Emekli Aylığı mı Sadaka Düzeni mi?

Emekli Aylığı mı Sadaka Düzeni mi?

TBMM’de bugün AKP ve MHP oylarıyla en düşük emekli aylığı 20 bin lira olarak belirlendi.

Yaklaşık 4,9 milyon emekli, kendilerine reva görülen bu gelirle ay sonunu getirebilmek için adeta bir yaşam mücadelesi vermek zorunda kalacaktır.

Bu sayıya, emeklilerin bakmakla yükümlü olduğu eş ve çocuklar da eklendiğinde; açlığın, yoksulluğun ve sefaletin boyutu çok daha çarpıcı bir hâl almaktadır. Zira bu tutar, açlık sınırının dahi altındadır.

İnsan onuruna yaraşır bir gelirle yaşamak, her emeklinin en temel hakkıdır. Hiç kimsenin — hele ki iktidarların — emeklileri çalışmayan, üretmeyen, devletin sırtında bir yük gibi görmeye asla hakkı yoktur.

Bu insanlar, hayatlarının en verimli yıllarını çalışarak, üreterek, vergi ve emeklilik primi ödeyerek geçirmiştir. Emeklilik dönemlerini de, analarının ak sütü gibi helal olan haklarıyla, insanca yaşayabilecekleri bir gelir düzeyinde sürdürmeyi sonuna kadar hak etmişlerdir.

Hiçbir iktidar, kendi beceriksiz ve kötü ekonomi yönetiminin faturasını emekliye kesme hakkına sahip değildir.

Geçiş garantili köprüler, araç garantili otoyollar, hasta garantili şehir hastaneleri ve yolcu garantili havalimanları için yandaş müteahhitlerin kasasına devlet hazinesinden milyarlarca doları aktaran; üstelik bunu 24 yıldır yapan bir iktidarın, sıra emekliye gelince sadaka verir gibi davranması, ortada çok daha derin ve yapısal bir sorun olduğunu göstermektedir.

Görünen odur ki mevcut AKP iktidarı; yoksulluğu topluma her yıl daha da yayarak ve derinleştirerek, tek derdi karnını doyurmak ve hayatta kalmak olan, itiraz etmeye, hesap sormaya ve hakkını aramaya mecali kalmamış; adeta entübe edilmiş, kolay yönetilen ve yönlendirilen, her koşulda itaat eden bir kitle yaratmayı hedeflemektedir.

Ancak unuttukları bir gerçek vardır: Demokrasilerde her bir vatandaş, iktidarların lütuflarıyla değil, insan onuruna yaraşır biçimde yaşama ve haysiyetli bir hayatı talep etme hakkına sahiptir. Ayrıca yine unutulmasın ki mahkeme kadıya mülk değildir ve boş tencerenin yıkamayacağı hiçbir iktidar yoktur.
Eğer inanmıyorlarsa, getirsinler sandığı milletin önüne; alsınlar boylarının ölçüsünü...

Mehmet BİÇER
22 Ocak 2026