ANADOLU DA KİREÇ VE HORASAN HARCI

ANADOLU DA KİREÇ VE HORASAN HARCI

Bahadır Dedeoğlu

Kireç yapıların harcını oluşturan ana maddelerin başında gelmektedir. Bunun için bina ve tarihi yapılarda da kullanılmaktadır. Yöremizde kireç kayalarının varlığı insanların bu ihtiyacını karşılamak için Kireç haneler keza alçı haneler çalıştırmışlardır. Kasapların yanındaki Tahta camiye çıkan yolun Alçı hane bayırı adını alması yöremizde bu malzemelere verilen önemi göstermektedir. Kireç, yapı taşlarının uygulanmasından sıva yapımına, bitmiş binanın badana edilmesinde kullanımına kadar uygulanmıştı. Horasan harcının da temelini oluşturmaktadır. Dezenfektan olarak da kullanılmaktadır. Alçı ise sanatsal bir yapı da sergilemektedir. Genellikle sıva işlerinde kullanılsa da, kil topraktan, kerpiç dediğimiz sıvalarda insanımız tarafından kullanıla gelmiştir.

Sonradan keşfedilip insanlık tarihini daha da gerilere götüren “göbekli tepe” (12.000 yıl) bu yapının tabanı, değişik formüllerle hazırlanmış kireçten hazırlanması, o kadar yıl sonra bile sağlamlığı hayrete şayandır.

Kirecin hammaddesi olan Kireç taşı veya kalker, genellikle kalsiyum karbonat (CaCO3) dan oluşur. İçindeki maddelere göre değişen türleri mevcuttur. Dünyada kireç ürünleri kadar çok çeşitli kullanım amacı olan bir başka ürün mevcut değildir. İnsanlığın kireç taşını ne zaman fırınlarda yakıp, sönmemiş kirece dönüştürdüğü ve daha sonra suyla söndürüp harç yapımında kullandıkları bilinmemektedir. Türkiye’nin doğusunda bulunan kireç harçlı kalıntılar tarih öncesine dayanmaktadır.

Türkler; Puzolonik kirece (Volkanik esaslı, killi ve kalkerli toprak) pişmiş kil parçaları katarak Horasan harcı adı altında kullanmışlardır. Bu harç sonradan bildiğimiz çimento gibi bozulmayan bir çimento türü olarak da bilinmektedir.

Bu gün dünyada tüketilen kireç taşı miktarının yaklaşık olarak 4,5 milyar ton mertebesinde olduğu tahmin edilmektedir. 1998 yılı ILA istatistiklerine göre; ABD: 870 milyon ton/yıl; Japonya: 190 milyon ton/yıl, İngiltere: 120 milyon ton/yıl, Türkiye: 234 milyon ton/ yıl olarak verilmiştir.(Kireç taşı kullanım alanları: Kaynak: J.A.H. Oates- Limle and Limestone Sayfa 64/65)

Bu kadar çok kullanılan malzemenin çok bulunması gerekmektedir. Nevşehir-Kırşehir yolu, Aksaray-Koçhisar yolu üzerinde kireç fabrikalarına rastlanmaktadır. Yerleşkelerin eski adlarını incelerken; Kireç hane, alçı hane gibi isimlerle karşılaşmamız yöremizde de bu işin önceden beridir yapıldığının izlerini taşımaktadır.

HORASAN HARCI

Tarihe kayıt düşmüş Türk mühürlerinden biri olan Horasan harcı karışık bir yapıya sahiptir. Adını aldığı Horasan’dan Tuna boylarına, Kuzeyin soğuk topraklarından, mısır’, Tunus’un çöllerindeki kalelerde, camilerde ve çeşitli yapılarda sergilenmektedir. Öteki ulusların da kullandıkları bu harç türü kendine özel değişiklikler gösterdiği gibi yöremizde bile değişik formülleri görmemiz mümkündür. Hatta ustaların kendi formülleri olduğu gibi bu formül; Yapılan işe, malzemeye ve maddi güce gör de değişebiliyordu. Değişmeyen kirecin mayalanma süreci idi. Kireç ne kadar mayalanırsa o kadar sağlam oluyordu. Yapı ustası olan büyük dayım: “ Kireç harca; Beni bir yıl koru ben seni yüz yıl koruyayım. Demiş” Derdi.

Usta formülleri aslında kendine has ayrı bir makalede değerlendirilecek kadar özellikler taşımaktadır. Bizler bu formülleri geliştirmeye devam etmemiz ve uygulamalara sokmamız gerekmektedir. Zira günümüzde laboratuar çalışmaları ve analizler yapıla bilmekte ve eskiden daha çok imkânlara sahip olduğumuz su götürmez gerçekler taşımaktadır. Bu işin ustaları da zekâlarının yanı sıra, ameliye dediğimiz yıllar süren uygulamalarda yatmaktadır.

Su değirmenlerini araştırdığım sırada İstiklâl İlkokulu civarında 2 değirmen bulunması gerekiyordu. Çiftenin üstü değirmeni, Bey Değirmeni hâlâ ayakta olmasına rağmen, çiftenin altını bulamamıştım. Bu konuda bana refakat eden büyüğüm, Borus Çayına daha yakın bir yerde Horasan harcıyla yapılmış temel malzemelerini göstermişti. Bu temel Çiftenin altı değirmene ait olduğunu kayıtlarımıza böyle geçirmiştik. Harç cingi taşı akarsuyun altında o çetin tabiat şartlarına rağmen bırakmaması gerçekten hayrete şayandı.

Taş ustası olan büyük dayım duvara koyacağı taşları özenle seçer, gelme sıralarını taşı taşıyanlara tembih edermiş. Yine çocukluk yıllarımdan tanıdığım bir sıvacı yıllar önce attığı kemer sıvasını uzun yıllar sonra dişli taraklarla bile sökememişler ancak üzerine tamir macunu çekebilmişlerdi. Bu sıva türü Horasan harcı ile yapılmıştı. Bence o yıllarda sanat, sanat için yapılırmış. Zira ustalar sanatlarını hem onur, hem de kimlik gözüyle gördükleri için istismar ve taviz söz konusu bile olmazmış. Keza günümüzdeki Spor İl Müdürlüğü civarında bulunan bağ yolunun üzerindeki Borus Çayına Hacı Usta tarafından küçük ve güzel bir köprü yapılmış, zamanında vilayetimiz olan Niğde Valisi gelip bakmış ve çok beğenmişti.

HORASAN HARCININ DİĞER BİLEŞENLERİ VE HAZIRLAMA SÜRECİ

A-Yıllanmış ve mayalanmış kendine has kireç

En az bir yıl ıslatılarak kireç çukurunda bekletilmektedir. Bu bekletilme süresinin iki yıl olmasının daha iyi olacağı kayıtlardadır. Muğla kirecinin kalitesinden de bahsedilmektedir. Zira yazımızda kirecin bileşenlerinin çok çeşitli olduğunu yazmıştım.

Su geçirmez killi toprak amaca uygun bir şekilde deşilerek kireç yakılacak olgun duruma getirilir. Bu çukurun içine yanmamış kireçler yerleştirilip sulanır. Kirecin kaynaması geçer buhar çıkışı azalıp bitince bu çukurun üzeri uygun malzemelerle kapatılıp toprakla örtülür. Mevsimine veya durumuna göre su takviyesi yapılarak en az bir yıl bu çukurda bekletilir ve sonra kullanılır.

Günümüzde restorasyon çalışmalarında kullanılmak üzere modern Horasan harcı dediğimiz bir üründe piyasada satılmaktadır.

Kireç taşının yanma sıcaklıkları, kirecin özelliklerini de değiştirmektedir. Hava kireci; Mısırlıların, Hititlerin, Babil’in yapılarında bağlayıcı olarak kullanılmıştır. Hidrolik kireç diye bilinen su kireci, suda sertleşme özelliğinden dolayı, su yapılarında yaygın bir şekilde Romalılar tarafından kullanılmıştır. İstanbul’da “Yere batan sarayı” yüzlerce yıldır su altında bulunmaktadır.

B- Katkı maddeleri

Bu konu oldukça çeşitlilik sunmaktadır. Volkanik tozdan, tuğla kırıklarına, kumdan, çakıl taşlarına kadar pek çok malzeme kullanılmıştır. Sanat bir ulusun imzasıdır. Roma beyaz volkanik toz kullanırken, Bizans tuğla kırıklarını tercih etmiştir. Yöremizde ise; Tuğla kırıklarının yanı sıra volkanik tüf olan pembe pudramsı mezar toprağı diye bahsettiğimiz kum türü kullanılmıştır. Zira eskiden ustalar harçtan bahsederken bu topraktan ve yumurta beyazından da sıkça bahsederlerdi.

Eğer toprak katılacaksa toprak killi olmalı ve mutlaka pişirilmesi gerekmekteydi. Burada da sonuç tuğla kırıklarına işaret etmektedir. Kayıtlarda “Su görmemiş tuğla “olması gerektiği İbaresi geçmektedir. Yine aynı su görmemiş tuğlanın ateşte ısıtılarak üzerine bitkisel yağlar dökülmekte, tuğla soğuduğunda bu yağ ağrılara sızılara ve soğuk algınlığına karşı kullanıldığı şifa kitaplarında yazmaktadır.

Yine yöremizde bulunan ponza tozu bu iş için oldukça uygun bir hazır malzemedir. Hafiftir ve bünyesinde bulunan alüminyum silikatlar mukavemeti oldukça artırmaktadır. Ponza aynı zamanda hatırı sayılır bir ısı yalıtımı malzemesidir. Yöremizde patates ve limon depolamak için kazılan ambarların yanı sıra pomza da örtmek ve yalıtmak için kullanıla bilmektedir. Kuzey cephe ve açık dam olan evimizin üzerine bir ustanın tavsiyesi üzerine ponza ile harç yapıp 30 cm. damı doldurmuştuk. Evimiz hiç soğumadı ve atılan bu betonda hiç çatlama olmadan yıllarca dayanmıştı.

Diğer katkı maddelerine bakacak olursak, karşımıza hep yumurta akı çıkmaktadır. Ayrıca yapılan analizlerde; Yumurta kabuğu, kan, süt kesiği, yulaf, incir yaprağı sütü, hayvan kılları ve bitkisel liflere de rastlanmaktadır. Harçta bulunan protein harcın dayanımını artırırken, lifler ve kıllar yüzey tutumunda kullanıldığı gayet açık bir şekilde görülmektedir. Uzunca bir süre okullardaki yazı tahtaları yumurta beyazı ve isle boyanmıştır. Toz ve doğadan temin edilen doğal boyalarla karıştırılıp resim yapımında kullanıldığı da bilinmektedir. Zira eski ressamların da boyalarını kendi yöntemlerine göre imal edip kullanmaları ve çok kıymetli tablolara imza atmaları tarihte oldukça heyecan verici konulardandır.

Osmanlı kayıtlarında; Selimiye Camii inşaatında yumurta sarıları işçilere iaşe olarak verilmektedir. Yumurta akının harç karışımına katıldığı kayıtlardadır.

HORASAN HARCIYLA YAPILAN RESTORASYONLAR

Marmaris Kalesini Kanuni Sultan Süleyman Rodos seferine çıkarken yaptırmıştı. Aslında bu kalenin 2000 yıllık geçmişi bulunmaktadır. Günümüzde Horasan harcı kullanılarak sağlamlaştırılmıştır. Restorasyonda yumurta akı yerine Hidrolik kireç kullanılmıştır. En zor bulunan ise Yıllarca bekletilmiş kireçtir. Bu olay sanırım Horasan harcının en zor kısmını oluşturmaktadır.

Radikal Gazetesinden Ömer ERBİL’in haberi: “Foça’da restore edilen Osmanlı-Ceneviz kalesi son yıllarda görülen kötü örneklerin ardından tarihe ve mimariye nasıl yaklaşılması gerektiğine dair derslerle doludur.” Diye başladığı makalesine şöyle devam ediyor:” Sıfır çimento ve orijinal taşlar kullanılarak yapılan restorasyon da Prof. Özyiğit binlerce yıllık harçların formüllerini bularak kaleyi sağlamlaştırdı. Yeni yapıldığı belli olmaması için de eskitme kullandı.”

İşte o harçların formülleri:

1. TOPRAK HARÇ:

2 ölçek hamur kireç, 2 ölçek Hidrolik kireç, 6 ölçek toprak, 2 ölçek dişli kum, 1,5 ölçek mıcır ve yeterince kahverengi boya, su.

2. KİREÇ HARÇ: 2 ölçek hamur kireç, 2 ölçek hidrolik kireç, 1,2 ölçek iri mıcır, 1,2 ölçek mermer tozu, 7 ölçek dişli kum ve yeterince su.

3. HORASAN HARCI: 2 ölçek hamur kireç, 2 ölçek hidrolik kireç, 3,5 ölçek dişli kum, 2 ölçek iri mıcır, 1 ölçek mermer tozu, 2 ölçek seramik veya kiremit irmiği, 1 ölçek ince kiremit irmiği(03-07 boyutlarında) yeterince su.

HORASAN HARCI HAKKINDA TARİHİ BİLGİLER VE İDDİALAR

Horasan harcı Roma’da: Cocciopesto, Hindistan’da: Surkhi, Arap ülkelerinde: Homra olarak adlandırılmıştır. Biz yine yöremizden örneklerle devam edelim. Köylere çekim ve araştırma gezilerimde bazalt taştan yapılmış, yaşanmış ve terk edilmiş evlere rastlardım. Tepe örtüsü toprak veya beton olan yerlerinin yıkıldıklarını ve duvarların hâlâ sağlam kaldıklarına defalarca şahit olmuşumdur. Camiler, kervansaraylar, konaklar gibi çok örnekleri olsa da Horasan harcının ne olduğu Cumhuriyet Mahallesindeki “Gâvur Hamamında” çok güzel bir şekilde görülmektedir. Bina yıllar içerisinde yıkılmış, lâkin Horasan harcının kemerleri tutması bu harç hakkında tam bir görsellik sunmaktadır.

Tarihi süreci incelerken Mısır piramitlerinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Zira piramitlerin buna benzer harçlarla yerinde yapıldığına dayanan analiz raporları mevcuttur. 2 tondan, 70-80 tonlara kadar ağır blokların zamanın şartlarına göre taşınması, onlarca metre yüksekliklere kaldırılıp, zedelemeden kırılmadan dizilmesi, bu koca taşların yerlerine milimetrik hassasiyetle konması zaten imkânsız gibi durmaktadır.

Yakınlarda veya uzaklarda piramidin çıkartıldığı taş yatakları da görülmemektedir. Nemrut Dağındaki heykellerin kırıntıları pek uzağında değildir. O zamanın gemileri de bu kadar ağır yükleri taşıya bilecek yapılalar değildi. Piramitler sırlarını korumaya devam ediyor. İnsanlık tarihi de her geçen gün bilinenden daha da derin olduğu arkeolojik bulgularla ispat ediliyor.

HORASAN HARCININ BAZI ÖZELLİKLERİ

- Horasan harcı demir ve çelikle reaksiyona girmez. Oysa beton nem çekici olduğu için blok içindeki demirlerin paslanma riskleri bulunur.

- Alüminyum, kurşun ve kükürtle reaksiyona girer. Bu yüzden bazı kule ve minarelerde kurşun kullanılmaktadır. Kayıtlarda Galata Kulesinde kurşun kullanıldığından bahsedilmektedir. Yöremizde de Kurşunlu Camiinde kurşun kullanımı büyük bir olasıdır. Zira dar ve uzun yapılarda esneme ve sarsılma açısından bir zorunluluk olduğu bilinmektedir.

- Yapı harcının temel bileşenleri arasında “SO3” (Kükürt ve 3 oksit). Sağlamlığı artırmak amacıyla organik sülfür belli bir oranda bulunması gerekmektedir. Soğan ve sarımsağın yoğun bir şekilde kullanıldığı belirtilmektedir. (Günümüzde kükürt daha kolay bulunduğu için kükürt katıldığına inanmaktayım.

- Yumurta akının kaynağı ise martı yumurtası olarak kayıtlarda geçmektedir. Sanırım bu kayıt deniz kenarlarındaki yapılar için geçerlidir. Yoksa martı yumurta akında başka bir özellik olup olmadığı bilinmemektedir.

- Çimento ile yapılan harcın ortalama 40 yıl ekonomik ömrü olmaktadır. Oysa Horasan harcı içinde bulunan sülfür sayesinde karbondioksiti havadan da çekerek sağlamlığını pekiştirmektedir. Oysa çimentoda böyle bir reaksiyon yoktur.

- Mimar Sinan; Mürekkep elde etmek için yaptığı baca sistemlerinin aynı zamanda iç harcı desteklemek amacıyla yapmış olduğu da büyük bir ihtimaldir.

Horasan harcının özellikleri yanında avantajlarını da sıralayacak olursak;

- Horasan harcı yüksek ısı yalıtımı sağlar.

- Restorasyon çalışmalarında yapının tarihi dokusunu bozmaz.

- Kubbeli yapılarda hafif olması nedeniyle kolay uygulanır.

- Horasan harcının mükemmel yapışma özelliği bulunmaktadır.

- Horasan harcı İç mekânın nefes alma özelliğini sağlar.

- Çevre dostudur. Günümüzde ısı yalıtımı için asbest, cam yünü, köpüklerle karşılaştırın. A sınıfı ısı yalıtımı niteliği taşımaktadır. Birde yalıtım kimyasallarla Horasan harcının maliyetleri karşılaştırılmalıdır. Yangına çok dayanıklı olması ayrı bir avantaj olarak değerlendirilmelidir.

- Esnektir çatlama yapmaz, Kolay hazırlanır ve uygulanır.

- Hafiftir binalara yük bindirmez. Uzun ömürlü olması horasan harcının başka bir avantajıdır.

İnsanlar binlerce yıldır uyguladıkları ve geliştirdikleri bu değerleri unuttu gibi durmaktadır. Horasan harcının tekrar ekonomiye kazandırılması yurdumuza özellikle de yöremize hatırı sayılır gelir ve istihdam getireceğine inanmaktayım.

Konu ile ilgili kaynakların az oluşu, horasan harcını yapan ve uygulayan ustaların günümüzde olmaması, Ustaların formüller açısından kayıt tutmamaları, Yönetimlerin ve odaların yıllar önce yapacakları çalışmaları yapmamış olmaları bu unutmuşluk ta oldukça etkilidir. Başka bir bakış açısı da yurdumuzun deprem kuşağında olması horasan harcının önemini artırmaktadır. Sanatta, Horasan harcının kullanılabileceğini düşünmekteyim. Mozaik, rölyef hatta tuval hazırlamasında deneyler yapılmaya değer diye düşünmekteyim.

Araştırma makalesi

Kaynaklar:

1. Radikal Gazetesi Ömer ERBİL’in haberi.

2. Fatma Metin GÜNAYDIN’ın haberi. Doç. Dr. Hasan Böke, Yrd. Doç. Dr. Sedat Akkurt, Doç. Dr. Başak İpekoğlu’nun: “ Tarihi yapılarda kullanılan Horasan harcı ve sıvaların özelliği.” Yapı Dergisi Nisan 2004.

3. Bilinmeyenlerin sınırlarında Khirim Ghure güncelleri

4. Datça Detay Com.

5. Elif Tuğba Gürkan Toki haberleri.

6. Yeni Mersin Gazetesi.Yenimersin33.com.

7. www.definesohbetlelri.com.

8. Masivaname.com Mısır piramitlerinin sırları özellikleri htm.

9. Matteslab yapı güçlendirme ürünleri.

MAKALEMDEBULUNAN BAĞZI TERİMLER:

HİDROLİK KİREÇ: Hidratasyon yolu ile sertleşen ve kalsiyum silikat ile kalsiyum aliminattan oluşan suyla temas ettiğinde sertleşe bilen, kalsiyum oksitten (Sönmemiş kireç) farklı bir yapıyla ile oluşan kireç türüdür.

Bu kireç türü kil ve diğer mineral katkılar içerir. Karışım 900-1200 derecede pişirilerek yapılır. Sonradan pişen bu malzeme toz haline getirilerek kullanılır.

Su ile temas ettiğinde sertleşme özelliğine sahiptir. Çimento gibi sentetik bağlayıcılara kıyasla birçok avantajları bulunmaktadır.

HAMUR KİREÇ: Genellikle kireç taşının pişirilmesi ve öğütülmesiyle elde edilen doğal bir malzemedir.

Kireç içindeki kil miktarına bağlı olarak yalız havada katılaşma özelliği gösterir. Buna yağlı kireç veya hava kireci denir. Hem havada hem suda katılaşma özelliği gösteren kirece ise; Su kireci veya hidrolik kireç adı verilir.

Hamur kireç badana yapmak için de kullanılmaktadır. Duvarları ve yapıyı beyazlaştırdığı gibi ortamda olan mikropları da kırar.

Kirecin tarımda kullanılması da oldukça yaygındır. Bordo bulamacı dediğimiz Kireç-Göz taşı (Bakır sülfat) Ağaçların gövdelerine parazitlerden kurtulmak için yaygın bir şekilde kıllanılmaktadır. Bakır sülfat çok tehlikeli bir zehir olduğu da bilinmektedir. Bahçemde kullanılmak üzere, kireç şillezini yeni söndürülmüş kireç ile kükürdü karıştırıp, bir kaç saat kaynatmıştım. Ağaç gövdelindeki başarım, borda bulamacının oldukça önünde olduğu gibi bahçe toprağını da zehirlememişti. Aradan 4-5 yıl geçmesine rağmen ağaç gövdelerine parazit gelmediği de beni sevindirmişti. Aynı karışımı sulandırıp tüm ağacıda ilaçlamıştım.