Kuyuya Atılan Taş


   Seçim bitti, kaos başladı…
   Büyük konuşmuşlar;
   “Trump’un seçilmesinden, dünyaya kocaman bir göktaşının çarpması daha iyidir” demişlerdi.
   Dünyaya göktaşı çarpmadı
   Fakat Amerika’ya Trump çarptı.
   Şoka uğradılar
   Birbirlerini suçlamaya, Trump’u kimin seçtiğini anlamaya çalıştılar.
   Kimi analistler; “cahil kitleler seçti” diyerek müthiş yorumlarda bulundular  
   Kimileri ise; “Çok ileri gittik, zaten başımıza böyle bir şeyin gelmesi kaçınılmazdı” diyerek züğürt tesellisine sığınmayı çıkar yol olarak gördüler.
   Ne demişler;
   Büyük lokma yut fakat büyük konuşma…
   Şimdi geriye tek bir şey kalıyor;
   Alışmak…
   Onlarda alışacak, Trump ile barışacak, seslerini çıkarmayacak, kuzu kuzu yola gelecekler… 
   Ne olacak, şunun şurasında Trump’tan kurtulmak için 1460 günleri var
   Dişlerini sıkacak, kuyuya atılan taşı çıkarmaya çalışacaklar.
   Önlerinde ‘Nerede hata yaptık?’ sorusunun cevabını bulmak için çok uzun günleri olacak
   Katlanacaklar…
   Sabreden derviş misali çorbaya kaşık daldıracaklar.
   Bizim solcularda, Rahmetli Özal cumhurbaşkanı seçildiği zaman alışamamışlar
   Üstlerine ‘alışamadık’ yazılı tişörtler giymişler, hayata küsmüşler
   Mırın-kırın ederek yaşamışlar
   Fakat sonunda alışmışlardı. 
   Bunlar da alışacaklar…
   Daha da ileri giderek, belki de Trump’u anlayıp, yahu biz adamı iyi tanımamışız, adam bayağı ‘babacanmış’ yollu çıkışlar yaparak, Trump’u sevmenin formülünü bulacak
   Alışıp gidecekler…
   Hatta “alışmak sevmekten daha zor geliyor” yollu şarkıları bile dinlemekten vazgeçip, “şimdi sevmek zamanı” diye melodiler fısıldayabilecekler…
   Ne diyelim!
   Bekleyip göreceğiz…
   Dil mi güzel, dilber mi, yoksa Trump mu?
   Bu sorunun cevabını Amerikalılar verecek…
   Ya ektiklerini biçecek, ya biçtiklerini ekecek... Haydi kolay gelsin....