HAZIM ZEYREK : EĞİTİMCİ ŞAİR

HAZIM ZEYREK : EĞİTİMCİ ŞAİR

Zaman ayaklarıma düşmüş GADA

Tandır alevlerinde ısınacağım

Sus hele

Kayalara ekmişim tohumlarımı

Ulu bitecek bitenler

Memmecim gılikleri sıralıyorum önümde

Horoz şekerleri

Önümüz bayrama doğru GADA belli ki

Uğrun sevileri ötelere koydum

Selvilerce güvereceğim, bu kent selviler kenti

Oturup su çullukları yapmışım akşamdan

Yedi sevi büyüklüğünde

Kucağın nerde, nerde kolların eheri

Bayramları ortadan ikiye bölecek

Yöremde yeşeren otlar

Çözülecek orta yerinden dilimdeki bağ

Memmecim gılikleri sıralıyorum önümde

Horoz şekerleri

Önümüz bayrama doğru GADA belli ki.

.....................................

1960 larda, Nevşehir'de öğretmenlerin ellerinde SU adlı bir dergi görüyordum.

Yaygın ünü olan, tanınırlılığı olan bir yayın değildi bu.

Merak ettim, bir tanıdığım öğretmenden rica ettim, eve götürüp inceledim.

Sıvas'ta çıkıyor. Bu bir yazın, sanat, düşün dergisi...Şiirler, denemeler, kitap tanıtım yazıları var. Nitelikli. 1961-68 arasında 78 sayı çıkmış. Büyük başarı. İstanbul, Ankara taşrasında aydınlara yönelik böyle bir dergiyi yaşatmak ne demektir ?

Dr Ceyhun Atuf Kansu'nun Sakarya Meydan Savaşı adlı, ilerde kitap olarak yayımlayacağı destanın bazı bölümleri de burada yer almıştı.

Su Dergisini kim çıkarıyor ? ‘’ Dergi çok başarılı oldu. Ciddi bir okuyucu kitlesine ulaştı. O günün, ünlü yazar ve şairlerinin , eleştirmenlerinin çoğunu bünyesinde toplamayı başardı. ABD, Fransa ve Britanya üniversitelerinden abone başvuruları geldi. GADA adlı şiir kitabı da SU Dergisi yayını olarak o dönemde çıktı.’’

Hazım Zeyrek...Eğitimci, folklor derlemecisi ve şair.

Kemah'ın eski adı Timisi olan Tuzla köyünde 1932’de doğmuş, Sıvas Yıldızeli Pamukpınar Köy Enstitüsü'nü 1948’de , daha 16 yaşındayken bitirmiş, Erzincan köylerinde, Ilıç'ta , Sıvas köylerinde yıllarca iyi , verimli, başarılı öğretmenlik yapmış, sonra da Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Pedagoji Bölümü'nde okumuş. Sıvas’ta okul yöneticisi...Halk ozanları bayramları düzenleme...Ekinsel ( kültürel ) diger etkinlikler...Şiir, sanat, yazın izlenceleri...piyes sahneleme...resimli şiir sergileri...Halkevi, Kızılay, Öğretmenler Derneği başkanlığı yapmış...Eğitimcileri tutumsal ( ekonomik ) olarak rahatlatma çalışmaları...

Önsözlerini Su dergisinin HZ yazmış.

Herbir önsöz okura, eğitimcilere, öğretmen adaylarına bir sesleniş, uyarma, çağdaş eğitimciliğin yönünü gösteren yönerge.

1974 yılının sonbaharında Ord Prof Dr Sadi Irmak, partilerüstü bir hükümet kurmuştu. CHP-MSP Ortaklığı bozulmuş; Hükümet düşmüştü.

Sanırım , Dr Mustafa Üstündağ, Ulusal Eğitim Bakanı olarak son atamaları yapmış, ondan sonra koltuğunu bırakmıştı.

Yeni bakan SBF öğretim üyesi Prof Dr Sefa Reisoğlu.

Son atananlar içinde HZ de vardı.

Göreli, rahmetli Mustafa Kaya bir ara İl Eğitim Müdürlüğü'nde görevliydi. Haberi o verdi.

'' Bugün yeni Müdür göreve başladı. ''

'' Kim ? Adı nedir ? ''

'' Hazım Zeyrek. ''

Emmimoğlu Hüseyin ile birlikteydik. İkimiz de haberi sevinçle karşıladık.

'' Güzeeeel !. Biz O'nu Su dergisinden tanıyoruz. ''

Nevşehir Merkez Ortaokulu'ndan Ürgüp Lisesi'ne geçip derslerime başlamıştım. Yeni Müdürümüze mektup yazarak görevini kutladım, Ürgüp'e davet ettim, birlikte Aksalur'a gidip folklor derlemeleri yapmayı önerdim.

Amir-memur ilişkileri resmidir. Mektubum dilekçe biçiminde değildi. Karşılık verdi. Çok duygulanmış, Ürgüp'e gelip benle de tanışmak istiyormuş.

Elimdeki Su dergilerini tarayarak hazırlık yaptım.

Hüseyin ile birlikte makamında ziyaret ederek yeni yayımlanmış olan Nevşehir İli Yakın Çevre İncelemeleri kitabımızı imzalayıp armağan ettik. Bu arada Göre İlkokulu'nda görev yapan eşimin de Ürgüp'ün kolay ulaşılan bir köyüne aktarılmasını istedik.

İl Eğitim Müdürlüğü… HZ makamında gururla oturuyordu. Özümüzü tanıttık. Adımı söyleyince pek kısa düşündü, gülümsedi. Anımsamıştı mektubumu. Kitabımızı sunduk. Hemen orada birkaç maniyi okudu. Düğün türküleri hakkında görüşlerini açıkladı.

'' Ben folkloristim. ''

Boylu boslu, sağlıklı al yüzlü, kumral saçları özenle taranmış bir insandı HZ.

Fazla vaktini almamak için , kısaca eşimin atanmasını söyleyip ayrıldık. Kapı önünde kutlamaya gelmiş bir küme öğretmen vardı. Tümünü tanıyorduk. Onlar da bizim gibi mutluydular.

Bir süre sonra eşimin de Mustafapaşa İlkokulu'na atandığını Mustafa Kaya haber verdi.

Bir gün Lise Müdürü' Neşet Atay'dan öğrendik ; HZ Ürgüp'e ziyarete gelecekmiş. Kız Meslek Lisesi'nde toplandık. Eğitimle ilgili güzel sözler söyledi. Ne denli ağır bir sorumluluğumuz olduğunu vurguladı. Mehmet Çavuşoğlu adlı kifayetsiz muhteris birisi sık sık benim adımı da vererek sataşıyor, aşağılıyor, eğitimciliğimizi eleştiriyordu. Kendisi Erzurum Eğitim Enstitüsü mezunuymuş, SBF ile aynı düzeydeymiş aldığı eğitim. HZ onu uygun sözlerle susturdu. Sonra Ürgüp'ten ayrıldı.

Nerden bilebilirdim ki, bize yakınlık gösteren HZ, 1975 Nisanında Harun Ustaoğlu adlı yardımcısını göndererek, Müftü'nün şikayeti üzerine, soruşturma açacağını. Beni Ürgüp’ün çağdışı mürtecilerinin önüne atıp savunmasız bırakacağını...

Muhakkiki reddetme hakkımı kullanarak Trabzonlu din dersi hocası Harun Ustaoğlu'na yazılı ifade vermedim. Merkez Ortaokulu'ndan tanıdığım bu adam laikliğe aykırı sözleriyle, davranışlarıyla biliniyordu. Derinkuyu Ortaokulu Müdürü iken, HZ onu yardımcısı yapmıştı.

'' Aman Emrullah Bey, ben Hazım Hocama ne derim. Lütfen birkaç cümleyle ifadeni yazıver. Hem kendini, hem beni kurtarmış olursun. ''

Kabul etmedim. Muhterem muhakkik kös kös gitti. Gözleri üzüntüden, yaşlı.

İnsan duyumsuyor uzak da olsa. HZ pek kızmış olmalı bu davranışıma.

'' Eeeey EG, ben sana gösteririm, muhakkiki reddetmek ne demekmiş. ''

Gerçekten de HZ gösterdi bana dünyanın kaç bucak olduğunu. Bakanlık'a bildirip şikayetleri, Faysal Duruöz adlı bir müfettişin gönderilmesini sağladı. O da uzun bir hikaye. Tadsız bir süreç. Arkasından Zara ve Kadışehri sürgünlükleri gelecekti. Biz onları yaşarken HZ, artık Nevşehir'de değildi. CHP mebus adayı olduğundan ve birkaç değişik yere gönderilmişti.

Nevşehir'den ayrılmadan önce, son toplantılarını yaparak herkesin gönlünü kazanmak istemiş. Fakat yer yer tepkiyle de karşılanmış konuşması.

Öğretmen Okulu Toplumbilim eğitmeni İsmail Gökdemir, kalkıp konuşmuş.

'' Ürgüp'te aydın bir öğretmenimiz vardı. Adı Emrullah Güney. Yobazlara, ırkçılara karşı kale gibi sağlam. Siz onu kurtların, çakalların önüne attınız. Harun Ustaoğlu adlı mürteciyi soruşturma için görevlendirdiniz. Aydın bir eğitimci olduğunuzu iddia ediyorsunuz. Bunu yapmamalıydınız. ''

Bana sonradan Hüseyin anlattı HZ'in yanıtını.

'' EG, Ürgüp Lisesi'nde ' Beni koruyan, savunan HZ var havalarına girmiş. İstediğimi yaparım diye şımarmış. ''

Folklorcu olan HZ bir halk sözünü öğrenmemiş ya da öğrenmiş olsa da unutmuş , demek ki.

'' Harmana giren porsuk, yiyeceği dirgeni göze almış demektir. ''

..........................

Hazım Zeyrek...İyi bir dergi yayıncısı...İyi bir şair...Gada adlı bir kitabı var ki, içinde Sarı Çiçek Obası okuyana, dinleyene pastoral tad veren örnek bir şiirdir.

Konuşmalarını unutmayacağız. Türkçemizi özenli konuşmasını, destansı anlatımını hep anımsayacağız. Ankara'dan kendisinin yetişmesinde emeği olan Orhan Çaplı gibi üstün değerde eğitimcileri çağırıp bizlere bilgi şöleni sunmasını da unutmayacağız.

Emekli olduktan sonra da HZ, mebus olmak için çalıştı. Meclis'e girebilseydi, bir CHP Hükümeti'nde MEB da olabilirdi ve Türkiye ondan üstün yararlar sağlayabilirdi.

Zara'ya atandığımı öğrenmiştim bir Ankara gezimde. Bir toplantıda karşılaştık HZ ile. Anlattım. Bana Zara'dan, İmranlı’dan adlar yazdırdı. Orada yardımcı olacak kişileri söyledi. Güzel güzel yarenlik ettik.

Aradan yıllar geçti. Ben Ürgüp Lisesi'nden Fırat Üniversitesi'ne geçmiştim. Yine Ankara'da bir toplantıda karşılaştık. Anlatınca kutladı, fakat sitemli...

'' Güney Öğretmenim, aramızda bir gönül birliği, karşılıklı sevgi vardı. Fakat sen, benle ilişki sürdürmede daima isteksiz davrandın. ''

Duygulu insan; demek anlamış.

Hep bekledim ki, varsıl eğitim birikimiyle HZ ardarda kitaplar yayımlasın. Ne yazık, üretgen bir eğitimci olamadı. Şiir kitabı dışında bir de Babaların Çıkmazı adlı eseri var sadece.

Ağrı İlinde, Maraş’ta da görev yaptı HZ öğretmenim. 1977’de yeniden Nevşehir’de İl Eğitim Müdürü oldu. MEB Danışmanlığı, Başbakanlık Personel Dairesi’nde memurluk yaptı. İncirli Lisesi öğretmenliğinden emekli oldu; yaşamını Ankara’da sürdürdü.

1969 ve 1973’de aday olmuştu Sıvas’tan ; TBMM’ne giremedi. Pek az oy farkıyla yitirdi seçimi. Kırgın ve üzgündü. Sıvas halkından vefa bekledi, yaptığı çalışmaların unutulmayacağını sanıyordu. Ömrü boyunca sürdü bu düşkırıklığı.

Bir gün öğrendik ki, Hazım Zeyrek, banyoda kayıp düşmüş, birkaç kemiği kırılmış, sayrı yuvasında onarmağa çalışmışlar, fakat iyileşmedi, öldü. 2011 yılı idi.

Öğretmenimizi saygıyla anıyorum.

……………………

- Buralarda Atatürk var mıdır Alaş

- He ya

- O’nu görür müsün hiç

- Helbet

- Dediklerin doğru mu Alaş

- Ne demek

- Bana da gösterir misin bir kez

- Aha dedi Alaş yürekten

- Bir avuç toprak alarak öptü yerden.

----------------------------------------

28 Nisan 2026