Kendinle Konuşma Biçimin Seni Nasıl Etkiliyor?
Gün içinde en çok kiminle konuştuğunu fark etmek her zaman kolay değildir; çünkü bu konuşmalar çoğu zaman sessizce ve alışkanlıkla sürer. Oysa insan, gün boyunca en uzun ve en sürekli diyaloğu kendiyle kurar. Zihinde durmadan akan bu iç konuşmalar, yalnızca düşüncelerimizi değil, duygularımızı ve hayata karşı duruşumuzu da derinden etkiler. Bu iç ses zaman zaman destekleyici ve sakin bir tonda ilerlerken, zaman zaman eleştirel, sabırsız ve yargılayıcı bir hâl alabilir. Kişi, farkında olmadan kendisine sert ifadeler yöneltebilir, yaptığı hataları genelleyerek kendisini yetersiz hissettirecek bir dil kullanabilir. Başkasından duyulduğunda incitici olabilecek bu cümleler, iç dünyada tekrarlandıkça kişinin kendisiyle kurduğu bağı zayıflatır. Kendinle konuşma biçimi, yalnızca anlık duygulanımı değil; öz değer algısını, karar alma süreçlerini ve yaşamla kurulan ilişkiyi de belirler. Sürekli eleştiren ve hata üzerinden tanımlayan bir iç ses, zamanla kişinin cesaretini törpüler, denemekten kaçınmasına ve içsel bir yalnızlık hissi yaşamasına yol açabilir. Şefkatten yoksun bir iç dil, bireyin kendisini güvende hissetmesini zorlaştırır. Oysa iç konuşma biçimi değiştirilemez bir yapı değildir. Bu dil büyük ölçüde öğrenilmiştir ve fark edildiği anda dönüştürülebilir. Kişinin zorlandığı anlarda kendisine nasıl yaklaştığını gözlemlemesi, bu dönüşümün en önemli basamağıdır. Hata karşısında kendisini suçlayan bir yerde mi durduğu, yoksa anlayan ve destekleyen bir tutum mu benimsediği, içsel temasın niteliğini belirler. Şefkatli bir iç ses, yaşanan zorluğu inkâr etmez; ancak kişiyi incitmeden, küçültmeden ve yargılamadan ele alır. Bu ses, duygunun geçerliliğini kabul eder ve bireye güvenli bir alan sunar. Sorunları ortadan kaldırmasa bile, kişinin bu süreçte kendisini yalnız hissetmemesini sağlar ve içsel dayanıklılığı güçlendirir. İnsan, anlaşılma ve kabul edilme ihtiyacını önce kendi içinde deneyimlemek ister. Kendinle konuşma biçimi, kendinle kurduğun ilişkinin en açık yansımasıdır. Bu ilişki yumuşadıkça, kişinin hem kendisine hem de hayata yaklaşımı daha dengeli ve daha şefkatli bir hâl alır. Bugün kendinle kurduğun dile biraz daha yakından bakmayı dene. Zorlanan birinin yanında olsaydın, ona anlayışla yaklaşır, yükünü hafifletecek sözler seçer ve yalnız olmadığını hissettirmeye çalışırdın. Aynı özeni, aynı nezaketi ve aynı şefkati kendinden esirgemediğinde, iç dünyanda çok daha güvenli bir alan oluşur. Belki de ihtiyaç duyulan tek şey, başkalarına gösterilen bu inceliğin artık kendine de yönelmesidir.