Genel

Nevşehir Herikli Mahallesinde Bir Selam Sokağı Vardı

Nevşehirli Sedat Yücel, Herikli Mahallesi’ndeki Selam Sokak’taki çocukluk anılarını ve mahalle kültürünü duygulu bir yazıyla kaleme aldı.

Nevşehir’in Herikli Mahallesi’nde çocukluğunu geçiren hemşehrimiz Sedat Yücel, geçmiş anılarını ve mahalle kültürünü duygulu bir yazıyla paylaştı. “Herikli Mahallesinde Bir Selam Sokak Vardı” başlığıyla kaleme aldığı yazısında, küçük yaşlarda yaşadığı sokak hayatını, komşuluk ilişkilerini, oyunlarını ve mahalledeki dayanışmayı detaylı bir şekilde anlattı.

Yücel, Selam Sokak’ı sadece bir mekan olarak değil, aynı zamanda çocukluk anılarının, samimiyetin ve karşılıksız yardımlaşmanın merkezi olarak tasvir ediyor. Sokaktaki her kapının ve komşunun onun hayatında iz bıraktığını belirten Yücel, Alidoğan Öncül’den Sabri Kurt’a, Palancı Abdullah Amca’dan simitçi Göğüş’e kadar birçok mahalle sakinini tek tek anıyor.

Yücel, yazısında özellikle eski yaşam koşullarını da hatırlatıyor: sokakların kar ve çamurla kaplı olması, soba külleri, elektrik ve su altyapısının eksikliği, her evin kendi imkânlarıyla ayakta durmaya çalışması gibi detayları okuyucuya aktarıyor. Ayrıca, mahalledeki eğitim ve sosyal yaşamın zorluklarına değinerek, kendi ve arkadaşlarının okul hayatındaki mücadelelerini de paylaşıyor.

Sedat Yücel, yazısında aynı zamanda mahalle dayanışması, aile değerleri, komşuluk ilişkileri ve toplumsal bilinç gibi konulara dikkat çekiyor. Yeni kuşaklara mesaj vererek, sosyal medyada yeniden canlanan Herikli Mahalleli topluluklarının birlik ve beraberlik için önemli bir fırsat olduğunu vurguluyor.

“Haydi gayret sizden, yardım Allah’tan olsun. Ben mahallemin güzel insanlarına, şehrimize en kalbi duygularla sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum. Allah’a emanet olun” diyerek yazısını bitiren Yücel, Selam Sokak’ın hafızasını ve değerlerini geleceğe aktarmayı amaçlıyor.

Sedat Yücel Anlatıyor: “Selam Sokak’ta Çocukluğumun İzleri”

İşte değerli hemşerimiz Sedat Yücel'in o yazısı;

HERİKLİ MAHALLESİNDE BİR SELAM SOKAK VARDI:

Geçenlerde bir Hint filmi izledim. Çocuk yaşlarda İngiltere'ye evlatlık olarak babasının yaşadığı yerleri görmeye elinde bir fotoğrafla gelen bir genç kızın, babasının yaşadığı köyde adeta onun anılarını, duygu dolu hikâyesini konu almış bir filmdi.

Ben de her yıl geldiğim Nevşehir'de, çocukluğumun geçtiği sokaktan geçer, harabe halindeki sokağın kalan her bir kapısında, duvarında inanılmaz duygular yaşarım.

Sokağın en üst tarafında Alidoğan Öncül abileri ve genç yata kaybettiği kardeşini, aşağıya doğru anne oğul muhabbetinin en güzel örneğini sergileyen Sabri Kurt abileri, gariban adam Palancının Abdullah amca, Tenekeci Ali Rıza amcalar, sobadan sızan gazla zehirlenerek vefat eden bitli dudunun Anşa (Ayşe) ve Ahmet ağa, arı gibi çalışkan adam simitçi Göğüş, berber Yılmaz'ın babası, mezbahanın en seri kasabı Salah Teyfaan (Tevfik), biz Palancı, Üzümcü Kara Mehmet.
Kapı komşumuz Çanakkale Gazisi Timtimlerden Mehmet Ali Armağan ve meşhur fal bakan olarak bilinen Baki, Topal Durmuşlar Mustafa abi ve Binnaz ablayı, Kapısını kale yaparak bıktırdığımız akçelinin Hatçe teyze ve eşi çerçi Durmuş emmi, oto elektrikçi Bedir abinin babası çerçi Ömer ağa ve eşi Penbiş aba, Çatıların Ahmet, Bekir efendi camii imamı ve bir çok hafız- Hoca yetiştirmiş manevi büyüğümüz, hafız hocası Hamit Dileyici hocam, Celalli özelliği ile yıldığımız Hallavın Fadimana dudu, Yeşil Irzaalar (Ali Rıza). akşamdan sonra önünden geçerken korkudan ödümüzün koptuğu daracıkta oturan yırığın Ahmet abi ve Sobacı lakaplı fötr şakalı bir amca.

Sokağın Meteris’i gören en son ucunda mahallenin diş çekmekle ve paslı kerpeteni ile meşhur kirli Meryem dudu.

İlk dişimi çeken kadın.

Her birinin kapısının önüne gelip duruyor anılarımı tazeliyorum ve boğazım düğümleniyor. Çünkü her bir komşumuzla çocuklukta yaşadığım inanılmaz güzel, asla unutulmaz anılarımız var. Onları bizde çok ama çok emekleri var.

O yokluk günlerde ikramları var.

Mahallemizin yetişen çocukları, delikanlıları diye bizlere gösterdikleri, bizleri yücelttikleri, bizlere yansıttıkları sıcaklıkarı, samimi, karşılıksız sevgileri var.

Yazamadıklarım unuttuklarım olabilir haklarını helal etsinler.

Ölenlere rahmet diliyorum.

Hayatta olanlara (çok kalmamış) sağlık afiyet diliyorum.

İşte bu sokak Selam Sokak.

Saklambaç oynadığımız, dalya oynadığımız, birbirimizle kavga edip kafa yardığımız; ama göremeden duramayıp özlediğimiz bu sokak Selam Sokak. Ortasında buğday sokusu olan, şehirde olup köy hayatı yaşadığımız bu sokak.
Şimdi iki adımda karşı komşunun eşiğine basacak kadar dar gelen bu sokak Selam sokak; oysa çocukken bize ne kadarda büyük gelirdi.
Çoğu zaman yalınayak koştur Allah koştur. Eve akşam yemeğine çağıran o annemizin sesine kadar eve girmezdik.Hadi elinizi ayağınızı yıkayın sofraya der ve arkasından ilave ederdi; babanızı kızdırmayın.

Dikkat çeyorum, ayağınızı da yıkayın.

73 yaşıma geldim ve ben hala rüyalrımı buradaki evimizde, bu sokakta görüyorum.



Soğuk havalar hariç. Zaten kış çıkıncaya kadar sokaktan kar kalkmazdı. Senin damın karı sokağa kürünmüş, bizim damın karı sokağa kürünmüş; sonunda sokağın ortasında oluşmuş iki metre yükseklikte kar dağı...
Kapı önlerinden keçi yolu benzeri patika yol açılmış; ama insanların buzlanmadan dolayı kaymaması için üstüne soba külü dökülmüş.
Karlar kalktıktan sonra zaten zemini toprak olan sokak, soba külleriyle birlikte çamurdan geçilmez olurdu.
Yukarı mahallelerin sokaklarında çoğunlukla siyah taşlar döşeliyken, Türkmen mahalle sokakları tozdan, topraktan çamurdan geçilmezdi.
Ben eve elektriğin suyun alındığını biliyorum. Alt yapı dersen söylemesem daha iyi. Baharda ahır ve tuvaleti (hela) boşaltma, onları bağlara gübre olsun diye götürme işlemi başladı mı sokağa girebilene aşkolsun. Burnuna mandal taksan daha iyi.

Kimsenin kimseye söyleyecek bir şeyi yok; çünkü her evde ahır var, her evde tuvalet var.

Var da maalesef sokak alt yapısında kanalizasyon yok.

Sokakta elektrik direği var; ama ben Nevşehir'den 1969 yılında ayrılıncaya kadar sokak lambasının yandığını hiç görmedim.

Sokak çeşmesi Meteris'ten sokağa girerken sağ başta, şimdi trafonun olduğu yerdeydi. Evlerinde su tesisatı çekili olmayanlar sularını bu çeşmeden taşırlardı..
Babalarımız geçim derdinde kendini parelerce sine eve ekmek getirme peşinde, anneler bağ bahçe, hayvan hasıl, ev işleri ve çocuk derdinde.
Dört gözlü ocak yok, akşama yemek hazırlanacak. Ya gaz ocağında, ya da tandırda akşam yemeği için organize olmak lazım.
A dan Z ye bütün imalat işleri annelerin elinden çıkacak. Yemek, bulaşık, çamaşır.. Mevsimine göre Sirkesinden pekmeze, yufka ekmekten mantı makarnaya, salçasından bulgura, tereyağından, tarhanaya kadar aklınıza ne gelirse tamamı ev yapımı. Maazallah çarşıdan alındımı yandı keten helva.
Karamehmetler fırından yemeye başlanışlar. Kadın tembel canım ya da kadın bir türlü avratlığı beceremiyor canım.
Kaynanalı evler olmasa bile, böylede mahalle baskısı var.
Bizim kuşağın annelerinin hiç biri okula gitmemiş, gidememiş.
Sedat şu mektubu oku diye getirilen çok sayıda asker mektubu okuduğumu hatırlıyorum.
İhtimaldir Anadolu'nun birçok yerinde aynı tablo vardı.
Sadece azınlıklar ve kendini toplumdan soyut hisseden insanların organize olarak eğitime yönlendirildiğini görüyoruz.
Örneğin Tunceli ilinde okuma yazma oranı % 100'e yakın.


Okula giden bizlere gelelim:
Evde şiddet, okulda şiddet görmedim diyen yalan söyler.
Kaç kişinin velisi okula gelip öğretmenlerimizle görüşmüştür dersek; ben sayının çok düşük, hatta sıfıra yakın olduğunu söyleyebilirim. Ben benim velimi hiç görmedim.
Gelenler olmuşsa da mutlaka vukuat işlendiği için çağrılmıştır. Evde ders çalışırken, bilmediğimiz bir konuyu evden birine sormak istesen, maalesef yardımcı olacak kimse bulamazsın.
Benim liseye gidene kadar evde çalışma masam olmadı.
İyi bir öğrenci sayılırdım; ama ders çalışmayı Kaymaklı, Derinkuyu'dan gelmiş olan ailesinin bir odalık ev tuttuğu sınıf arkadaşlarımdan öğrendim.
Onlarla liseye giden abileri ilgilenirdi.
Sınav yapılacak derslerden liseli abiler bir gün önceden sınav soruları hazırlayarak test sınav yaparlardı. Yazılı sınavlarda nerelere takılacağını görmüş olurdun.

Lise 1'den sonra Kayseri'ye Teknik Lise sınavını kazanıp gittiğimde, yatılı okuduğumuz için biraz daha sorunlarımız çözülmüş, imkanlarımız artmıştı. Doğrusu ufkumuzda açılmaya başlamıştı.
Ayda bir tiyatroya, haftada bir sinemaya, ayda bir kez Kayserisporun maçlarına gidiyorduk.

Bunu evde sana kim öğretecek.
Onun için Kaymaklılı Arif Altuntaş'a, Derinkuyulu Ali Demirkesen kardeşlerime şükran borçluyum.
Köylümüz daha aydındı diyebilir miyiz?
Bizlerin aileleri Ortaokul ya da lise köylerde olsaydı, Nevşehir'de olmasaydı oralarda okumak için bize zemin hazırlarlar mıydı?
Bilemiyorum.
Sanıyorum çoğunluğumuz sanayide çırak olmaya gönderilirdi.
Öyle olmasa çok zeki arkadaşlarımız vardı; şoför olmaları için muavinliğe, sanayide çırak olmaya zorlandılar.
Çok zeki olanlar vardı.
Bırakın zeki olmayı, ilkokulda sınıfımızın en tembeli bir arkadaşımız vardı, ismi bende mahfuz olsun; bu arkadaşımız Allah ömür versin şimdilerde Nevşehir'in en zenginleri arasında sayılıyor. Neden sınıfın en tembeliydi dersiniz…
Hep duyarız, sanatçıdır, tiyatrocudur, sporcudur; ünlü olduklarında röportaj yapılırken beni öğretmenim keşfetti, beni ailem keşfetti vs gibi gerekçelerle nasıl başladıklarından bahsederler.
Bizde bildiğim kadar keşfedilen kimse yok. Herkes kendi dişi tırnağıyla bir yerlere gelmiştir.
Başarılı olanların da destekleyenleri, arkasında duranları olmamıştır.
Bu destek siyasi olabilir, nüfuz desteği olabilir.
Bunda biraz şehrin sosyal yapısının parmağı var denilebilir mi?
Elbette olabilir.
Yahu Meteris’in ortasından geçerken ayaklarımız dolaşırdı.
Neden?
Yürüyüşümüze bahane bulup babamıza “ külhanbeyi gibi yürüyor” diye şikayet edecek kahve önü oturanlar gurubu vardı.
Onu ciddiye alıp dayak atan babalarımızın kabahati az değil hani…
Arkadaşımın arkasından taş attığım için Alibey camisini taşladı diye babama şikayet eden adama hakkım helal olsun, sonucunda akşam bir araba dayak yediğimi hiç unutamıyorum..
Çocukla göz hizasında konuşulmalı diyen pedagoji biliminin kulakları çınlasın.
O Meteris'ten birde kadınların geçtiğini düşünün.



Vizyon görüş sahibi olmanın önemi var mı?
Elbette var, olmaz mı?
Şöyle bir örnek verelim ve yorumu önce sizlere bırakalım.
Kıratlı hocanın iki oğlu 1950'li yıllarda Üniversite mezunu.
Dahası Esat Kıratlıoğlu Avusturya'da yüksek lisans yapmış.
Bunun için ben iki şey söyleyebilirim:
1- Vizyon sahibi aile
2- Ekonomik gücü olan aile.
Bizim Selam Sokak ta görüntü şöyle:
Kadınlarımız hiç okula gitmemiş ve okuma yazma bilmiyor.
Kızlarımız ilkokuldan sonra okula gitmemiş.
Dedelerimiz ilkokul terk ya da okula hiç gitmemiş.
Babalarımızdan tek tük ilkokulu bitiren var, çoğunluk ilkokul terk.
İlkokulu bitirenlerden iki kişi kamuda şoför olarak istihdam edilirken, çoğunluk çiftçi. Bağ bahçe işlerine ağırlık verilmiş. Babalarımıza önerilen geçerli bir meslekte olmamış.
Sokakta iki kişi çerçilik yapardı. Yeni kuşaklar çerçiliği bile bilmez.
Babamın mesleği palancıydı. (Semerci). Ustası Palancı Abdi İşgören ağa idi. Babamın ustasına aşırı saygı gösterdiğini, ölene kadar önünden geçmediğini bilirim.
Yahu Nevşehir’de senede kaç kişi eşeğine semer yaptırır. Ayrıca şehirde sadece semerci sen de değilsin.
Semer pastasından sana ne kadar düşer ki!
Bu iş evini geçindirir mi?
Hal böyle olunca iş ticarete doğru dönmüş ve babam Üzüm alıp satmaya başlamış. Nevşehirlinin üzümü, pekmezi, patatesi soğanı o zamanlar hiç para etmezdi. Çifçilikte kimsenin iki yakasını bir araya getirmezdi.
Bilinçli çiftçilik yapıldığına da inanmıyorum.
Bir tarla karpuz, bal kabağı ekilir eve getirirdik; kimse kimseden karpuz kabak almazdı; çünkü herkesin evinde bunlar vardı. Esasen satmak içinde ekilmezdi; ama niye ekilirdi bilemiyorum.
En faydalı buğday arpa ekimiydi; çünkü kendi ekmeğimizi kendi buğdayımızdan yapardık.
Yani Türkmen mahallenin insanlarının önünü açan bir siyaset el,. Bir destek vereni de hiç olmamış.
Ülkeyi yönetenler, o günün zor koşullarında siyasetin şehre kazandırdığı bir nimeti görmüş sayılmazdı.
Esat Kıratlıoğlu İller Bankası Genel Müdürü olduğu için Nevşehir’in köylerine en erken elektrik gelmiştir. Yetişen adamın san faydasını gördünüz mü?
Sonrasında kaç bakan, kaç yüksek bürokrat çıkartabildik biliyor muyuz?
Osman Bölükbaşı'ya kızdıklarından vilayet olan Kırşehir İlçe, Niğde’ye bağlı ilçe olan Nevşehir vilayet yapıldığı için şehrin yüzü biraz yerden kalkmış oldu.
Yerel siyaset yapanların Ankara hükümetinden koparıp getirdiği çok önemli şeyler olmamıştır. Hatta Demirel'e giden kent siyasetçileri için Süleyman Demirel "kimi nereye tayin etmek istiyorlarsa yapın, onlar başka bir şey istemezler" dermiş.
Altmışlı yıllarda Almanya işçi almaya başlayınca bizim köylerin çoğu Almancı oldu ve milletin eli biraz para gördü. Bu işte de Nevşehirli bir yarar görmedi. Almanya'ya giden Nevşehirli çok çok azdır. Esnafa faydası olmuştur.
Bu arada bir hakkı teslim etmemiz lazım.
Bazı parası olan büyüklerimiz, zenginlerimiz, düzgün, çalışkan şoförleri 1/3 oranında ortak ederek kamyon adılar ve onları kamyon sahibi yaptılar. Nevşehir’in Türkiye'de nakliyecilikte öne çıkmasının başlıca sebeplerinden birisi budur bence.
Böyle olunca sanayide iş potansiyeli gelişti.
Bana göre bugünkü galerici esnafının oluşmasında, temel faktör, kişilerin önce ekonomik olarak gelişmesi ve ticarete olan yatkınlığı önemli rol oynamıştır. Allah sebep olanlardan razı olsun.
Bu anlamda kentin ekonomik ve sosyal hayatına yeterli ölçüde dokunulmuş olsaydı, bir bilinç oluşsaydı Nevşehir bugün çok daha başka bir kent olurdu.
Zaten kent ve kentlilik bilinci hiç olmadı..
Herikli mahallesinin birbirleri ile akraba olduğunu insanların fark etmesi çok eskiye dayanmıyor.
Benim ısrarlı talebim ve Mustafa Kalfaoğlu büyüğümüzün gayretleri ile oluşturulan soy ağacımızda bir çok kişi akraba olduklarını öğrendiler.
Bu çok kıymetli bir şey.
Bizlerin büyükleri geçim derdinden, hayat kavgasından bize bir şey nakletmeye zamanları olmadı.
Konu çok uzar gider.
Bahaneye gerek yok, yeni kuşaklar bayrağı eline alsın ve yürüsün.
Şimdi görüyorum sosyal medyada Herikli Mahalleliler sayfası ile bir canlanma var. Bu canlanma şehrimize, gelecek kuşaklara, birlikteliğimize çok büyük katma değer katabilir.
Bu birliktelik siyaset üstü yapılmalıdır. Bizlerin büyüklerinin yaptığı gibi siyasi görüşleriniz, dünyevi yaşantılarınız birbirimizin arasına duvar örmemelidir.
Bir edep erkan üzerine hareket edilmeli, büyükler sayılmalı, küçükler sevilmelidir.
Her türlü çıkarcı anlayış, siyaset ve seviyesizlik bu birlikteliğe zarar verir.
Gurupta görüyorum bu fikri hayata geçirecek kabiliyette çok sayıda arkadaşlarımız var.
Artık yaşlanmış büyüklerinizin ziyaretlerini ihmal etmeyin ve bir farkındalık yaratın.
Yeni bir hava oluşturun.
Başlamak başarının yarısıdır demişler.
Haydi gayret sizden, yardım Allah'tan olsun.
Ben mahallemin güzel insanlarına, şehrimize en kalbi duygularla sevgi, saygı ve muhabbetlerimi sunuyorum.
Allah'a emanet olun.

******Sedat YÜCEL*******

SEDAT YÜCEL KİMDİR?
1954 Nevşehir doğumlu olan Sedat Yücel, evli ve üç çocuk babasıdır. Siyasi deneyimi oldukça güçlü olan Yücel, 2011-2014 Gölcük İlçe Başkanı, 2009-2011 Belediye Meclis Üyesi, 2008 Kocaeli'de Belediyelerin Birleştirilmesi Komisyonu Başkanı, 2007-2009-2011 Ak Parti Kocaeli İl SKM Başkanı, 2007-2010 Ak Parti İl Yönetim Kurulu Üyesi, 2006-2009 Kocaeli İl Başkan Yardımcısı, 2002-2006 Ak Parti Gölcük Kurucu İlçe Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı.

STK Deneyimleri
2018 Sebilürreşad Dergisi M.Akif Ersoy Akademisi Başkanı

2015 İlimYayma Cemiyeti Kocaeli Eğitim Komisyonu Başkanı
2007-2018 Yeni Binyıl Derneği Dernek Başkanı
2006 - 2011 Kocaeli Kent Konseyi Genel Sekreteri
2009 - 2011 Türkiye Kent Konseyleri Birliği Başkanı
2008 – 2011 WHO ve Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği Kocaeli Koordinatörü
2000 - 2006 Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Türkiye Yerel Gündem 21 Koordinatörü
2002-2005 Demokrat Kocaeli Gazetesi Köşe Yazarı

İş Deneyimi
2014-2017 Meditel Medikal Elektronik A.Ş. Marmara Bölge Müdürü
1997 Mestaş A.Ş Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi
1999-2002 7 - M Ltd. Şti. Kurucu Müdür
1995-1999 Uğurludemir Ltd. Şti. Müdür
1973-1995 T.C. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Dz. Astsubay
1995 yılında Derince Eğitim Komutanlığında Öğretmenlik

Eğitim Bilgileri
2015-2017 AnadoluÜniversitesi KamuYönetimi Lisans
2013-2015 Atatürk Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği ÖnLisans
1972-1973 Deniz Astsubay Okulu
1968-1972 Kayseri Teknik Lisesi Elektrik Bölümü
YabancıDil
Almanca DZ K. K. Almanca Dil Okulu Mezunu