banner177
banner195

Göreme'de Bilinmeyen Tarih : “ Göreme Küçük Mehmet Konağı“

Nevşehir'in Göreme beldesi Sadece açık hava müzesi ve kiliselerden ibaret olmadığını gösteren önemli bir tarihi anekdot...1825 Yılında yapılan Göreme Küçük Mehmet Konağı...

Göreme'de Bilinmeyen Tarih : “ Göreme Küçük Mehmet Konağı“

banner143
Göreme'de Korunması Gereken Tarihi Ev
İlgili Galeriye Git
banner134
Göreme Küçük Mehmet Konağı, yapım yılı 1825...
Kapadokya Bölgesi Göreme kasabasında Hacıhafızoğulları olarak geçen yada Tillioğulları diye bilinen ailenin dördüncü kuşak torunu olan İsmail Yüce 1985 yılında verdiği bilgiye göre, evi yaptıran Küçük Mehmet, Nevşehir'in Til köyünde doğmuştur. Bir süre Nevşehir'de çalıştıktan sonra ağabeyi ile istanbul'a giderek, önce sarayda tablekar (sofra işlerinde görevli kişi) bir süre sonra rütbesi yükselerek teberdar (koruma görevlisi) sonra sancaktar olan Mehmet ağa, memleketine döndüğünde Göreme'ye bir ev yaptırır. Evin yapım tarihinde kuşku yoktur. Caddeye bakan cephenin tam ortasına ''maşallah'' ve 1241 yazıları yazılmıştır. Evin içindeki dikkat çekici süslemelerin içinde pencere pervazına yazılan küçük bir dörtlük şiirde vardır, şiirin tarihinde de 1828 yılı yazmaktadır. Büyük ihtimalle evin içindeki süslemelerin ve resimlerin bittiği yıl olmalıdır. Üç yıllık bir inşaa süresi olmuş gözüküyor. İkinci Mahmut döneminde yapılan bu sanat eseri, süslemeleri ve resimleri yöremiz için oldukça önemlidir. Fotoğraflar Osman Savaş beye ait, annesi bu konakta doğmuş, kendisine teşekkür ederim. Yorumda akademik olarak kapsamlı ve detaylı incelemesinin yapıldığı Günsel Renda'nın Göreme'de korunması gereken bir ev adlı çalışmasının pdf linkini atıyorum. Detaylı bilgi sahibi olmak isteyenler indirip göz atabilirler.

Küçük Mehmet’ten Hollandalı Nico Leyssen’e

Göreme de korunması gereken ev olarak belirtilen bu tarihi eser şuan Hollandalı Nico Leyssen’e ait ...

Göreme’de Koruması Gereken Bir Ev

1984 yılında Kapadokya - Göreme yöresinde yapılan bir alan çalışmasında, gerek mimarisi. gerekse bezemeleri açısından ivedilikle korunması gereken bir ev dikkati çekmiştir. Nevşehir İline bağlı Göreme Köyünün Orta Mahallesinde Eselli camisi yakınlarında yer alan bu ev üzerinde, aynı yıl içerisinde yaptığımız çalışmalarla evin tarihi ve kimi özellikleri saptanmış, plan krokisi ve kesiti hazırlanmıştır. Ev, yapım tarihi olan 1825 yılından bu yana sahip değiştirmediğl gibi. yörede Hacı Hafızoğulları veya Tillioğulları diye anılan ailenin dördüncü :kuşağından Ismail Yüce halen evin bir bölümünde oturmaktadır. Kendisinin verdiği bilgiye göre. evi yaptıran Küçük Mehmet Nevşehir'in Til köyünde doğmuştur. Bir süre Nevşehir'de çalıştıktan sonra ağabeyi ile Istanbul'a giden Küçük Mehmet'in tablekâr (sofra hizmetlerinde görevli kişi) olarak saraya girdiği anlaşılmaktadır. Kısa bir süre içinde rütbesi yükselerek önce teberdar (koruma görevlisi) sonra sancaktar (Sancağı şerifi kommakla görevli kişi olan Mehmet Ağa memleketine döndüğünde Göreme köyüne gelerek burada bir ev yaptırmıştır. Evin tarihi konusunda herhangi bir kuşku yoktur. Caddeye bakan cephenin tam anasına yerleştirilmiş Maşallah ve 1241 (1825) yazısı açıkça okunabilmektedir (Resimzo). Ayrıca başodasındaki boyalı beıemeler arasında 1243 . 1827 tarihine rastlanır ki, bu da olasılıkla boyama işlerinin 0 yılda tamamlandığına işaret eder. Bundan başka aynı odada pencere pervazına küçük harflerle rasgele yazılmış dört dizilik bir şiirin sonunda 1244 (1828) tarihi dikkati çeker (Resim: 12). 1825 yıllında yapımına başlanan evin tüm bezemelerinin tamamlanması birkaç yıl sürmüş olabilir. Önemli olan, Göreme köyü gibi ufak bir yerleşmede, mimari ve bezemeleriyle II. Mahmut dönemine tarihlenebilen bir evin kısmen harap da olsa, bugün ayakta durabilmesidir.

Evin Mimari özellikleri

Evin mimari özellikleri Kapadokya - Göreme yöresi geleneksel konut türüne uymaktadır'. Ortahisar, Mustafa Kemalpaşa ve yöresindeki evleri gibi, Göreme evi de eğimli bir araziye yerleştirilmiştir. Öyle ki, evin yan ve arka cephesinde kimi bölümler kayaya dayanmş veya kayaya oyulmuşken ön cephesi bir zemin. Bir ara kat ve bir üst kattan oluşur Kayaya oyulmuş kısımlarm dışında inşaat yığma taştandır. Ev ne yazık ki,  durumunu bütünüyle koruyamamıştır. İki varisin yaşıyabilmesi için ortadan bir duvarla iki ayrı bölüme ayrılan eve. İki cephede birer üst kat çıkılmıştır. Yerinde yaptığım çalışmalar evin özgün planını bir ölçüde ortaya çıkarmışsa da. Restitüsyon için ileride daha ayrıntılı bir incelemeye yapmak gerekecektir.

Evin sokağa bakan özgün kapısı yıkılarak, ayrılan iki bölüme hizmet verecek iki yeni giriş kapısı açılmıştır. Cephede solda yer alan kapıdan (B) girişte kısa bir merdivenle avluya çıkılır. Girişteki ahır türünden mekanın üstüne sonradan bir oda eklenmiştir (No. 11). Her ne kadar avlu sonradan bir duvarla Ortadan bölünmüşse de. Avluya açılan birimleri saptamak mümkün olmuştur. Bu yöre evlerinin hepsinde olduğu gibi burada da hayvanlar, odalar, ya da depo ve benzeri birimler bu avluya doğrudan veya dolaylı olarak açılır. Kapadokya bölgesi evlerinin en önemli birimi olan eyvan - ıandır evi girişin karşısındadır (No. 10). Bu tonozlu eyvanın ortasında yaklaşık 50 cm. derinliğinde yere oyulmuş olan  tandır taş kapakla örtülüdür. Başta ekmek yapımı olmak üzere tüm pişirme işlevini taşıyan bu birimler genellikle arkada bir başka mekana açılır. Nitekim burada da tandır evinden bir kapıyla yine tonozla örtülü ikinci bir mekana seçilir (no. 9) Bunun arkasındaki kapıdan kayaya oyulmuş. daha ufak. kiler veya depo türü bir mekana girilir. Tandır taş kapakla örtülüdür. Başta ekmek yapımı olmak üzere tüm ikinci bir mekana geçilir (No. 9). (Resim: 5). Bunun arkasındaki kapıdan kayaya oyulmuş. daha ufak, kiler veya &depo türü bir mekana girilir. Tandır Evinin yanında tonozlu bi oda yer alır.Bir kapıyla eyvana açılan bu odanın ocağı iki dolabı vardır. 0danın bidindeki kayaya oyma mekanın eskiden gusulhane olduğu söylenmektedir. Bu odanın üzerine sonradan kat çıkılmıştır. Avluyu ortadan bölen duvar nedeniyle evin geri kalan kısmına ancak A kapısından ulaşılabilmektedir. ßu kapıdan girişte sağda ahır yer alır. Kısa bir merdivenle çıkılan ara katta dikdörtgen bir kış odası ve yanında tuvalet vardır. Ahırın üzerine gelen bu iki oda iki pencereli ve şekilidîr; üzeri hezen yazan ahşap kiriîşleme ile örtülüdür. Odanın yanında bu yörede kayırdamı denilen, yine kısmen kayaya oyma bir depo dikkati çeker.

 

Ara kattan birkaç basamakla tonozlu ufak bir eyvana: ulaşılır. Ev ikiye ayrıldıktan sonra bu eyvan ikinci bölümün tandır evi görevini yüklenmiş. Zeminine bir tandır yerleştirilmiştir. Bu ufak eyvan üstünde yer alan ambarla birlikte üst kat odalarının seviyesine ulaşır. Eyvan, üstünde yer alan tandır evi eyvan üstünde yer alan ambarla birlikte üst kat odalarının seviyesine ulaşır. Eyvan, özgün tandır evi ve yanındaki odadan birkaç basamak daha aşağıda kalmaktadır. Dolayısıyla, ufak eyvandan geçilen tonozlu oda da aynı seviyededir. Evdeki tonozlu mekanlar. Kapodokya yöresi evlerine özgü sivri kemer profili bir tonoz sistemiyle örtülüdür. Bu tonozun örgüsü, taş kalınlığı birbirinden farklı kemerlerin yanyana gelmesiyle sağlanmıtır; bu nedenle de tonozlar çıktık-göçük kemerler dizisi görünündedir.

Evin en önemli iki odası üst katta yer alan yaz odalarıdır. Bu seviyede avlu iki basamakla yükselmekte ve bu iki odadır. Buna bitişik ikinci oda 3.60x6.50 m. .boyutlarında ve daha dinç, bir duvarı ise avluya bakan yaklaşık 4x7 m. boyutlarındaki köşe odadır. Buna bitişik ikinci oda 3.60x6.50 m. boyutlarında ve daha ufaktır. İkinci odadan kayaya oyma bir gusulhane geçilir. Her iki odaya da basık kemerli taş çerçeve içinde yer alan sade ahşap  kapılardan girilir.

Baş odada zeminden 15 cm. kadar daha alçak bir pabuçluk-seki altı vardır. Odanın sekisi iki yandan birer ufak parmaklık-musandra  ile ayrılmıştır. Bu ayırımı tavanda bir Bursa kemeri izlemekledir. Seki alçak bir ocak yer alır. 0cağın iki yanına basit ahşap kapaklı birer dolap yerleştirilmiştir. Pabuçluk kısmında girişin yanında üstüste iki lambalık nişi, aynı durvardaki pencerenin öteki yanında ise daha dar tek bir niş vardır. Odanın avluya açılan bu penceresinde başka, dördü ön cepheye, üçü yan cepheye bakan 87x137 cm. boyutlarında sekiz büyük penceresi vardır. Büyük pencereler bu yöre evlerinin çoğunda olduğu gibi demir parmaklıklı ve kepenklidir. Her birinin üzerine yaklaşık  60x77 cm. boyutlarında birer alçı üst pencere yerleştirilmistir. İki pencere dizisinin arasında odayı çepeçevre bir dolaşır.

Bitişik odanın düzenlemesi biraz farklıdır. Yan cepheye bulun üç penceresi vardır. Avluya bakan ufak boyutlu pencere sonradan açılmış izlenimini vermektedir. Burada da pabuçluk kısmı sekiden ahşap parmaklık ve Bursa kemeriyle ayırılmıştır, fakat pabuçluk kısmının üzerinde mahfel türü bir ahşap bölme dikkati çeker. Girişin sağında dolap gibi bir girintiden merdivenle çıkılan mahfel sekiye kafesIerle açılmıştır. Aile fertlerinin lfadesine göre, evi yaptıran Mehmet Ağa bu bölmeyi, İstanbul saraylarındaki kafesli bölmelere benzetmek istemiştir. Odada dolap yoktur, yalnızca gusulhaneye geçit veren kapı dolap kapağı görünümündedir.

Evin Bezemeleri

Dış Bezemeler:

Kapadokya yöresi evlerinin çoğunda olduğu gibi bu evde de dış cephede taşa işlenmiş oyma bezemeye yer verilmiştir. Evin özgün kapısı sonradan yapılan değişiklikle kaldırıldığından, bu yönde mutlaka yer alan süslü giriş kapısını bu evde bulmk mümkün değildir. Özgün bezemeler, cepheye bakan alçı pencere bordürlerinde ve yan cephedeki kat ayırımı konsollarında odaklaşmıştır. Pencerelerde çubuk ve fisto dizilerinden oluşan bordür üstte kemer şeklinde yükselmiştir. Bu kemerlerin içi çeşitli geometrik ve bitkisel motiflerle doldurulmuştur. Ön cephede evin tarihinin üzerinde de bu tür dolgulu bir kemer motifi dikkati çeker. Yan cephe'de her iki odanın boyunda, üst kat çıkıntısı süslü konsollara oturur. Konsol aralıkları içi dolgulu kemerlerle taçlandırılmıştır. Kemer oyukları yelpaze, fırıldak, baklava, rozet veya deniz kabuğu türünde bezemelerle doldurulmuştur. Konsollar basamaklı kaidelerle duvara bitişlr. Yüzeyleri ise perde püskülünü andırır dışa taşkın yüksek kabartma motiflerle kaplıdır. Birbirini tekrarlamak yerine her konsol ve kemerde farklı motiflerin kullanılmış olan ilgi çekicidir.

İç Bezemeler:

Üst kat odalarındaki bezemeler, evi döneminin en önemli örneklerinden biri yapmaktadır. Geleneksel Türk evinde sofalarda, eyvanlarda, bazen de evin dış cephesinde boyalı bezemeIere rastlanabilir, fakat bu tür bezemelerin yoğunlaştığı yer aslında başodalardır. Türk evinin en basitinde bile özenle süslenmiş bir başoda olur. Bu oda misafirin kabul edildiği mekandır. İster başkentte, ister  en uzak köşelerinde olsun, evlerdeki başodalar aşağı yukarı aynı bezeme programını izler. Tavanlar, dolaplar ve kapılar çoğu kez boyalıdır. Pencereler ve dolapların üst kısmındaki duvarlar ise kalem lşi nakışlarla süslüdür. Bu odalarda genellikle ahşap üzerindeki bezemeler ve sıva üzerine boyanan motif ve kompozisyonlar aynı renk düzenini izler. Dolayısıyla bu tür bezeli odalara girildiğinde, tüm duvarlar ve tavanlar gerek renk, gerekse motif açısından uyum içerisindedir. 18. ve 19. yüzyıl evlerinin başodalarında boyalı ahşap tavan ve dolaplar, lambalıklar, kabartma ve nakışlı ocaklar, dolapların ve pencerelerin üstünü dolayan yazı şeritleri ve hepsinden öte duvarların üst kısmında panolar, süslü çerçeveler ve madalyonlar içerisine yerleştirilen natürmort ve manzaralar bezeme programının değişmez unsurları olmuştur. lşte Göreme evinin iki yazlık odasındaki bezemeler de aynı programı izler.

Kapı ve dolap kapakları çok sade olan başodada, ahşap bezeme tavanda yoğunlaşmıştır. Dikdörtgen tavanda tam ortasında yer alan tavan göbeğinde güneş ışınları izlenimini veren ve sırt sırta dizili C motiflerinin oluşturduğu çıtalar ortaya doğru daralarak kabarada birleşir. Köşelerdeki üçgen boşluklar tavan yüzeyinin ve çıtaların renginde çiçek buketleriyle doldurulmuştur. Tavan göbeğinin iki yanında kalan kısımlar bu kez düz çıtalarla karelere ve baklavalara bölünmüş, göbek gibi yeşil, sarı ve kiremit renklerine boyanmıştır.

Odada süs unsuru olarak kullanılan yazılar, alçı pencerelerin üst kısmına yerleştirilmiştir. Yazı olmayan pencere üstlerinde boyalı çiçek buketleri vardır. Yazılar ayet. dua veya kelam-ı kibar denilen ünlü güzel sözlerden oluşur.. Avluya bakan alçı pencerenin üzerindeki istifli yazı bu türdendir.

 

Azze men kana'a zelle men tama’a

Bu yazının hemen yanında, cami tasvirinin üzerinde ise bir ayet yer alır :

Kullema dahile 'aleyha ' zekeriyya aI-mihrab

Odanın öteki duvarlarında çeşitli duaları rıslamr. Ön cepheye bakan duvarda üçüncü pencerenin üstünde şu yazı vardır:

Kamilen ve ilmen nafi an ve kalben münevvera ve tevfiken hasenen ve tevbeten nasûhâ

Yan cephe duvarında:

Allahumme inni es'ellüke imânen müstakimen Ve fazlan da'imen ve nazara rahmetin ve 'aklen sözleri

Yer alır. Ocaklı duvarda yer alan yazı tamamen silinmiştir.

Odanın avluya bakan penceresinin pervazında duvar ufak harflerle sonradan rasgele yazılmış dört dize ve tarih dikkati çeker. Yaklaşık 10 cm. lik bir alana yazılmış bu yazıda şu sözler geçmektedir.

Inayat-ı Huda'dır bu baka içün bazar eyle

Selametgelür inşallah .......... eyle

İsterim dersen…ki…bağ-ı bihiştde sen

Dilin bidâr idüb daim ki gafletden hazer eyle

Inşa' . . . . . .Osman efendi

Sene 1244

Karye-i . . . . . . ..

Bu yazı özellikle ilgl çekicidir. Bu sözler, yeni inşa edilen ev için Iyi dileklerdir;

fakat altında evin yapım tarihine çok yakın olan 1244 rakamının bulunması ve inşa kelimesiyle aynı satırda yer alan Osman Efendi adı, satırların inşaatla ilişkili birisine ait olduğunu düşündürmektedir. Nitekim altındaki Kayre-i(köyü) kelimesinden sonra gelen ve okunamayan kelime  Osman Efendi'nin köyünün adı olmalıdır. Böylelikle bir usta adının ortaya çıktığı düşünülürse, bu yazı ileride yapılacak çalışmalara ışık tutabilecektir.

Odanın boyalı nakışları büyük çeşitlilik gösterir. Tavan eteğini genişçe bir bezeme şeridi dolamaktadır. Fakat pabuçluk kısmında yer alan birbirine dolanmış yapraklı dal motifi öteki duvarlarda tekrarlanmamıştır. Seki kısmında daha zengin bir bezeme şeridi dikkati çeker. Burada dolmadal ve bereket boynuzu motifleri yapraklar ve çiçek demetleriyle zenginleştirilmiştir. Bunun altında dar bir bezeme şeridi daha vardır. Bu şeritler bükülmüş kâğıt izlemîni verir. Tepe pencereleri ise dış cephedeki taş bezemeyi andıran geometrik veya bitkisel motiflerle çerçevelenmiştir.

Tepe pencerelerinin aralarına panolar içine yerleştirilmiş bezeme motifleri, natürmort ve manzara kompozisyonları ise süslemenin en ilginç örnekleridir. Baş odanın giriş kapısı üzerinden başlanırsa, kompozisyonlar şu  sırayı izler. a. Sarkaçlı duvar saati, b. İstanbul manzarası, c. Cami tasviri, d. 1243 tarihinin yer aldığı köşklü bezeme, e. Kaleli manzara, f. Saksılı bezeme, g. Saksılı bezeme, k. Köprülü manzara, 1. Karpuzlu natürmort, m. Saksılı bezeme, n. Armutlu natürmort, o. Köşklü manzara, p. Saksılı bezeme, r. Köşklü bezeme.

Manzara ve natürmortların arasına yer alan saksılı bezeme kompozisyonları dört ayrı türde düzenlenmiştir. d ve r panolarında dikkati çeken köşklü bezeme ise ayrıdır. Bunlardan dallar arasına yerleştirilmiş bir köşk veya kanopi motifi vardır. d panosundaki köşk motifi içerisinde 1, 4 ve 3 rakamları okunmaktadır. Sıva üzerinde yakından yapılan inceleme 1 rakamının aslında 2 olduğu fakat ucunun silindiğini göstermiştir. Ayrıca 1 rakamının solunda da bir silinti vardır. Dolayısıyla bu rakamlar 1243 tarihini verir ve bezemeleri yapan usta tarafından yazılmış olmalıdır. Evin bezemeleri ampir üsluba yakındır. Örneğin bu panodaki köşk veya kanopi aslında dört İon sütununa oturmuş bir kubbe görünümündedir ve ampir yapıları anımsatır. Öteki bezeme kompozisyonlarında kullanılan bereket boynuzu motifi, dolmadallar, kenger yaprakları veya antik vazo biçimindeki saksılar aynı ampîr espridedir. Alt pencerelerin arasına boyanmış sütun biçimleri ve ocağın bezemeleri de bunu kanıtlar. Kurdeleyle bağlanmış püsküllü bir perde motifinin çerçevelediği ocağın üst kısmında kemerler üzerine oturmuş kubbesiyle dairesel Roma veya Rönesans tapınaklarına benzer kabartma bir motif vardır. Ocağın üzerindeki boyalı akant yaprakları, rozet ve fiyonglar da aynı üslubun göstergesidir.

Odadaki iki meyveli natürmort kompozisyonu sağır duvarın üzerindedir. Bunlar karşı duvardaki alçı pencerelerin tam karşısına rasladığından, pencerelerin etrafındaki süs şeridi ile çerçevelenmiş ve adeta onların yerini almıştır. Bir basa üzerine yerleştirilmiş olduğu izlemini veren türlü meyvelerin arasında yükselen çiçekli bahar dallarından oluşan bu natürmortlarda gölgeli bayanlarla meyvelere hacım kazandırılmıştır.

Manzaralar daha da ilginçtir. Pabuçluk kısmındaki panolar, sarkaçlı bir duvar saati resmi ile başlar. 18. yüzyıldan sonra duvar resimlerinde saat motifine sık rastlanır. Avrupa'da 17. yüzyılda ortaya çıkan sarkaçlı saatler 18. yüzyılda Osmanlı imparatorluğuna da girmiştir. Saray çevrelerine çok sayıda Avrupa saatinin geldiği, hatta Anadolu'daki bir çok eşraf evinde de bu tür saat bulunduğu bir gerçektir. Duvar nakkaşları genellikle  yaşama yeni giren eşyaları resimlemekten zevk almışlardır. Buradaki saat de sanki odada duvara asılı olduğu izlenimini yaratmaktadır. Sanatçı saati küçük bir konsol üzerine yerleştirerek duvara çakılı gibi göstermiştir.

Duvar resimlerinden en büyüğü  pabuçluk kısmında saat resminin hemen yanında yer alan yaklaşık 125x160 cm. boyutlarındaki büyük İstanbul manzarasıdır. Boğaziçinden bir görünüm olduğu izlenimini veren resimde, ön planda bir cami kompleksi, karşı kıyıda ise bahçe içinde bir kıyı kasrı dikkati çeker. Yanındaki koyda önünde iskeleli bir bahçe köşkü ile ikinci bir kasrın duvarları görünmektedir. Suda yüzen iki Osmanlı kalyonu ve saltanat kayıkları resmin İstanbul görünümü olduğunu kanıtlar. Genellikle İstanbul'u gösteren duvar resimlerinde, sanatçılar, Sarayburnu, Haliç, Galata ve Üsküdar kıyılarını toplu bir biçimde gösteren panoramik görüntüleri tercih etmişlerdir. Nitekim I8. yüzyıl sonu ve 19. yüzyılın başlarında yapılmış birçok evde bu tür panoramik görüntülere rastlanır. Buradaki resimde ise, karsı kıyıda kale benzeri bir duvarın dibindeki sundurmanın altına dizili ateşlenrmiş toplar, bu kıyının Tophape olabileceğini düşündürür. O zaman ön planda, cami kompleksinin yer aldıgı kıyı da Salacak veya Üsküdar olmalıdır. Gerçi bu yakada ikiden fazla minaresi olan cami yoktur, fakat bu tür resimlerde sanatçılar genellikle İstanbul camilerinin görkemini yansıtmak için dört minareli yapmışlardır. 1818 tarihli bir Manisa evinde yer alan ve Tophane'den Beşiktaş'a doğru bir kıyı şeridini canlandıran duvar resmi ile karşılaştırıldığında bazı benzerlikler ortaya çıkar. Bu kompozisyonda da mazgallı bir duvarla belirtilen Tophane'de aynı tür bir sundurmanın altında toplar bulunmaktadır. Yanındaki yapılar aynı görünümde değildir, fakat her iki resimde de sağda kemerli bir giriş kapısı bulunan duvarla çevrili bir yapı dikkati çeker. Olasılıkla, Göreme evindeki manzara Boğazı aynı açıdan göstermeyi amaçlamaktadır. Yalnız Kızkulesi burada yoktur. Bu görüntünün ötekilerine kıyasla daha dar bir açıdan izlendiği düşünülürse, Kızkulesinin olmaması doğaldır. Öte yandan bu tür kent görünümlerinde çoğu kez hayalden çizime yer verilmiştir. Konumlar ve oranlar büyük ölçüde değişebilir. Genelinde çok başarılı olan resimde bilgiyle kullanılan perspektif dikkati çeker. Yapıların, ağaçların ve suda yüzen teknelerin yere vuran gölgeleri sanatçının ışık bölge kullanımında deneyli olduğunu gösterir. Yemyeşil ağaçların arkasında yükselen gökyüzünde demet demet kümeleşmis, ışıkla beyazlanmış gri bulutların arasında kavisler çizerek süzülen kuşlar ince bir fırça işçiliğinin ürünleridir.

Pabuçluk duvarındaki son panoda bir cami resmi yer alır. Yukarıda belirtildiği gibi bu da dört minarelidir ve İstanbul'daki bir sultan camisini simgeler olmalıdır.

Odanın öteki duvarlarında yer alan manzara kompozisyonları aşağı yukarı aynı boyutlardaki panolar içerisindedir. Hepsi yine Boğaz kıyılarını andıran, içinde kayıkların, yelkenlilerin yüzdüğü suların kenarına yerleştirilmiş kaleler, köşkler ve ağaçlardan oluşan görünümlerdir. Üst kısmında  bir perde motifinin taçlandırdığı bu kompozisyonlar, açık pencereden görülen manzara izlenimini yaratır. Ön cephe duvarında yer alan ilk manzarada, ağaçlar ve çimenlerle kaplı girintili çıkıntılı kıyıların en gerisinde iki bayraklı bir kale yükselir. Kalenin arkasında daha da derinlere uzandığı izlemini veren ve sis bulutları içinde kalmış gibi görünen bir  tepe dikkati çeker. Ön plandaki tepeler ve ağaçlara uygulanan koyu çevre çizgilerine karşın, arka planda daha yumuşak fırça vuruşlarına yer verilmesi, renklerin ışıkla açılması, sanatçının bir tür hava perspektifi denemesine giriştiğini gösterir. Aynı özellik, ikinci panodaki yelkenli manzarada izlenir. Bu kez de arka kıyıdaki yapılar adeta belirsizlenmiş, en gerideki soluk tepelerin üzerinde yer alan kule gökyüzünün saydamlığına karışmıştır. Öndeki ağaçlar, yapılar ve denizde yüzen tekneler ise daha koyu tonlara boyanmıştır. Odanın sağır duvarındaki manzaralar, ne yazık ki rutubetten yer yer silinmiştir. Bununla birlikte köşedeki köprülü manzarada, denize akan ırmağın üzerindeki köprü kemerlerinin başarıyla verilişi, hatta suya vuran gölgelerinin bile gösterilişi, sanatçının belirli bir perspektif bilgisine sahip odğunu bir kez daha kanıtlar. Ocağın yanındaki köşklü manzara da böyledir. Köşkün yanından ileriye doğru uzanan deniz, çok derinlere giden bir mekanın varlığına işaret etmektedir.

İkinci odanın bezeme programı biraz farklıdır. Bu odada tavan göbeği ajurludur. Göbegin iki yanındaki dikdörtgen bölmeler, öteki odadaki gibi baklavalara bölünmüştür. Gerek tavan, gerekse kafesli mahfel öteki odanın tavanındaki gibi yeşil, kiremit kırmızısı ve sarı renklere boyanmıştır. Buna aynı şekilde boyanmış mahfel girişi de eklenince, oda çok renkli bir görünüm kazanmıştır.

Boyalı nakışlara gelince, bu odanın mahfel dışındaki üç duvarını tavan eteğinde dolayan süs şeridi, başodanın pabuçlu kısmına çok benzer. Panolar saç örgüsü veya çiçekli dal motifiyle çerçevelenmiştir. Bu odada manzaraya yer verilmemiştir; yalnızca natürmort ve saksılı çiçek kompozisyonları kullanılmıştır. Girişte sağdan başlıyarak, kompozisyonlar şu sırayı izler.

a. Mermi torbası ve tüfek b. Saksılı bezeme c. Kurnalı natürmort d. Saksılı bezeme e. Meyveli natürmort f. Saksılı bezeme g. Meyveli natürmort h. Saksılı bezeme ı. Sancak ve kalkanlı kompozisyon j. Devrilmiş meyve sepetli natürmort k. Saksılı bezeme I. Meyveli natürmort m. Saksılı bezeme n. Karpuzlu natürmort o. Saksılı bezeme p. Kahve takımlı natürmort r. Saksılı bezeme s. Tabanca ve kama.

Meyveli natürmortlar başodadaki iki örneğe çok benzer. Fakat önemli olan iki oda da aynı natürmortun tekrarlanmamış olmasıdır. Meyvelerin türleri, sayıları ve yerleştirilmiş biçimi herbirinde farklıdır. Özellikle j panosunda yer alan ve devrilmiş bir sepetin içinden dökülen meyveleri gösteren kompozisyon hepsinden çekicidir. Bunların dışında kalan resimlerin hepsi evi yaptıran Mehmet Ağa'nın sarayda yaptığı görevlerle ilgili görünmektedir. Örneğin, kapıdan girince hemen sağdaki tüfek ve barut torbası kendisinin sarayda yüklendiği teberdarlık görevini temsil ediyor olmalıdır. En dipte ı panosunda yer alan kalkan, sancak ve oklar ise sancaktarlığını akla getirir. Öteki iki kompozisyon Mehmet Ağa'nın sarayda ilk görevi olan tablekarlığıyla bağlanabilir. Kurna, işlemeli havlu, leğen ve ibrikten oluşan resim temizlik hizmetlerinin, tam karşısında yer alan sehpa üzerindeki sürahi ile bardaklar ve nargîle, hele havada uçar gibi görünen cezve ve kahve kapları sofra hizmetlerinin göstergesi olmalıdır. Dolayısıyla bu oda gibi görünmektedir. Başoda ise panoramik İstanbul  görünümleriyle sanki başkenti yaşatmak, başkente olan özlemi gidermek amacını güder.

Son yılların araştırmaları bu tür birçok resimli evi ortaya çıkarmıştır, fakat bunların içinde yapım tarihi kesin olan örnek pek azdır. Bu nedenle, Göreme evinin ayrı bir yeri vardır. 19. yüzyılın ilk çeyreğinde II. Mahmut döneminde başkentten çok uzak bir yörede yapılmış bu evin bezemeleri gerek mimari süsleme, gerekse resim sanatı açısından büyük önem taşır. 18. yüzyıldan beri Osmanlı mimarisine özellikle iç mimariye batılı üslupların sızıntısı ile gelen yenilikler konut mimarisine de yansımış ve Göreme evi gibi geleneksel plan şemalarının izlediği, yöresel yapı tekniklerinin sürdürüldüğü birçok evde, bezeme yeni modaya ayak uydurmuştur. Baska bir deyimle, ahşap ve sıva üzerinde yer alan boyalı nakışlarda geçmişin kalem işi bezemelerinde kullanılan yüzeysel iki boyutlu geometrik ve bitkisel motifler, yerini daha boyutlu çiçek buketlerine, kıvrımlı yapraklara, gölgeli boyamalara bırakmıştır. Çoğu kez duvarlarda panolar veya süslü çerçeveler içerisinde yer alan natürmortlar ve manzaralarda perspektif, ışık gölge ve oylumlama gibi batı resmine  öğelerin belirli bir oranda uygulamaya koyulduğu sezilir. Fakat renkler fazla değişmez. Eskiden de kalem işlerinde kullanılan yeşil, kiremit kırmızısı, toprak sarısı, beyaz ve açık mavi kök boyalardan yapılma renkler, .gerek ahşap ünitelerde gerekse duvarlarda egemendir. Araştırmalar bu tür yeni bezeme programının önce başkent örneklerinde uygulandığını, 18. yüzyılın sonlarında ise imparatorluğun birçok yöresine yayıldığını göstermiştir. Hiç kuşkusuz, bu dönemde özellikle güç kazanan eşraf kendi memleketinde başkent düzeyinde bir yaşantı sürdürmek istiyor ve başkentteki sanat akımlarının ayak uydurmaya çabalıyordu. Dolayısıyla yaptırdığı yapılarda da başkentte moda olan yeni mimari çizgileri ve bezeme programını uygulamak istiyordu. Bu nedenle imparatorluğun gerek Balkanlarda gerekse doğudaki en uzak köşelerinden bile aynı bezeme programının izlendiği evlerle karşılaşmak mümkündür. Ne varki, bu evlerde ki bezenin kalitesi ve çeşitliliği kimi zaman yöresine kimi zaman tarihine göre değişmektedir. Başkentteki örnekler 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar belirli bir gelişim ve değişim gösterirken, taşra örneklerinde kronolojik bir gelişmeden söz edilmez. Bu nedenle başkent dışı örneklerin tarihlendirilmesi ve değerlendirilmesi daha zor olmaktadır. İşte bu bağlamda Göreme evi bezemeleri önem kazanmaktadır. Evin tarihinin ve sahibinin belli oluşu birçok soruna çözüm getirmektedir. Nitekim, Göreme evinin bezemeleri gerek kullanılan motif ve konular gerekse üslup açısından başkent örnekleri düzeyine ulaşmaktadır. ll. Mahmut dönemine tarihlenebilen başka birkaç evin, örneğin Birgi'deki Çakırağa Konağı veya Adatepe'deki Hacı Mehmet Ağa Konağının, bezemeleri aynı programı izlemekle birlikte üslup açısından daha naiftir. Bu dönem duvar resimlerinin hepsinde panoramik görüntüleri vermek ve belirli bir derinlik yaratmak çabası sezilir, fakat Göreme örnekleri kimi başkent örnekleriyle karşılaştırıldığında onlara çok daha yakın görününür. Kanızmızca bu evin resimleriniyapan usta başkentte yetişmiş ve veya başkentte yetişmiş bir ustayla çalışmış olmalıdır. Özellikle  başodadaki manzaralarda dikkati çeken kompoziyon düzenlemesi, yükselen ufuk çizgisi, derine doğru gittikçe yumuşayan çizgiler, açılan renkler 19. Yüzyıl başlarında başkentte yapılmış  birçok örnekle kıyaslanabilir. Örneğin, Topkapı Sarayında Valide Sultan yemek odası diye anılan odanın bezemeleri ll. Mahmut dönemine tarihlenir. Bu odanın bezemeleri II. Mahmut döneminde yaygınlaşan ampir üslup özelliklarini taşır. Burada dikkati çeken içine çiçek doldurulmuş kulplu vazolar, püsküllü perde motifleri, gölgeli boyamalar Göreme evi bezemelerinde de görülür. Duvardaki manzara panosunda yükselen ufuk çizgisi, kıvrılarak dökülen suyun ulaştığı buğulu tepeler, Göreme evindeki kaleli ve yelkenli manzaralarla aynı espridedir. Bu tür püsküllü perde motifi ile taçlandırılmış dikdörtgen panolardaki İstanbul görünümleri, başkentin başka evlerinde de bulunur.

Göreme evindeki manzara ve natürmortların usta bir elden çıktığı kuşku götürmez. Özellikle bilgili perspektif kullanımı, renklerin farklı değerlerinin belirtilmesi, ışık-gölge uygulaması ustanın sağlam bir eğitim gördüğünü gösterir. Öte yandan kimi başkent örneklerinde olduğu gibi tam bir batı taklitçiliği yaptığı söylenemez. İkinci odada yer alan kahve takımlı natürmortta, havada uçar gibi görünen cezve ve kaplar sanatçının minyatür geleneğinden pek de kopmadığını gösterir. Bu çoğu kez böyle olmuştur. Bir yandan batıdan aktarılan yeni resim teknikleri, perspektif, gölgeli boyama gibi unsurlar yerleşirken, bir yandan da gelenekler yaşatılmıştır. Bu bakımdan Göreme evindeki duvar resimleri, minyatür geleneğinden batılı anlamda resme geçiş evresini yansıtan önemli örneklerden birisini oluşturmaktadır. Yapılan bu ön çalışma II. Mahmut dönemi içinde önemli bir yeri olan bu evin gerek mimari yönden, gerekse bezemeleri açısından mutlaka korunması gerektiğini ortaya çıkarmıştır. Özellikle iki odanın aldığı rutubet sonucu hızla bozulan nakışların kurtarılması bir görev olacaktır. Kültür ve Turizm Bakanlığının 1986 kamulaştırma programına girmesi beklenen evin bir an önce onarılması için alınacak önlemlerle birlikte daha ayrıntılı restitüsyon çalışmalarına girişilecektir. Evin özgün planına kavuşturulup, bezemelerinin onarılmasıyla, ayrıca çok önemli bir tarihi sit içerisinde bulunan bu ev kamuya kazandırılacaktır.


Kaynak: Yayıncı FİB Haber
banner15

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.