Dr. Kıratlıoğlu ile Görüşme

Fakülteyi bitirip de hala baba parası beklemek...
İşte bu, zoruna gidiyor insanın.
Rastladığım tanıdıklar da alay eder gibi konuşuyorlar.
'' Eee, Şükrü Bey Hocamın oğlu, üniversite bitirmiş delikanlısın.
Bugüne bugün Nevşehir'de kaç kişi var senin gibi!
Hadi bakalım, müdür ol, amir ol da bizi yanına al, sebeplenelim.''
1968 baharında Paris'te başlayan öğrenci olayları Haziran ayı içinde Türkiye'de de üniversiteleri etkileyince sınavlar gecikmiş fakat sonunda yapılmıştı ve bizler de mezun olmuştuk işte.
Artık işlerden iş beğen!
4 yıl boyunca ne düşler görmüş, neler hayal etmiştik.
Fakülteyi bitirince teknik eleman arayan bakanlıklar arasında döğüş yaşanacaktı.
Birbirine girecekti genel müdürlükler. Kim önce davranırsa o kurum kazançlı çıkacaktı.
Ayağımız yere basmıyormuş meğerse .
Bir ay geçti, iki ay geçti, üç ay geçti. Arayan soran yok.
Birkaç yere başvuruyoruz. Belki lise mezunu,
fakat kıdemine göre müdür, şef yapılmış kişiler güya mülakatla bizi onurlandırıyorlar:
'' Bitirdiğiniz okulun adı DTCF olsa da, sonuçta edebiyat fakültesi...
Böyle bir fakültede teknik eleman yetişir mi?''
Fen Fakültesinden şu sertifikam var, Ziraat Fakültesinden bu sertifikam var...
Anlat anlat; yararı yok. Havanda su döğüyoruz.
Can havliyle dillendiriyoruz, özümüzü savunuyoruz,ama, sonuç değişmiyor.
O şef olmuş, müdür olmuş kişiler bıyık altından gülüyorlar.
Bırakın onları, sekreter kızlar da bizle sanki alay eder gibi öngörüşme (!) yapıyorlar.
Vay dünya!
Biz bu hallere mi düşecektik Eyüp!
Nedir bu perişanlığımız Muammer !
Nedir bu şef odalarının önünde süklüm püklüm beklemeler Erdoğan !
.................
Nevşehir Belediye Başkanı Jeolog Dr unvanlı Esat Kıratlıoğlu , Başbakan Demirel'e yakınlığı olan bir teknik-siyasa adamı idi. İller Bankası Genel Müdürü olmuştu. Gençlik Parkı karşısındaki sevimli, görkemli yapıda ziyaretine gittim. Özel Kalem Müdürü'nü ikna etmek kolay mı? Sekreter kıza adını yazdıracaksın, sıra sana kaç saat sonra gelir ?
'' Sayın Genel Müdür Beyefendi ile ne görüşeceksin!''
Herkes bu soruyu soruyor.
Anlatıyorum. Üniversite mezunu bir genç var karşınızda. Boru mu bu ?
İstemeye istemeye adımı görüşme ajandasına yazdı sekreter kız. Ağır bir parfüm kokusu yayılıyordu. Davranışlarına baktım da , kendini sanırım güzellik kraliçesi sanıyordu.
Benden sonra gelenler, selamsız sabahsız içeri giriyordu.
Sekreter kız bakışlarımdan anlıyordu...Açıklamak zorunda da değildi zaten...
'' Şebinkarahisar Belediye Başkanı...Görele Belediye Başkanı...Şarkikaraağaç Belediye Başkanı ve ekibi...Çemişgezek Belediye Başkanı ... Posof...''
Belediyelerin ekmek kapısı...İller Bankası önemli. Beldelerin nüfusuna göre yardım yapıyor. Her seçim öncesi durgun, yoksul, uyuklayan Anadolu kasabaları ile büyük kentler arasında trafik neden canlanır? Otobüs firmalarının bilet paralarını belediyeler öder. Aman nüfus sayımında beldenin insan sayısı 2000'in altına düşmesin...
Sıram geldi, girdim. Sanıyordum ki, Genel Müdür Dr Kıratlıoğlu ile teke tek, başbaşa görüşeceğim. Koca genel müdürlük makam odası tıklım tıklım. Oturacak yer yok. Esat Bey pehlivan gibi. Havalı. Olsa olsa benden 10 yaş büyük. Avusturya'da jeolog olmuş, tez hazırlamış ve Doktor unvanı kazanmış. Nevşehir'de başarılı bir belediye başkanlığı yaptığı söylenirdi.
Her belde başkanından bir ses çıkıyor. Nerdeyse bağıracağım,
'' Yahu reis beyler, belediye yetkilileri müsaade edin de hemşehrimle şöyyle rahat rahat bi konuşup görüşeyim.''
Ne mümkün ! Ayakta kalmışım. Oda görevlisi iğreti bir sandalye getirdi de oturdum.
'' Söyle bakalım isteğini, delikanlı! '' dedi Esat Bey.
“ Göreliyim,” dedim. Önceden hazırladığım her şeyi anlattım. Bitirdiğim bölümü söyledim.
İller Bankası'na ait bir kuruluşta bana görev vermesini diledim. Terin suyun içinde kalmıştım.
'' Oligo Miyosen nedir? ''
Anlaşıldı. Beni sınıyor. Jeoloji bilgimi öğrenmek istiyor.
Anlattım: Oligo Miyosen Jipsli fasiyes...Tuz yatakları...
Anadolu'daki kuşağın Tuzluca'dan Nahcivan'a geçtiğini söyledim.
'' Dünya Alpin kuşak...Andin kuşak...'' Anlattım.
'' Dünya zelzele kuşakları...'' Açıkladım.
'' DAF nedir? İhsan Ketin kimdir? '' Tek tek söyledim.
İreyisler sabırsız. Sınav (!) bitse de kendi beldelerinin sorunlarını görüşseler artık.
'' Jeoloji bilgin iyi de ben seni teknik eleman statüsüyle işe alamam. Eğer öğretmen olmak istersen hemen şimdi telefon ederim Maarif Vekaletindeki genel müdür arkadaşıma, tayinini istediğin yere yaptırırım.''
'' Sağolun, ama ben öğretmen olmak istemiyorum.
Teknik eleman olarak İller Bankası'nda çalışmak istiyorum.''
'' Mümkün değil. Olmaz. Hadi güle güle! Muvaffak olmanı temenni ederim ...''
Oturduğu yerden (ayağa kalkacak değil ya) elini uzattı. Vedalaştık.
Yapılacak bir şey yok. Silahı dayayıp tayin yaptıracak değilim ya.
Çıktım odadan. Derin bir yorgunluk duyuyordum.
Boğazım, ağzım kurumuştu. Dışarı çıktım. Gençlik Parkı'na yürüdüm.
Bir büfeden Atatürk Orman Çiftliği ürünü bir şişe domates suyu içip kendime geldim.
Bir başvurum daha olumsuz sonuçlanmıştı.
Kıratlı Hoca'nın oğlu Esat Bey,
beni görevlendirseydi kendi Genel Müdürlüğü’nde bir birimde,
babama telgraf çekerek bildirecektim.
Sevincimi paylaşacaktım. Artık harçlık göndermesine gerek kalmayacaktı. Olmadı.
……………………
Aradan zaman geçti. Şimdi düşünüyorum da, Eğitim Bakanlığı
istediğim bir liseye atanmamı yapsaydı daha 1968 Eylülünde öğretmen olmuş olacaktım.
Jeolog Dr Esat Kıratlıoğlu, onca işinin arasında beni kabul edip görüşmüştü ya, bu da yeterdi...
...........................................
17 Kasım 1971. Ürgüp