KÖYLÜ KIZLAR NE BİLİYOR ?
Patates çapalama işleri için komşu kızların yardımına gerek duyuluyor.
Traktör vagonunda , bir saat kadar süren bir yolculukla tarlaya varıyoruz.
Ekmek, birçok gıda maddesi heybelerde...İki Avanos testisinde de su...
Çömleklerde önceden hazırlanmış yemekler...Kuru fasulye ( ağ bakla ), bulgur pilavı, turşu...
Öğlen vakti dulda bir yerde ateş yakıp ısıtmak gerekiyor çömlekteki yemekleri...
Vagonetten atlıyoruz. Traktörü süren dayımoğlu Yılmaz çekip gidiyor. Hava kararmadan yine gelip bizi alıp köye götürecek.
Lisede öğrenciyim. Dersler sona ermiş.Güneş daha yakıcı değil; hava limonata gibi.
Bakıyorum da komşu evlerin çocukluktan çıkmış gelinlik kızlarına, hiçbiri okula gitmemiş; okuma yazma öğrenmemiş.
İlkokul eğitimi zorunluydu hani !
Muhtarlar, kızların babalarıyla takışmak istemezler...
Okulun başöğretmeni ne denli ısrar etse de, kızlar kaydedilmez okula.
Böyle gelmiş, böyle gider. Ne işe yarayacak okuma yazma bilseler !
Burası Nevşehir güneyinde, nüfusu en çok olan köy...
Bu örneğe göre, Kozaklı'nın, Hacıbektaş'ın, Gülşehir'in , Derinkuyu'nun köylerinde durum nasıldır, ortaya çıkıyor.
Öğlene değin çapa işi sürüyor.
'' Benim abdestim var, '' diyor kızlar. Taa uzaklardan ezan sesi geliyor dalga dalga.
Belki Güvercinlik köyünün mescidinden...
Namaza duruyorlar.
Orta yaşlı teyzeleri ortalarında durup, kıbleye, Niğde yönüne doğru...
Sonra ateş yakılıyor çalı çırpıyla...Çömleklerdeki yemekler ısıtılıyor. Kalaylı bakır sahanlara dökülüyor. Tahta kaşıklar...Çalışan acıkır. İştahla girişiyorlar...Yufka ekmekler ıslatılmış; bol.
Dur, bir yoklayayım komşularımızın kızlarını.
'' İslam Peygamberi kim ? ''
Gülüyorlar. '' Biz bilmek öyle şiyleri. ''
'' Yahu, hadi ilkokula gidip okuma yazma öğrenmediniz. Arzı Hoca'nın Kur'an kursunda da öğrenmediniz mi ? ''
Birbirlerine bakıyorlar.
Orta yaşlı teyzeleri hepsi adına konuşuyor.
'' Bize namaz surelerini öğretti yalınız. ''
'' Manasını biliyor musunuz ? ''
'' Yoh ! Onu bilmiyoh. ''
'' Peygamber hangi tarihte doğdu, hangi yılda öldü ? ''
'' Haşa ! Peygamber hiç ölür mü ? ''
Bir an donup kalıyorum. Daha Peygamber'in adını bilmiyorlar, sen doğum-ölüm tarihlerini soruyorsun. Ne anlamsız bir soru bu. Ben kısırım diyene , daha bekarım diyene çocuk sayısını sormak gibi.
'' Nur suresini bilen var mı ? Arapçasını, Türkçe çevirisini ! ''
'' Töbe töbe ! Günah. Ne Türkçesi Emillah, sen ne diyon ! Günah valla. ''
'' Arzı Hoca size başka neler öğretiyor. ? ''
Gülüşüyorlar. '' Her gidişimizde gafamızdaki ceviz gibi şişlikler çoğalıyor. ''
Anlaşıldı...Sopalı, sırıklı eğitim ( ! ).
Yakındaki tepeye çıksam Niğde şosesinde gidip gelen, Çukurova'dan sebze meyve taşıyan Ford, Krupp, Man, Vabis, Magirus, Steyr kamyonlarını göreceğim.
Doğuda Erciyes’in karlı doruğu…
Batıda Hasan Dağı’nın çatal tepeleri , daha yakında Erdaş Dağı, Melendiz Dağı…
Gözlesem , yabancı gezginlerin güzel otomobillerle gezip dolaştıklarını .
Kuzeye doğru baksam Nevşehir'in muhacir mahallesini göreceğim.Yamaçta Kurşunlu Cami'nin zarif minaresi...Lise arkadaşlarım şu anda nasıl vakit geçiriyorlar acaba !
Ve ben , 1962 yılında, nüfus cüzdanlarında ( Kimlik Kartı değil ) İslam yazılı kızlarımızla, kadınlarımızla islamiyat konulu yarenlikteyim.
Cumhuriyet'in de 39. yılındayız. Maarifte, halk eğitiminde neredeyiz ?
Hacı Bektaş Veli'yi, onun bir sözünü düşünüyorum.
'' Kızlarını eğitmeyen bir halk, kendi hüsranına yansın ! ''
--------------------------------
28 Mart 2026. Nevşehir