Yerel

Özgüvende Özgürlüğün Ölçüsü

İnsan; ruhi ve bedeni bütünlüğü, anne ve baba şefkatinde var edilen, sorumluluk mükellefiyeti verilen, düşünen bir canlı olarak algılayan ve sorgulayan, kavrayan ve karar alan, ahlaki ve etik değerleri olan, sosyal bir canlıdır.

İnsan; ruhi ve bedeni bütünlüğü, anne ve baba şefkatinde var edilen, sorumluluk mükellefiyeti verilen, düşünen bir canlı olarak algılayan ve sorgulayan, kavrayan ve karar alan, ahlaki ve etik değerleri olan, sosyal bir canlıdır.

Her insan; zihinsel ve duygusal yanıyla, maddi ve manevi duruşuyla, kuvvetli ve zayıf yönüyle, alt ve üst benliğiyle, …vb. kendine özgü bir kişilik yapısına sahiptir. Bu yapı; kişinin iç ve dış dünyasındaki inanma ve bağlanma duygularının oluşmasında, güven ve cesaret olarak yansımasında ve özgüven gelişiminde, etken bir döngüdür. Özgüven; bir insanın neyi / ne kadar, bildiğine / bilemediğine dair yeterliliğini, duygu ve davranış olarak yaşantısına yansıtabilmesi durumudur. Bu durumun oluşumu bir süreçtir. Sosyal ve kültürel ortam, oyundaki mesaj, görseldeki içerik, besin, eğitim, sağlık, ...vb. tüm dinamik faktörler, bu süreç süresinde kişinin gelişiminin / değişiminin / etkileşiminin biçimlenmesinde ve özgürlük anlayışının çerçevesinin şekillenmesinde etken olabilmektedir.

Her insan; ahlaki ilkeler ve hukuki kurallar ölçüsünde özgürdür. Özgürlük; kişinin kendi iradesiyle, harici unsurlardan etkilenmeden karar alabilme / seçebilme / yapabilme hakkını, duygu ve davranış olarak yaşantısına yansıtabilme durumudur. Düşüncede, inançta, ifadede, iletişimde, ...vb. maddi ve manevi boyutlu olarak, çevreye zarar ve rahatsızlık vermeden, hayatını sürdürebilme durumudur. Her insan için; cinsiyet, coğrafya, din, dil, varlık, kılık, kıyafet, …vb. faktörlere bakılmaksızın var olan bir haktır. Bu kişisel haklar; aynı zamanda duyarlılık ve farkındalık kavramlarının, kişisel ve toplumsal kuralların ölçütleri ile alakalıdır ve özgürlük ölçüsünün sınırının belirlenmesinde etken olabilmektedir.

Ölçü, ölçüt gibi ifadeler; kuralı / dengeyi / değerlendirmeyi / karar almayı etkileyen temel unsurlardandır. Kâinattan dünyaya, toplumdan kişiye, maddeden atoma, …vb. her şey bir ölçü ve denge üzerinedir. Kuralsızlık ve dengesizlik, düzenin ve akışın bozulmasının nedenlerindendir. Toplumda; saygı temelli kurallar vardır. Aksi durumda her baskın unsur, kendi kuralını diğerine kabul ettirmek isteyebilmektedir. Özgüven iyidir, özgürlük güzeldir; ancak “adalet”, ölçünün temelidir. Özgüven ve özgürlük kavramları adı altında, yapılmak istenen her şeyde, başkalarının da aynı eşitlikte haklara sahip olduğu ve bir sınır çizgisinin bulunduğu bilinmelidir. Özgüven ve özgürlükte; ahlaki adalet ölçütleri önemlidir. Kişide duyarlılık ve toplumda farkındalık ilkleriyle, fıtri ölçüler doğrultusunda, akli muhakeme ve vicdani empati, insan hayatının merkezinde yer almalıdır. Zira, saygı temelli sosyal bir hayat, bunu gerektirmektedir.

Sonuç olarak; sosyal alanda, kültürel ortamda, işyerinde, sokakta, caddede yani her yerde uyulması gereken kurallara uymak, başkalarının hakkına, hukukuna, huzuruna saygı göstermek, mükellef olan her insan için önemlidir. Zira temel ölçü; “İnsan, kendisi için istediğini başkaları içinde istemeli, kendisi için istemediğini başkaları içinde istememelidir” ana fikriyle buyurulmuştur.

Bu satırlar; M. TUNCEL, Toplumsal Farkındalık, Nevşehir-2026; çalışmasından yararlanılarak hazırlanmıştır.