BÜYÜK  BİLGİN  , FİLOZOF BİRUNİ

BÜYÜK  BİLGİN  , FİLOZOF BİRUNİ

emrullah güney

Islam scholar and scientist, one of the most learned  men of his age and outstanding intellectual figüre. Possesing a profound and original mind of encyclopaedic  scope, he was conversant with Turkish, Persian, Sanskrit, Hebrew, and Syriac in addition to the Arabic in which he wrote, and applied his talents in many fiedls of knowledge, excelling particularly in geography, astronomy, mathematics, chronology, physics, medicine, and history. He corressponded with the great philosopher lbn Sina (Avicenna). Some time after 1017 he went to India and made a comprehensive study of its culture. In religion he was a Shi’ite, but with tendencies to agnosticism. In geography  he advenced the daring view that the valley of the  Indus had once been a sea basin.  In his astronomical Works he discussed with approval the teory of the earth’s  rotation on its  axis and made accurate calculations of latitude and longitude. In physics, heexplained natural springs by the laws of hydrostatics, and determined with a remarkable degree of accuracy the specific weight of 18 precious Stones and metals.

‘’ İlim tarihinde bir devre adını verebilecek kadar meşhur olan, yalnız islam aleminin değil belki o zamanki alemin büyük bilginlerinden  biri olan Ebu Reyhan bin Ahmed el-Biruni 4 Eylül 973 günü Harezm bölgesinde Kas’ta doğdu. Gökbilim alanındaki buluşları, matematik, doğabilimleri, coğrafya ve tarih alanlarındaki çalışmalarıyla ün kazandı. Beyruni olarak da bilinir.

Biruni, Harezm Afriği hükümdarları sülalesinden, matematikçi ve astronom Ebu Nasr Mansur’un koruması  altında küçük yaşta Kas’taki (Ket) Harezm Sarayına girdi. Burada astronomi ve matematik eğitimi aldı.

Dönem çalkantılı idi. Beyler, hükümdarlar savaşıyor, egemenlik kavgaları oluyordu. Başkenti Ürgenç (Gürgenç) olan Memuni hükümdarı Ebu Abbas Memun’un 995’de Kas üzerine yürüyerek Ebu Abbas Muhammed’i öldürüp Harezmşah unvanını alması üzerine Biruni bir süreliğine Tahran yakınındaki Rey kentine sığındı. Daha sonra Hazar Denizi güneyindeki Gurgan’a ( Gürcan) yerleşti. Ziyari hükümdarı Kabus bin Vaşmgir’in sarayına kabul edildi.

Burada el-Asaru’l-Bakiye adlı eserini yazdı. 1000 yılında. Sultan Ali bin Memun döneminde 1009’da Gürgenç’e çağrıldı. Saraydaki bilginler arasına katıldı. Sultan ölünce kardeşi II. Memun tahta çıktı. Yeni sultan bilginlere değer veriyordu. İbn Sina, İbn Miskeveyh, Ebu Nasr Mansur gibi çağın önde gelen bilginleri de sarayda toplanmıştı. 1017’de Gazneli Mahmud, Gürgenç’i alarak Memuni hanedanına son verince Biruni de Gazne sarayında yaşadı. Ömrünün geri kalan bölümü orada geçti. Önceleri bir tutuklu gibiydi, sonra bağışlandı, özgür kaldı. Sultan Mesud ve Mevdud dönemlerinde destek gördü, araştırmalarını özgürce yürüttü.

Biruni toplam 180 eser vermişse de günümüze ancak 27 tanesi ulaşmıştır.

O çok yönlü bir bilgindir. İlgilendiği konular şöyle sıralanabilir:

Astronomi,

Matematik,

Fizik,

Jeodezi,

Doğabilimleri,

Tarih,

Coğrafya,

Eczacılık,

Sosyoloji,

Etnoloji,

Felsefe,

Dilbilim,

Dinler tarihi.

Eserlerini Arapça, bazen Farsça veren Biruni’nin Türk soyundan geldiği; anadilinin Türkçe olduğu belirlenmiştir. Eserlerinde geçen Türkçe sözcüklerin yazılışında belirgin bir düzenlilik vardır. Arapça ve Farsçayı sonradan öğrendiği için eserlerini yazarken zorlandığını ifade etmiştir.

Fizik ve yerbilimleri konularında Biruni, XI Yüzzyılın çok ilerisinde yer almaktadır. Su kaynaklarını ve artezyen kuyularını hidrostatik ilkeleriyle açıklamıştır.

İndus Havzasının denizin alüvyonla  dolması sonucunda oluştuğunu belirtmiştir. Bu, yaşadığı çağa göre cesaret isteyen bir görüştür.

Biruni doğada yaptığı gözlemlerle bu sonuca ulaşmıştır : Düzlenmiş ve köşeleri yuvarlanmış taşların dağların yakınlarında ve ırmakların hızlı aktığı yerlerde çok büyük boyutlarda ; dağlardan uzaklarda ve ırmakların yavaşladıkları bölgelerde daha küçük boyutlarda olduğunu anlamıştır. Irmak ağızlarında ise  kum taneleri boyutlarında olduğunu gözlem yaparak öğrenmiştir.

Tarihsel kayıtları yaşadığı dönemdeki  durumla karşılaştırarak ırmakların, özellikle  Ceyhun Irmağının , yataklarını zamanla değiştirdiklerini  saptamıştır.

Günümüzde de geçerliliğini sürdüren bu araştırmaları yapan Biruni’ye islam dünyasının ilk jeomorfologu, hidrocoğrafyacısı ( artezyen kuyularının mekanizmasını bulmuştur)  da diyebiliriz. Büyük Filozof bu gözlemleri yaparken, sağladığı bilgileri kitaplarında kullanırken , Avrupa koyu karanlıklardadır ve ne erozyon (çizgisel aşınım) ne de denüdasyon (yüzeysel aşınım) bilinmektedir.

XI. Yüzyıla Biruni Çağı denmesi boşuna değildir. Çağdaş yazarlar Biruni’yi en büyük islam bilgini saymışlardır.

Biruni’nin üstünlüğü nereden ileri gelmektedir ?

1.       Nesnel ve akılcı yaklaşım,

 

2.       Simya, büyü, efsun gibi temelsiz düşüncelere karşı çıkmış, bazı boş inançları bilimsel deneylerle çürütme yolunu seçmiştir.

 

3.       Tarihsel olayları ekonomik olaylarla açıklamış, bunların din açısından  ele alınmasını bilime aykırı bulmuştur.

 

4.       Toplumun temelinde ekonomik ilişkilerin yattığı görüşünü savunmuştur.

 

5.       Özgür düşünceye bağlıdır, jeolojinin dinle en çok çatışmaya girdiği Batı dünyasının aksine, dünyanın oluşumu, mineraller, vadilerin eski durumları gibi konularda özgürce yazı yazmıştır.

 

6.       Bağnazlıktan uzak yaklaşımı benimsemiştir, Işığın hızının sesin hızından fazla olacağını ifade etmiştir.

 

7.       Eserlerinde kapsam genişliği, özenle seçilmiş ayrıntı varsıllığı dikkat çeker.

 

8.       Hiçbir din hakkında itiraz ve eleştiride bulunmaz.

 

9.       Bir dini anlatırken o inançta olanların kullandığı deyimleri, terimleri yeğlemiştir.

 

10.    Dinleri birbiriyle karşılaştırırken önyargılardan uzak bir yöntemle konulara yaklaşmıştır.

 

11.    ‘’ İnsanların düşünce ve inançları türlü türlüdür. Dünyadaki gelişme ve esenlik de bu inanç çeşitliliğine dayanır,’’ sözü bir özdeyiş olarak XI. Yüzyıldan günüme değin geçerliliğini korumuştur.

 

12.    Eserlerinde tek bir konunun sınırlarına bağlı kalmamıştır.

 

13.    Bilimleri ayrılmaz bir bütünün parçaları olarak görmüştür.

 

14.    Aristoteles düşüncesine karşı çıkmış, bu nedenle İbn Sina ile tartışmıştır.

 

15.    Aristoteles, evrenin başlangıcı ve sonunun olmadığı ve maddenin sonuna kadar bölünebileceği görüşündedir. Biruni bunu kabul etmemektedir. Evrenin başlangıcının olmadığını ileri sürmek Tanrı’nın varlığını nedensiz ve gereksiz kılar. Bu nedenle evrenin yaratıldığını, yeryüzü ile birlikte tüm  varlıkların gelişme evrelerinden geçtiğini savlamıştır.

 

16.    Araştırmalarını birinci elden yapabilmek için, halkların dilini öğrenme gereği duymuştur. Gazneli Mahmud’un Hind seferine katılmış, din, felsefe, bilimler, coğrafi durum, yasalar, ekonomi, edebiyat, gelenek ve görenekler, boş inançlar vb. öğrendiği Sanskritçeyle araştırmış ve eserini buna göre yazmıştır. Hindli bilim adamlarının eserlerinden de yararlanmıştır.

 

17.    Şifalı otları, ilaçları incelemiştir. 3 bin bitkinin hangi sayrılıkları iyileştirdiğini açıklamıştır. İlaçlarını ve otların adlarını arapça, Türkçe, yunanca, farsça, süryanice, sanskritçe karşılıklarıyla verdiği için eseri yalnız etnobotanik , farmakoloji açısından değil, sözlük, etimolojik yönden de değerli sayılmıştır.

 

Adıvar , büyük bilgini özetle şöyle dile getiriyor : ‘’ Biruni’nin en büyük meziyeti çok açık fikirli ve serbest düşünceli bir zat olması ve Hint felsefe ve ilmini yakından inceleyerek o zamanki insanlığın iki büyük topluluğunu yani İslam alemiyle Hint alemini birbirine yaklaştırmasıdır. ‘’

KAYNAKLAR

Adıvar A.A. 1969. Tarih Boyunca İlim ve Din. Remzi Kitabevi. İstanbul

İslam Ansiklopedisi. Biruni maddesi.

 

………………………………………………………