İKİ KAHVE, BİR ÇAY

Emekliydi

Uzun yıllar devlete hizmet etmiş, günü gelince ‘benden bu kadar’ diyerek emekliliğe ayrılmıştı.

Sakin bir yapısı vardı

Kimsenin tavuğuna kış, kimsenin odununa yaş dememiş, kendini ilgilendirmeyen şeylere hiç karışmamıştı.

Hep ortada bir hayat yaşamıştır

Bir gün iki arkadaşı ile sokakta karşılaştı, hoş beşten sonra hep birlikte bir kahvehaneye yöneldiler.

Anlatılar

Yaşadıkları ilginç olaylardan bahsettiler, geçim sıkıntısından, hayat pahalılığından dem vurdular.

Tüm bunlara karşılık kendilerinin ne yaptıklarını, nasıl geçindiklerini anlattılar.

Güldüler, eğlendiler

İnsan mutlu olduğunda zaman su gibi akar derler ya, zaman su gibi aktı, gitme vakti gelince kalktılar.

Arkadaşlarına; ‘Hayır, bu defa benden’ diyerek hesabı ödemek üzere çay ocağına yöneldi.

Çay ocağında bulunan bayan garsona; ‘hesap lütfen’ dedi

Bayan hemen eline kâğıt kalem aldı, yazdı da yazdı, sonra ‘iki yüz elli lira bey amca’ dedi.

‘Neeee!’

...!

‘Nasıl iki yüz elli lira?’

...!

‘Biz sadece iki kahve bir çay içtik’ dedi

Bayan oralı değildir; ‘hesabınız iki yüz elli liradır’ diye belirtti

Şaşırmıştır, ne yapacağını bilmez bir halde;

‘Siz ne diyorsunuz iki kahve bir çay nasıl iki yüz elli lira olur?’ diye veryansın etmeye, sesini yükseltmeye başladı. Bu arada kahveci geldi. Bayan garsona ‘ne oluyor?’ diye sordu. Bayan garson durumu anlatarak ‘hesabı ödemiyor’ diye belirtti.

Adam derdini kahveciye anlatmak için çırpındı, kahveci de oralı değildi…

‘Pekiyi madem öyle, fatura verin ve karşılıklarını yazın’ dedi

‘Fatura veremeyiz, bizde fatura olmaz’

‘O zaman boş bir kâğıda neler verdiğinizi ve karşısına da fiyatlarını yazın’ dedi.

Tamam diyerek başladılar yazmaya, yazma bittikten sonra bayan garson kâğıdı uzattı.

Kâğıtta Kadir İnanır’ın üç filmi ve iki kahve bir cay yazmaktadır. Her film için seksen lira para yazılmıştır.

‘Yahu kardeşim biz film filan izlemedik, sadece sohbet ettik, filmi görmedik bile’ diye itiraz etmeye çalıştı.

‘Bakaydın beybaba, televizyonda oynuyordu, o bizim sorunumuz değil’ dedi kahveci.

Bunaldı, sıkıştı; ‘Bana haksızlık ediyorlar, benden zorla para alıyorlar’ diye bağırmak, yırtınmak, haksızlığını anlatmak istedi…

Kim dinleyecekti?

Parayı ödese bu soyguna katlanacak, ödemese rezil rüsva olacak, bunun altından kalkamayacak

Oflayıp puflamaya, terlemeye başladı

Birden gözlerini açtı, yataktadır, hızla doğruldu, derin derin nefes almaya çalıştı, ‘of rüya imiş!’ diye mırıldandı…