MALTEPE ÜNİVERSİTESİ'NDE
Günler öncesinden , gazeteleri tarayarak öğreniyorum.
Hangi üniversitede hangi tarihte ne gibi ekinsel , eğitsel etkinlik düzenleniyor ?
Maltepe Üniversitesi...
Mayıs 2025...
Kamuoyunun bildiği bir üniversite değil.
Yazınsal bir değerlendirmede Feridun Andaç konuşacakmış.
Otobüse binip gittim. Cennetten bir köşe. Çam ormanları arasında uçsuz bucaksız bir eğitim odağı, yerleşke, ekin ocağı...
Çevreyi seyretmeğe doyamadım.
Bükleçli yollardan döne dolaşa nizamiye kapısına ulaştık.
Otobüs durdu orada.
Elinde copla bir adam içeri girdi. O plastik çirkin objeyi baldırına vura vura sıraların arasında dolaştı.
İçim içime sığmıyor Feridun Andaç'ın konuşması başlamış olmalı o anda.
Adam beni gözüne kestirdi.
'' Gel benlen, in aşağı ! ''
Otobüs dolu...Öğrenciler, genç, orta yaşlı öğretim elemanları...
Kimse değil de ben...Emir demiri keser ; indik.
'' Kimsin ? ''
Emekli üniversite öğretim üyesi kimlik kartımı çıkarıp verdim. Evirdi, çevirdi.
( Bir an düşündüm; bana öyle geldi ki, okuması yok bu adamın ).
'' Ne işin var burda ? ''
Senli benli konuşuyor, gayet laübali.
Otobüstekiler sabırsız. Sürücü korna çalıyor.
'' Ben Feridun Andaç'ı dinlemeğe geldim. ''
'' Kimmiş o ? ''
Adamın ne umurunda FA ! Ne umurunda vereceği konferans !
'' Şu anda, konferans başlayalı 5 dakika geçti. Tutmayın beni ! ''
Gayet soğuk.
'' Acele etme bakalım. Bi araştıralım. Niyetin ne ! ''
Demek, bir emekli öğretim üyesinin konferans dinlemeğe gelmesi olağanüstü bir durum ki, beni eyliyor bir nizamiye kapısı görevlisi.
Vay Türkiyem vaay !
Telefonla bir yerlere soru soruyor,pek çıkaramıyorum. Ne yanıt verdiklerini de anlamıyorum.
Otobüstekiler sabırsız. Sürücü bir daha korna çalınca, demir parmaklıklı kapıyı açıyor, kolunu kaldırıp, ''geç'' diyor.
'' Yahu'' diyorum. '' Beni burda oyalayıp durmayın. Andaç'ın konferansının 7,8 dakikası geçti gitti. ''
'' Çok mu mühim ? '' diyor soğuk soğuk...
Kapı görevlisi olmanın tadını çıkarıyor. Doyum sağlıyor, mutlu oluyor.
Sonunda, çıkıyorum kulübeden. Hemen arkadan gelen otobüse biniyorum. Yanına oturduğum bir hanım öğretim üyesine, burnumdan soluyorak anlatıyorum, başıma gelenleri.
'' Adam kendini gestapo şefi,SS zannediyor galiba. Elinde cop falan, tehditkar. ''
Gülümsüyor.
Konferans salonunu soruyorum. Bir genç bana yardımcı oluyor. İçeri giriyorum. FA, konferansının son tümclerini söyleyip kürsüden iniyor.
Çantamda taşıdığım yazar ve şair portreleri albümünü sunuyorum.
'' Sevgili Andaç, ben EG diyorum. Anımsıyor. Gülümseyerek teşekkür ediyor. ''
Ekinsel etkinlik sona eriyor. Olgun bir bay dikkatimi çekiyor. Tahminen, rektör yardımcısı budur, diyorum, yanılmamışım.
Bize , konuklara kitaplar, dosyalar, çeşit çeşit kalemler armağan ediliyor. Cömert bir kurum burası.
Nizamiye kapısındaki despotik davranışı anlatıyorum.
'' Sayın Hocam,'' diyorum, '' Görevlilerinizi eğitmelisiniz. Sanırım o adam benim çirkin suratıma, kel kafama baktı, çene sakalımdan kuşkulandı, sorguya çekti. Ne kamu, ne özel üniversitelerde böyle bir davranışla aşağılanmamıştım bugüne değin . ''
Rektör yardımcısı sevimli, köylümsü bir aydın. Gülümseyerek dinledi, not aldı.
......................
Bakalım hele, bu yıl mayıs, haziranda da aynı yerde ekinsel, eğitsel etkinlikler düzenlenirse, yine gideceğim, aynı davranışla karşılaşır mıyım, bir gelişme var mı, göreceğim.
------------------------------
1 Mayıs 2026, Acıbadem