Milletin adamları: Menderes, Özal ve Erdoğan...Astınız...Zehirlediniz...Yedirmeyiz...!

banner211

banner13

banner10

banner218

banner235

banner177
23 Ekim 2014 Perşembe

Ürgüp te Mobese Yok mu ?

Milletin adamları: Menderes, Özal ve Erdoğan...Astınız...Zehirlediniz...Yedirmeyiz...!

Milletin adamları: Menderes, Özal ve Erdoğan...Onlar Atatürkle perçinleşen Millet sevgisinin simge isimleri.Onlar Bu toprağın Sesi,Vicdanı,Atılım Ruhu,Onların Yüreğinde Millet,Milletin Yüreğinde Onlar Var…! Ve şimdi ise vatandaşlarımız bakın ne diyor:" Menderesi Astınız... Özalı Zehirlediniz... Erdoğanı Yedirmeyiz...!"

banner195
09 Nisan 2013 Salı 16:39
Bu haber 1561 kez okundu
Milletin adamları: Menderes, Özal ve Erdoğan...Astınız...Zehirlediniz...Yedirmeyiz...!
banner134
banner143
 

MİLLETİN ADAMLARI:R.TAYYİP ERDOĞAN… 


İlk yıllarıerdogan

Babası Sahil Güvenlik’te çalışan Recep Tayyip Erdoğan çocukluğunu Rize’de geçirdi. 14 yaşında ailesi ile Rize’den İstanbul’a, Kasımpaşa semtine göç etti.Piyale Paşa İlkokulu’nda okudu. 1965′te İmam Hatip Lisesi’ne kayıt olup 1973 yılında mezun oldu. Yüksek öğrenimini, daha sonra Marmara Üniversitesi’ne bağlanarak adı Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak değiştirilen Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okulu’nda yapan Erdoğan, Camialtı, İETT ve Erokspor’da 16 yıl futbol oynadı ve 12 Eylül 1980 sonrasında futbolu bıraktı.

 

Özel hayatı

1977 yılında tanıştığı Emine Erdoğan ile, 4 Temmuz 1979 tarihinde evlendi. Ahmet Burak ve Necmeddin Bilal isimli iki oğlu, Esra ve Sümeyye adında da iki kız çocuğu oldu. Türkiye’de üniversitelerdeki türban yasağı yüzünden türbanlı kız çocuklarını bu yasağın olmadığı Amerika Birleşik Devletleri’nde okutmaya karar verdi. 

İş hayatı

12 Eylül 1980’de İETT’den ayrılınca özel sektörde çalışmaya başladı ve bir müddet özel sektörde çalıştıktan sonra, 1982 yılında askere gitti. Askerden döndükten sonra yine aynı şirkette yaklaşık birbuçuk sene çalıştı. Bir sonraki çalışma hayatına başka bir şirkette genel müdür olarak devam etti.

 

Siyasi Kariyeri

Milli Türk Talebe Birliği’nde orta öğrenim komitelerinde görev ve sorumluluk üstlenmek suretiyle başladığı teşkilatçılık kariyeri, MSP İstanbul İl Başkanlığı ile devam etmiştir.

 

Millî Selâmet Partisi

1978 yılında Millî Selâmet Partisi (MSP) Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına ve aynı yıl MSP İstanbul İl Başkanlığına seçildi.

 

Refah Partisi

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra 1983 yılında kurulan Refah Partisi ile siyasi hayata tekrar atıldı. 1984 yılında Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında da İl Başkanı ve MKYK üyesi seçildi. 1986 ara seçimlerinde milletvekili adayı oldu. Ardından 1989 yılında da Beyoğlu ilçesinden belediye başkan adayı oldu ve 1989 seçimlerinden Refah Partisi 2. parti olarak çıktı. 1991 yılında tekrar milletvekili adayı oldu ve parti barajı geçince milletvekili oldu. Tercihli oy sistemi nedeniyle yüksek seçim kurulu milletvekilliğini iptal etti. 27 Mart 1994 seçimlerine kadar İstanbul İl Başkanlığı görevini sürdüren Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı oldu ve 27 Mart 1994 seçimlerinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. Başkanlığı döneminde İstanbul’daki kaçak yapılaşma ile mücadele etti . Hakkında 18 dosyadan İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açıldı. Bunlardan bazıları Akbil İsfalt,  İstaç ve İdo davalarıdır. Bu davalar, milletvekili olduğunda dokunulmazlığı nedeniyle dokunulmazlığı süresince donduruldu.

 

Hüküm giymesi ve cezalar

 

Hapis cezası

 12 Aralık 1997 yılınında davet üzerine gittiği Siirt’te, miting sırasında Ziya Gökalp’ın 1912 yılında Balkan Savaşı için yazdığı Asker Duası’nın değiştirilmiş bir versiyonu  ile; orduyu öven dizeyi söylemeden yerine

Minareler süngü
Kubbeler miğfer
Camiler kışlamız
Müminler asker

mısralarını eklediği için Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. Yargılama sonucu Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği gerekçesiyle dört ay hapis cezasına çarptırıldı. Erdoğan cezasını 24 Temmuz 1999 günü tamamladı. Bu süreçte başını Nazlı Ilıcak’ın çektiği gazeteciler ile Korkut Özal gibi politikacılar tarafından yeni bir parti kurması yolunda telkinlere açık oldu. 

3 kuruşluk tazminat cezası

14 Ocak 2000 tarihinde Avusturalya’nın Melbourne şehrinde yayın yapan SBS radyosuna verdiği mülakatta aşağıdaki ifadeyi kullanmasından ötürü şehit aileleri tarafından aleyhinde 3 kuruşluk tazminat davası açıldı. Davacı şehit ailelerinin avukatlığını Kemal Kerinçsiz’in yaptığı davada 3 kuruşluk tazminat cezası İstanbul Kartal 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin Aralık 2007 tarihinde verdiği kararla kesinleşti. Erdoğan, sözlerinden dolayı 3 kuruş tazminat cezası ödemeye mahkûm oldu.

Sayın Öcalan, şu an almış olduğu kellelerin hesabını veriyor. Bense düşüncelerimden dolayı 4 ay hapis yattım, aramızdaki fark çok büyük.

 

Adalet ve Kalkınma Partisi

Fazilet Partisi’nin, Anayasa Mahkemesi tarafından temelli kapatılmasının ardından, bağımsız kalan milletvekilleri, yeni parti kurma çalışmalarını “gelenekçiler” ve “yenilikçiler” olarak adlandırılan iki kanattan sürdürdü. “Millî Görüş’çü” olarak adlandırılan kanat, Recai Kutan’ın genel başkanlığında 20 Temmuz 2001′de Saadet Partisi’ni kurarken, “değişimci” kanat da, Tayyip Erdoğan liderliğinde 14 Ağustos 2001′de, Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu ve Tayyip Erdoğan, parti genel başkanlığına seçildi. Erdoğan “biz gömleğimizi değiştirdik” ifadesiyle gelenekçilerden büyük tepki aldı.

Kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), 3 Kasım 2002 seçimlerinde kayıtlı 41.291.568 seçmenin oy kullanan 32.652.702 kişisi içinden10.770.704 adet oy alarak %34,29 ile birinci parti oldu.  

Başbakanlığı

Erdoğan seçim yasağı bulunduğu için meclise giremedi. Abdullah Gül bir süreliğine parti başkanlığını ve başbakanlığı yürüttüyse de, seçimlerde Siirt milletvekili seçilen Fadıl Akgündüz’ün milletvekilliğinin düşürülmesinin ardından Siirt seçimlerinde Ak Parti’den ilk sıradaki Mervan Gül’ün adaylıktan çekilmesi ile seçime girerek kazandı. Ak Parti Hükûmeti’ni Abdullah Gül’den devralarak Başbakan oldu.

Recep Tayyip Erdoğan 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan 23. Dönem Milletvekili Seçimlerinde partisinin %46,6 oy alarak 341 milletvekili çıkardı

MİLLETİN ADAMLARI:TURGUT ÖZAL… 


MUAMMA BİR ÖLÜM!!!ÖZAL

 
 
Turgut Özal  Türkiye Cumhuriyeti’nin 45. ve 46. dönem hükümetlerinde başbakanlık yapmış ve ardından 8. Cumhurbaşkanı seçilerek, görevi başında hayatını kaybetmiş olan siyasetçi ve devlet adamıdır.

Hayatı ve kariyeri 
 
 Babası Mehmed Sıddık banka memurluğu yaparken, annesi Hafize Hanım ilkokul öğretmeniydi. Bir dönem sonra Silifke’ye taşındıktan sonra, pilot olmayı isteyen Özal eşeğin üzerinden düşerek kolundan sakatlanınca bir kolu biraz daha kısa kalmış ve pilotluk hevesi de böylelikle sona ermiştir.
 
 Eğitimi  
 4 yaşındayken Bilecik’in Söğüt ilçesine taşınan Özal, ilk öğrenim hayatına burada başladı. Babasının görevi nedeniyle sık sık il değiştiren Özal, orta okulu Mardin’de bitirir. Mardin’de lise olmaması nedeniyle, Konya Lisesi’nde eğitimine devam eden Turgut Özal bu dönem içerisinde kardeşi Korkut Özal da o’na eşlik etmiştir. Son olarak Kayseri Lisesi’nde lise eğitimini bitiren Özal, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliğini burs alarak kazanır. 1950 yılında mezun olur.
 
 Aile Hayatı
 
 Turgut Özal, 1952 yılına kadar kısa süreli bir evlilik yaşar. Bu evlilikten sonra çalıştığı kurum Elektrik İşletmesi Etüd İdaresi’nde daktilocu olarak görev yapan Semra Özal ile evlenerek Ahmet, Zeynep ve Efe adlı üç çocuk sahibi olurlar.
 
 Kariyeri
 
 Evlendikten sonra, Amerika’da ihtisas yapmaya giden Özal ekonomi branşında eğitim alır.
 Geri döndüğünde EİEİ Genel Müdür Yardımcısı (ya da Genel Direktör Teknik Müşaviri; kayıtlar arasında ikilem mevcut) olur ve Türkiye’de elektrifikasyon üzerine projelerde çalışır.
 1958 yılında Planlama Komisyonu’nda sekreterya görevini yaptıktan sonra 1959Devlet Su İşleri Genel Müdürü 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de, bu dönem içerisinde yedek subay öğrencisi olarak aynı kurumda çalışır. ANAP kayıtlarına göz gezdirecek olursak, Özal’ın ona komutanlık ve öğretmenlik yaptığını görebiliriz. Askerliği sonrasında Devlet Planlama Teşkilatı’nın kuruluşunda çalışan Özal, 1965 seçimlerinden sonra Süleyman Demirel’in danışmanı olarak görev yapar. 1967 yılında DPT Müsteşarı olan, 12 Mart 1971 darbesinden sonra 1973 yılına kadar Dünya Bankası Sanayi Dairesi’nde danışman olarak çalışan Özal yurda döndükten sonra başta Sabancı Holding olmak üzere birçok sektördeki, birçok şirket için yönetici olarak çalışır. (Sabancı Holding’deki görevinin Genel Koordinatörlük olduğu ileri sürülmektedir)yılında Ankara Ordanat Okulu’nda yedek subay olur. Dönemin 
 12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra, IMF politikalarını uygulamak amacıyla Bülend Ulusu Hükümeti’nde ekonomiden sorumlu Başbakan yardımcılığı görevine getirilir. Bu göreve getirildikten 22 ay sonra, 14 Temmuz 1982 yılında istifa eder.
 
 Siyasi Hayatı
 
 20 Mayıs 1983′de Anavatan Partisi’ni kuran Özal 6 Kasım 1983′deki seçimlerde 400 kişiden oluşan parlamentoda 211 milletvekili çıkararak iktidar ve 45. Dönem Başbakanı olur. 1984 yerel seçimlerinde tekrar iktidar olan Özal, 13 Nisan 1985′de yapılan ilk kongrede tekrar genel başkanlığa seçilir.
 1987 yılında yapılan genel seçimlerde, 292 milletvekili çıkartarak tekrar çoğunluğu sağlar ve 46. Dönem Başbakanı olur. (Her ne kadar Anavatan Partisi’nin resmi web sitesi 47. Dönem başkanı oldu dese de. 47. Dönem başbakanımız, hakkındaki fıkralarıyla ünlü, Yıldırım Akbulut’tur.)
 18 Haziran 1988′de Anavatan Partisi 2. Olağan Kongresi sırasında Kartal DemirağKartal Demirağ’ı cumhurbaşkanlığı döneminde affetti. tarafından suikast girişiminde bulunulan Özal, önce ölüm cezasına çarptırılan, ardından cezası 20 yıla indirilen
 
 

 
31 Ekim 1989′da Anavatan Partisi’nin meclis çoğunluğuyla 8. Cumhurbaşkanı seçilen Turgut Özal 9 Kasım 1989 tarihinde resmi olarak görevine başladı. 17 Nisan 1993Adnan Menderes anıtının karşısında İstanbul’da özel bir anıtta toprağa verilmiştir. Otopsi yapılmadan defnedilmesi Özal’ın ölümünde karanlık noktalar olduğu şüphelerini uyandırmaktadır. [kaynak belirtilmeli] tarihinde koşu bandındayken kalp krizi geçirdiği öne sürülen Turgut Özal, otopsisi yapılmadan 
 
 Ölümü ve Cenazesi
 
 Turgut Özal’ın ölüm tarihi, Süleyman Demirel’in 21 Ekim seçimlerinde “500 günde herkese 2 anahtar” (biri ev, biri araba için) vaadiyle iktidara gelmesinden 533 gün sonra gerçekleşmiştir. Bu vesile ile günümüzde hala devam eden bir komplo Teorisine konu olmuştur, bu diyalogların ana sebebi de hanımı Semra Özal’ın günümüzde halen devam eden açıklamalarıdır.
 Turgut Özal’ın cenazesine Türkiye’nin dört bir yanından yüzbinlerce kişi akın etmiş, televizyonlardan canlı yayımlanmış; ülkede bayraklar yarıya indirilmiştir

MİLLETİN ADAMLARI:ADNAN MENDERES… 


Acıyla örselenen aile: MENDERESLERmenderes

 Menderes ailesinin hayat hikayesi baştan sona acılarla dolu. Ailenin ismi zikredilirken yanına gelen kelimemeler; acı, dram, hüzün, kaza, ölüm. 10 yıl başbakanlık yapan Adnan Menderes uzun süren ve acılarla dolu yargılama ve mahpus hayatının sonunda idam edildi. Ardından çocukları Yüksel intihar etti, Mutlu, trafik kazasında öldü. Aydın ise ağır bir trafik kazası geçirdi. Aydın’ın, bugün eski halinden eser kalmayan Sarayiçi Mahallesi’nde doğan Adnan Menderes’in çocukluğuna ilişkin hatıralarında acılı olaylar önemli yer tutar. 1899 yılında muhtemelen yaz aylarında dünyaya geldiği rivayet edilen Adnan Menderes’in göbek adı Ali’ydi. Adnan Menderes küçük yaşta öksüz ve yetim kalır. Önce annesi veremden ölür, hemen ardından kalbinden rahatsız olan babası vefat eder. Ablası Melike de 5 yaşlarında veremden hayatını kaybedince ailenin hayattaki tek ferdi Adnan Menderes kalır. Artık yalnızdır. Ablasının vefatı Adnan Menderes’i çok üzer. Daha sonraki yıllarda bunu hiç unutamadığını belirtecek ve yıllar sonra başbakanken Izmir’de Melike’nin hayata gözlerini yumduğu mahalden geçerken duygulanacak, gözleri yaşaracak ve yanında bulunan arkadaşına şunları söyleyecekti: Düşün kardeşim düşün. O gün son yakınımı, kanı kanımla bir olan, canı canımla bir olan tek kardeşimi de kaybetmiştim. Halbuki evde benden olan, beni oyalayan oydu. Biz onunla iki çocuk, birbirimize dayanacak, yeni alemimizi yapacaktık. Gerçi bunları o zaman böyle açık, belirli elbette düşünemezdim. Ama inan ki bir takım sezilerim vardı. Ve anlıyorduk ki o da gidince ben artık yapayalnızdım… Okul günlerinde annesiz ve babasızlığın hüznü içindedir hep: Kardeşim, ana nedir bilmiyorum ama sezerdim. Baba nedir bilmiyorum ama sezerdim. Ablamın hatırası küçük ve beyaz bir duman parçası gibi içimde titrer. Ama mektep duvarları içinde bile yapayalnız yaşardım. Bayramlarda, tatillerde, çocuklarını kardeşlerini almaya gelenleri gördüğüm zaman içim yanar, kendimi zaptedemezdim. Zaafım görünür endişesiyle yatakhaneye, mektebin gizli ve görünmez köşelerine kaçar, saklanır ve hıçkıra hıçkıra ağlardım. Tırnaklarımı yerdim. Bu ağlama sesleri, bugün bile kulaklarımda akisler yapar. Bu acıyı tatmayan insana, bunları anlatmak mümkün değildir. Ağlamasının bilinmemesi ve duyulmaması için çeşitli yollara başvurur. Çünkü zaman zaman arkadaşlarının alaylarına maruz kalır. Hıçkırıkla ağlayacağı zaman cebinden mendilini çıkarır, yuvarlak bir yumak halinde ağzına tıkar, kendini gerer ve bu şekilde sesinin çıkmasını engellemeye çalışır. Belki hıçkırıkları duyulmaz ama inilti halinde için için ağlaması devam eder. Kendisini yakından tanıyanlar Adnan Menderes’in büyüyünce de ağlama nöbetlerine tutulduğunu anlatırlar. Ağzına mendil tıkama huyu ilerleyen yıllarda da devam eder. Adnan Menderes’in kişiliğinin şekillenmesinde ninesi Fitnat Hanım’ın büyük rolü olur. Çocukluğu ve gençliğinin ilk yılları büyükannesinin himayesinde geçer. Aile terbiyesini Fitnat Hanım’dan alır. Ancak ne var ki hayattaki tek dayanağı Fitnat Hanım da 1917 yılında ailenin diğer fertleri gibi veremden ölür. Toprak ağası dedesinden kendisine miras olarak Çakırbeyli çiftliği kalır. Varlıklıydı ama koskaca dünyada yapayalnızdı. Kendisi o günleri şu sözlerle özetler: Ben yalnızdım kardeşim, hayat boyunca hep yalnızdım. Yapayalnız ve kimsesiz… Siyaset dönemi başlar. Önce Serbest Fırka’nın Aydın Il Başkanlığı’nı yapar, partinin kapatılması ile CHP’ye girer ve ardından Demokrak Parti Genel Başkanı ve başbakan olur. 10 yıl başbakanlık yapan Menderes halkı dikkate alan icraatlarıyla milyonların gönlünde taht kurar. 18 Şubat 1959’da Londra yakınlarında uçağı düşer ancak Menderes bu korkunç kazadan yaralı olarak kurtulur. Tercihini devletten yana değil miletten yana koyan Menderes için 27 Mayıs darbesinden sonra acı dolu günler başlar. Yargı, mahpusluk, işkence ve acı son: Idam. Menderes ailesinin dramı baba Menderes’in idamıyla bitmez. Aydın milletvekilliği yapan ailenin en büyük ferdi Yüksel Menderes 1 Mart 1972’de Ankara’daki evinde ölü bulunur. Başucunda ise Kur’an—ı Kerim. Kareli bir kağıda yazdığı veda mektubunda ‘Hayatta kaderin bütün cilveleri beni buldu. Kötü hadiseler karşısında daha fazla tahammül gösteremeyeceğim. Artık yaşama gücümü kaybettim’ der. Yüksel’in intiharı kuşku doludur. 15 gün önce birlikte çalışma yaptıklarını anlatan şimdiki RP Ankara Milletvekili Şaban Karataş veda mektubundaki yazı ile Yüksel’in el yazısının biribirini tutmadığını belirtiyor. Ancak annesi Berrin Hanım’ın ‘Bırakın öyle kalsın. Üzerine daha fazla gidip de yaramızı deşmeyin’ ikazı üzerine aile yakınları dosyayı kapatır. Ailenin diğer ferdi Mutlu Menderes de Ankara’da 8 Mart 1978 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeder. Kazaya ilişkin soru işaretleri vardır ancak bunlar yıllardır aydınlanmamıştır. Adnan Menderes’in hayattaki son oğlu Aydın Menderes ‘önünün açıldığı’ bir anda trafik kazası geçirdi. Bugün hayati tehlikeyi atlattı. Ama kol ve bacaklarındaki felç durumu devam ediyor.

MİLLETİN ADAMLARINA AYDIN MENDERES’TEN DESTEK… 


Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı(TGTV) tarafından son birkaç haftadıraydin-adnan-menderes-01büyükşehirlerdeki billboardlara astırılan `Demokrasinin Yıldızları` posterine Adnan Menderes`in oğlu Aydın Menderes`ten destek geldi. Posterde, Başbakan Tayyip Erdoğan, 8`inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve idam edilen Başbakan Adnan Menderes`le aynı karede yer alıyor. Babasının fotoğrafının kullanılması için kendisinden özel bir izin alınmadığını vurgulayan Aydın Menderes, `Buna gerek olduğunu da düşünmüyorum. Topluma mal olan insanların posterleri kullanılırken izin alınması gerekmiyor. Kaldı ki bazı şeyler paylaşıldıkça değeri büyür. Böyle şeylere karşı durmanın anlamı yok` diye konuştu.

Kaynak:http://milletinadamlari.wordpress.com/

Yayıncı FİB Haber

banner227

Bu habere yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    banner21
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    banner156
    EN ÇOK YORUMLANANLAR
    BUGÜN
    BU HAFTA
    BU AY
    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    SAYFALAR
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV
    banner229