BOĞAZ KÖPRÜSÜNÜN AÇILIŞI : 30 Ekim 1973
Piyango, lotarya çekilişlerinde şansım hiç yaver gitmemiştir.
1960'larda yılda birkaç kez Milli Piyango bileti almışımdır. Son sayısına göre bir şey çıkmamıştır.
1970'lerde Spor Toto kuponlarını birkaç kez doldurmuşumdur; 10 doğru maçı bilmek kolay mı ! Hele de bencileyin '' Futbol cahili '' birisi için.
Fakat, nasıl olduysa 1973 yılının Ekim ayında talihim yaver gitti.
THY ile Günaydın Gazetesi'nin işbirliğiyle Cımhuriyetimizin 50. Yıl Kutlamaları için Ankara'ya, sonra da Boğaz Köprüsünün açılış töreni için İstanbul'a programına katıldım.
30 gün , eylül ayı boyunca Günaydın gazetesi kupon verdi.
Sırayla alıp biriktirdim ve, inanmasam da, İstanbul'a PTT ile gönderdim.
Hiç ummadığım bir anda Nevşehir İli Öğretmeni olarak ben ve 2 lise öğrencisi çekilişte şanslı olmuşuz. Yedekler bile açıklanmıştı. Lise'de öğretmen Yücel Işıksaçan beni arayıp buldu.
'' Ben yedekteyim ama, eğer sen gitmezsen ben hazırım, '' dedi.
Önce ona, törenlere katılmayacağımı söyledim. Sevindi. Sonra da '' şaka, şaka '' dedim.
Böyle bir olanak ele geçer de bir coğrafya eğitmeni olarak değerlendirmez miyim ?
Öğretmen arkadaşlar, Göreliler imreniyorlar, çok şanslı olduğumu söyleyerek beni öğüyorlardı.
Telgrafla gezi programına katılacağımı Günaydın Gazetesi Yazı İşleri Müdürlüğüne bildirdim.
Günaydın gazetesinde ne yapmamız gerektiği yayımlanıyordu.
Yanımıza 500 TL almalıydık. Küçük bir çantaya gömlek, kravat, iç çamaşırı, çorap...
Yücel Ağabeyim bayram için Göre'deydi. Küçük kardeşim İlhan ile birlikte otomobilimize bindik.
Eşimle, oğlumla vedalaştım.
Kayseri'ye ulaştık. Küçük Hava Alanı'nda Günaydın Gazetesi Kayseri Temsilcisi beni bekliyordu. Bizimkilerle vedalaştıktan sonra pervaneli küçük bir uçağa aldılar bizi.
Baktım, iki öğrenci yok. Sanırım gelmediler. Belki de çekilişten,kazandıklarından haberleri olmadı.
Uçak hareket etti. Gürültülü...Erciyes'i ilk kez yukardan seyrediyorum.
Yan koltukta bir Fransız turist anladı ilk uçak yolculuğum olduğunu. Evet, dedim. Sırıttı. Ben yaşlarda sarıbaş bir oğlan. Kapadokya'ya gezmeğe gelmiş, dönüyormuş. İçinden demiştir, Türkiye'de demek ki öğretmenler öyle kolay kolay uçakla yolculuk edemiyorlar.
Ankara'ya ulaştık. Esenboğa Hava Limanı. Elinde adım yazılı levha taşıyan bir genç kız, Günaydın Ankara temsilcisi beni güleryüzle karşıladı.Akay Sokak'ta kocaman Dedeman Oteli'ne ulaştık. Türkiye'nin her yerinden ve Kıbrıs'tan gelen öğretmenler burada ağırlanıyorlardı.
Güzel bir akşam yemeği...Tanışma...Bir öğretmen saz çaldı, bir diger hanım müzikçiymiş, türküler söyledi.Sonra odamıza çekilip uyuduk.
Ertesi Gün, 19 Mayıs Stadyumunda Cumhuriyet'in 50 Yıl Törenleri'ni izledik.Cumhurbaşkanı Orgeneral Cevdet Sunay konuştu. Hükümet boşluğu vardı. Başka da konuşan olmadı. Tanklar geçti, TSK birlikleri yürüdü, göklerde jetler uçtu.
Sonra bizi yine otobüslerle Anıt Kabir'e götürdüler. Aydın bir genç mihmandarımız açıklamalar yaptı. Yüce Başbuğ Gazi Mareşal Kemal Atatürk'ün kabri başında saygı duruşuna geçtik.
O gece bizi yine Esenboğa'dan uçağa bindirip İstanbul'a yolcu ettiler.
Yeşilköy Hava Limanı'nda bizi Günaydın Gazetesi temsilcisi bir delikanlı ile bir genç kız karşıladı. Bize yakındaki Haliil Vedat Fıratlı yatılı okulunun pansiyonunda yer ayırmışlar. Akşam yemeğini hayli geç yedik. Uyuduk. Sabah kahvaltıya çağırdılar. İki gün içinde mekan değişikliği , yaşım 26 olsa da beni sarsmıştı. Zor geldik kendimize.
Boğaz Köprüsü'nün Avrupa yakasındaki başlangıç yerine ulaştık. Otobüslerden indik, ortalık karıştı. Her ilin adı yazılı tahta levhalar dağıtılmıştı. NEVŞEHİR yazılı, adım da vardı, bir adam elimden aldı '' Memleketimi nasıl özlediiiim, nasıl ! '' diyerek uzaklaştı. Kurtaramadım. Bir daha da görmedim adamı. Keşke kimdir, necidir, adı nedir, öğrenseydim. O hengamede bunları düşünemezdim. Ortalık ana baba günü. Kürsü kurulmuş. Belediye Başkanı Dr Fahri Atabey konuştu. Sonra Ulaştırma Bakanı ( Hükümet düşmüştü, Çankırılı bu mebus artık işlevsizdi ) Nurettin Ok, sitem dolu bir konuşmayla, '' Biz bu köprüyü yapıyoruz da, kadrü kıymetimizi bilmiyorsunuz '' demek istedi. Nerdeyse ağlayacak.
Sonra halk yürüdü...Binlerce insan bir anda Avrupa'dan Asya'ya geçiyordu. Biz de yürüdük öğretmen topluluğu olarak. Ortasına varınca sallanmağa başladı Köprü . Elektrik direklerinin eğilip doğrulduğu görülüyordu. Demek, ilk günün heyecanıyla aşırı kalabalık Köprü'yü zorlamıştı.
Anadolu yakasında bizi bekleyen otobüslere binip Cağaloğlu'na Feribotla geçtik. Bu, benim İstanbul'u 4.gezişimdi. Uzak beldelerden gelen birçok öğretmenin de ilk ziyaretiymiş. Her şeye hayran hayran bakıyorlar, kısa süre içinde İstanbul'u tanımak istiyorlardı.
Günaydın Gazetesi merkezinde bize açıklama yaptılar. Haberler nasıl geliyor, nasıl değerlendiriliyor, nasıl seçiliyor, basım makinaları, dağıtım ... tek tek anlattılar. Her birimin yetkilisi vardı. Sorduğumuz sorulara yanıt verdiler. Sonra her öğretmene, öğrenciye naylon torbalar içinde çikolatalar, kalem, defter dağıttılar. Onların bazısı Günaydın gazetesinin kuponla dağıttığı promosyon-eşantiyon ürünleriydi.
O akşam bizi Tarabya Oteli'ne götürdüler. Roof-ruf dedikleri en üst katta orkestra canlı müzik yapıyordu. Kimi arkadaşlar yemek öncesinde içki de alınca çakırkeyf oldular, daha özgür, rahat davranmağa başladılar. Erkek arkadaşlardan hanım öğretmenleri dansa davet edenler de oldu. Tarabya Oteli'nde bir şölen...Öğretmenlik gelirimizle asla göremeyeceğimiz, tadamayacağımız yemekler ikram edildi. Gecenin konukları arasında Hülya Koçyiğit vardı. Öğrencilerden kimileri saf saf, tuhaf sorular yönelttiler. Dönemin ünlü film sanatçısı gülümseyerek karşılık verdi onlara.
Yeşilköyde Halil Vedat Fıratlı Pansiyonunda bir gece daha geçirdik. Sabah, oldukça erken, mihmandarlarımız bizi binbir zorlukla uyandırdı. Kahvaltıya çağrıldık. Bu, İstanbul'daki son birlikteliğimiz idi.
Otobüsle Yeşilköy ( Daha adı Atatürk Hava Limanı değildi ) 'e gittik. İngilizce eğitmeni olsa da THY çalışanı Ahmet Akay'ı arayıp buldum. Kısa bir söyleşi. Eşimin Halasının oğlu. Bana imrendi. '' Madem böyle bir şansın var, bir Milli Piyango bileti al, '' dedi.
Kayseri'ye giden uçağa bindik. Biletlerimiz önceden alınmıştı. Mihmandarımızla sanki kırk yıllık dost gibi olmuştuk. Onlarla kucaklaşıp vedalaştık.
Kayseri'de beni bekleyen yoktu artık. Ne gün, hangi saatte döneceğimi bilseydi, kardeşim İlhan gelip Göre'den , beni otomobilimizle, alırdı. Zahmet vermemek için duyurmamıştım. Zaten telefon kolaylığı, olanağı da yoktu.
Döndüm ve ertesi gün Merkez Ortaokulu'nda derslerimi vermeyi sürdürdüm.
52 yıl geçmiş. Unutulmaz anılarla dolu 4 gün.
Cumhuriyet'in 50 Yıl Törenleri ve Boğaz Köprüsü'nün Açılışı Seyahatnamesi de burada biter efendim.
-----------------
29 Ekim 2025. Ürgüp