AÇLIK YOKSULLUK SEÇİM 

AÇLIK YOKSULLUK SEÇİM 

Türk-İş 1 Mart 2023 tarihli Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırmasını yayınladı. Araştırma sonuçlarına göre;

* 4 Kişilik Aile Yoksulluk Sınırı: 31.241,47 TL

* 4 Kişilik Aile Açlık Sınırı: 9.591,13 TL

Bu rakamları bazı kimseler belki abartılı bulabilir. Onlara açlık sınırı yönünden şu basit hesabı yapmalarını ve biraz empati kurmalarını önereceğim. 

4 kişilik bir aile günde üç öğün beslenecek. Bir kişi bir öğünde 25 liralık gıda tüketse günde 75 liraya ihtiyacı var. 4 kişilik bir ailenin ise günde 300 liraya, bir ayda ise 9.000 liraya ihtiyacı var. Bu rakam sadece gıda harcamaları için. 

Diyanet İşleri Başkanlığının 2023 yılı için belirlediği 70 lira fitre (fıtır sadakası) miktarı da Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı rakamına çok yakın. Bilindiği üzere fitre miktarının hesabında bir fakirin ekmek ve normal bir katıkla bir günlük yiyeceğini sağlayacak meblağ esas alınmaktadır. Dolayısı ile açlık sınırını fitre hesabı üzerinden bile hesaplasak, 4 kişilik bir ailenin sadece gıda harcamaları için günlük 280 liraya, aylık 8.400 liraya ihtiyacı vardır. Asgari ücretin şu an 8.500 lira olduğu ülkemizde asgari ücretle geçinen bir ailenin açlık sınırında yaşamak zorunda kaldığı matematiksel bir kesinlikle ortadadır. 

Öte yandan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca hazırlanan istatistiklere göre (Temmuz 2022), ülkemizde yaklaşık 16 milyon işçi olduğu, bu işçilerimizin yüzde 62,54'ünün ise asgari ücretle çalıştığı görülmektedir. Bu istatistiki verilere göre ülkemizde yaklaşık 
10 milyon işçi asgari ücretle çalışmaktadır. Her bir işçinin 4 kişilik bir ailesi olduğunu ve asgari ücretle evini geçindirdiğini varsayarsak, ülkemizde yaklaşık 40 milyon kişinin açlık sınırında yaşadığını söyleyebiliriz. 

Şimdi elimizi vicdanımıza koyup düşünelim; bir kişi bugünkü ekonomik şartlarda 25 lira ile sofrasına ne koyarak bir öğün karnını doyurabilir? 4 kişilik bir aile 100 lira ile sofrasına ne koyarak bir öğün karnını doyurabilir? 

Türk-İş verilerine göre açlık sınırında yaşamak için bile ayda 9.000 liraya ihtiyacı olan bir ailenin bir kademe yukarı çıkıp yoksulluk sınırına yükselebilmesi için ayda 31.000 liraya ihtiyacı var. Bir de insan onuruna yaraşır, nitelikli bir hayat yaşamak isterseniz, ayda kaç liraya ihtiyacınız olacak? Takdiri sizlere bırakıyorum. 

AKP, 21 yıllık kesintisiz iktidarı sonunda ülkeyi öyle bir hale getirdi ki bir avuç zengin ve mutlu azınlık dışında on milyonlarca insanımız açlık ve yoksulluk sınırında eşitlendi. Buna bir de milyonlarca işsizimizi, asgari ücretin bile altında ücretle çalışmak zorunda kalan insanlarımızı, emeklilerimizi eklersek tablonun ne kadar ağırlaştığını görürüz. Kendi emeği, küçük sermayesi ve imkanları ile çalışan üreten esnaf ve orta sınıf insanımız ise artık can çekişiyor. 

Kiralar astronomik şekilde arttığı için dar gelirli insanımız mecburen boğazından kısarak kirasını ödemeye çalışmaktadır. İnsanımız adeta beslenme ile barınma arasında tercih yapmak zorunda kalmaktadır. Halbuki beslenme de barınma da temel bir insan hakkıdır. Bir insanın hiç bir malvarlığı ve geliri olmasa bile devlet, insan onuruna yaraşır biçimde vatandaşının beslenme ve barınma ihtiyacını karşılamakla yükümlüdür. Çünkü Anayasa’daki “sosyal devlet” ilkesi bunu gerektirir. 

İnsanlar ve özellikle gençler, bırakın gelecek hayali kurmayı, yaşamda kalma mücadelesi verir hale getirildi. Asgari ücretlinin bir ev bir araba hayalini gerçekleştirmesine artık ömrü bile yetmiyor. 

Şöyle sokağa çıkıp insanların yüzlerine dikkatle bir bakın; bir tane mutlu ve gülümseyen yüz ifadesi görebilecek misiniz? İnsanlarımız geçim derdi, gelecek kaygısı ve endişesi ile gülmeyi bile unuttu. Birleşmiş Milletler’in ‘2023 Dünyanın En Mutlu Ülkeleri’ raporuna göre ülkemiz 150 ülke arasında 102. sırada. Bu ülkenin vefakar, cefakar insanı bu acınası durumu hakediyor mu? 

21 yıldır kesintisiz olarak iktidarda olan Ak Parti ise halkın asıl gündemi olan buz gibi bu gerçekleri gizlemek için, her seçim döneminde olduğu gibi şimdi de insanları hamaset ve kimlik siyaseti ile ayrıştırarak, seçmen tabanını konsolide etmeye, kendi ikbal ve iktidarını ise kalıcı kılmaya çabalıyor. Ancak unutulmamalıdır ki iktidarın seçim öncesi oluşturmaya çalıştığı yalancı bahar bile halkın gerçek gündemini değiştirmeye yetmeyecektir. 

Aristoteles (MÖ 384-322) Politika adlı eserinde şöyle der;
“Orta sınıfın güçlü olmadığı site devletlerinde ya zenginler ya da fakirler iktidarı ele geçirdiklerinde orta sınıfı asla umursamazlar ve ülkeyi kendi kafalarına göre yönetirler. 
Eğer halkın bir kısmı çok zenginse, diğerleri mülksüzse burada aşırı demokrasi, aşırı oligarşi ya da ikisinin birleşiminden doğan aşırı tiranlık olacaktır.
Orta sınıf güçlendikçe o ülkede parti mücadelelerinin yaşanma olasılığı düşer. Büyük devletlerin parçalanma ihtimallerinin zayıf olması da orta sınıfların güçlü oluşundan kaynaklanır.”

Bütün bu somut gerçekler ışığında, eğer vatanımızı, milletimizi ve devletimizi gerçekten seviyorsak, içi boş hamasi sloganlar etrafında birbirimizle vatan, millet, devlet sevgisi yarıştırmayı, birbirimizi ihanetle suçlamayı bir yana bırakmak zorundayız. Vatan, millet, devlet sevgisi ülkenin gerçek gündemine odaklanmakla, gerçek sorunlarını teşhis etmekle, sahici ve kalıcı çözümler üretmekle olur. 21 yıllık kesintisiz iktidarı sonunda yorgun, yıpranmış ve kendi iç çıkar hesapları içinde boğulmuş bir Ak Parti iktidarının artık bu ülkeye ve insanına vereceği bir umut ve enerji kalmamıştır. Ak Parti’nin vadettiği “Şahlanış” olsa olsa işsizliğin, hayat pahalılığının, umutsuzluğun, yolsuzluğunun, torpilin, adaletsizliğin, enflasyonun ve dövizin şahlanışı olur!

Bu gerçekler ışığında; 14 Mayıs 2023 seçimlerinin milletimiz, ülkemiz ve devletimiz için hayırlı ve güzel sonuçlar doğurmasını, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılına yepyeni kadrolarla, güçlü bir umut, heyecan, enerji ve vizyonla girmemizi diliyorum. 

30 Mart 2023
Mehmet BİÇER