banner177
banner195

Gürbüz ‘’Alparslan Türkeş Bey’i Rahmet, Minnet ve Şükranla Anıyoruz

Milliyetçi Hareket Partisi Kadın Kolları Başkanı Yıldız Gürbüz yayınlamış olduğu mesajında merhum Alparslan Türkeş’i minnet ve şükranla anıyoruz dedi.

 Gürbüz ‘’Alparslan Türkeş Bey’i Rahmet, Minnet ve Şükranla Anıyoruz

banner143
banner134

 MHP Kadın Kolları Başkanı Yıldız gürbüz yayımlamış olduğu mesajında merhum Alparslan Türkeş’i rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz dedi. Yıldız yazılı açıklamasında şunları kaydetti.

 

Hepimizin bildiği gibi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları’nın kurucusu Alparslan TÜRKEŞ Bey, 4 Nisan 1997 tarihinde hakkın rahmetine kavuşmuştur. 80 yıl süren bütün ömrünü, Türk dünyasının varlığına, birliğine ve bekasına adamış olan Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ Bey’i, 18. vefat yıl dönümünde rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz.

Ancak, Alparslan TÜRKEŞ Bey’in aziz hatırasını yâd ettiğimiz bu günde, onu ve ömrünü adamış olduğu ülkü yolunu daha iyi anlayabilmek için, Türk tarihine genel olarak bakmak ihtiyacı hissediyoruz. Türkçülüğün, Turan idealinin ve Türk milliyetçiliğinin günümüz nesillerince daha iyi anlaşılabilmesi için, 16. yüzyıldan sonraki Türklüğün tarihi seyrinin çok iyi bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Bir Türk yüzyılı olan 16. yüzyıldan sonra dünya Türklüğü gerileyeme başlamış, sadece Batı Türklüğü’nü temsil eden Osmanlı değil, Türkistan’daki Türk varlığı da aşama aşama gerilemiştir. 1699 yılında imzalanan Karlofça Antlaşması ve özellikle 1774 yılında imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması’ndan sonra, hızla yenilgiye uğrayan Batı Türklüğü, 1921 yılının Ağustos ayında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi’ne kadar, Avrupa’daki, Afrika’daki, Orta Doğu’daki ve Kafkasya’daki bütün topraklarını kaybetmiştir. Aynı süre içerisinde, Türkistan coğrafyası da Rus ve Çin işgaline uğramış ve bu coğrafyada bulunan bütün Türk yurtları bağımsızlıklarını kaybetmişlerdir.

Bütün Türk dünyası, 20. yüzyılın başında işgal altında iken, Anadolu Türklüğü son bir hamle yaparak, Mustafa Kemal ATATÜRK ve erinden mareşaline kadar bütün kurtuluş kadrosu sayesinde Türkiye ülkesini yeniden kurmuş ve hiç olmazsa Batı Türklüğü rahat bir nefes almıştır.

Dolayısıyla Alparslan TÜRKEŞ’i ve ideallerini anlayabilmek için ATATÜRK’ün Kurtuluş Savaşı’ndaki mücadelesini ve 1923 yılında ilan edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesini çok iyi anlamamız gerekir. Bu tarihten itibaren özellikle İkinci Dünya Savaşı’nın bitiş tarihi olan 1945’lere kadar dünya siyasetini ve o günkü Türk dünyasına yönelik olarak küresel çapta işlenen cinayetleri bilebilirsek, 1944’lü yıllarda Alparslan TÜRKEŞ Bey ve arkadaşlarına yapılan eziyetleri çok daha iyi anlayabiliriz. Özellikle 1950’li yıllardan sonra ATATÜRK’ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin, Türk dünyasına sırtını dönmesi, dış Türklerle ilgilenmemesi ve ülkemiz içerisinde ATATÜRK çizgisinden uzaklaşmasını anlayabilirsek, Alparslan TÜRKEŞ’in Türk milletine yeniden bir umut ışığı, yeniden bir şahlanma azmi vermek istemesini çok daha iyi anlayabiliriz.

Bu amaçla Alparslan TÜRKEŞ Bey, genel başkanı olduğu Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin adını, 9 Şubat 1969 tarihinde Adana’da toplanan olağanüstü büyük kongrede Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirmiş ve partinin amblemi olarak da 3 hilal kararlaştırılmıştır. Böylece Alparslan TÜRKEŞ’in emaneti olan Milliyetçi Hareket Partisi, günümüze kadar varlığını korumuş ve Türk milletine doğru bildiği her şeyi anlatmaya çalışmıştır.

Ancak, yine hepimizin bildiği gibi, Alparslan TÜRKEŞ Bey ve en büyük eseri MHP, kurulduğu günden itibaren küresel çapta saldırıya uğramış, hakarete uğramış, özellikle 1980 öncesinde dünyanın bütün terör örgütlerinin hedefi haline gelmiştir. MHP’nin ideallerinin, küresel

emperyalizm ve Türkiye’deki yanlıları tarafından sürekli aşağılandığı, yalanlarla ve iftiralarla karalandığı bilinmektedir. Gerçekleştirilen tüm saldırılara, 1980 yılı öncesinde verilmiş olan 5000 şehide ve geçtiğimiz haftalarda Ege Üniversitesi’ndeki şehit Fırat kardeşimize kadar yapılan tüm saldırı ve engellemelere rağmen, MHP’nin günümüzde Türk milletinin umudu haline geldiği açıktır.

Dolayısıyla, Türkiye ülkesini yönettiği söylenen başbakanların Türk milliyetçiliğini ayaklar altına aldığı, Ege Denizi’ndeki 16 adamızın Yunanlılar tarafından işgal edildiği, tüm Ege Denizi’nin Yunanlıların egemenliğine terk edildiği, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sözde Rum Cumhuriyeti’ne peşkeş çekilerek eklemlenmeye çalışıldığı ve bu kapsamda Akdeniz’in bir Rum gölü haline gelmesine seyirci kalındığı bir dönemde Alparslan TÜRKEŞ’i rahmetle anıyoruz.

Suriye ve Irak Türklüğü’nün, envai çeşit terör örgütlerinin insiyatifine bırakılarak katliamlara uğratıldığı ve Süleyman Şah Türbesi örneğinde olduğu gibi, vatan topraklarından apar topar kaçıldığı bir dönemde Alparslan TÜRKEŞ’i rahmetle anıyoruz.

Yine aynı şekilde, Türkiye’nin bir bölgesinin ısrarla ve inatla terör örgütü PKK’ya devredilmek istendiği, Türk Bayrakları’nın gönderden indirilmeye çalışıldığı, nihayet Türk Milleti ve Türk Devleti’nin içte ve dışta her türlü hakarete uğratıldığı bir dönemde Alparslan TÜRKEŞ’i rahmetle anıyoruz.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli bahaneler öne sürülerek belinin kırılmaya çalışıldığı, Türk adı ve Türk milleti tanımının, Anayasa, yasalar, tüm yazılı kaynaklar ve hatta tüm gönüllerden silinmeye çalışıldığı, Türkçe’nin hakarete uğradığı, Karabağ ve Doğu Türkistan örneklerinde olduğu gibi Türk dünyasının görmezden gelindiği, 1915 yılında Türklere yapılan katliamlar tersine çevrilerek Ermeniler’den özür dilenmeye çalışıldığı ve dahası, devletin ayağa düşürülerek, memurunun, subayının, askerinin, korucusunun ve savcısının güpegündüz sokak ortalarında enselerinden öldürüldüğü bir dönemde Alparslan TÜRKEŞ’i rahmetle anıyoruz.

Bu yüzden, Alparslan TÜRKEŞ’i ve ideallerini günümüzde daha iyi anlıyoruz. Onun çileli hayatını, iradesini ve yılmayan azmini kendimize örnek alıyoruz. Bizlere emanet etmiş olduğu MHP’nin, Ülkü Ocakları’nın ve DOKUZ IŞIK düşüncesinin, yüce Türk milleti tarafından daha iyi anlaşılması için gayret ediyoruz. Türkiye’nin tekliği için, vatanının ve milletinin bölünmez bütünlüğü için, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin güçlenerek, bölgesel ve küresel çapta sözü dinlenir bir lider ülke olması için gayret ediyoruz. Türk milletinin bütün fertleri ile insanca, haysiyetli ve onurlu bir şekilde, ele güne muhtaç olmadan, başı dik, zengin ve müreffeh bir toplum haline gelmesi için çabalıyoruz. Türk dünyasının, İslam âleminin ve bütün dünyanın adaletli bir yer olması için gayret ediyoruz. Türk milletinin bin yıldır gönülden bağlandığı yüce dinimiz gereğince, bütün dünyaya iyilik, güzellik ve barış getirmek için gayret ediyoruz.

Sonuç olarak, Mete Han’dan Orhun Abideleri’ne, Alparslan’dan Fatih Sultan Mehmet’e, Gazi Osman Paşa’dan Atatürk’e kadar, bilinen Türk tarihinin bütün kahramanlarının ruhunu kendine rehber olarak almış olan Başbuğumuz Alparslan TÜRKEŞ Bey’i rahmetle ve minnetle bir kez daha anıyoruz. Eserlerini koruyacağımıza ve son nefesimize kadar büyük Türk milletinin varlığı, birliği ve bekası için çalışacağımıza söz veriyoruz. Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.’’


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.