SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ NEDİR, NASIL YAPILIR, HÜKMÜ NEDİR?


Hüsrev Öndegelen

Hüsrev Öndegelen

Okunma 26 Ekim 2020, 17:10

SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ NEDİR, NASIL YAPILIR, HÜKMÜ NEDİR?
Milletlerin kendine özgü selamlaşma usulleri vardır. İslam milletinin selâmlaşması dabarış, rahatlık, esenlik demek olan “Selam” kelimesidir. "Selâm" Müslümanların karşılaştıkları zaman kullandıkları sağlık ve esenlik dileğini ifade eden özel sözlerdir.
Selamlaşma nasıl yapılır?
İslamî uygulamada selamlaşma, taraflardan birinin diğerine“ “Selamünaleyküm” (selâm, esenlik ve güven sizin üzerinize olsun) demesi; diğerinin ise, “Ve aleyküm selâm” (Sizin üzerinize de selâm, esenlik ve güven olsun) şeklinde cevap vermesi ile gerçekleşir. Veya” Es-selâmüaleyküm ve rahmetüllāhi ve berekâtüh” (Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi) üzerinize olsun ifadesiyle verilip “Ve aleykümü’s-selâm ve rahmetüllāhi ve berekâtüh” (Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi sizin de üzerinize olsun!) şeklinde karşılık vermekle olur.
İki Müslüman karşılaştığında söze başlamadan önce selamlaşmalıdır. Resûlullah (sav) “Selam, konuşmadan önce gelir” (Es-selâm kablel-kelâm) (Tirmizî, İsti’zân,11) buyurmuştur.
İslamîâdâbagöre: binekli, atlı veya arabalı olanların yaya olana, yaya olan oturana,
İki grup karşılaştığında az olanların çok olanlara, küçük büyüğe,arkadan gelenlerin önlerinde gidenlere selam verir.(Tirmizî, İsti’zân, 14)
Bir gruptan ayrılan kişi de geride bıraktıklarına selam verir. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Biriniz bir meclise vardığında selâm versin. Oturduğu meclisten kalkmak istediği zaman da selâm versin. Önce verdiği selâm, sonraki selâmından daha üstün değildir.” (EbûDâvûd, Edeb 49; Tirmizî, İsti’zân 15)(Din işleri yüksek kurulu)
Selam vermek ve almanın hükmü nedir?
Dinimiz Müslümanları kardeş ilan etmiş, kardeşlik bilincinin yerleşip devam etmesi için de onlara bazı görevler yüklemiştir. Bu görevlerden biri de selamlaşmaktır.
İslâm âlimleri selâm vermenin sünnet, almanın farz olduğunu ve selâm verenin alana göre daha fazla sevap kazanacağını belirtmiştir (Mevsılî, IV,164).
Kur’an-ı Kerim’de, “Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı ile karşılık verin.” (Nisa,4/86) buyurulmuştur. Hz. Peygamber (sav) “Amellerin hangisi daha hayırlıdır” diye soran kimseye “Yemek yedirmen ve tanıdığına-tanımadığına selam vermendir.” (Buhârî,İman,18) buyurmuştur.
Selamı teşvik eden bir başka hadis-i şerif de şöyledir: “Siz iman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de gerçek anlamda iman etmiş olmazsınız. Yaptığınız takdirde birbirinizi sevebileceğiniz bir şeyi söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınız.”(Müslim,İman,22,no:93)
Efendimiz(sav)Çocuklara Bayanlara eve ve evhalkına tanıdık ve tanımadık her mümine selam verirdi
Selam Müslümanlar arasında, bir dostluk ve iyi niyet işaretidir. Peygamberimiz(sav)Herkesin birbirine selâm vermesini ister yolda karşılaştığı çocuklara selâmverirdi. Hattasahabeden Abdullah b.Ömer(ra) sadece selâm vermek üzere çarşıya çıkar ve karşılaştığı bütün Müslümanlara selâm verirdi.(El-Muvaṭṭa,Selâm,6)
Efendimiz(sav)mescittekadınlardan oluşan bir cemaat gördüğünde onlara uzaktan selâm verir, selâm verdiği anlaşılsın diye de eliyle işaret ederdi (Müslim,Selâm,14,15)
Resûlullah, sadece yolda karşılaşılan veya başkasının evine misafir giden kimselerin değil,kendi evine girenlerin de evde bulunan anne, baba, eş, çocuk ve akrabasına selâm vermesini emretmiş, yanında büyüttüğü Enes (r.a)'e: “Oğlum! Ailenin yanına girdiğinde selâm ver ki, sana ve ev halkına bereket olsun." (Tirmizî,“İstiʾẕân”10)buyurmuştur.
“Evlere girdiğinizde, Allah katından mübarek ve güzel bir selâmlama ile kendinize selâm verin.(Nûr:24/61) Ayeti, evde kimse olmasa da evine giren kişinin kendi kendine selâm vermesi gerektiği şeklinde yorumlanmıştır. (İbnKesîr,VI,94-95)
İnsanlar arasında ayırım yapmadan her Müslümana selâm vermek ve verilen selâmı almak bütün Müslümanların görevidir.(Buhârî,“İstiʾẕân”,9)İki grup insan birbiriyle karşılaştığında içlerinden birinin selâm vermesi, diğer gruptan da bir kişinin verilen selâmı alması yeterli görülmüştür. (Ebû Dâvûd,“Edeb”,141)Şayet gruptan hiç kimse selâmı almazsa, o grupta bulunan herkes günahkâr olur.
Kimlere selam verilmez?
Selâm verilmeyecek kimseleri iki gruba ayırabiliriz:
1. Selâm alıp vermekten daha önemli ve faziletli işlerle meşgul olanlar.
-Namaz kılana, Kur’an okuyana, Ezan okuyana, Kâmet getirene, Cum'a ve bayramlarda hutbe okuyan ve dinleyene
-Tefekküre dalmış olana, ilimle uğraşana, Tedrisle ve Şer'i ahkâm halletmekle meşgul olana, her çeşidiyle zikirle meşgul olana verilmez.
2. Selâmın verilmesine elverişli ve layık bir mahalde olmayanlar.
-Buna göre:- Kâfire, hidayetini dileme, hariç duâ yapılmaz. Selâm da bir duâ olduğuna göre ona selâm da verilmez.
-Sahih görüşe göre:zimmiye( kendisine güvence verilen, Müslümanlarla beraber yaşayan başka din mensuplarına),
-Fıskını açık açık yapan fasıka, Şarkı ve çalgı ile meşgul olana,
-Mübah olmayan oyunları oynamakta olana, vaktini boş şeylerle meşgul edene, güvercin uçurmakla meşgul olana,
-Bedeni temizliklerin yapıldığı, hamam ve banyolardakilere,
-Yalan, güldürü, gıybet, dedikodu vb. ile meşgul olana, insanlara sövene, sokaklarda kadınlara bakakalana.
- Selama karşılık veremeyecek durumda olanlara selam vermek mekruhtur. Yemek yemekte olanlar gibi.(Fetâvây-i Hindiyye, V/326)
-Def-i hâcette(tuvalet ihtiyacı)bulunanlarada,selâm verilmemelidir; verildiği takdirde bu durumda olanların selâmını almamanın bir sorumluluğu yoktur (İbnÂbidîn, I, 618,TDV İslâm Ansk,c,36.s,342-343)
Mezarlıklarda ve kabirlerde selam verilir mi?
Mezarlıklara girince yahut kabirlerin başında şu şekilde selam verilir ve oradakilerin günahlarının affı için tövbe istiğfar edilir "Esselamüaleyke ya ehlel kubur - Size selam olsun ey kabir ehilleri "Ey müminler ve Müslümanlar diyarının ahalisi, sizlere selâm olsun. İnşaallah, biz de sizlere katılacağız. Allah'tan bize ve size âfiyet dilerim." (Müslim, Cenâiz, 104)
Merhaba sözü ne anlama gelir?
"Merhaba”sözüselâmlaşmanın yanında bir ağırlama terimidir", "yer genişliği" anlamını ifade eder. Bir kimsenin misafirini karşılayıp ağırlarken, “Buyur, evimiz senin için geniş ve rahat bir yer olacak, burada dostluk bulacaksın, kendini rahat hisset” anlamındadır, ayrıca, “Allah sana bolluk ve rahatlık, huzur ve âfiyet versin” manasında dua olarak da kullanılmaktadır. Bazen buna "ehlen" kelimesi de eklenir veyabancılık hissetmeyesin, ehlinin ve çoluk-çocuğunun yanındaki gibi rahat olasın, anlamına gelir.(Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât,191)
Merhaba sözünün miraç olayını ayrıntılarıyla anlatan hadiste:Resûlullah’ınCebrâil ile birlikte dünya semasından başlamak üzere yedi kat semanın her birine ulaştığında, merhaba sözüyle karşılandığı; birinci semadaki Âdem, ikinci semadakiÎsâ ve Yahyâ ile diğer sema katlarındaki Yûsuf, İdris, Hârûn, Mûsâ ve İbrahim peygamberlerin kendisini, “Bir kardeş ve peygamber olarak merhaba sana!” sözüyle selâmladıkları bildirilmektedir (Buhârî, “Bedʾü’l-ḫalḳ”,6) Bu hadisler dolayısıyla Müslümanların birbirini merhaba diyerek selâmlamaları sünnet kabul edilmiş ve bu sözle merhabalaşma, “selâmünaleyküm” (es-selâmüaleyküm) ifadesiyle birlikte İslâm toplumlarında en sık kullanılan selâmlaşma şekli olarak bir gelenek halini almıştır.(TDV İslâm Ansk ,c,29.s,183-184)
El ve baş işareti ile veya eğilmek sureti ile selam vermek doğrumu dur?
Elle ve başla selâm vermek, Yahudi ve Hristiyanların adetlerinden olduğundan Müslüman zorunluluk olmadıkça kendine has selâmı, Allah`ın selamını kullanmalıdır. Ancak sesini duyuramayacağı bir yerde olan insana, dili ile selâm vermiş olduğunu anlatmak için, eliyle ya da başıyla, başkalarının selâmına benzemeyecek bir hareket yapmasında mahzur yoktur. (Akkirmanî, Şerhul-ahadisi-erbain 165)
Fıkıh âlimlerine göre, Selam lafzını kullanmadan yalnız el veya başla işaret etmek sünnet olan selamın yerine geçmez ve buna selamla karşılık vermek de vacip değildir. Selâm verirken veya alırken eğilmek doğru görülmemiştir.Nitekim İslam âlimlerinin ittifakıyla selamın karşı tarafa -sözlü olarak- duyurulması gerekir.(El-Mevsuatu’l-Fıkhıyetu’l-Kuveytiye, 4/283)
Günaydın,tünaydın,iyi günler, hayırlı akşamlar, demek selam yerinegeçer mi?
Bugün toplumumuzda selâm verilmeyip onun yerine bazen farklı ifadeler kullanılabiliyor. Mesela “günaydın”, “iyi günler”, “tünaydın”, “iyi akşamlar”, “iyi geceler”, veya bu cümlelerdeki iyi kelimelerinin yerine “hayırlı” kelimesi konularak buna benzer ifadeler kullanılıyor. Daha da ilginci baş hafifçe öne eğilerek veya sallanarak sembolik bir selâmlama yapılıyor. Bunlar, bir yönüyle güzel ifadeler olarak kabul edilse bile selâmın yerine geçebileceklerini iddia etmek mümkün değildir. Çünkü selâmın ihtiva ettiği mana ile bu ifadelerin taşıdığı anlam birbirinin yerini tutmamaktadır. Selâmda mümin kardeşimiz için Yüce Allah’tan esenlik, mutluluk, hayır, barış ve güven istemiş oluyoruz. Yukarıda geçen ifadelerde ise gerek lisânen gerekse kalben Yüce Allah’tan böyle bir temennide bulunmuş olmuyoruz. Belki de kuru bir ifade ile sathi bir iyilik dileğinde bulunmuş oluyoruz. Hâlbuki AllahResulü(sav) nasıl selâm verileceğini göstermiş ve ümmetine öğretmiştir.
İnsanların birbiriyle tanışıp yakınlık kurmasında ve bir iman kardeşliğinin oluşmasında, selamlaşma çok önemli bir yer tutar. Selamı yaymak, insanlar arasında dostluk, sevgi ve barışın yaygınlaştırılması, Müslümanların kalplerinin birbirlerine ısındırılması bakımından son derece önemlidir.
O halde, toplumumuzda uzak yakın demeden tanıdık tanımadık ayrımı yapmadan tıpkı sahabe efendilerimiz gibi, bütünMüslümanlarla sevgi, saygı ve samimiyet duygularımızı geliştirip”SELAM“sözcüğünün selamet ve güvenine dâhil olalım. “ALLAHIN SELAMI RAHMET VE BEREKETİ” sizlerin ve sevdiklerinizin üzerine olsun.
HÜSREV ÖNDEGELEN
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.