DİKENLER SON BAHARIN NİMETLERİDİR.


Bahadır Dedeoğlu

Bahadır Dedeoğlu

Okunma 21 Eylül 2021, 11:37

DİKENLER SON BAHARIN NİMETLERİDİR.

Bitkiler Dünyasının da avcıları ve avları olduğuna her geçen gün inancım artmaktadır. Örneğin ceviz ağacı altında bir fidanın yetişmesine izin vermez. Bitkilerinde yetişmesine izin vermez. Genelde kısa boylu otlar cevizin altında hayat bulmaktadır. Bitkilerin sadece kendilerini düşündüklerine de inanırım. Sık ağaçlıklarda bütün enerjisi boyunu uzatmaya harcanır ki güneşi rahat göre bilsin. İnsanlar tarım yaptıkları bitkileri ve çiçekleri yetiştirmede onca zorluk çekerken, istilacı türlerin çok geniş alanlara yayılma güçleri vardır. Örneğin Hindiba türlerinin bir özellikleri vardır. Tohumlarını rüzgarlarda rahatça taşıya bilen tüycükleri tohumu paraşüte benzetmiştir. Rüzgarların önünde çk uzak yerlere gitse de yere yumuşak iniş yapmaktadır. Baharın ılıman havası ve suyla karşılaşınca merhaba dünya demektedir. Aynı şekilde sağlam yapılı dikensilerden olan Engerek otu (Echium vulgare) Hava civa otları (Alkanna Sp.) gibi bitkiler rüzgarların önünde koşarak çok enteresan bir şekilde araziyi tohumlarıyla donatmaktadır. Yine bazı bitki tohumları bazı canlılar tarafından taşınıp ekilir.

Bitkilerin inatçıları da pek çoktur. Çoktur ama tutunduğu hayattır. Bahçe temizliğinden neden sonra görmüştüm. Yaban yasemini (Solanum Dulcamera) inanın bir tatlı kaşığı toprak keseğinde kökü duruyor ve bitki yaşıyordu. Ardıç ağacı yine kendine özgü tohumlama yöntemi vardır. Bu tohumun yetişmesi için bizim sığırcık olarak bildiğimiz ardıç kuşu tarafından yenilip, sindirim sisteminden geçmesi gerekmektedir. Sığırcık kuşuyla buluşup ona yem olursa dışkısından çıkan tohumun tutma ihtimali %90’ın üzerindedir. Ya değilse o tohumdan ağaç çıkmaz.

İşin garip tarafı insanoğlu orman meydana getirmek için çok çaba sarf etmektedir. Bitkilerin ve ağaçların özellikleri kesinlikle bilinip öyle hareket edilmelidir. Birçok insan bir karganın diktiği kadar ağaç tohumu dikemiyor. Sonra bu tohum eken kuşları tembelliğe alıştırıyoruz. Tiksinmeyi bilmeyen bu hayvanlara mutfak artıkları sunuyoruz. Çöpler keza onlar için yemek istasyonları gibidir. İşte bu yüzden insan oğlu bu konuda oldukça profesyonel davranması gerekmektedir. Neyse bu konu zar gider….

Dikensi bitkiler varlıklarını korumak için dikenler geliştirmişlerdir. Bu bitkinin yenmesini imkânsız hale getirmektedir. Bazıları bununla yetinmez öz sularına aromalar katarak ot obur hayvanlardan korunmaya çalışırlar. Tüm bu durum sadece günü kurtarmak içindir. Birde sakızlı bitkiler, sütlü bitkiler, reçineli bitkiler diye bildiğimiz bitkiler yağmur zamanlarında bünyesine aldıkları suları ağırlaştırırlar bu sayede suyu tasarruflu kullanarak ömrünü uzatıp sonbaharları göre bilmektedirler. Böyle dikenler kopartıldığında bünyesinde bulunan süt sakıza dönüşerek öz suyunu korumuş olurlar. Hani biz canlılarında bir tarafı yaralanıp kan aktığında kesiğin üzerindeki kanın pıhtılaşarak kanı durdurması gibi… Bence dikenler incelemeye değer Allah’ın bir lütfudur. Zira eski tababet dikenleri hastalık açıcı olarak nitelemektedir. Son baharı göre bilen dikenlerden örneklere bir bakalım.

DİKENLİ ÇÖRDÜK (Echinopora Tenuifolia) Bilinen diğer adları: Çördük ve Tarhana otu olarak da bilinmektedir.

20-25 cm boylana bilen, topsu dikenli, iki ya da çok yıllık beyaz ve sarı çiçekler açan bir bitkidir. Ağustos aylarında çiçeklenmeye başlar. Gün dönümü çoktan bittiği için bozkırlar saparmış, susuz kalmış ve kurumuşken bu bitkinin çiçeklenmesi arı ve böcekleri kendisine çekmektedir.

Yöremizde güneşli tepeler, bağ yolları, vadi sırtlarında bolca bulunmaktadır. Yaprak ve çiçekleri; Turşulara, adından da anlaşılacağı gibi tarhanalara tat vermek için katılmaktadırlar. Doğu illerinde kökü helvalara da katılmaktadır. Körpe sürgünlerini, çiçeklerini ağzımda çiğnemiştim. Sizlere de tavsiye ederim. Turşulara katılmasının yanı sıra çayını da yaparsınız ve hatta şerbetini deneyerek güzel bir etkinlikte de buluna bilirsiniz.

Şifacılık yönünde ise yara iyileştirici olarak bilindiği için mide rahatsızlıklarına karşı da çayı içilmektedir.

BOĞA DİKENİ (Eryngium Campestre) Bilinen diğer adları ise; Deve elması, Çakır dikeni, Şeker dikeni, tengel dikeni olarak geçmektedir. Boğa dikeni ayrıca Türkiye’nin pek çok yerinde ev duvarlarına nazarlık olarak takılmaktadır. Yöremizde ise nazarlık olarak bir tür geven olan Kar dikeni kullanılmaktadır.

Boyu 40 cm kadar büyüye bilmektedir. Çok dallı, dikenli, gövdesi bos-yeşil renkli, Çiçekleri ise yeşilimsi sarıdır. Gövdesi mavi-mor renkli olan türleri de bulunmaktadır. Bu türlere tüm Trakya’da rastlamak mümkündür.

Bazı bölgelerde taze diken soyularak yenmektedir. Bitki özütünde; Amber kokulu yağı, vitamin C, Pro vitamin A, sodyum ve potasyum bulunmaktadır. Bu bitkinin toprak üstü kısımları Temmuz-Ağustos aylarında, kökü ise Eylül-Ekim Aylarında toplanır. Kökler yıkanarak yarılır. Havadar yerlerde kurutulup muhafaza edilir.

Şifacılıkta cinsel iktidarsızlıkta kullanılması adeta bitki ile özdeşleşmiştir. Sanırım adı da buradan gelmektedir. Bunlardan ayrı olarak da ağrı kesici özelliği, idrar söktürücü olması, öksürükte kullanılması kayıtlardadır. Haricen ise bu bitkinin çayı göze kompres yapılmaktadır.

Kullanılması ise 2 çorba kaşığı kuru ezmesi, ( kök olursa 1 çorba kaşığı) yarım litre suda 10 dakika kaynatılıp, süzdürülüp, soğutulup içilmektedir. Akşam ayak ve vücut yorgunluklarına karşı ise su ve malzeme biraz fazlalaştırılarak ayaklar bu suyun içinde dinlendirilir.

Boğa dikeni 350 Evler Mah. Sokak arası.

DEMİR DİKENİ (Tribulus Terrestris) Bilinen isimleri; Deve çökerten, çarık dikeni, demir pıtrağı olarak geçmektedir.

10-60 cm boylana bilen, sağlam dikenli, sürünücü, çok yıllık otsu bitkilerdir. Açık sarı renkteki çiçekleri Eylül ayında açmaya başlamıştır. Güzelyurt Mahallesinde boş arsalarda bu bitkiyle bolca karşılaşılmaktadır. Dikenleri bisikletlerin tekerleklerini patlata bilecek kad7ar, ince ve yumuşak tabanlı ayakkabıları delerek ta ayaklara kadar bata bilecek kadar güçlüdür. Ayrıca diken batınca panikle çıkartmaya çalışmak dikenin ucunun kırılmasına neden olmaktadır. Akasyanın dikenlerine benzetirim.

Toplanması ise dikenlerin renklerinin henüz koyulaşmaya başlamadan, henüz yeşilken toplanır.

Şifacılıkta Güçlendirici, kalp-damar hastalıklarında yardımcıdır. Bu yüzden birçok macunda bu bitkiyle karşılaşırsınız. Cinsel güçsüzlüğe karşı da yaygın olarak kullanılmaktadır.

Demir dikeninden bir çay yapalım: Bunun için ince dilimlenmiş kokulu elma, karanfil ve demir dikeni bitkisel usullere göre çayı gerçekten harika olur.

Demir dikeni- Deve çökerten-Tribulus terrestris- Kocaçay Mevki-Nevşehir.

DEVE KANGALI (Cardus Nutans) Deve dikeni, eğik kangal olarak da bilinmektedir. Her yerde sıklıkla karşılaşa bileceğimiz bir dikendir. 15-100 cm boylana bilen bu bitki en kurak yerlerde bile karşımıza çıkar. Bahar mevsimlerinde mor çiçekler açar, kokusu hafif olsa da harikadır. Böcekleri ve arıları kendisine çeker.

Genç sürgünleri kabukları soyularak yenmektedir. Tohumu kavrulup kahvesi yapılmaktadır. Bir yöremizin adıyla anılmasına bir mana veremedim. Lâkin, bununda bir izahı olacağına inanmaktayım.

Aktarlarda tohumları satılmakta ve halk tababetinde oldukça tanınmaktadır. Karaciğer temizliğinde ve kolesterolde kendini ispatlamış bir diken tohumudur. Ayrıca kahvesi ya olduğu gibi içilmekte ya da içtiğimiz kahveye isteğe göre katılmaktadır.

Deve dikeni- Carduus nutans- Nar vadi sırtları ve Hızarcı mevkii/Küçükdağ-Nevşehir.

Dikenli çöven-Salsola kali-Küçükdağ ve Kavak Kasabası. Dikenli pıtrak-Xanthium spinosum- Kavak Kasabası-Nevşehir.

DİKENLİ ÇÖVEN (Salsola Kali) Dikenli pıtrak, Soda otu olarak da bilinmektedir. Ayrıca; Xanthium Spinosum gibi türlere de yöremizde bolca rastlanmaktadır.

Atalarımız bu bitkileri kullanmışlar. İsimlerini de ona göre vermişler. Çöven macun kıvamında olup genellikle tatlılarda ve pekmeze katarak kullanılmıştır. Bugün buna kıvam artırıcı da diyoruz. Lakin günümüzde böyle bitkilerin, böyle ürünleri unutulmuştur. Aslında bu sıvıda makalem başında bahsettiğimiz gibi suyun yoğunlaştırılıp muhafazasından başka bir şey değildir. Aroması da böceklerin bu bitkiyi daha kolay bulmasını sağlayacak bir sinyalden başka bir şey değildir. Zira hayat döngüsünde canlılar yerlerini ala bilmek için hep birbirine muhtaç olarak yaratılmışlardır. Bitki böceği hayatta tutarken, böcekte bitkinin neslini devam ettirmesine çok önemli katkılar sunuyor. İnsanın çevreci olmasında yatan esas neden de budur. İnsan doğaya muhtaçtır. Havasını, suyunu, doğanın kendine arz ettiği yiyeceklerden yararlanmaktadır. Anlamadığım ise bitkilerle virüsler ve bakteriler arasında kan davası gibi temelden bir düşmanlık görülmektedir. Zira bitki aromaları ve bitkisel ilaçlar hep bunlar için kullanılmaktadır.

DUL AVRAT OTU (Arctium Tomentosum) Ülkemizde; Dul karı gömleği, ulu avrat otu, gabalak arı dikeni adlarıyla da bilinmektedir. Dul avrat otu genellikle nemli ve serin yerlerde görülmektedir. Bu bitki ile karşılaşacağımız yerler serin vadiler ve özlerdir.

Çiçeklerinin taç yaprakları kancalı dikenlerle doludur. Çok can yakmayan bu dikenler özellikle hayvanlara tutunarak tohumlarını dağıtmaktadır. Doğu Anadolu’da çiçekleri körpe iken sebze olarak kullanılırmış.

Dulavrat otu-Arctium tomentosum- Nar vadisi.

Şifacılıkta ve özellikle halk tababetinde yakından tanınan bir bitkidir. Romalılardan beridir bu bitkinin kullanıldığı kayıtlardadır. Rizomu (Kök gövdesi, yaprakları inülin, uçucu yağ, tanen, acı glikozitler, mikrop kırıcı bazı maddeler içermektedir. İdrar söktürücü, hafif müshil etkisi, bedeni güçlendiren bir tonik olarak, kan temizleyici, terletici, sindirim ve safra salgılarını artırıcı ve özellikle gut hastalığına karşı olumlu etkileri görülmektedir. Bunun için son baharda kökleri çıkartılıp temizlenir. Sonra dilimlenerek özenle kurutulur. 1 tatlı kaşığı kurumuş kökü 1 bardak suda kısık ateşte tutulur. Isıtma 10-15 dakika sürdürülerek hazırlanan bu dekoksiyondan günde üç kez bir bardak içilir.

Haricen ise; Deri sorunları tedavisi, saçlarda kepek, yağlı ve akneli ciltler, romatizma, egzema gibi rahatsızlıklarda yaprakları yağ ile halledilip lapası konmaktadır.

Yabancı kaynaklarda ise kum, taş düşürme ve deri problemleri için kullanıldığı kayıtlardadır.

ENGEREK OTU (Echium vulgare) Yöremizde güneşli tepeler başta olmak üzere mahalle aralarında dahi bolca bulunan bir bitkidir. Çok yıllık, yükselici ve dik gelişen bitkilerdir. Gövde ve yaprakları beyaz iplikse batınca kırılan, can yakan tüylerle doludur.

Engerek otu- Echium sp. Fotoğraflar: Küçük Dağ-Nevşehir.

Çiçekleri morumsu, beyaz ve pembedir. Bitki Nisan ayında çiçek açmaya başlar ve kış gelip te donana kadar çiçeklenmeye devam eder. Arıların en çok sevdiği bitkiler arasındadır. Engerek otu bakım ve su da istemez. Bunun yanında hektar başına 200-300 kg bal vere bilir. Bu çıkan ballara “Çiçek balı” damgasını gönül rahatlığı ile de vere bilirsiniz. Bom boş arazilerimizde, ağaçsız ve kurak tepelerimizde bu bitki ile ne istihdamlar çıkara biliriz diye düşünüyorum.

Şifacılıkta idrar artırıcı, balgam sökücü etkilerinin olduğu kayıtlardadır. Meracılık açısından yem değeri bulunmamaktadır.

GEVEN (Astrogalus) Yetiştiği yerlere göre oldukça değişiklik göstermektedir. En az bin çeşidi olduğu bilinmektedir. Yöremizde de çok çeşitli geven türleri bulunmaktadır.

Gevenler genelde dikenlidir. Gövdesinden ve kökünden özel bıçakla kesilen çiziklerden bir zamk akar. Çıkarılan bu zamk başta ebru sanatı olmak üzere yatıştırıcılıkta, şifacılıkta olmak üzere çeşitli amaçlarla kullanılır. Kitre denilen bu malzemenin ticari değeri da vardır.

Mor çiçekli geven-Astragalus lineatus-Küçükdağ-Nevşehir.

Tüy başlı geven(Astragalus lagurus) ve Karadeniz geveni ( Astragalus Ponticus) Küçükdağ-Nevşehir.

İri başlı geven (Astragalus macrocephalus) Kılıçlar vadisi sırtları-Göreme.

Bozkırların en gözde bitkilerinden olan kevenin kökleri 3-5 metrelere kadar indiği için erozyonu önlemede de yardımcıdır. Ebru sanatında Erzurum kitresinin daha makbul olduğunu duymuştum.

Bitkinin şifacılıkta kullanılması alanları; soğuk algınlığı, grip, alerjiler, astım, kronik yorgunluklar için kullanılmasının yanında kalp, böbrek ve sarılık içinde kullanıldığı kayıtlardadır. Bitkinin bu hizmetlerinden yararlanmak için Temmuz- Ağustos aylarında sapları toplanarak gölgede kurutulması gerekmektedir.

Kitre ve hithit bitkisinin karıştırılıp bal şerbeti ile içilmesi hatırı sayılır bir afrodizyak tesiri olduğunu da okumuştum.

Çengelli koru otu- Minuartia hamata- 350 evler mahallesi

Fesçitarağı-Çobantarağı- Dipsacus sp. Hırkadağı-Gülşehir.

Sert kar dikeni-Pişik geveni-Acantholimon kotschyi-Kavak Kasabası kırsalı

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.