. Ramazanda reflüye karşı beslenmede nelere dikkat etmeliyiz?

Ramazanın yaz aylarına denk gelmesinden dolayı aç kalma süresi de artmıştır. Tükettiğimiz besin tercihi gün içerisinde bizim daha sağlıklı geçirmemizi sağlayacaktır.Yağlı ve tuzlu gıdaları tercih etmek bizi olumsuz etkileyecektir. Gün içinde daha çok susamamıza neden olacaktır. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur tatlıları boş enerji almamıza neden olacak ve kısa sürede acıktıracaktır. İftar ve sahurda tuz içeriği yüksek olan turşu, salamura besinler, yağ ve tuz oranı yüksek olan pastırma,sucuk gibi besinler, şeker oranı ve kalorisi yüksek olan kurabiyeler, hamur tatlıları gibi besinlerden bu dönem boyunca uzak durulması gerekmektedir.

Kafeinden kaçınmak gerekir. Kafein en fazla kola, kahve ve koyu çayda bulunur. Kişilerin sigara içmesi yasaklanmalıdır.Çikolata,çiğ soğan-sarımsak, salça, ketçap, mayonez gibi reflü ataklarını tetikleyen besinlerden uzak durmak gereklidir. Bol sıvı almalı, besinleri yavaş ve iyice çiğneyerek yemeli,hazmı kolay lifli gıdalar tercih edilmelidir.

6. Ramazanda reflüye karşı alınabilecek önlemler nelerdir?

Reflü tanısı konulmuş hastaların,ramazan ayı öncesi  doktoru  ile görüşmesi, yeni öneri ve ilaç değişikliklerini öğrenmesi gereklidir.Reflü hastalarının tedavilerini ve beslenmesini ramazana göre ayarlaması son derece önemlidir.Asit baskılayan, mide koruyucu ilaçlarını sahur yemeğinden ½ saat önce almalıdır. Sahurda veya iftarda yemek yedikten hemen sonra yatmamak gereklidir.

Ramazan ayı süresince romatizma ilaçları ve aspirin kullanımına dikkat etmek gereklidir.Mide için zararlı olan bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanımı oruç esnasında mide kanaması ve mide delinmelerine yol açabilir.

SAHUR VE İFTAR ÖNERİLERİ
Oruç tutanların mutlaka sahura kalkması gerekir. Sahurda sebze, kahverengi ekmek, bulgur gibi kompleks karbonhidratlar ve meyve, yulaf, baklagil gibi lifli gıdalar yenmeli, yani yavaş sindirilen gıdalar tüketilmelidir. İftarda da bir anda çok yemek yenmemeli, iftar ile sahur arasında az miktarda 1-2 seferde ve hafif yemekler yenmeli. Ağır yağlı ve kızartma türü yemeklerden uzak durulmalı. Haşlama, fırında veya ızgara tercih edilmeli. Tatlı tercih edilecekse, çok yağlı ve çok şekerli tatlılar yerine hafif sütlü tatlılar yenmeli. İftardan 2 saat sonra meyve yenebilir. Kafeinli ve asitli içeceklerden uzak durulmalıdır. Yemeklerden sonra, sade maden suyu içmek yararlıdır.”


Not: Tüm halkımıza sağlıklı ve huzur dolu ramazan ayı diliyorum.

Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.