banner421
banner461

YANKEE GO HOME’DAN YANEKEE COME ON’A, ORADAN REZA SARRAF’A


Yrd. Doc. Dr. Yener Tekeli

Yrd. Doc. Dr. Yener Tekeli

Okunma 17 Kasım 2017, 14:57

Öncelikle böyle bir başlık atıığım için özür diliyorum. Güzelim Türkçemiz dururken irrite edici bir başlık atmak bana da zor geldi ama başlığın rahatsız edici yazımı bir kenara daha da vahimi içeriği, anlamı olsa gerek.

Yılmaz Özdil’i bilmeyen yoktur. Aslan sosyal demokratların, Türk solunun(!) yılmaz kalemşörlerindendir. Yazılarını genelde okurum. İlk zamanlarda gayet ciddi ve kelimeler ile dans eden bir tavrı vardı ama son birkaç yıldır işi alaycılıpa vurdu. Aklı sıra karşı mahalleyle bu üslupla savaşmaya başlamış. Öyle ya kendi mahellesindekilerin hadi açıkça yazayım Kemalist avanenin orta sahayı dahi geçemeyen ve yerinde sayan oyunundan ümidini kesen yılmaz kalem yenilgiyi kabullenememişliğin verdiği pişkinlikle işi alaya almaya başlamış olan bu. Hatırlatayım Kemalist derken Atatürkçüyüm vs diyenlerden bahsetmiyorum. Yapılan bir araştırmaya göre toplumun yüzde 70 lerde bir oranı zaten kendisini Atatürkçü diye tanımlıyormuş. Bu kemalistler Atatürlçülüğü saplantılı bir ideoloji haline getiren ve onların tabiriyle dincilerle mücadele eden tayfa. Sözcü Cumhuriyet vs gibi gazetecikler onların sığınakları son kaleleri.

Her neyse asıl konumuza gelelim. Bu kemalist kardeşimiz dün kaleme aldığı NATO başlıklı yazısında 68-69 kuşağının 6. Filonun gelişine karşıt olarak efsane protestosundan bahsetmiş ve bu yazımın başlığında yazdığım o meşhur ‘Yankee go home’ yazılı dövizleriyle emperyal güçleri nasıl kovduklarını anlatmış. O dönem, Özdil’in tabiriyle, dincilerin, şimdi meclis başkanımız olan Sayın İsmail Kahramanın Milli Türk Talebe birliği başkanı sıfatı ile bu protestolarını nasıl sabote ettiğini anlatmış ve dramtik bir şekilde Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın asılmalarını anlatmış. Ama anlatmadığı bir şey vardı o da bu üç gencin idamında dönemin CHP sinin de yarısından fazlasının parmağı olduğuydu.

Günümüze gelelim. Siyası tablo ve ülkemizin tıpkı geçmişte olduğu gibi başını (derin) ABD nin çektiği emperyalist güçlerin gittikçe artan tehditleri baskıları malum iken devlet olarak enerjimizin büyük bir kısmını maalesef içerde harcıyoruz, harcatıyorlar. Menderes’i Özal’ı Erbakan’ı bir şekilde iktidar sahnesinde indirmeyi başaranlar 15 yıldır Erdoğan iktidarını al aşağı etmeye çalışıyorlar. Suikastler de dahil neler yapmadılar ki? Burada tekrar tekrar bahsetsek, yazsak sayfalar sürer. Muhalefetten özellikle CHP ve HDP den ümidi kesen bu güçler sandıkla, terörle, darbe girişimleri ile, meydanlarda iç savaş provaları ile protestolar ile ekonomik krizler ile indiremedikleri milletin iktidarını şimdilerde uluslarası platformlarda, mahkemelerde yargılatmak itibar kaybettirmek peşine düşmüşler. Bunun için ellerinde çok iyi bir argüman var. 17-25 Aralıkta sahnelenen yargı darbesini Amerikan Federal mahkemeleri yoluyla dosyaları uluslararası bir kılıfa sokup Türkiye’yi mahkum ettirme, hükümeti cebren ve hile ile ulusal ve uluslararası toplumda itibarsızlaştırma yoluna girdiler. Bunu da maalesef
başta Fetöcüler olmak üzere içerdeki işbirlikçileri ile yapıyorlar. İşte Reza Sarraf davası da başından sonuna kadar bu ihanete alet edilmiş bir dava durumunda şuan.

Dün itibariyle ara duruşması vardı Sarrafın ama katılmamış. Kimse nerede olduğunu bilmiyor. İki defa nota verdik bu yüzden ABD ye. Gelen cevap durumu iyi şuan içerde. Sarrafın itirafçı olacağı söyleniyor. Muhtemelen Türkiyeyi töhmet altına sokacak ifadelerle dolu bir metni imzalatıp korumaya alacaklardır böyle bir durumda. Başka şeylerde oldu bu arada dava ile ilgili. 17-25 Aralık aralık tapelerinin savcılık tarafından delil listesine girdiği mesela. Dahası 2015 yazında FBI tarafından yapılan dinlemelerin tapeleride delil olacakmış. 2015 yazı dediğimiz şey iki seçim arası ve FBI ne hakla hangi yasal gerekçeyle kimleri dinlemiş daha öğrenemedik. Geçen senelerde aynı FBI ın Almanya ve Japonya’yı dinlediklerini itiraf ettikleri dikkate alındığında devlet erkanımızın da dinlenmiş olması sürpriz olmaz sanırım. Bu vahim bir tablo.

Bir sürpriz daha var o da mahkeme başkanının Gülen hareketinin (onların tabiriyle) Türk devleti ile olan mevcut durumunun izahı için bir bilirkişi talebinde bulunması. Bu bilirkişi nereden bulunacak? Türkiye Cumhuriyetinden mi talep edilecek yoksa ülkeden kaçan hain Fetö sanıkları arasından mı seçilecek? Türkiye’nin ABD ye gönderdiği Elebaşı Gülen’in iade dosyalarına bakmaları yeter aslında. Ha bir de mahkemeye tanık olarak iki Fetö militanı davet edilmiş onu da atlamayalım.

Peki bunlar olurken Yılmaz Özdil gibi Uğur Dündar gibi aslan kemalistlerimiz ne yapıyor dersiniz? Gazeteciklerinde köşelerinde televizyonlarında Yankee’lerden gelecek hayırlı(!) haberleri bekliyorlar. Can Dündar gibiler dışarda bu tayfa da içerde Türkiyenin altına dinamit koymaya çok hevesli görünüyorlar. Dava bir şekilde Recep Tayyip Erdoğan’a kadar uzansın, hatta Amerikaya gittiğinde Yankee ler onu tutuklasın ve biz demiştik, ülkeyi bu hale getirirsen sonun bu olur, demiştik diyebilsinler. Ne pahasına? Ülkemiz umurlarında mı? Ekonomik krizler toplumsal kaygılar umurlarında mı? Aslında sizler on yıllardır üzerimizde oynana oyunun piyonlarısınız. Türkiye toplumu özüne milli ve manevi değerlerine döndükçe dışarda Yankee’leriniz içerde siz kuduruyorsunuz ve siz çaresizce vatansever çizgiden ihanet çemberine doğru evriliyorsunuz hatta evrildiniz bile. Ne oldu da bir zamanlar evine dön dediğiniz Yankee’lerden medet umar oldunuz, ne zaman emperyalist oluverdiniz? Denizler Yusuflar Hüseyinler boşuna mı asıldı pardon astınız? Sevr’i tanımayıp anadoluya geçen Mustafa Kemal ve asılan o üç genç hayata dönse yüzünüze tükürmez mi?

Erdoğan gitsin de gerisi kolay mantığıyla bu rezillkleri yapıyorsunuz ya hiç merak etmeyin bu milletin bağrında daha çok Erdoğanlar çıkar. Artık makara geriye sarılmayacak bunu unutmayın. O makara artık ayaklarınıza dolanıyor ve ok yaydan çıktı artık. Buradan dönüş YOK…

Yrd.Doç.Dr. Yener TEKELİ
Yükleniyor...
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.