KUYUDA KAR SUYU
'' Murat, hadi kalk oğlum, kalk ! Toplanmış galabalık, guyuya gar basmaya gidiyorlar. Seni bekliyorlar.''
'' Ne giderim o Yukarı Yazı'ya, ne gar basarım guyuya, ne de yazın o suyu içerim. ''
Nazlı ana döndü tandıra gitti.
Sabahın erken vakti. Gece yağan kar dize kadar birikmiş. Güneşli olsa da hava, ayaz.
Murat çıkmak istemiyor yatağından. Yorganına iyice sarınmış. İşlemeli yün çoraplı ayakları yorgan dışında görünüyor.
Gençler dışarda toplanmışlar, omuzlarında kürekler, Murat'ı bekliyorlar.
Murat'ın hiç niyeti yok o kalabalığa katılmağa.
Nazlı Hala biliyordu onların bugün kuyuya kar basmağa gideceklerini.Murat da gider sanıyordu. Beş kızdan sonra tek oğul. Ablaları gelin olup gitmiş. Murat pek değerli, her isteği yerine getirilmiş...
Tandır odasında bazlama yapmış Nazlı Hala. Yumurta börtlemiş çok çok. Soğan kırıp hepsini bohçaya yerleştirmiş. Tuzu da unutmamış. Bakkaldan alınmış yarım kilo da helva.
Gençler evin önünde bekliyorlar. Nazlı Hala üzgün. Elindeki bohçayı veriyor bir gence.
'' Murat'ın kiyfi yok bu sabah. Belki başga bi gün sizle gider gayri. ''
Yanında bir torbacık var: Kuru üzüm...Herbirine birer avuç dağıtıyor.
'' Yiyin ! Üşümezsiniz. ''
Gençler gülüşüyor. Gelse Murat, iyi olurdu, ama nidelim ! Ağlayak da gözden m'olak / Dövünüp de dizden m' olak ! Yürüyorlar yukarılara doğru...
........................
Tuluca, Zile Yazısı, Mezarlı Koyak, Mercimek Tepesi, Sığır Yolu, Ballıkaya Üstü, Boğazköy önü, Kızılcin yazısı ...
Erken bahardan taa kasım ayı ortalarına değin insanların ekin ektiği, biçtiği, patates yetiştirdiği kıraç yazılardır. Pınar, kaynak, göze, eşme yoktur. Onca insan neyle karşılayacak su gereksinmesini ?
Kuyuların beslenmesi nasıl olur ? Yeraltı su birikimi yeterli değil. Süngertaşının adı köfek...Gerçek toprak bile değil. Yağmurlar yağanda, karlar eriyende bu birikim içinden sızacak sular, dipte bulursa bir kil katmanı üstünde birikecek, kuyu açılmışsa orada , çalışanlar kovayla, bakraçla çekip o suyu içecekler...
Karlı günlerin ardından , sam yelleri esmeden , biriken kar katmanı erimeden ivmeli...İvecenlik önemli.
İvmezsen kar erir, derelerden akar gider sular. Kuyuların pek kazancı olmaz.
Muhtarlık duyurur : Şu gün, kuyulara kar basmağa gidilecek. Her evden en az bir kişinin bu işe katılması mecburidir. Duymadık dimen haa !.
Genç kafile yürüdü. Kar örtüsü bozulmamış. Ayakların çıkardığı diş gıcırtısı sesleri : Garç gurç...Tavşan, kurt ayakları iz bırakmış yalnızca. Sonsuz bir yalnızlık...Kent insanı için romantik görünüm...Burun'dan ilerleyip Ballıkaya üstüne vardılar. Sığıryolu sonrasında inişli çıkışlı tepeler...Gözleri kamaşıyor kardan yansıyan ışınlardan. Sıcaklık belki eksi 20 derece olsa da terliyorlar. Deri başlıkları, gocukları, çizmeleri tam tekmil...
Enginli yüksekli dağlarımız
Gamınan yoğrulmuş binalarımız
Doğurmaz olaydı analarımız...
Türküler...Kentte seyrettiği filmi anlatıyor bir genç…Sesi güzel olanlar var...Anılar...Çoğu askerliğini yapmış...Görev bilinci nedir; imeceyle neler ortaya konulur; biliyorlar. Öğrenmişler...
'' Sen buna soğuk mu diyon ! Ben Doğubeyazıt'ta yapdım asgerliğimi. Burnumun içi donardı, gözyaşım donardı da canım yanardı. ''
Radyodan duyduğunu anlatıyor bir genç.
'' Soğuk dermiş ki, aslen Erzurumluyum da, orda yoksam Sivas'a bakın, orda değilsem Yozgat’tayım, gene bulamazsanız Trakya'dayım. ''
Yürü yürü yürü ! İki saat sonra ilk kuyunun başına varıyorlar. Ellerini tükrükleyip girişiyorlar. Kalıp kalıp kesip kürekleriyle kar örtüsünü, lokma lokma getirip kuyuya basıyorlar. Zor iş. Fakat ısınıyorlar çalıştıkça.
'' Ha gayret ! Bu karlar kuyuda eriyecek, ekin işlerken, suyunu gene biz içeceğiz. Haydiii ! ''
Kuyunun çevresi karsız kalıyor. Temizlenmiş durumda. Yürüyorlar bir başka kuyuya. Yarım saat uzakta. Orda da sokum sokum kesip kar örtüsünü kürekleriyle, kuyuya basıyorlar.
Kol saati olan var. Öğlen vakti bohçayı açıp gözlemeyi, yumurtayı yiyorlar. Tuz ekeleyerek…Bir yere oturmadan, ayakta…
Tamam artık...İyi iş çıkardılar bugün. İkindin vakti. Batıdaki Kızılcin Köyünün camisinden ezan sesi geliyor. Dönüş zamanı...Yorgun olsalar da mutlu onlar...Ekinciler yazın susuz kalmayacak…
.......................
'' Yav çok susadım. Bi desdiniz yok mu, dilim damağıma yapışdı valla. ''
'' Yok Murad'ım, yok.Valla abdest alacak su yok. Şöyle bi çeyrek saat yörü gıbleye dooru. Bilezikli guyudan iç. ''
Murat yürüyor. Bilezikli Kuyu...Suyu azalmış olsa da bir bakraçla çekiyor yukarıya, kana kana içiyor.
'' Ulaaan, ben bu suyu hakettim mi ki ! Böyle gana gana içiyom ! ''
.........................
Kuyuya kar basmak...Bir varmış bir yokmuş...Üstü başı karlı, ıslak olanlara böyle denirdi.
'' Ne bu halin ! Guyuya gar basmadan mı geliyon garlı garlı, ıpıslak ! ''
O da bir zamanlarmış işte.
Bugün ne kuyu kaldı, ne ekin eken, ne de o yaz sıcaklarında kuyu suyu içen !
------------------------------
8 Nisan 2026. Göre