banner177
banner195

Çatlı ekibi öldürdü iddiası

Susurluk kazasından bir ay sonra dönemin Başbakan’ı Erbakan’ın talimatıyla hazırlanan MİT raporunda sır cinayetler anlatıldı. Raporda MİT muhbiri Ümit’in “Çiller Özel Örgütü” listesindeki Çatlı ekibi tarafından “infaz edildiği” öne sürüldü.

Çatlı ekibi öldürdü iddiası

banner143
banner134

 TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu raporunun ekinde yer alan ve kamuoyuna açıklanmayan “çok gizli” damgalı MİT raporunda, 1990’lı yılların başında gerçekleşen birçok faili meçhul cinayete de yer verildi. Basında yer alan iddialara dayanılarak hazırlanan raporda bu cinayetlerin “Çiller Özel Örgütü”nün bilgisiyle Abdullah Çatlı ve ekibi tarafından geçrekleştirildiği öne sürülüyor. Cinayetlerin şemalarla gösterildiği raporda JİTEM üyesi Cem Ersever’in de “Çatlı’nın ekibi tarafından ortadan kaldırıldığı”, MİT’e çalışan ve öldürülüp öldürülmediği bugüne kadar aydınlaılmayan Tarık Ümit’in ise yine “Abdullah Çatlı ekibi tarafından infaz edildiği” anlatılıyor.

 

‘ÖRGÜT’ ŞEMASI ÇIKTI

 

Dönemin Başbakan’ın Necmettin Erbakan’ın talebiyle hazırlanan, 17 Aralık 1996 tarihli, MİT raporunda, kamuoyunda merak uyandıran faili meçhul cinayetlere geniş yer alıyor. Milliyet gazetesinden Önder Yılmaz'ın haberine göre, Başbakanlık’tan ve savcılıklardan gelen belgeler ve özellikle basında çıkan haberler doğrultusunda faili meçhul cinayetlere ilişkin hazırlanan şemalar, “Çiller Özel Örgütü” ve bu örgütün içinde bulunduğu iddia edilen Abdullah Çatlı ile ekibini işaret ediyor.

 

Raporda basındaki bilgilerle oluşturulan “Çiller Özel Örgütü” şemasında, öldürülen, “Mehmet Urhan, Askar Simitko, Lazım Esmaeili, Bahçet Cantürk, Tarık Ümit, Yusuf Ekinci, Savaş Buldan, Hacı Karay, Tevfik Ağansoy, Adnan Yıldırım, Medet Serhat, Cem Ersever, Neval Boz ve Mustafa Deniz” gibi isimler yer alıyor. “Çiller Özel Örgütü”nde ünitelerin birbiriyle bağlantısı olmadığı vurgulanırken, “Çiller suç örgütünde bulunan kişilerden hiçbiri diğerini tanımamaktadır” deniliyor.

 

UYUŞTURUCU TRAFİĞİ

 

Raporda, JİTEM’in kuruluşundan beri önemli görevlerde bulunan Binbaşı Cem Ersever’in faaliyetleri ve ölümüne geniş yer alıyor.

 

Irak askeri istihbarat mensuplarının, “Cellat” lakabını taktığı Ersever’in görevde olduğu dönemde birçok cinayete ve karanlık işlere karıştığı vurgulanıyor. Lübnan/Bekaa Vadisi’nden PKK dönetimindeki uyuşturucunun Avrupa’ya geçişi için suriye Gizli Servisi El Muhaberat’la bağlantıyı sağladığı iddia edilen Ersever’in, bu amaçla Baalbek kentinde PKK’lılarla görüşme yaptığı, çevresinde topladığı itirafçılarla JİTEM olanaklarıyla uyuşturucu trafiğinde kilit konuma geldiği iddia ediliyor.

 

Raporda, istifasının ardından Genelkurmay’ı hedef alan açıklamalarda bulunan Ersever’in, Kasım 1994’te uyuşturucu trafiği elemanı ve tanığı olması nedeniyle Çatlı ekibi tarafından Başbakanlık Poligonu’nda sorgulanmasının ardından, arkadaşları Mustafa Deniz ve Neval Boz ile birlikte elleri bağlı şekilde öldürüldüğü dile getiriliyor.

 

‘PARALARI İHBAR ETTİ’

 

Raporda, halen kayıtlarda öldürülüp öldürülmediği belli olmayan MİT’e çalışan Tarık Ümit’in, Çatlı ekibi tarafından ortadan kaldırıldığı iddiası yer alıyor.

 

MİT’in istihbarat kaynağı ve operasyon görevlisi olan Ümit’in, Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olmasının ardından polisle çalışmaya başladığı vurgulanan raporda, “Çiller Özel Örgütü”nün büyük paralara el koyduğunu Genelkurmay’a bildirdiği ifade ediliyor. Ümit’in, Behçet Cantürk’le birlikte Çiller’e götürülen 500 milyar TL’nin kaynağını bildiği bilgisinin bulunduğu raporda, bu nedenlerle, 2 Mart 1995’te, Çatlı ekibi tarafından Sami Hoşnav’ın (Hoştan) çiftliğinde sorgulanıp öldürüldüğü öne sürülüyor.

 

ÜMİT’İN SON SAATLERİ

 

2 Mart 1995’te öğlen tanıdıklarını arayan Tarık Ümit’in, “Mehmet Ağar’la telefonda görüştüğünü, Ankara’dan gelecek olan Korkut Eken ve arkadaşlarıyla buluşacağını” belirttiği bilgisine yer verilen raporda şunlar deniyor:

 

“Tarık Ümit’ten daha sonra bir haber alınamamıştır. Tarık Ümit’i, kaybolduğu gün cep telefonu ile saat 19:21’de Ayhan Akça ve Ziya isimli polis memurları aramıştır. Ümit’in arabası 4.3.1995’te Çerkezköy’de boş olarak bulunmuştur. Tarık Ümit en son Bağdat Caddesi’ndeki Divan Pastanesi’nde Ayhan Akça ve Ziya ile birlikte görülmüştür. Menfaat uyuşmazlıkları dolayısıyla araları açılan Korkut Eken, Ümit’in Cihangir’deki bürosunu telefonla arayarak, Ali isimli büro görevlisine ‘Tarık’a söyleyin bizi sattı, bunun hasabını verecek’ şeklinde tehditte bulunmuştur.”

 

KROKİLER RAPORDA

 

MİT raporunun eklerinde, MİT’in Tarık Ümit’le ilgili 1,5 sayfalık bilgi notu da yer alıyor. MİT’in yasal görev alanına giren potansiyele sahip olması nedeniyle Tarık Ümit’le irtibat kurulduğu anlatılan bilgi notunda, kendisiyle sadece MİT’in görev alanına giren konularda görüşüldüğüne özel vurgu yapılıyor. 1988-1994 arasında irtibatın koptuğu Ümit’le, 1994’te yeniden görüşülmeye başladığı vurgulanan bilgi notunda, şu ifadelere yer veriliyor:

 

“En son karşılıklı görüşme 28.2.1995 tarihinde geçrekleştirilmiş, 2.3.1995 tarihinde telefonla yapılan görüşmeden sonra ise, irtibat kesilmiştir. İrtibatın kesilmesinden sonra, adı geçenin ailesi ile görüşülmüş, irtibat kurulamayış nedeni araştırılmışsa da bir sonuca ulaşılamamıştır. Daha sonra anılan şahsın otomobili 3 Mart 1995 tarihinde Silivri’nin Kılıçlı köyünde bulunmuştur. Araştırmalardan belli bir sonuca ulaşılamamıştır. Bu dönemde ve daha sonraki günlerde Tarık Ümit’in ailesi, adıgeçene ulaşabilmek içni yasal yollara başvurmuşlardır. Bu konuda temin edilen belgeler ektedir.”

 

MİT’in bilgi notu doğrultusunda Tarık Ümit’e tahsis edilen araçla ilgili resmi yazılar, ifade tutanakları, savcılık ve çeşitli kurumlara ilişkin yazışma belgeleri ve Tarık Ümit’in kızı Hande Ümit Birinci’nin dönemin Cumhurbaşkanı’na gönderdiği mektuplar da raporda yer aldı. Raporda, Tarık Ümit’in 34 ZU 478 plakalı aracının terk edilmiş olarak bulunduğu muhale ilişkin savcılık ve jandarma komutanlığı tarafından hazırlanan kroki de bulunuyor.

 

CANTÜRK’TEN SEÇİM PARASI’

 

MİT raporunda Behcet Cantürk ile iddialar da yer alıyor. Uyuşturucu kaçakçılığında Suriye ile bağlantıyı sağlayan Behçet Cantürk’e, bir süre sonra ihtiyaç kalmadığı anlatılan raporda, Cantürk’ün, Tarık Ümit ile beraber DYP Genel Başkanlığı seçimleri sırasında Tansu Çiller’e kaynağı belli olmayan 500 milyar TL (bugünün parasıyla 500 bin TL) götürdüğü iddiası yer alıyor. Raporda, Cantürk’ün 14 Ocak 1993’te Çatlı tarafından öldürülmesiyle Çiller’in bir suç ortağından kurtulduğu iddiasına yer veriliyor.

 

ÇEK-SENETLE ÜLKÜCÜLERE YARDIM

 

MİT raporunda, Alaattin Çakıcı için “12 Eylül öncesinde Şişli ve Gültepe drijan ve militan ülkücüleri maddi yönden desteklediği, ‘Hakettin Biber’ adlı bir büro açarak piyasadaki batık senetleri tahsil işiyle uğraştığı ve büyük paralar kazandığı vurgulanıyor. Raporda, Fantim adlı gece kulübünü işleten Çakıcı’nın ülkücü milatanları maddi yönden destekleyerek batık paraların kurtarılması konusunda kullandığı ifade edilirken, Alparslan Türkeş hakkında şu iddiaya yer veriliyor: “1989 tarihi itibarıyla münfesih MÇP’nin üst düzey yöneticileri ile iltisaklı olup, Genel Başkan Alparslan Türkeş’in talebi ile erken genel seçimlerde kullanılmak üzere 200 milyon TL (günümüz parasıyla 200 TL) para yardımında bulunmuştur.”

 

Raporda, Haluk Kırcı için de “Ülkücü kesim içerisinde önemli bir etkinliğe sahip olan adı geçen, MHP yönetiminde üst kademede görev alan şahıslarla iltisaklıdır” ifadesi kullanılıyor.

 

ÖZER ÇİLLER’E ‘KAÇAKÇILIK’ SUÇLAMASI

 

MİT raporunda Tansu Çiller’in eşi Özer Uçuran Çiller ile ilgili iddialar da yer alıyor. Raporda Özar Uçuran Çiller’in, “Çiller Özel Örgütü” ağını kullanarak nükleer madde kaçakçılığı yaptığının, devletin ishitbarat kurumlarınca saptandığı iddia ediliyor.

 

Raporda, Özer Uçuran Çiller’in uyuşturucu kaçakçılığı nedeniyle Van Emniyet Müdürlüğü’nce aranan, aynı zamanda silah ve nükleer element kaçakçılığı yapan Hüseyin Duman isimli şahısla birlikte “Lacossa GMBH” adlı Alman firmasıyla parça başına komisyon karşılığında nükleer madde anlaşması yaptığı dile getiriliyor.

 

Raporda genelev işletmecisi Matild Manukyan’ın arabasına düzenlenen bombalı saldırıda esas hedefin Manukyan değil, şoförü Mehmet Urhan olduğu da öne sürülüyor. Urhan’ın İstanbul Bankası’nda müstahdem olarak çalıştığı yıllarda Özer Çiller’in özel işlerini takip ettiği, öne sürülüyor.

 

Raporda, İran Devleti adına Türkiye’de kaçakçılık faaliyeti yüreten İran Sivil Savunma Bakanlığı (MOD) görevlisi İranlı Askar Simitko ve Lazım Esmaeli ile Mehmet Ağar aracılığıyla bağlantı kuran Özer Çiller’in, iki İranlı sayesinde İran’ın büyük ihtiyaç duyduğu nükleer madde ve stratejik yedek parça satışını tekeli altına aldığı iddiası dile getiriliyor.


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.