Tek Çözüm : İslam kardeşliği, islam birlikteliği


Ömer ÖRÜCÜ

Ömer ÖRÜCÜ

Okunma 26 Ocak 2015, 17:58

 TEK ÇÖZÜM : İSLAM KARDEŞLİĞİ, İSLAM BİRLİKTELİĞİ
 
İslam ümmetinin kardeşliği, İslam dünyasının en önemli meselesidir, ama maalesef düşmanlar bu vahdet ve birlikteliği engellemek için her türlü komployu kurmakta ve uygulamaktadır. Bugün tekfirci örgütler İslam dünyasının dört bir yanında saldırıya geçiyor ve İslam dünyasının imajına zarar veriyor. Bu örgütlerin insanlık dışı uygulamaları, dünya adım adım İslam'ın ve Kur'an'ı Kerim'in ebedi tealimine ilgi duymaya başladığı bir sırada gündeme geldi. Gerçekte dünya camiası Batı medeniyetinin günümüz insanının maddi manevi hiç bir ihtiyacını olması gerektiği gibi karşılayamadığını fark ederek yavaş yavaş Kur'an'ı Kerim'in nurani ayetleri, tealimine ve İslam Peygamberi'nin siyerine karşı boyun eğmeye başlamıştı. Fakat tam o sırada bir avuç satılmış cani, siyonistlerin destekleriyle İslam'ın imajını karalamak için devreye girdi ve dünyanın İslami talep eğilimini hedef aldı. Bu doğrultuda ulema ve düşünürlerin görüş alış verişi ve çeşitli İslamî mezheplerin görüşlerini birbirine yakınlaştırması hiç kuşkusuz bu amacın gerçekleşmesine hizmet edecektir. Tekfirci akımlar, etnikçilik ve bu sorunlara uygun çözüm yolları üretmek ve karşılarında ortak tavır sergilemek, İslami konferanslarda üzerinde durulan en önemli konulardır.
 
Birlik beraberlik ve vahdet, günümüz dünyasında İslam dünyasının en önemli ve en hakiki gereksinimidir. Müslümanların arasında vahdet ve kardeşlik, İslam dininin temel ilkelerinden biridir. İslam dininde vahdet ve kardeşlik, geçici veya maslahat icabı bir hüküm değil, akılcı, fıtri ve Kur'an'ı Kerim tealimine göre bir farizedir. Yüce Allah ümmetin arasında vahdet ve gönül birliğinin öneminin beyanında, insanların yaratılışın ilk anından kıyamet gününe dek aynı kökten ve aynı soydan geldiğini buyurmuştur.

Gerçekte insanoğlunun yaratılışı Adem ve Havva adında bir tek ana ve bir tek babadan başlamıştır. Tüm insanların ortak ve tek hedefi vardır. Allah Teâlâ İslam ümmetinin vahdeti konusunda Kur'an'ı             Kerim'de şöyle buyurur:

"Şüphesiz bu (insanlar) bir tek ümmet olarak sizin ümmetinizdir; ben de sizin Rabbinizim. Öyle ise benden sakının" (denildi).

Yüce Allah yine Kur'an'ı Kerim'in Al-i İmran suresinin 103. ayetinde insanları her türlü tefrikadan sakındırarak vahdet içinde yaşamalarına vurgu yaparken şöyle buyurur:  Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. İslam dininde vahdet zeminleri sadece usulde değil, furuda da çoktur, öyle ki Müslümanların birbiriyle pek fazla anlaşmazlığı bulunmadığı ve vahdet içinde yaşamaları yolunda her hangi bir engel olmadığı söylenebilir. Gerçekte Müslümanların tümü aynı dünya görüşünü paylaşır. Tüm Müslümanlar yegâne Allah'a tapar, hepsi İslam Peygamberi'nin nübüvvetine, Kur'an'ı Kerim'e inanır ve hepsinin kıblesi Kâbe'dir. Müslümanlar hep beraber hac ibadetini yerine getirir ve birbirine benzer bir şekilde namaz kılar, oruç tutar ve ufak tefek konuların dışında aralarında pek bir farklılık yoktur. Tüm bu etkenler Müslümanları tek ümmet yaparak büyük bir güç ortaya çıkarabilir. İşte bu durum, İslam düşmanlarının en çok paniklediği ve korktuğu durumdur. Bu yüzden sürekli İslam ümmetinin vahdetini engellemeye ve bazı anlaşmazlık konularını abartarak Müslümanların iktidarına mani olmaya çalışır.
 
Uluslararası İslami vahdet konferansı da aynı doğrultuda ve vahdet haftası günlerinde İran İslam cumhuriyetinin çabalarıyla her yıl düzenlenir. Bu yıl 28. Uluslararası İslamî vahdet konferansı 7 ila 9 Ocak 2015 tarihleri arasında ve "Tek ümmet, sorunlar ve çözüm yolları" başlığı altında başkent Tahran'da düzenlendi. Konferansa dünyanın 69 ülkesinden 600 kadar âlim ve düşünür, ilmi ve kültürel görüşlerini birbirine yakınlaştırmak için katıldı.
 
Konferansta, İslam Peygamberi  Müslümanlara ahlak yolunu ve maddi manevi yaşamlarını yüceltme yöntemlerini gösterdiğini ve tek bir İslam ümmetini ilahi vahiy çerçevesinde inşa ettiğini ve Müslümanlardan bu yolu izlemelerini istediği vurgulandı.

Vahdet ve birliğin hiç kimsenin kendi inancından el çekmesi anlamına gelmediğini belirten Cumhurbaşkanı Ruhani, vahdetin aslında sabır, hoşgörü ve insanlık olduğunu, birbirimizi Müslüman olarak tanımak olduğunu, kim Lailahaillallah derse yüce Allah ve peygamberinin de buyurduğu üzere kurtuluş yoluna adım attığına ve Müslüman olduğuna inanmak olduğunu belirtti

Uluslararası İslamî mezhepler takrib kurumu genel sekreteri Ayetullah Muhsin Araki, bu alanda hizmet veren şahsiyetleri anma oturumunda yaptığı açıklamada, geleceğin İslam'a ait olduğunu ve İslamî adaletin er geç bütün dünyaya yayılacağını belirterek, adaletin yayılması için bazı hazırlıkların yapılması gerektiğini ve bu da gençlerin işi olduğunu, genç kuşağın büyük bir medeniyeti inşa etmeleri gerektiğini belirtti. Ayetullah Araki ayrıca tekfirci örgütlerin İslam ülkelerinde karanlık bir atmosfer yaratarak anlaşmazlıkları körüklemeye çalıştıklarını, fakat bu çabaları sonuca ulaşamayacağını, tekfircilerin yaptıkları Müslümanların arasında vahdeti daha da güçlendireceğini vurguladı.

28. Uluslararası İslamî vahdet konferansında konuşan Irak'ın Bedir Hareketi lideri Hadi Ameri ise, bugün en önemli meseleleri tekfirci akımları önlemek olduğunu, konferansın bu bağlamda uygun bir çözüm yolu üretmesini umduklarını belirtti. Ameri, bugün İslam dininin karşı karşıya bulunduğu gerçek tehdidin kör terör ve İslam ümmetini dağıtan sapkın düşüncelerden ibaret olduğunu vurguladı.

Siyonistlerin Müslümanların arasında tefrikanın başlıca etkeni olduğunu vurgulayan Iraklı parlamenter Ameri, siyonistlerin tüm gücü ile IŞİD terör örgütünü desteklediklerini belirterek, bugün İslam toplumunu tehdit eden en büyük tehlikenin Müslümanların Filistin'i savunmak için seferber olmak yerine İslam ülkelerinde gençlerin aldanmış olması ve IŞİD için savaşmaları olduğunu belirtti. Amerika ve siyonistlerin İslam ümmetini parçalamak istediğini, Suriye ve Irak'ı bölmek ve İslam ümmetini dağıtmak için planlar yaptıklarını, IŞİD'in ise gece gündüz siyonistlerin düşüncelerine hizmet eden bir makine gibi çalıştığını kaydetti.
 
28. Uluslararası İslamî vahdet konferansına katılan İslam âlimleri ve düşünürler, Allah Resulü  ve İmam Sadık'ın veladet yıldönümünde İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei ile görüştü.
 
Ayetullah Hamanei bu iki aziz ve büyük insanın veladet yıldönümünü kutladığı konuşmasında, İslam Peygamberi'nin  veladetini ilim, ahlak, akıl, rahmet ve vahdetin doğuşu olarak niteledi. Bu derin ve anlamlı kavramların gerçekleşmesi yolunda İslam ülkelerinde yetkililerin, politikacıların, ulemanın ve seçkin insanların yükümlülüğünün çok büyük olduğunu vurguladı.

İslam düşmanlarının fitne planlarının başarıya ulaşmasından dolayı üzüntü duyduğunu belirten Ayetullah Hamanei, "Müslüman halklar geniş ve emsalsiz imkânlara sahip olsaydı, İslam Ümmeti'nin gelişmesi ve ilerlemesi için üniversitelerde dayanışma olurdu" dedi.

Ayetullah Hamanei, İran'ın son otuz beş yıl boyunca yaptığı yardımların büyük çoğunluğunun Sünni Müslümanlara olduğuna işaret ederek, "İran'ın Filistin'i ve bölge ülkelerini destekleyerek vahdet sloganına sımsıkı sarıldığını ispatlamıştır" dedi.

Ayetullah Hamanei bu görüşmede, "Müslüman halkların sadece bir araya gelmeleri bile İslam'ın ve İslami ümmetin yararınadır" dedi.
 
İslam İnkılabı Rehberi Ayetullah Hamanei, İslam Peygamberi'ni takdir etmenin sadece sözle sınırlı kalmaması gerektiğini, o hazretin vahdet yaratan mesajının gerçekleşmesinin Müslümanların ve İslam ülkelerinin en önemli önceliği olması gerektiğini belirtti.

Batılı istihbarat ve casusluk örgütlerinin İslam ümmetinde tefrika çıkarma çabalarına işaret eden Rehber Hamanei, İngiliz MI6'le irtibatı olan Şii veya CIA'ye uşaklık eden Sünniler aynı zamanda İslam ve Peygamber  karşıtı olduklarını vurguladı.

Ayetullah Hamanei ayrıca, bölgede bazı ülkelerin dış politikalarında İran ile düşmanlık üzerinde durmalarının büyük bir hata olduğunu belirterek, bu tür akılcı olmayan politikalara rağmen İran İslam Cumhuriyeti izlediği dış politikasında başta bölge ülkeleri olmak üzere İslam ülkeleriyle kardeşlik ve dostluk ilkesine uymayı sürdüreceğini beyan etti.
 
28. Uluslararası İslamî vahdet konferansının geçmiş yıllara kıyasla bir başka özelliği, İslam dünyasının seçkin âlimleri ve düşünürleri, direniş hareketleri temsilcileri ve öğrenci kesimlerinin delegelerinin yanı sıra İslamî mezheplerin yakınlaşması alanında faaliyet yürüten kadın aktivistlerin de konferansa katılmalarıydı.

Konferansa katılan delegeler üç gün boyunca ve 15 uzmanlık oturumu çerçevesinde yüzü aşkın araştırmanın sonuçlarını dinleyerek İslam dünyasında vahdet meselesini irdeledi.
 
28. Uluslararası İslamî Vahdet Konferansı yayınladığı sonuç bildirisiyle çalışmalarını noktaladı. 20 maddeden oluşan bildiride İslamî vahdete vurgu yapılırken, tüm İslamî mezheplere mensup olan Müslümanların İslam'ın ilkelerine aynı şekilde inandıkları ve hiç bir kesin ilkeyi inkâr etmedikleri, hepsinin tek bir İslam ümmeti çerçevesinde yer aldıkları ve hepsinin canı aynı değeri taşıdığı ve siyasi, tarihi, fıkhi ve inanç eksenli ihtilafların kötüye kullanılmaması gerektiği vurgulandı.
Bildiride ayrıca, terör ve tekfirle mücadeleye vurgu yapıldı.
 
Son yıllarda dünyada ve ülkemizde yaşanan kirli oyunların tek hedefi İSLAM’dır. İslam birlikteliği, biz müslümanları koruyacak, kolluyacak, diğer taraftan düşmana korku salacak tek etkendir. İslam birlikteliği ve kardeşliği ümmet adına vazgeçilemez bir zorunluluktur.
 
Kardeşliklerin bozulmaması dileğiyle…
 
Allah’a emanet olun
 
Avukat Ömer ÖRÜCÜ
 
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.
Avatar
Süleyman ÖZBEK - 5 yıl önce
sayın kardeşim iyi güzelde roketi atanda allah diyor hedef olanda allah diyor