Milletin Emaneti Kumar Masasında mı?
Deprem… Bir milletin sadece binalarının değil, yüreğinin ve geleceğinin de yıkıldığı en acı, en çıplak imtihanlardan biridir. Felaketin ilk saatlerinde bu necip millet; siyasi görüşünü, etnik kökenini, ekonomik sıkıntılarını bir kenara bıraktı. Cebindeki son harçlığı, sırtındaki montu, evindeki son ekmeği depremzede bir kardeşine umut olsun diye gönderdi. İnsanlar, o yardımların bir çocuğun mamasına, bir annenin çadırına, enkaz altından çıkan bir canın hayata tutunma vesilesine dönüşeceğine tüm kalbiyle inandı.
Çünkü afet dönemlerinde toplanan her bir kuruş, alelade bir mali değer değil; bu milletin vicdanı, gözyaşı, birbirine olan bağlılığı ve en kutsal emanetidir.
Ancak bugün geldiğimiz noktada, o kutsal emanetin üzerine kapkara bir gölge düşmüştür. Kamuoyuna bomba gibi düşen, vicdanları sızlatan ve akıllara durgunluk veren son iddia, güven duvarını kökünden sarsmıştır: Ahbap Derneği’nin, depremzedeler adına toplanan tam 999 trilyon gibi astronomik bir meblağ ile kumar oynadığı, milletin parasını kumar masalarında çarçur ettiği iddiası.
Eğer bu iddia zerre kadar doğruysa, ortada sadece bir usulsüzlük değil, yüzyılın en büyük ihaneti ve ahlaksızlığı var demektir. Millet can derdindeyken, birilerinin o yardımlarla kumar masasında zar atması, insanlığın bittiği yerdir.
Bu noktada sormak zorundayız: Buradaki sorumluluklar zinciri kimleri bağlamaktadır ve herkes kendi payına düşen hesabı ne zaman verecektir?
İlk ve en birincil sorumluluk, doğrudan Ahbap Derneği ve onun yönetim kadrosundadır. Kamu yararına çalıştığını iddia eden, şeffaflık ve dürüstlük retoriğiyle milyarlarca lira bağış toplayan bir yapı, kendisine teslim edilen her bir kuruşun nereye harcandığını kuruşu kuruşuna kanıtlamak zorundadır. Millet size parayı kumar masalarında katlayın ya da batırın diye değil, enkaz altındaki canlara can olun diye verdi. Yönetim, bu devasa bütçenin kontrolünü nasıl kaybetmiştir? Bu paraların takibini yapmayan, finansal körlüğe göz yuman veya bu suistimale doğrudan çanak tutan herkes, milletin vicdanı önünde de hukuk önünde de baş şüphelidir ve birinci derece sorumludur.
Devletin görevi yalnızca vergi toplamak, kriz anlarında "bekleyelim, görelim" anlayışıyla hareket etmek değildir. Devletin asli görevi, vatandaşın güvenini sağlamak ve milletin emanetini korumaktır.
İçişleri Bakanlığı, Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü ve ilgili mali denetim organları (MASAK vb.) bu süreçte neredeydi?
Ortada 999 trilyon gibi devasa bir para dönerken, bu denetimler neden zamanında, düzenli ve sıkı bir şekilde yapılmadı?
Bir ülkede yardım kuruluşları milyarlarca liralık bağış topluyorsa, bunların anlık olarak denetlenmesi bir lütuf değil, anayasal bir zorunluluktur. Denetim mekanizmalarının her zaman olaylar büyüdükten, paralar buharlaştıktan sonra devreye girmesi, kamu otoritelerinin de bu süreçte ihmal ve zafiyet sorumluluğu olduğunu gösterir.
Burada asıl görevi devralması gereken yer sosyal medya mahkemeleri değil, bağımsız cumhuriyet savcıları ve mahkemelerdir. Yargı, bu iddiaların üzerine hiçbir siyasi veya popülist baskıya boyun eğmeden, en hızlı şekilde gitmekle sorumludur. Şeffaflığın olmadığı yerde dedikodu büyür, denetimin olmadığı yerde suistimal tavan yapar. Eğer ortada bir suç varsa, faillerin yıllarca adliye koridorlarında veya raflarda bekletilmeden, en ağır şekilde cezalandırılması adaletin gereğidir. Geciken adalet, adalet değildir; toplumdaki adalet duygusunu yok eder.
Sonuç olarak;
Bu millet, deprem gecesi cebindeki son parayı yardıma gönderirken karşılığında alkış istemedi, şov istemedi. Tek beklentisi, emanetinin yerine ulaşmasıydı. Devletin gücü sadece elindeki kolluk kuvveti değil, vatandaşının ona ve kurumlara duyduğu güvendir.
Eğer 999 trilyonluk bu kumar skandalının üzeri kapatılırsa, şeffaflık gecikirse, sadece Ahbap derneği değil, bu ülkedeki tüm yardımlaşma kültürü ve toplumsal güven çöker. Kimsenin bu milletin yardımseverliğini kumar masalarına meze yapmaya, vatandaşın güvenini sırtından bıçaklamaya hakkı yoktur.
Sorumlular derhal hesap vermeli, adalet tavizsiz uygulanmalıdır!
Tuncay Dalcı