KULLANMAK, KULLANILMAK
Emmim oğlu Hüseyin, 1976 yılının Eylül ayında Milli Eğitim Bakanlığı'nca ağır bir sınavın ardından , başarılı bulunarak, Holanda'da yaşayan işçilerimizin çocuklarına Türkçe, Türk kültürü dersleri vermek için gönderildi.
Hüseyin orada 1982 yılına dek yaşadı; eğitimci olarak verimli çalıştı. Groningen ( Kroningen okunurmuş ) Eyaletinde Hoogezand, Veendam bibi yerlerde Türkçe dersliklerinde dilimizi, tarihimizi, kültürümüzü öğretti. İz bırakan , aranan, yeğlenen bir eğitimci oldu.
Holandalılar için Türkçe, Türkler için Holandaca kitapları yazdı.
Elbet, böyle kitaplar tek başına yazılmaz. Yerli eğitimci Lümmi Hanım yardım etti.
Bir yıl kadar sonra, Hüseyin, eşi Sonsel'i de yanına aldı. O da öğretmendi. Kızları Özbek Göre'de doğmuştu; Özen Holanda'da doğdu. Yıllarca güzel güzel yaşadılar; her yaz dinlencesinde Türkiye'ye geldiler; Göre'yi, Tarsus'u ziyaret ettiler.
Hüseyin ihmal etmedi, dışardan sınavlara girerek Gazi Eğitim Enstitüsü'nün Fransızca Bölümünü de bitirdi. Tozdan dumandan ferman okunmaz; GEE işgal altındaydı ve sınavlar yapılamıyordu. Bir çare bulundu. Hüseyin bitirme sınavlarına İzmir'de girdi, mezun oldu. Fakat Bakanlık'tan bir ortaokula, liseye atanma istemedi; ilkokul eğitmenliğinde daha yararlı olacağına inanıyordu.
Felemenk diyarında, Holanda'da , Nederland'da, bu güzel Pays-Bas ülkesinde çok sayıda aydın insan, eğitmen, gazeteci, dergi yayıncısı yaşıyordu. Bir Türk ''kolonisi ''.
Hüseyin zamanla onları tanıdı, çeşitli derneklerde toplantılara katıldı. Zaman zaman üzücü, kahredici olaylara, tavırlara da tanık oldu. Bunları not etti, yazılarında kullandı.
Birbirimize uzun uzun mektuplar yazıyorduk. Daha bilgisayar-internet yok, mail nedir, bilmiyoruz. O mektupların hepsi sıla özlemiyle dolu yurtsever bir eğitimcinin çabalarını, girişimlerini, sevinç ve mutluluklarını, üzüntülerini, düş kırıklıklarını anlatır ( Tamamı sıralı, kayıtlı, Ürgüp'teki evimde dosyalarda saklanmaktadır ).
Holanda'da Türkçe ve Felemenkçe yayımlanan dergi ve gazeteler var. Hüseyin onların yazı işleri yönetmenleriyle tanışıyor.
'' Benim emmimoğlu var, adı EG. Geniş kültürlü bir sosyal bilgiler-coğrafya eğitmenidir. Arzu ederseniz size yazılar gönderebilir, her konuda yazabilir, ''
Kabul ediyorlar.
Adını vermek istemem, Zara Lisesi'nde öğretmenken bir mektup geldi. Anadolu Tarihi hakkında yazı istiyorlar.
Oturup yazdım.. Benim için zor olmadı. Hem Türkçe, hem İngilizce. Dergi yazı işleri yazımı Felemenkçeye çevirerek yayımlayacakmış. Yazı başına 100 Gulden ödeyeceklermiş.
'' Sanıldığı gibi Anadolu Türk Tarihi 1071 Malazgirt Zaferiyle başlamış değildir. Avrupa'nıın Küçük Asya olarak tanıdığı bu yarımada, Frenklerin Trakya olarak bildiği Çatalca- Ergene Yarımadası onbin yıldır Türk yurdudur. ''
Yazının tümü epey uzundu. Malazgirt'ten sonra Miryokefalon Savaşı'nı ve Selçuklu'nun kazandığı zaferi anlatmıştım.
15 Mayıs 1919'da Britanya'nın donattığı Yunan Ordusu'nun Küçük Asya Askeri Harekatının aslında XIII. yüzyıldaki Haçlı Seferlerinin XX. yüzyıldaki modern versiyonu olduğunu vurgulamıştım.
MEB, Danıştay'dan davayı kazandığım halde , eşimin, çocuklarımın yaşadığı Ürgüp'e atamamış; bir daha sürmüştü : Yozgat İli, Çekerek İlçesi, Kadışehri Bucağı Ortaokulu.
Yeni adresimi bildirdim Hüseyin'e.
Bir ay sonra yanıt geldi.Yazımı ilettiğim dergiden.
Beğenilmemiş. İstedikleri doğrultuda değilmiş yazım. O zaman anladım ki, onların isteği, Anadolu'nun bir Türk yurdu olmadığı, sonradan işgalle ve geçici olarak Türklerin yerleştiği yolunda bir yazı olacak.
Ve utanmadan diyor ki sayın yazı işleri müdürü, ayda 100 guldeni ödemeyeceğiz.
Çok da umurumdaydı. Ben Kadışehri'nde yaşadığım tek odalı harap kerpiç evde, Göre'den anacığımın verdiği, otomobilimle getirdiğim patatesi tüp gazlı ocağımda suda haşlar, yanına bir soğan kırar, üstüne karanfil çiğner, öğünümü tamamlarım.
Sizin guldenlerinize güvenerek mi, sosyal bilgiler dersi öğretiyorum yoksul Kadışehri çocuklarına.
Düşündükçe anladım niyetlerini. Yazsaydım ki '' Pontus Grek-Rum Trabzon İmparatorluğu ile İyonya Devleti ( Ege-İçbatı Anadolu muhayyel organizasyon ) birleşerek Bizans yeniden ortaya çıacak. ''
Yazsaydım ki '' Karadeniz halkı Rum ya da Ermenidir, Çepniler Türk olsa da azınlıktadır. ''
Yazsaydım ki '' Gürcüler Osmanlının baskısıyla islamlaşsalar da, hristiyan kardeşleriyle güçlü bir bağ oluştururlar. Acaristanın islam olmuş Gürcü halkı da yakında hristiyan-Gürcü kilisesine bağlanacaktır. ''
Yazsaydım ki, '' Ermenilerin Batı Hayastan dediği geniş araziye Türkler Doğu Anadolu diyorlar. Van-Urmiye-Sevan Gölü arasındaki yüksek plato taa Urartulardan ( Nairi ) beri kadim Ermeni yurdudur. Bozok Yaylası, Boğazlıyan, Kayseri bir Ermeni ocağıdır. Bu bölge ile Kilikya arasındaki bölge de Ermenilerle meskundur. Önünde sonunda Ermenistan hem Karadeniz kıyısında, hem Akdeniz'de, hem de Hazar Denizi'nde limanlara sahip olacak ve dünya ticaretine açılacaktır. ''
Yazsaydım ki, '' 1919'da başlayan Kuvayı Milliye harekatında Giresun'da, Ordu'da, Samsun'da kiliseleri yakan, Grek çetelerini ortadan kaldıran Topal Osman Ağa yeni kuşaklara katil olarak anlatılacaktır. ''
Yazsaydım ki '' Yıkılan, ortadan kaldırılan Grek ve Ermeni kiliselerinin, teoloji kolejlerinin, yetim yuvalarının kayıtları mevcuttur. Türkler Anadolu'dan kovulduktan sonra onlar Dünya Kiliseler Birliği'nin yardımlarıyla onarılacak ve yeniden işler hale getirilecektir. ''
Bunları yazmadığım için, ayda 100 guldenden, zengin (!) olma imkanından yoksun kalmış oldum.
Ne dememi, nasıl yazmamı umuyorlardı, anlamış oldum. Bir daha da böyle istekte bulunanlara yüz vermedim.
Hüseyin'e de yazdım.
Karşılık geldi : '' Buradaki yayınları yürütenlerin kimileri Felemenk, Fransız, Belçikalı Flaman, Alman ya da melez kadınlarla evlidir. Niyetleri Anadolu'nun bir Türk yurdu olmadığını, önünde sonunda Yunana, Ermeniye verileceğini, devredileceğini Türk aydınının kalemiyle itiraf ettirmektir. Senin yaptığın eylem doğrudur. Oyunlarına gelmeyelim. Birkaç yüz guldenle kalemini satacak eğitmenler değiliz biz. Anadolu, Trakya binlerce yıldır Türkün öz yurdudur. Felemenk Türk Basını bunu böyle bilmeli ve yanıltıcı bilgi sağlayacak kalemleri satın almağa çalışmamalıdır. ''
1976-77...Elli yıl geçmiş. Nerden nereye ?
--------------------------------------------------
5 Nisan 2026.