EBU ZUHUR’DAKİ KİRLİ HESAP: İSRAİL BÖLGESEL BİR DUVARA ÇARPTI!

EBU ZUHUR’DAKİ KİRLİ HESAP: İSRAİL BÖLGESEL BİR DUVARA ÇARPTI!

​Doğu Akdeniz’den Suriye derinliklerine uzanan kanlı denklemde kartlar yeniden dağıtılmıyor; kartlar masayı deviren Türk iradesiyle yeniden yazılıyor! Ebu Zuhur’a yönelik son alçak saldırı, İsrail ile Türkiye arasındaki örtülü rekabetin sıcak çatışma eşiğini çoktan aştığını açıkça gösterdi. Washington temsilcisi Tom Barrack’ın paçaları tutuşmuşçasına olayı “gereksiz bir tırmanma” diye yumuşatmaya çalışması ve derhal bir çatışmasızlık mekanizması arayışına girmesi, Ankara’nın masaya koyduğu sert reaksiyonun Batı’daki yankısından ibarettir.

​Kimse kimseyi kandırmasın: İsrail’in Ebu Zuhur’daki asıl derdi askeri bir hedef vurmak değil, Türkiye’nin bölgede çelikten inşa ettiği nüfuz hattını provoke etmektir. Siyonist aklın arkasına saklandığı plan nettir: Türkiye’yi sahada tuzağa çekmek, uluslararası kamuoyunda yalnızlaştırmak ve Washington üzerindeki lobilerini kullanarak Türkiye’ye teslim edilmesi gereken F-35 sürecini tamamen sabote etmek!

​Ancak Tel Aviv’deki işgal çetesi son derece hayati bir şeyi unuttu: Karşılarında artık talimat alan, köşesinde uysalca bekleyen 90’ların Türkiye’si yok!

​İsrail’in F-35’lerine güvenerek girdiği bu küstah oyunda, Türk radar sistemlerinin hamleyi anında tespit edip boşa çıkarması ve Ankara’nın tereddütsüz verdiği askeri talimatlar, Tel Aviv’in elini anında boşa çıkardı. Üstelik Türkiye’nin Başbakan Netanyahu hakkında çıkardığı Kırmızı Bülten hamlesi ve masaya koyduğu hukuki/diplomatik şah-mat, askeri caydırıcılığın stratejik bir zekayla birleştiğinde neleri başarabileceğinin tarihsel bir kanıtıdır. Sahada tokat yiyen, diplomatik olarak köşeye sıkışan İsrail, pışpışlanmış küstahlığını bir kenara bırakıp Türkiye’ye "diplomasiye dönelim" mesajı atmak zorunda kalmıştır.

​İsrail’in hevesini kursağında bırakan bir diğer unsur ise Türkiye’nin bölgesel ve küresel ligde kurduğu devasa ittifak ağıdır. Pakistan ile yapılan stratejik ortaklıklar, Mekke Anlaşması gibi dengeleri altüst eden tarihsel adımlar ve nükleer boyutlu caydırıcılık paktları, Türkiye’nin yalnız olmadığını ve vatan savunması söz konusu olduğunda elindeki her türlü enstrümanı cellatların boynuna geçirebilecek iradeye sahip olduğunu dosta düşmana göstermiştir.

​Şimdi kalkmış NATO’nun 5. maddesinden, Batı’nın kâğıttan garantilerinden bahsediyorlar. Türkiye, NATO’nun keyfi kararlarına veya Batı’nın iki yüzlü müttefiklik masallarına muhtaç bir devlet değildir! Ankara kendi göbek bağını kendisi kesmiş, kendi savunma sanayisi ve milli iradesiyle coğrafyasına çöken karanlığı yırtıp atmıştır.

​İsrail ve onun bölgedeki maşaları şunu kafalarına kazımak zorundadır: Türkiye savaş çığırtkanı değildir ama sınırlarının dibinde terör devleti kurmaya çalışanların da, F-35’lerin arkasına saklanıp racon kesmeye kalkanların da tepesine biner! Ebu Zuhur’da yapılan kirli hesap Türk devlet aklına çarpmış ve darmadağın olmuştur.

Türkiye artık masada bir piyon değil; masayı kuran, uymayanın masasını başına yıkan YEGÂNE GÜÇTÜR!

Tuncay Dalcı