HAYAT MECMUASI
'' Okuduğun mecmua da mecmua olsa ! ''
'' Ne var ki Hayat'ta ! ''
'' ABD periyodiği LIFE 'ın Türkiye versiyonu, kötü bir kopyası. ''
'' Sen öyle bil ! ''
'' Pahalı da. Para verip almağa değmez.O parayla şu sıcakta gazoz içer, serinlerim. ''
'' Galatasaray Lisesi hakkında ne biliyorsun ? ''
'' Yahu, il oluşunun 10. yılında daha Nevşehir Lisesi kendini toparlayamamış, sen de bana taa İstanbul'daki burjuva lisesini soruyorsun. Bana ne ! ''
'' Sultani talebelerinin Fransız işgal ordusu kumandanı Franşe Despere'yi protesto ettiğini biliyor musun ! Adam kendini Napolyon zannetmiş. Cadde-i Kebir'den bir kırat üstünde geçmiş. Tüm görkemiyle. Tam okulun önüne gelmiş, sanmış ki, talebe beni alkışlayacak. Ulusalcılık akımının etkilediği çocuklar, gençler yuh çekmişler. Gerçi o tarihte yaşamıyordu, ama Tevfik Fikret gibi bir yurtsever şair müdürlük yapmıştı orada. Onun etkisi sürüyor. ''
'' Sen bunları nerden okudun ! ''
'' Konumuz Hayat mecmuası ya. Oradan okuyup öğrendim. Sömürgeci siyasetini bir yana bırakalım. Ben Fransız dilini severim. Mecmuada bu yazıları olurken kaydettim, birçok fransızca sözcük, deyim, ekspresyon-dikton öğrendim. ''
'' Başka ! ''
'' Bu mecmuada 1915 Boğaz Harbi, Gelibolu Yarımadası harpleri de her hafta verildi. Yazılar, haritalar, fotograflar. Hem de her iki yandan, kumandanların anılarıyla. Hem İngiliz-ANZAC, Fransız kara ve bahriye kumandanlarının anıları, hem bizim subaylarımızın anıları...Bunları biz tarih kitaplarında okumadık. Emin Oktay'ın uyduruk tarih kitabında öğrenemediğimiz konuları işte senin o küçük gördüğün, önemsemediğin mecmuada okuyup belledik. ''
'' Aferin yahu ! Sen tarih uzmanı olmuşsun. ''
'' Sen işin alayındasın. 1517'den 1917'ye dek Osmanlı egemenliğinde rahat yaşayan Ortadoğu İslam toplulukları neden, kimin etkisiyle ayaklandılar, bilir misin ? ''
'' Bilmem. Öğrenmek de istemem. ''
'' Olmaz. Cahil kalma. Britanyalı casus Lawrens adlı bir subay. Kendini islam olmuş gibi göstererek Arap aşiretlerine altın dağıttı, silah dağıttı ve Türk ordusunu arkadan vurdurttu. ''
'' Hayat'tan başka neler öğrendin. Anlaşıldı seni derinden etkilemiş. ''
'' İlkokulda, ortaokulda, lisede öğrenmedik. 1. Dünya Savaşı sonrasında, mütarekede kim, neden Hilafet Ordusu kurdu da Anadolu'da başlayan istiklal mücadelesini söndürmek istedi. Hayat'ta bu konuda da dizi yazılar yer aldı. TBMM'nin açılması...Herkes sanıyor ki, güllük gülistan bir ortamda mebuslar seçildi, Ankara'ya gittiler, rahatça yaşadılar. ''
'' Gittikçe ilgim artıyor. Hilafet Ordusu dedin, kim kurdu bunu ? ''
'' Kuvayı Milliye karşıtı orduyu Sadrazam Damat Ferit Paşa kurdu. Padişah Vahdettin'in buyruğuyla. Şeyhülislam da fetva verdi. Uyduruk bir çete reisine de paşalık verildi. Balıkesir, İzmit dolaylarında kardeşi kardeşe kırdırdı bu sahte paşa. Parayı, silahları işgalci Britanya ordusu sağlıyordu. ''
'' İç ayaklanmalarda Hilafet ordusunun rolü neydi ? ''
'' Kuvayı Milliye, Kemalciler Halifeye karşı ayaklanmışlardır. Onları yoketmek dinin emridir diye bildirileri tayyareleriyle atıyorlardı. Cahil, eğitimsiz bırakılmış halk bir boşluğun içinde, sahipsizdi. 1912'den beri süren harplerden bıkıp usanmıştılar. Kışkırtmalara kolay kapıldılar. İstanbul Hükümeti ayaklanmacıları besliyordu. ''
'' Bildiğim kadarıyla Bolu , Düzce, Hendek, Gerede önemli isyan bölgesiydi. ''
'' Evet. Paşa rütbesi verilen uyduruk Kafkasyalı özellikle din adamlarını satın alıyordu. Kendini şeyh olarak gösteren bir mürteci eline bir pilli fener almış, gece, dağın eteğinde yürüyor. Müritleri bakıyorlar; şeyhin ayağı nur içinde...Yürüdükçe nur da ilerliyor. Kuvayı Milliye kumandanı bu sahte şeyhi yakalıyor; üzerinden İngiliz lirası, bildiriler, elektrikli fener çıkıyor. Daha pilin bir ampulde kullanıldığını kimse bilmiyor. Böyle bir feneri başka kullanan yok. Demek ki, Britanya sömürgeninin hediyesi. Sonrasını söylemeğe gerek var mı ? Kuvayı Milliyeciler gereğini yapıyor bu mürteciye.''
'' İlginç... Sözümü geri alıyorum. ''
'' Daha bitmedi. Sen ilk,orta,lise...Sakarya Melhame-i Kübrası ifadesini duydun mu ? Duyamazsın. Çünkü Emin Oktay'ın kitabından ders anlatanlar da bilmezler. Haymana Meydan Muharebesi. Polatlı dolayları...Alagöz Köyü desem, bilmezsin. Karargah orada. Kaç gün sürdü? 22 gün , 22 gece...Bu bir dönüm noktası...Çal Dağı, Mangal Dağı...Köylüler o dağlara her gece ''nur'' indiğini söylermiş.Bir günde 90 subayımız, 900 erimiz şehid düşerken Sultanımız, halifemiz ne yapıyor İstanbul'da. Dördüncü hanımını alıyor. Kendisi 60'lı yaşlarda; yeni hanımı 18'inde. Ve Osmanlı prensesleri düşmanımız Yunan, Britanya, Fransız, İtalyan subaylarıyla dans ediyorlar. Şampanya su gibi akıyor, kızarmış etler, kebaplar, yerli ve Avrupa mutfağının seçkin yemek türleri...Bozkırın ayazında Yunan karşısında savaşan Anadolu ordusunun askeri aç, subayı da aç. Hem de susuz...''
'' Demek Sakarya Meydan Savaşı'nı da Hayat'tan öğrendin. ''
'' Bitmedi...Hikmet Feridun Es-Semiha Es kimdir, bilir misin ? Onların çektiği fotograflarla, yazılarıyla öğrendik Kore Savaşının dehşetini, Kunuri Dağlarında neden o kadar çok şehid verdiğimizi ...''
'' Tamam, inandım. Bilmeden konuşmuşum , özür dilerim. Bir daha tam tanımadan , bir yayın için burjuva şu, bu gibi ifadeler kullanmayacağım. ''
'' Ozan Sağdıç, Fikret Otyam, İnal Tengizman ! ''
'' Kim bunlar, tanımıyorum. ''
'' Fotograf sanatçıları. Bende fotograf zevkini oluşturan ustalar...''
'' Hayat, demek ki, bir döneme damga vurmuş etkili bir dergi imiş. Kim bilir, tam koleksiyonu ne kadar değerlidir. Yetişmende, eğitiminde büyük rolü olan bu dergiyi hala izliyor musun ? ''
'' 1992'de yayımına son verdiler. Fakat değerli bir tıp bilgini , Prof Dr Utkan Kocatürk, arşivini Kültür Bakanlığı'na kazandırdı. Ben de Acıbadem 'de Kemal Tahir Kütüphanesi'ne bağışlanmış bazı ciltlerini, olanak buldukça gözden geçirir, okurum. ''
'' Güzel, iyi. Seni kutluyorum. ''
-------------------------
19 Nisan 2026