banner461
banner195

Asıl olan Mesele: Arı, Bal yapacak mı? Kılıç, Kınından Çıkacak mı?

Özellikle, Türkiye ve Nevşehir penceresinden 31 Mart seçimlerini sizler için analiz etmek istedik. Zira, Çakallar Kapıda Bekliyor, Yalakalar İse Meydanda!

Asıl olan Mesele: Arı, Bal yapacak mı? Kılıç, Kınından Çıkacak mı?
01 Aralık 2018 Cumartesi 13:15

banner143
banner134

Özellikle, Türkiye ve Nevşehir penceresinden 31 Mart seçimlerini sizler için analiz etmek istedik. Zira, 31 Mart seçimi, yalnızca bir belediye seçimi olmayacak. Çakallar Kapıda Bekliyor, Yalakalar İse Meydanda...! 

Ölmeyen meslek YALAKALIK!
Dün köpek dediğine bugün ÖPEK diyen tedavisi zor bir hastalıktır YALAKALIK.

Seçim zamanı yaklaştıkça o bilindik görüntüler maaalesef Nevşehir'de yeniden Dejavu gibi portladı. Oysa biz bu filmi daha önce izlemiştik. Düne kadar, Nevşehir'in en uzun süreli Belediye Başkanlık koltuğunda oturan Hasan Ünver'in hep yanında gezen, Ünver'le fotoğraf karesinde görünmek için çaba sarf edenler, padişahım çok yaşa, sen Kralsın diye alkış tutan zevatlar bugün ise gücün ve güçlünün yanında köşe kapmaca oynayarak yine aynı görüntüleri bu defa Rasim Arı'nın yanında sergiliyorlar.

Daha önce aynı tipler önce "Kralsın" dediler yanaştılar, sonra "çıplaksın" dediler uzaklaştılar.

Gelelim asıl mevzuya...

ÇAKALLAR KAPIDA BEKLİYOR...

"Bu Seçim Sadece Bir Mahalli Seçim Değil"

Şimdi, Ne kibir, ne ihtiras ne koltuk ne de nefsi okşanacak ve okşatmanın ne yeri ne zamanı... 

Büyük resme iyi bakın! Türkiye için 31 Mart gibi hepimizi çok yakından ilgilendiren tarihi bir gün bizleri beklerken, ülke geneli mevzu bahis olduğunda  açıkcası bu aşamadan sonra beni ne Arı, ne Kılıç ne de bir başkası çok fazla ilgilendirmiyor. 31 Mart'ta yapılacak yerel seçimlerin Türk siyasi tarihi açısından önemi ve neler ifade ettiğini iyi görmek lazım. Çakalların kapıda beklediği sırtlanların kokusunu alıp pineklediği bir Mart ayına doğru hızla yol alıyoruz. Evet hepimizi Sisli ve çok soğuk bir kış ayı bekliyor. 31 Mart'ın önemi asıl Nisan 1'de başlayacak. Realitede o zaman anlaşılacak ki, 1 oyun bile önemi çok önemli ve o 1 oy ile oyunun nasıl bozulabileceğini iyi idrak etmelisin. Yoksa Nisan 1 şakası mı diyemeden, ne olacağını bilemeden 1 gün değil 1 ömür boyu yaşayacaklarının ağır bedelini hepimiz ödeyeceğiz.

MHP'liside, CHP'lisi de bizim, AKP'liside, SP'liside bizim BBP'liside...

Allah aşkına biri çıksında halka bunları anlatsın? 31 Mart nedir'i? Sonrasında nasıl bir Türkiye'nin bizi beklediğini... Koltuklarınızın yada nefsinin esiri olmaktan vazgeçin. Yada alın yapıştığınız koltuklarla hemen buradan uzaklaşın. Yanlışlarınızın bedelini kimseye ödetemezsiniz. Hele hele geleceğimize, yarınımız çocuklarımıza asla...

Arı, Bal yapacak mı? Kılıç, Kınından Çıkacak mı

Şimdi Rüyadan uyanmak vakti... Kimsenin tabiki elinde sihirli değnek yok. Vatandaşları sükut-u hayale uğratmamak lazım. Senin bir hayalin vardı oldu. Ama şimdi Nevşehirlinin bir hayali var... İşte, Hayalimizdeki Nevşehir için yürünecek çok yollar yapılacak çok işler var. Bu şehrin bir evladı olarak seviliyorsun seviyorsun güzel ama yalancı baharda açan çiçek meyve vermez. Pofpoflanmak iyidir güzeldir belki ama marifettir iltifata tabi olan. Henüz ne yaptık ve bu neyin karşılığı? Uyanın ağalar hanımlar beyler ... Herşeyin dengesi güzeldir abartıdan uzak gerçeğe ve yeni ufuklara yelken açmak lazım. Nevşehir Türkiye'dir ama sadece Nevşehir'den ibaret de değildir. Bırakın artık kokulu öpücükleri, Halka anlatın geleceği, gerçekleri...1 Nisan'da nelerin bizleri beklediğini? 31 Nisan'ın Türkiye için neler ifade ettiğini...

Ülkemizin sırat köprüsünden geçtiği bu günlerde, altı uçurum ve bu köprünün ucunda tarih 31 Mart'ı gösteriyor. Tünelin ucunda Türkiye'mizi Aydınlık gelecek mi, yoksa Karanlık mı bekliyor asıl mesele bu....

Dalkavukluklara yol vermeyin...

Bir dost uyarısı: "Sevdanızı ve Davanızı Asla Yalnız Bırakmayın!"

Unutulmasın ki, güçlüden yana olanlar, korkak ve kaypak olurlar. Güç merkezi değiştikçe döner sonunda Fırıldak olurlar...

Yalakalık ve yağcılık, kendisine saygısını kaybetmiş insanların kendi çıkarları uğruna başkalarına gereksiz ya da hak etmediği iltifatlarda bulunmasıdır. Kısaca dalkavukluktur... 
Yalakalık deyip geçmeyin. Bu bir sanattır.
Herkesin yapabileceği, öğrenebileceği bir şey de değildir. Bu sanat sahibinin sırtı yere gelmez. Kişiyi basamakların en yükseğinde tutar. İnsanlığın var oluşundan beri müşterisi vardır. Petrol gibidir. Janjanlı ambalajlı hediye paketi gibidir, alıcısını sevindirir. Ama yine de Allah kimseyi bu sanat erbabının yanına düşürmesin. Kimileri bu durumu “nokta kadar menfaatler için virgül gibi eğilenlerin durumu” diye de tabir eder. Bazıları için yalakalık bir yaşam biçimi olmuştur. Onlar yalakalık yaptıklarının farkında bile değildir. Onların kanına işlemiştir yalakalık yapmak. Büyük ihtimalle bu, onların genlerinden geliyor olsa gerek.
Yalakalıktan hoşlananlara ne demeli?
Onlarda makamı mevkii ne olursa olsun, bence aslında çok uyanık kimselerdir ki O yalakalardan sonuna kadar yararlanıp kullanırlar. Ve onlara ufak tefek menfaatler sağlarlar. Kısaca her iki taraf içinde utanç verici bir durumdur bu.
Türkçe deki yalakalığın tanımında kullanılan kelimelerin çokluğuna bakıldığında toplumumuzun konuya ne denli ilgi ve alaka duyduğunu görmek mümkün olur.
Yağcı, yağdanlık, dalkavuk, şakşakçı, şaklabanlık, kemik yalayıcılık, yalpaklık, huluskarlık, omurgasızlık, yanar dönerlik, v.s. Uzayıp giden bir çeşitlilik vardır,Türkçedeki yalakalık literatüründe.
Yalakalığın ırkı, dini, dili ya da mezhebi yoktur. İngilizcede “brown nosing” burun b..ku anlamına gelir ki bizdeki yalakalık deyimiyle aynıdır.
Eskiden yaşayan kralın biri patlıcanı çok severmiş. Patlıcandan her bahsettiğinde, Soytarısı iç geçirir Kralı tasdik edermiş. Kral; ‘Patlıcan dolma gerçekten mükemmel bir yemek’ diye konuşsa, Soytarı atılır ‘evet patlıcan dolmanın üzerine yemek tanımam’ dermiş. Kral patlıcan musakkadan bahsetse ‘ah var mı patlıcan musakka gibi bir yemek’’ diye söze başlarmış. Kral ‘ üç öğün patlıcan kızartma olsa yerim’ dediğinde, ‘bir ömür patlıcan kızartma yiyebilirim’’ dermiş.
Zaman geçtikçe Kral patlıcandan bıkmış nefret eder olmuş. ‘Bu patlıcan yemeğini nasıl yerler bilmem. Böyle tiksindirici bir yemek daha olamaz’ demiş.
Soytarı ‘Haklısınız Kralım millette ne mide var. Aslında tüm patlıcan yemeklerini yasaklamak lazım’ demiş. Soytarının daha önceki söylediklerini bilen bir kişi ‘Yahu! Daha düne kadar sen değimliydin patlıcan yemeğini öve öve göklere çıkaran?’ diye sorduğunda Soytarı atılmış. ‘Ben Kralın Soytarısıyım patlıcanın değil.’
Yalakalık üzerine bir derleme yapmak istedim bugün. Bilin bakalım kimi tarif ettim? Aslında etrafımızda o kadar yalaka var ki, bu şablon tümüne uyar.
Aman efendim. O yalakalar bizden uzak dursun. Her ne kadar bulaşıcı olmasa da, bizi de yanlarında görenler “yalaka” sanabilir.
Gölge etmesinler başka ihsan istemez…
Sevgiyle kalın…

Her şeyin ta tepesine çıkmak iyi şeydir; ama tepeler ıssızdır, soğuktur, ebedi karlarla kaplıdır.

Biz Kimsenin cebinde taşıdığı ve zamanı geldiğinde kullanacağı bozuk para olmadık olmayacağız... Kimsenin adamı değil Milletin Adamı, Ve Nevşehir sevdalısı olarak, asla tarafsız olmayacağız, Halkın ve Hakkın yanında olmaya doğruları konuşmaya devam edeceğiz.


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.