DEVECİLER YÖREMİZDE UNUTULMUŞ BAZI MESLEKLER
Devran döndükçe insanların ihtiyaçlarda değişmektedir. İnsanoğlunun yerleşik düzene geçmesi, yazının icadı, toplulukların oluşması ve nihayet devletlerin tarihte kendini göstermeye başlaması o günlerin şartlarına göre sanat ve zanaat da değişimler gelişimlerle beraber değişmeye başlamıştı. Coğrafya o zamanlar için kaderdi, günümüzde ise bu zorunluluk gittikçe azalmıştır. İcatlar sayesinde insanoğlu dinlenecek vakitler bulmuş, paranın icadıyla birlikte emek akar kokar malzemelerden, saklana bilir ve istenilen birçok işi kurmaya yarayan metaa ya dönüşmüştür. Celeplik, terzilik, berberlik, gibi meslekler insanlık tarihi ile birlikte binlerce yıldır şekil değiştirse de yaşamaya devam etmiştir.
Bir dönemin bitip diğer dönemin başlamasının sayesinde devamlı geçiş devirleri yaşanmıştı. Kervanları örnek verecek olursak, yerleşkeler arası yollarda hem kervanlar hem de motorlu araçlar arzı endam etmişler. Eşeklerin ve atların yok olmasıyla semercilik ve nalbantlık tarihe gömülmüştü. Zamanında radyolar dev gibi evin en kıymetli eşyaları arasındayken, günümüzde küçücük bir telefona hem de görsel olarak sığmıştı. Radyoların antenleri de vardı. Primer bakır sargıdan, örümcek ağı gibi hazırlanıp, dış cepheye sabitlenirdi. Bunların yerini televizyon antenleri aldı. Günümüzde antenler de artık yok. Dolayısı ile Radyo tamir dükkânları tarihe gömüldüler. Tüm bunların yanında sonradan çıkan zanaatlarda olmuştu. Geçmiş zaman zanaatlarına bir göz atalım.
DEVECİLER VE KERVANCILAR
Dünyanın en kadim işletmelerinden biri olduğu kabul edilir. Peygamber Efendimizin de kısmen yaptığı bir işti. Daha da önceki tarihlerde para dahi icat edilmeden, mala mal trampasıyla (Değiş-tokuş) kervancılık yapılmaktaydı. Yöremize ait kısa bir not gözümüze takılmıştı. Topada şehir krallığı(Hitit ülkesidir. Kadeş Savaşında, Mısır ın firavun ordusuyla da savaşmıştı. Dünyanın ilk barış antlaşmalarından biri kabul edilen Kadeş savaşından dönüşte Acıgöl kırsalında bulunan yazılı kayayı yazdırmıştı. Ayrıca, firavunun bir kız kardeşiyle evlenerek barış daha da sağlamlaştırılmıştı. Ayrıca bu kadim olay yöre şifacılığına da hatırı sayılır katkılarda bulunmuştur.) Obzityeni (Volkan camı, Bıçak, balta, ok ucu, takı gibi eşyalarda kullanılırmış.)kervanlar vasıtasıyla ta Filistin topraklarına ticarette kullandıkları kayıtlardadır. Yöremize hangi medeniyet gelirse gelsin ticaretin geçiş yolunda bulunduğu için ticarete devamlı açık olmuştur. Deve kervanları, yakın seferlere katılsa da çok uzak yerlerden gelen ve uzaklara giden kervanlarda tarih boyunca varlığını sürdürmüştür.
Kervan yollarında bulunan bazı yerleşkeler, açık arazilerde kurulan kervan saraylar, kervanlara dinlence temin ederken, kervan yollarının emniyetini sağlamak açısından da önemlidir. Konaklama mesafesi araziye göre 20-30 Km arayla olduğu kayıtlardadır. Bu dinlenceler ayrıca, kervanlara lojistik destek sağlamak, yöresel pazarların ve satıcıların ticaretine de katkılar sağlamaktaydı. Yöresel istihdamı desteklemede, iş imkânı, tarım ve hayvancılığın gelişme imkânı sunmaktaydı.
Yolculara, seyyahlara dinlenme ve yemek fırsatı verirdi. Güngörmüş insanların bilgileri, ozanların sazlı özlü destanları bir deyişle, kültürlerin edebi yapıları da bu sayede yayılır giderdi. Bu kısma Faruk Nafiz Çamlıbel in “Han duvarları” isimli şiiri ve kitabı ışık tutmaktadır. 1925 Yılında yazılan bu şiir, “Memleket Edebiyatı” denen bir akım da başlatmıştı.
Kervanlarda kullanılan hayvanlar
Gelelim kervanlarda kullanılan esas unsur olan deve ve atlara; Yöremizin lakabı zaten güzel atlar ülkesi değil mi? Coğrafi yapımız yüksek yaylalardan oluşmuş boz kırlardır. Çöller gibi kurak da olmadığı için deve, at ve eşek yetiştirmek, insan becerisini de katarsak zor değildi.
Kervancıların, kervan yollarında çoğalttıkları “At Kestanesi” ağacından bahsetmek isterim. Büyük gölgelikler oluşturması, gazel yapraklarının özellikle kervan hayvanlarının severek tükettiği ağaç olması, Anadolu da atkestanesinin yayılmasını sağlamıştır. Atkestanesi günümüzde de şifacılıkta kıymetli ürünler arasında yer almaktadır. Ahşabı mobilyacılıkta makbul ağaçlar arasındadır. Ulu ve uzun ömürlü olan atkestanesi geniş alanlarda peyzajda gayet güzel durduğunun yanında kullanılmış kısmen kirli suların elimine edilmesinde de rahatlıkla iş göreceği düşünülmelidir.
Gelelim esas konumuza, günümüzde Anadolu da deve varlığı azalmaktadır. Tarih boyunca; Güçlü, dayanıklı ve uslu özellikleriyle medeniyetlerin gelişmesinde, uzak ticaretlerin olmasa olmazıydı. İnsanoğlu bu hayvanın tüyünden, etinden ve sütünden de yararlanırdı. Günümüzde yurdumuzun bazı yerlerinde deve güreşleri nostalji olarak yaşatılmaktadır. Aynı şekilde günümüzde yaylaya göçlerde de eski günler yad edilmektedir.
Bu hayvanların güzelliklerinin yanı sıra kendilerine özgü özel huyları da vardı. Örnek olarak verecek olursak, Eşeğin inadı, kaçması ve çiftesi vardı. Katırın inadı ön plana çıkar, devenin kini adeta bu hayvanla özdeşleşmiştir. Kendisine yapılan bir kötülüğü ve yapan kimseyi asla unutmaz, denk getirdiğinde intikamını mutlaka alırmış. Devenin en büyük silahı o kos koca dişleriymiş. Atlar daha ince özellikler taşımaktadır. At vefalı, sevgi dolu bir hayvandır. Kos koca at dünyasını ele alırsak ebetteki bunların da bazı özelliklerini kadim bilgilerden ala biliyoruz. Bu tür atları adeta yaradan işaretlemiş gibi, sol ön bacağının hemen üst yanında daire şeklinde bir nişanesi bulunan atlar pek sevilmezmiş. O nişaneyi “Puşt nişanesi” olarak adlandırırlar ve bu tür atlar kesinlikle sahibini en olmadık yerde sırtından atar ve sakatladıklarını söylerlerdi.
Devecilerin Tasvirleri
Devecilerin genelde yapılı ve babayiğit insanlar olduğu söylenir. Arazileri tanıyan, hayvanlarına iyi bakıp otoritelerini geçire bilmeleri, yolculara ve kervan ehline gayet güzel bir şekilde yardımcı ola bilmelerinin yanında uzun yollarda başlarına gele bilecek belalar karşısında da silah ehli olmalarıdır. Yani donanımlı insanlar olduğu söylenmektedir. Tecrübeleri aynı zamanda bu insanları ticaret ehli adamlar haline getirirlerdi.
Damat İbrahim Paşayı henüz çocukken keşfedip Osmanlıya kazandıran da bir kervanbaşı olduğu yazısız tarihimizde geçmektedir.
Tarihimizde devecilerle ilgili başka bir olayı da sizlerle paylaşmak isterim. Abdül Hamit Osmanlı Padişahıyken Amerika da kuzey-Güney iç savaşı devam etmekteymiş. Sultan Abdülhamit kuzeyin kazanması için nasıl bir destek sunalım demiş. Amerikalılar ise develere ihtiyaçları olduğunu söylemişler. Bunları yönetebilecek devecilerde istemişler. Osmanlı Amerika ya Ali isminde deveci ile birlikte develer göndermiş. İç savaş bittikten sonra Ali orada kalmış ve çevresinde de Aleks olarak tanınmaya başlanmış. Kovboy devri, kanunların pek işlemediği devirler yaşanıyormuş. Ali birçok kötü adam öldürmüş, halkın yanında yer almış. Derler ki, Bazı şehirlerde Ali nin, Aleks adında heykelleri bulunmaktadır.
Devecilik dünyanın en eski uğraşılarından biridir. Ticaretin kalbini oluşturan kervanların vaz geçilmezi, savaşlarda askerin lojistiğini taşıyan, kervanların en dayanıklı hayvanıdır.
Develer dayanaklı olduğu kadarda uysal hayvanlar olduğunu unutmamak gerekir. Derler-ki, 5 tane deveyi yularından birbirine çatarsınız. Yuların başına da bir eşek koyarsınız. Eşeğe binmiş bir çocuk tüm develeri sürer götürür.
Bilinmeyen dağ yollarında eşeğin, en ergonomik yolu bulma becerisi vardır.
Eşeğe semer dikerken eşeğin fikri sorulmaz, sadece ölçüleri alınır.
Bağ bozumuna götürülen eşeklere üzüm yemek insanlar tarafından haram kılınmıştır. Sadece civardaki otları yeme hakkı vardı. Bir gün bağda eşek bağını gevşetmiş, yakındaki parmak üzümüne yaklaşmıştı. Bu olay benim için tam bir seyirlikti. Üzüm salkımının albenisine de diyecek yoktu. Eşek baştan kulaklarını dikti. Dikkatlice etrafını gözetledi. Salkımı bir seferde ağzına atı vermişti. Eşeğin aldığı zevk gözlerinden okunuyordu. Sonra acele bir şekilde bağlandığı çalının altına gitmişti.
Gazi dedemin bir eşeği varmış. Eşek-İnsan ilişkisinden öte dost olmuşlar. Dedem dükkâna gelecekse ona göre işaret verirmiş. Eşek dedemi en uslu bir şekilde dükkânın önüne getirirmiş. Bağlara gidecekse de aynı işareti verir başka bir şey yapmazmış. Rahmetli dedem son günlerinde can dostu eşeğini evlatlarına emanet etmişti.
“Eşek kaçtı, palan düştü, koş Mehmet ağa koş.” Olanlar olduktan sonra söylenen bir deyim.
Bir gün gözümün önünde eşek bir adamı tepmişti. Bir deyişle dizlerinin az üstüne iki güçlü çifte… (Eşek iki ayağı ile teptiği için çifte denmektedir.) Çifteyi yiyen adam dizlerinin üzerine çökmüş, katıla katıla güldüğünü sanmıştım. Oysa adam gerçekten ağlıyormuş.
Tarihte insanoğlunun işine yaradıkça o hayvan kıymetliymiş. Yaramadığı zaman ise kıymetini hemen kaybediyormuş. Binlerce yıldır insanoğlunun gücü olan develerin jübilesi kara yollarında araçlarla beraber görünmeye başladığında yok olmuştu. Sadece hayvanlarla da kalmamış, hanlar ve kervan saraylarda tarihteki yerlerini alıp hayattan çekilmişlerdi. Kervansaraylar turizme kazandırılacak yerlerdeyse restore edilmekte, böyle bir özelliği yoksa yıkılmaya terk edilmiş durum dalardı.
Eski bir fotoğraf. Duvarda et kurutma eskiden adettendi. Kuru fasulye, nohut yahni gibi ağır yemeklere katılırmış. Önceleri sevilerek yenen bu gıda günümüzde unutulmuş gibi görülmektedir. Demek ki damak tadı da zamanla değişe biliyor. Kurutmalık etli kemikler kışlık kayıtların bir ürünüydü. Makalelerimizde yazdığımız gibi üzüm çubukları ve omacaları odunluğa kayılmaz, damlarda istiflenirdi. Lazım oldukça alınırdı. Tuvaletlerde genelde evden ayrı yapılırdı. Kaynak; İnternet.
Nevşehir panorama üç farklı zaman diliminde yapılmış resimler ve fotoğraf Kaynak İnternet.
Nevşehir kalesinden Cumhuriyet Mahallesinin görünümü. Görünen karayolu Bu gün kullanılan Göre yoludur. Borus Çayı kuruduğu için çay yatağında kuru otlar görünmektedir. Dedeoğlu arşivi.
Evler yıkılmadan önce Eskili Mahallesinin bir kısmı ve Cumhuriyet Mahallesinin görülmektedir. Ufukta görünen kanyon Göre Kasabasındaki Ballı kaya kanyonudur. Dedeoğlu arşivi.
Sonradan yıkılan SSK Hastanesinin bahçesinden Nevşehir Kalesi ve altındaki mahallelerin görülmektedir. Dedeoğlu arşivi.
Güzelce, Aksaray da kaya oyma yapılar. Dedeoğlu arşivi.
Nar Kasabası Meydanından bir görüntüdür. Dedeoğlu arşivi