İSTENMEYEN KONUK
Geniş bir oda.
Kitaplıklar duvar diplerinde...Boşaltılmış...Kutulara doldurulan kitaplar taşınmayı bekliyor.
Havada bir isteksizlik kokusu , bir burukluk var ...
Prof Dr Fevzi Şahlanan emekli olmuş; üniversiteden ayrılıyor.
1961 ' den beri tanıdığım arkadaş.
Daha doğrusu arkadaş bildiğim kişi.
Bir doçentlik sınavında yarkurul üyesiyim. Görevimizi yerine getirdik. Edebiyat Fakültesi’nden Hukuk Fakültesi’ne geçtim; yakın.
'' Fevzi, sana Nevşehir Folkloru 1 ve 2 kitaplarını imzaladım, buyur. ''
'' ........................ ''
'' Sen kim oluyorsun da bana böyle adımla sesleniyorsun ! ''
Açıktan söylemiyor ama, yüz anlatımından öğreniyorum.
Bu soğukluk düşündürüyor beni. Bir an 16, 17 yıl öncesine gidiyorum. Hayri Ergun Nevşehir MGO’dan arkadaşım. Babası yüzbaşı idi ve Fransızca dersimize girmişti. Karabük Demir Çelik Fabrikası’nda görevliymiş Hayri . Doçent Dr Metalürji Mühendisi. Sosyal medyadan adımı bulmuş, telefon etti. Kızı Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde mezun olamamış. Birkaç takıntısı varmış. Benden yardım istiyordu Hayri. Ben de Fevzi’ye bildiriyorum durumu. Acaba oradan mı alerjik bir durum doğdu.
Kitaplar toplanmış olsa da bir su ısıtıcı aygıt masanın üstünde duruyor. Yanında bitki çayı torbacıkları, şeker kutusu...Şimdi bir çay ikram etse arkadaşım (!) , ikrama geçer. Yok.
Odaya komşuları giriyor. Prof ve doç unvanlı olduklarını tahmin ediyorum.
'' Emrullah benim Nevşehir'den hemşehrim. Coğrafya profesörüdür. ''
Diyor mu, hayır.
Haziran ayındayız. İstanbul ısınıyor. Odada buz gibi , üşütücü bir hava var.
Konuklar da bana tuhaf tuhaf bakıyorlar.
'' Sen kim oluyorsun da bir hukuk profesörünü rahatsız ediyorsun. ''
Açıkça demiyorlar elbette. Yok yahu, niyetim rahatsız etmek değil; hemşehrim diye geldim. Kıyamet mi koptu, ne oluyor size böyle !
Acaba giyim kuşamım mı onlara tuhaf görünüyor ? Saçsız başım mı bir garip !Elimde tuttuğum çanta mı ?
Fevzi Şahlanan, Nevşehir Muhtelif Gayeli Ortaokul'un en başarılı öğrencisiydi. Kendine özgü bir ses tonu vardı. Onu bir dakika dinleyen, konuşmasına tanık olan asla unutamazdı. Türkçe öğretmenimiz Azime Mıdıkzade'nin ( Korkmazgil ) en beğendiği öğrenci... Yazdığı kompozisyon ödevlerinin en başarılı bulunduğu...
Fevzi'nin babası Aşık olarak tanınırmış. Fevzi Nevşehir Lisesi'ni bitirdikten sonra 1964'te , en kısa sürede meslek kazandıran yüksek okul olarak Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümü'nü bitirmişti. Kimler o dönemde bu okulu bitirmişti ? Mahmut Sütçü, Naci Özgün, İbrahim Körükçü...Sanırım ataması da yapılacaktı, Nevşehir'de karşılaştığı bir adamla konuşması, onun yaşamında yeni bir karar almasını sağlamış.
Eğitim Enstitüsü'nü bitirince Nevşehir'e dönmüş. Bir tanıdığı ile yarenlik etmiş.
'' Fevzi hangi okulu bitirdin, ne oldun ? ''
Anlatmış Fevzi.
Tanıdık kişi gülmüş.
'' Aşığın oğlu hakim, müddeiumumi olacak değil ya. ''
Fevzi'nin pek soruna gitmiş komşusunun bu sözü. Hemen üniversite giriş sınavları için form doldurmuş. Yüksek puvanla 1966 yılında İstanbul Hukuk Fakültesi'ne girmiş. Orada da başarılı olmuş. Ord Prof Dr Hıfzı Veldet Velidedeoğlu'nun takdirini kazanmış. Fakülteyi birincilikle bitirince Fransa'ya gönderilmiş; doktora yaparak dönmüş. Olağan bir çalışma düzeninde makale üretmiş, özellikle sosyal sigortalar alanında çalışmış. Danışmanlık yaparak birçok kamu kurumuna, ek gelir de sağlamış.
Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne ders vermek için gelmişti. Unvanı doçent idi. Çünkü öğretim kadrosu zayıftı bu okulun. Haber aldım, gidip gördüm, eve davet ettim. Akşam yemeğini birlikte yedik. MGO 3 C sınıfındaki öğretmenlerimizi andık. Azime Mıdıkzade, Hacı Uğur, Mehmet Kararlı, Numan Acar, Avni Aşık, Hazım Evyapan, Nihat Bilgen, Kemal İlktürk , Muzaffer Parmaksız gibi...Aynı sıralarda oturduğumuz arkadaşlar : Erdal Birlik, Hazım Tümtürk, Mehmet Atılgan, Hasan Amuca, Turgut Çelebi, Yusuf Erdoğan, Selçuk Kararlı, Göreli Sami, Cemal, Halil, Salih Çavuşoğlu, Nilgün... Sonra gecenin ilerleyen vaktinde götürüp otomobilimle, konukevine bıraktım.
Fevzi arkadaşım hiçbir engelle karşılaşmadan olağan süreyi tamamlayınca profesör unvanını da kazandı ve yaş haddinden emekli oldu.
Odasını boşaltırken bulmuştum onu. Ne ortaokul arkadaşlığının, ne yöremizle ilgili folklorik kitaplar yazmış olmanın, ne hemşehriliğin önemi varmış. Anladım. İstenmeyen konuğum orada. Müsaade isteyip ayrıldım, elimi sıkma gereği de duymadı ( acaba virüs, mikrop, bakteri mi geçer diye düşündü ) bilmiyorum.
Aradan yıllar geçti. O soğukluğun nedenini anlayabilmiş değilim.
Avukat bir hanımla evlenmişti, bir oğlu THY Yönetim Kurulu üyesi olmuştu, emekli olduktan sonra Fevzi, çok yaşamadı; bu dünyadan göçetti.
Arkadaşımı , Hukuk Fakültesi öğretim Üyesi Prof Dr Fevzi Şahlanan'ı saygıyla, özlemle anıyorum.
--------------------------
26 Mart 2026, Diyarbakır