BİLE BİLE HATAYA DÜŞMEK: BİR "AHMAKLIK" MI, YOKSA BİR "TEFEKKÜR" EŞİĞİ Mİ?

BİLE BİLE HATAYA DÜŞMEK: BİR "AHMAKLIK" MI, YOKSA BİR "TEFEKKÜR" EŞİĞİ Mİ?

Hepimiz zaman zaman kendimizi o tuhaf döngünün içinde buluruz: Yapmamamız gerektiğini bildiğimiz halde yapar, gitmememiz gereken kapıları çalar, harcamamamız gereken parayı harcarız. Sonrasında gelen o tanıdık pişmanlık hissi ise boğazımızda düğümlenir: "Neden yine yaptım?"

Mevlana’nın o meşhur uyarısı yankılanır kulaklarımızda: "Hatada ısrar ahmaklıktır." Peki, gerçekten bu kadar basit mi? İnsan, kendi sonunu hazırlayan bir hatayı neden bile isteye sürdürür?

Vitrindeki İllüzyon, Masadaki Planlar
Bir düşünün; dolabınızda bir ömür yetecek kıyafetiniz varken kendinizi yine bir vitrinin önünde buluyorsunuz. O an zihninizde sadece "sahip olmanın" vereceği o kısa süreli haz parlıyor. Ancak eve dönüp o yeni parçayı diğerlerinin üzerine fırlattığınızda, o ışıltı yerini karanlık bir suçluluk duygusuna bırakıyor.

Sadece eşyalarla da değil; zamanla olan ilişkimiz de aynı döngüde hapsolmuş durumda. Her yılın başında veya her pazartesi büyük kararlar alıyoruz: "Bu sene kendimi geliştireceğim, şu dili öğreneceğim, daha verimli yaşayıp hayatımı değerli kılacağım." diyoruz. Ama günün sonunda, o büyük planların yerini tembelliğin ve ertelemenin verdiği ağır bir rehavet alıyor. Süre bittiğinde elimizde kalan ise; yapılmamış işler ve boşa geçmiş koca bir zaman diliminin bıraktığı o buruk acı oluyor.

İrade, Acıyı Hatırladığında Güçlenir
Aslında bu bir irade savaşı değil, bir farkındalık meselesidir. Çoğu zaman hatayı yaparken veya zamanı boşa harcarken, o eylemin "sonrasını" unutma eğilimindeyizdir. Zihnimiz, o anki sahte konforu korumak için geçmişteki pişmanlıkları halının altına süpürür.

İşte tam bu noktada, gerçek bir tefekkür devreye girmeli. Hatada ısrar etmekten kurtulmanın yolu, o hatanın yarattığı acıyı "taze tutmaktan" geçiyor. Eğer mağaza önünden geçerken dolabınızdaki yığınları; televizyon karşısında saatlerimizi öldürürken de yıl sonunda hissedeceğimiz o "boşa geçmiş hayat" sızısını sanki o an yaşıyormuşçasına hissedebilirsek, irademiz bir kalkan kuşanmış demektir.

Hedef: Mükemmel Değil, "Yeterli" Olabilmek
Kendimize verdiğimiz sözleri tutamamanın verdiği o kronik pişmanlığı değiştirmemiz gerekiyor. Belki planladığımızın tamamını yapamayabiliriz; ama hiç değilse yarısını, hiç değilse "istediğimize yakın" bir kısmını hayata geçirmek bir zaferdir. Kendimize değer katmak, sadece devasa başarılarla değil, o anlık rehavete karşı kazandığımız küçük ama bilinçli zaferlerle mümkündür.

Hata Bir "Antrenman" Sürecidir
Hata yapmak insanidir; hatada ısrar etmek ise bir duraklamadır. Ancak bu duraklamayı bir tefekkür seansına dönüştürmek bizim elimizde. Yaşadığımız o derin pişmanlıkları birer utanç kaynağı değil, birer tecrübe kütüphanesi olarak görmeliyiz.

Karar verip de uygulayamadığımız her an, aslında zihin kasımızı eğitmek için bir fırsattır. Unutmayın; değişim, hatadan aldığımız o geçici keyfi değil, o hatanın bize ödettiği kalıcı bedeli görmeye başladığımızda başlar.

Kendimize şu soruyu sorma vaktidir: Bugün hangi hatamı "bile bile" yapıyorum ve onun bana vereceği o "boşa geçmiş zaman" acısını gerçekten hatırlıyor muyum?