Nevşehir

Nevşehir'de Kuraklık, Çekirge, Açlık: 1928’in Acı Hikâyesi

Nevşehir’de 1928 yılında yaşanan büyük kıtlık, kuraklık ve çekirge istilasıyla bölge halkını derinden etkiledi. Doç. Dr. Faruk Güçlü, o zor yılları kaleme aldı.

Nevşehir FİB Haber köşe yazarlarından Doç. Dr. Faruk Güçlü, 1928 yılında Nevşehir ve Acıgöl çevresinde yaşanan büyük kıtlığa dair dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

1928 yılında Nevşehir ve çevresinde yaşanan büyük kıtlık, kuraklık ve çekirge istilasıyla hayatı felç etti. Halk, açlıkla mücadele ederken çareyi göçte buldu.

Faruk Güçlü Yazdı: "1928’de Nevşehir’de Kıtlık"

Doç. Dr. Faruk Güçlü, 2016 yılında hayatını kaybeden babası Mehmet Ali Güçlü’nün el yazısıyla tuttuğu notlar ve şiirlerden yola çıkarak o dönemin zorluklarını gün yüzüne çıkardı.

1931 yılında Nevşehir’in Kozluca Köyü’nde dünyaya gelen Mehmet Ali Güçlü’nün aktardıklarına göre, Cumhuriyet döneminin en ağır kuraklıklarından biri 1928 yılında yaşandı. Özellikle İç Anadolu Bölgesi’nde etkili olan kuraklık, tarımı durma noktasına getirdi. Yağmur ve karın neredeyse hiç yağmaması nedeniyle ekilen tohumlar topraktan çıkmadı, meyve ağaçları kurudu.

Kuraklıkla birlikte ortaya çıkan çekirge istilası ise durumu daha da ağırlaştırdı. Bölge halkının temel geçim kaynağı olan buğday ve çavdar üretimi büyük ölçüde zarar gördü. O yıllarda buğdayın okkası 20 kuruşa kadar yükselirken, ancak 1931 yılında 2-3 kuruş seviyelerine gerileyebildi.

Yaşanan kıtlık, sadece tarımı değil, insan ve hayvan yaşamını da derinden etkiledi. Açlık ve susuzluk nedeniyle birçok hayvan telef olurken, köylüler hayatta kalabilmek için doğada buldukları keven bitkisini tüketmek zorunda kaldı. Anılarda, kevenin kökünden sökülüp ateşte ısıtılarak yenildiği, hatta bazı durumlarda taş tozunun una karıştırılarak ekmek yapıldığı anlatılıyor.

Zor şartlar nedeniyle birçok kişi köyünü terk ederek başta Adana olmak üzere Bursa, İzmir ve Konya gibi illere göç etti. O dönemlerde Adana, iş bulma umuduyla gidenlerin buluşma noktası haline geldi.

Mehmet Ali Güçlü’nün hatıralarında yer alan şiirler ise yaşanan dramı çarpıcı şekilde gözler önüne seriyor:

“Babam anlatırdı sene 1928
İç Anadolu’da görülmemiş kıtlık olmuş
Yağmur yağmamış, tohumlar çıkmamış
Açlık köylünün belini bükmüş”

Bir başka dizelerde ise çaresizlik şöyle anlatılıyor:

“Kazmayı alan kevene gitti
Kazdığı keveni ateşle üttü
Dikenli keven imdada yetti
Açlık köylünün belini büktü”

Bölgedeki kıtlık yalnızca Nevşehir ile sınırlı kalmadı. Kırşehirli Aşık Hüseyin de o dönemi dizelerinde şu sözlerle ifade etti:

“Kıtlık çöktü Kırşehir’e Keskin’e
Kayseri, Nevşehir, Yozgat üstüne”

Doç. Dr. Faruk Güçlü, yazısının sonunda bu tür felaketlerin tekrar yaşanmaması için toprağa, suya ve tarıma sahip çıkılması gerektiğini vurguladı.

1928 kıtlığı, Nevşehir ve çevresinde sadece bir doğal afet olarak değil; aynı zamanda göç, yoksulluk ve hayatta kalma mücadelesinin simgesi olarak hafızalarda yer almaya devam ediyor.