NİÇİN DÜNYADAYIZ?
Şu soruyu hep sormuşuzdur; Dünyaya neden geldik, niçin dünyadayız?
Soruya verilen cevaplar çeşitlilik arz eder. “Kaderimizde yazılıdır, tesadüfen geldik, niçin geldiğimiz bilinemez, Allah’ın takdiri, yaşanacak günlerimiz, alınacak nefeslerimiz varmış.” vs. gibi cevaplar verilmiştir.
Çok daha ilginç ve farklı cevaplarla da karşılaşırız.
İnsanlar bu soruya inançları, öğrendikleri, izlenimleri, okudukları ve duyduklarının etkisi ile cevap verirler. “Bilmiyorum!” diyenlerin sayısı yok denecek kadar azdır.
Ülkemizde ise bu sorunun cevabı neredeyse tektir; “Elbette Allah’ın takdiri ile dünyadayız.” deriz.
Konu üzerinde biraz duralım.
Sorunun cevabını aslında kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim vermiştir. “Sizi, Allah en güzel şekilde yaratmıştır.” Yani bizi yaratan da, dünyaya gönderen de Allah’tır. Kimi hadislerde aynı doğrultuda cevap verir. Tabii ki İslam âlimlerinin görüşleri de buna paraleldir.
Elbette bizleri yaratan, anne ve babamızı vesile kılarak dünyaya getiren, benlik veren, en güzel şekilde var eden Allah’tır. Bunda hiç şüphemiz yoktur.
Konuyu daha açmak için ‘insan’ üzerinde duralım. İnsanın beyni, eli, kolu, ayağı ve kaslarla meydana gelen bir gücü vardır. Tüm bunları insanın hizmetine veren Allah’tır. Akıl her şeyimizdir, öbür canlılardan bizi ayıran en önemli özelliğimiz.
Tüm bu yaratılışa bakarak şunu söylesek yanlış olmayacaktır; Allah, bizim öğrenmemizi, öğrendiklerimiz ile amel etmemizi, el, kol ve ayaklarımız ile bize güç ve enerji veren kaslarımızı kullanarak, O’nun emir ve yasaklarını gözeterek yaşamamızı, çalışmamızı, miletimiz ve insanlık için amel etmemizi istemektedir, işte “Niçin dünyadayız?” sorusunun cevabı da budur.
Aklımızı kullanarak okuyacak, öğrenecek, inanarak, inancımızın verdiği sorumluluklarımızı bilerek, doğru ve yanlışı ayırt edecek, her zaman iyi ve güzel işler yapacağız. Bu, ayrıca bize insan olmamızın verdiği bir görev, yükümlülüktür de.
Allah’ın bahşettiği sevgi ile ailemizi, akrabalarımızı, ülkemizi ve milletimizi sevecek, diğer canlılara sevgi ile yaklaşacağız.
“Allah’ın adı ile oku” ayeti ile yaratanı zikir edecek, ibadetlerimizi bize ve insanlığa hizmet etmenin bir yolu olarak görecek, bir gününüzün diğer günden farklı olması için azami gayret göstereceğiz.
Yaptığımız yanlış ve hatalardan tövbe edecek, tövbemizi bozmamak için çalışacak, aynı yanlışlara tekrar tekrar düşmeyeceğiz.
Müslümanın yitik malı olan ‘bilimin’ peşinde koşacak, İslam uygarlığını öne çıkarma sorumluluğu ile hareket edeceğiz.
Eğitim ve kültür düzeyini önce kendimiz sonra da milletimiz için üst seviyelere çıkarmanın gayreti içinde olacak, görevimizi en iyi şekilde yapacağız.
Tüm bunları yerine getirdiğimiz zaman sadece “niçin dünyadayız?” sorusunun cevabını vermekle kalmayacak, dünyada oluşumuzun gerekliliğini de öğrenmiş olacağız.
Yükümüz ağır, görevimiz kutsaldır.
Haydi, öyle ise…